SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1321 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsi Buharı hacc bahsinin, birkaç yerinde ve «Kitâbü'l-Vekâle»de, Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbni Mâce hacc bahsinde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir.

 

Yahya b. Yahya'nın son rivâyetindeki İbni Ziyâd, Müslim'in bütün nüshalarında bu şekilde rivayet olunmuşsa da Ebû Alî Gassânî, Mâzirî, Kadî îyâd ve Müslim'in sahihi üzerinde söz eden bütün hadîs ulemâsı bunun yanlış olduğunu söylemişlerdir. Doğrusu Ziyâd b. Ebî Süfyân'dır. Nitekim Buhâri, El-Muvatta ve Sünen-i Ebi Dâvûd gibi mutemed kitaplarda bu şekilde rivayet olunmuştur. Bu zât Ziyâdu'bnü Ebîh diye maruftur. Gerçi İbni Ziyâd isminde de bir râvi varsa da Hz. Âişe ye yetişmemiştir. Resûlullah (SalIallahu Aleyhi ve Sellem)'in Hz. Ebû Bekr'le Mekke'ye hedy göndermesi Hicretin dokuzuncu yılındadır. Kurbanı Ebû Bekr (Radiyallahu anh) kesmiştir.

 

Tahâvî bu hadîsi onsekiz tarikten rivayet etmiştir. Hadîsin bütün rivayetleri hedy göndermekle bir kimsenin ihram'a girmiş sayılamıyacağını ve ihrâmlıya haram olan şeylerin ona haram olmadığını göstermektedir.

 

îş'âr: Lügatte bildirmek mânâsına gelir, Şerîatte ise devenin sağ hörgücünü kan akıtacak şekilde demirle çizmektir. Bunda hayvana eziyet olup olmadığı nazar-ı itibâra alınmaz. Zira bir şeyi menetmek yalmz şâri' hazretlerinin hakkıdır. Bunu menetmek şöyle dursun bizzat Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz yapmıştır,

 

Kazzâz iş'ârı: «Devenin hörgücünü bıçakla delmektir» diye tarif etmiş; «El-Muhkem» nâm eserde: «İş'âr devenin derisini yarmak yahut kan çıkıncaya kadar yaralamaktır» denilmişdir. îbni Karakol'a göre İş'âr, devenin hörgücünü sağ tarafından genişliğine yarmak suretiyle onu nişanlamaktır. Hanefîler'den İmam Ebû Yûsuf'la İmam Muhammed iş'âr'ın kan akmcaya kadar hörgücün sol tarafından ve dibinden delmek suretiyle yapılacağını söylemişlerdir. Bir rivayette İmam Ahmed'in kavli de budur.

 

Sefâkusî'ye göre deve hırçın değilse horgücün sol tarafı yaralanır. Hırçın ise iki deve yan yana getirilerek aralarına girilir ve birinin hörgücü sağ tarafından, diğerinin sol tarafından çizilir. İmam Mâlik dahî hörgüc'ün sol tarafı çizileceğine kail olmuştur. İşbîli «El-Muvatta'» şerhinde iş'ârın hem sağdan, hem soldan yapılabileceğini söylemiştir. Hz. Abdullah b. Ömer İş'ârı bâzan sağ, bâzan da sol taraftan yapmıştır. Ekser-i ulemâya göre sağ taraftan yapmak müstehabdır. îmam Şafiî ile îshâk'ın kavilleri de budur. Delilleri İbni Abbâs hadîsidir. Mezkûr hadîste Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle namazını Zü'l-huleyfe'de kıldığı sonra bir deve isteyerek onu sağ hörgücünün yüzünden yaralayarak kan akıttığı, boynuna da iki nalın taktığı bildirilmektedir. İbni Habîbe göre iş'ar horgücün uzunluğuna yapılır. Uzunluğundan murâd horgücün sivrisinden yere doğru; genişliğinden murâd da boynundan kuyruğuna doğru yarmaktır.

 

Cumhûr-u ulemâya göre iş'âr sünnettir. Fakat İbni Ebî Şeybe'nin «Musannef»inde güzel isnâdlarla rivayet ettiği haberlere göre Hz. Âişe ile İbni Abbâs (Radiyallahu anh): «İstersen iş'âr yap, istersen yapma» demişlerdir.

