1216 nolu Hadis’in
İzahı:
Hz. Câbir rivayetlerini
Buhâri «Kitâbü'l-Î'tisâm», «Kitâbu'l-Meğazî» ve «Kitâbü'l-Umrede; Ebû Dâvûd
«Kitâbu'l-Hacc-da. tahrîc etmişlerdir.
Bu rivayetler dahî Hz.
Aişe rivayetlerinin delâlet ettiği ahkâmı bildirmektedir.
Şimdi bunların da
sırasıyla bâzı cümlelerini îzâh edelim:
«Terviye günü» nden
murâd: Zi'l- Hicce'nin 8. günüdür.
Ebû Gassân rivâyetindeki
«Âişe bir şey arzu etti mi, onun arzusunu yerine getirirdi.» cümlesinden murâd:
Dîn'en nakîsa sayılmayan bir şey istediği zaman istediğini yerine getirirdi,
demektir. Müteâkib hadîsdeki «Bizden her yedi kişi, bir devede müşterek
olacaktı.» ifâdesinde sığır da dâhildir. Çünkü «Bedene»: deve ve sığır,
mânâlarında kullanılır. Yalnız deve hakkındaki isti'mali daha çoktur.
Ebtah: El-Muhassab'a
bitişen Mekke vâdisidir.
Muhammed b, Hatim
rivayetinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in :
«Hedyim olmasaydı,
mutlaka ben de sizin gibi ihramdan çıkardım.» buyurması, hedy kurbanı
götürenler için haccı bozarak Umreye niyetlenmenin caiz olmadığını anlatmak
içindir. Hedy kurbanı götüren hacılar, onu kesmedikçe ihramdan çıkamazlar.
Kurban ise ancak bayram günü kesilir.
İbni Esir diyor ki:
«Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözüyle ashabının gönüllerini
almak istemiştir. Çünkü kendisi ihrâmlı olduğu hâlde ashabının ihramdan
çıkmaları, onlara girân gelmişti. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
gücenmemelerini tavsiye etmiş ve emrettiğini yapmaları, onlar için daha
faziletli olacağını bildirmiştir.»
Hz. Alî, Yemen'de zekât
me'mûru bulunuyordu. Hacca oradan geldiği anlaşılıyor.
Hz. Sürâka'nın
Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bu şekildeki hacc'ın yalnız o
sene'yemi mahsûs yoksa ebediyen böyle mi devam edeceğini sorması, Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in de ebediyen böyle devam edeceğini bildirmesi
hususunda ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Cumhûr-u ulemâ'ya göre bundan murâd:
Umrenin kıyamete kadar hacc aylarında yapılabileceğini anlatmaktır. Bununla
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) câhiliyet devrinden kalma bir âdeti
yıkmak istemiştir. Câhiliyet devrinde Araplar hacc aylarında Umre
yapılamıyacağına inanırlardı.
İkinci bir kavle göre bu
cümlenin mânâsı: Kır'an haccının caiz olduğunu bildirmektir. Bu haccda Umre
fiilleri de dâhildir ve kıyamete kadar böyle devam edecektir.
Nevevî diyor ki: «Bu
feshin sahabeye mahsûs olmak üzere yalnız o sene mi yapıldığı yoksa kıyamete
kadar hükmünün bakî mi kalacağı ve bu suretle hacca niyet edip de beraberinde
hedy kurbanı götürmeyenlerin hacclarını Umreye tebdil, edebilecekleri hususunda
ulemâ ihtilâf etmişlerdir.
îmam Mâlik, İmam Şafiî,
İmam Ebû Hanîfe ile Selef ve Halef 'in cumhuruna göre bu mes'ele o seneye
mahsûstur. Sonraki yıllarda haccı, Umreye tebdil etmek caiz değildir. O sene
Ashâb-ı kiram'a tebdil emri verilmesi, câhiliyet devrindeki îtikaada
muhalefette bulunmaları içindir.
Cumhûr-u ulemâ'nın
istidlal ettikleri bir hadîs de Hz. Ebû Zerr'den rivayet olunmuştur. Mezkûr
hadîsde:
«Haccı feshederek Umre
yapmak, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabına mahsus idi.»
denilmektedir.
Nesâî 'nin Haris b.
Bilâl vasıtasıyla babası Bilâl'-den rivayet ettiği bir hadîsde şöyle deniliyor:
«Yâ Resûlallah! Hacci
feshetmek bize mi mahsûstur, yoksa bütün insanlara ânım ve şâmil midir? diye
sordum; Resulullah
— Hayır, yalnız bize
mahsûstur; buyurdular.»
Hadîs-i Şerîf,
tenıettu'un caiz olduğuna, bir kimsenin ihramını, başkasının ihramına tâ'lîk
edebileceğine delildir.
Diğer ahkâmı, Hz. Âişe
rivâyetlerindeki gibidir.
îmam Şafiî ile ona
muvafakat eden ulemâ bu hadîslerle istidlal ederek hacc-ı kıran için bir
tavafla bir sa'yin kâfi geleceğini söylemişlerdir.
İbni Ömer, Câbir b.
Abdillâh ve Âişe (Radiyallahu anha) hazerâtı ile Tâvûs, Atâ' , Hasan-ı Basrî,
Mücâhid, İmam Mâlik, İbni Mâcişûn, İmam Ahmed, İshâk, Dâvûd-u Zahirî ve îbni
Münzîr'in mezhepleri budur.
Şa'bî, İbrahim Nehaî,
Câbir b. Zeyd, Abdurrahman b. Esved,
Sevrî, Hasan b. Salih ve İmam A'zam'a göre hacc-ı kıran için iki tavaf ve iki
sa'y lâzımdır.
Bu kavil Hz. Ali ile
İbni Mes'ûd (Râdiyallahu anhuma)'dan nakledilmiştir.