1227 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadisi Buhâri, Ebû
Davut ve Nesâî hacc bahsinde tahric etmişlerdir el Muhellebin beyanına göre
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın temettuundan murâd onu emir buyurmasıdır.
Umreden başlaması dahî aynî mânâyadır. Yani ashabına evvelâ Umre yapmalarını
sonra hacca niyetletmelerini emir buyurmuştur. El Mühelleb bu te'vil'in lâbud
olduğunu söylemiştir. Bâzıları mezkûr te'vili pek uzak görmüşlerdir. Kaadı îyâd
temettü kelimesinin lügat mânâsına hamledildiğini söylemişdir. Bu takdirde
temettu netice itibarı ile kır'an olur yani Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
evvelâ hacc-ı ifrada niyet etmiş, sonra Umre için ihrama girerek hacc-ı kır'an
yapmıştır. Kır'an ile temettu lügat itibarı ile aynı mânâya gelirler. Fakat
Ayni bu te'villeri beğenmemiş, en güzel te'vili Nevevi'nin yaptığını
söylemişdir. Onun te'viline göre Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in
temettuunun mânâsı evvelâ hacc-ı ifrada niyet edip, sonra Umre için ihrama
girmesinden ibarettir.
İhlalden murâd ihrama
girerken telbiye getirmektir. Bunu evvelâ Umre, sonra da hacc için ayrı ayrı
ihrama girdi mânâsına almamalıdır. Zira sair rivayetlere muhalif düşer.
«Halk da Nebi
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte temettü yaptılar. cümlesi bu te'vîli
te'yîd eder. Çünkü Ashâb-ı kiram evvelâ hacc-ı ifrada niyet etmişlerdi. Sonra
bu haccı, Umreye tebdil ettiler. Ve bu suretle temettu' yapmış oldular.
Gerçi Beyhakî, bu hadîsi
«Sünen-i Kübrâ» sında tahric etmiş, sonra : «Bize Âişe ile îbni Ömer
(Radiyallahu anh)'dan buna muârız bir hadîs rivayet olundu. O hadîsde hacc-ı
ifrâd yapıldığı bildiriliyor. Bu da Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in
temettü' yapmadığını gösterir.» demişse de bu söz Küfe fukahâsının kavlini
reddedemez. Çünkü onlara göre temettü' yapan bir kimse kurban götürürse haccını
bitirmedikçe ihramdan çıkamaz.
Sadedinde bulunduğumuz
hadîs dahî Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hacc-ı ifrâd yapmadığını
göstermektedir. Çünkü kurban götürmek, hacc-ı ifrâd yapanın İhramdan çıkmasına
mâni değildir.
Binâenaleyh hadîs,
Beyhakî'nin aleyhine hüccettir.
Nevevî diyor ki: «Bizce
Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kır'an temettu'undan başka suretle
haccetmiş olması doğru değildir. Zîrâ Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın
umresinden, hille çıkmayıp; kurbanı sebebiyle ihramda kaldığı hususunda ulemâ
arasında hilaf yoktur.
Hacc-ı kıran yapanın
hükmü de budur.»
Ebû'l-Hasen El-îşbîlî
«Muvatta*» şerhinde şunları söylemiştir :
«Bence Resûlullah
{Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in temettu'u, Temettu'-u kırandan başka bir şey
olamaz. Çünkü Umresinden, hılle çıkmadığında hilaf yoktur.
Hattâ ashabına hille
çıkmalarını ve hacclarını, Umreye tebdil etmelerini emir buyurmuştur.
Haccı feshedip Umre
yapmak ashâb-ı ResûluIlah'a mahsûstur. Sahâbe ile diğer ulemânın ekserisine
göre bugün bu caiz değildir. Çünkü Teâlâ Hazretleri hacca niyet edenlerin, onu
tamamlamalarını emir buyurmuştur. Sahâbe'den İbni Abbâs 'dan başka buna cevaz
veren bilmiyorum.»
İmam Ahmed ile Dâvûd-u
Zahirî bu bâbda İşbîli'ye tabî olmuşlardır.
Resûlullah {Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in üç gün oruçtan muradı Zi'l-Hicce'nin 7., 8. ve 9.
günleridir. Bu orucu tutanlar memleketlerine döndükleri vakit yedi gün oruç
daha tutarak on günü tamamlayacaklardır.
İmam Şafiî, hadîsin
zahirî ile amel ederek, orucun hakikaten memlekete döndükten sonra tutulacağına
kaail olmuştur. Hanefiler'e göre dönmekten murâd: Hacc fiillerini bitirmektir.
Zîrâ onları bitirmek memlekete dönmeye sebeptir.
İmam Şafiî 'ye göre
bayrama kadar üç gün orucu tutamayanlar onu teşrîk günlerinden sonra tutarlar.
İmam Mâlik teşrîk günlerinde tutulabileceğine kaail olmuştur.
Bu hususta başka
kaviller de vardır.
Rüknü istilâmdan murâd:
Hacer-i Esved'ı öpmek veya ona dokunarak, dokunduğu şeyi öpmektir.