 

Zahirîler'den îbni Hazm, Ebu Hanife'in; «Ben iş'ârı kerih görürüm. Bu bir ta'zîbdir»  dediğini söyledikten sonra Hz. İmam hakkında atıp tutarak ezcümle şunları söylemiştir : «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yaptığı bir işe ta'zîb demek olsa olsa bir âlimin en büyük kabahatlarından biridir... İmam-ı Azam'ın bu kavline seleften kaail olan bilmediğimiz gibi, asrında yetişen fukahâdan dahî Allah'ın onu taklîdle müptelâ kıldığı bâzı kimselerden başka muvafakat eden bulunduğunu bilmiyoruz.» İbni Hazm'a hak ettiği cevâbı Aynî vermiş ve şunları söylemiştir; «Bu bir sefâhet ve hayâsızlıktır. Çünkü fukahânın mezheblerini bahusus Ebû Hanîfe'nin mezhebini herkesten daha iyi bilen Tahâvi, Ebû Hanîfe'nin asıl iş'ârı kerih görmediğini, onun sünnet olduğunu da inkâr etmediğini yalnız iş'ârın sirayeti mûcib olup hayvanı helake sürükleyecek şekilde yapılmasını kerîh gördüğünü söylemiştir... Ebu Hanife bununla avam tabakasına bu kapıyı kapamak istemiştir. Çünkü câhiller bu husûsda had ve hududa riâyet etmezler. Ama bu cihete vâkıf olup da hayvanın etini kesmeden yalnız derisini çizmeyi Ebû Hanîfe kerîh görmemiştir. Hattâ Kirmani Ebu Hanife'nin bunu müstahsen addettiğini söylemiş ve esah olan da budur demiştir.» İbni Hazm'in «Ebu Hanife'nin bu kavline seleften kaail olan bilmiyoruz» sözü hakkında Aynî: «Bu söz fasittir. Çünkü İbni Battal, İbrahim Nehaî'nin dahî iş'âra kâii olma­dığını söylemiştir» diyor. Hz. Âişe ile İbni Abbâs (Radiyallahu anh)'ın hedy sahibini iş'âr yapmakla yapmamak arasında muhayyer bırakmaları da onlara göre iş'ârm sünnet veya müstehab olmadığına delildir.

 

İş'ârın hikmeti: Hayvan başka sürüye karıştığı zaman kolayca seçilmek, kaybolursa tanınmak, çalınırsa hırsızın onu bırakması, hayvanın kurbanlık olduğunu gören fakirlerin onun kesildiği yere gelmesi, başkalarını bu işe teşvik ve şeâir-i islâmiyyeyi ta'zîm gibi şeylerdir.

 

îş'ârın deveye mahsus olup olmadığı ihtilaflıdır. İbni Ömer (Radiyallahu anh) sığırlara da iş'âr yaparmış. İbni Hazm bunu Übeyy b. Ka'b (Radiyallahu anh)'dan da rivayet etmiştir. îbni Battal ile Şa'bî'ye göre sığıra da deve gibi iş'âr yapılır ve nişan takılır. Ebû Sevr'in kavli de budur. İmam Mâlik iş'ârla nişan takmanın yalnız hörgüçlü hayvanlara yapılacağını, hörgüçsüzlere ise iş'âr yapılımıyacağım söylemiştir. Said b. Cübeyr: «Hörgüçsüz hayvanlara yalnız nişan takılır, iş'âr yapılmaz» demiştir. Koyuna iş'âr yapmak sünnet değildir. Çünkü koyun hem zayıf bir hayvandır hem de yapağı iş'âr yerini örter. İbni Tin: «Hörgüçlü sığır hakkında Ebû İshâk'tan başka hiç bir kimsenin hilaf zikrettiğini bilmiyorum ama bu hayvanın mevcûd olduğunu da sanmıyorum» demişdir.

 

Taklîd: Hayvanın boynuna alâmet olmak üzere nalın veya deri gibi bir şey asmaktır. Bu bilittifâk sünnettir.

 

 

Mahir:

Yukarıda ismi geçen: İbni Hazm'a hak ettiği cevabı Aynî vermiş ve şunları söylemiştir diyen merhum Ahmed Davudoğlu ve Ayni İbn-i Hazm gibi dünyaca muteber bir alim’e cevap verecek niteliğe sahip değillerdir.

İbn-i Hazm ki Zahiri mezhebinin kurucusu olan Davud-u Zahiri’yi dahi geride bırakarak Zahiriyye mezhebini güçlendirmiştir. Sırf mezhep taassubu namına Ahmed Davudoğlu ve Ayni gibi alim şahsiyetlerin söz söylemeleri eziyet verici.