1407 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhâri «Meğâzî»,
«Zebâih» ve «Nikâh» bahislerinde; Tirmizî ile ibni Mâce «Nikâh» da; Nesâî «Av»
bahsinde muhtelif râviîerden tahric etmişlerdir.
Buraya kadar geçen
rivayetlerden anlaşılıyor ki, nikâhı mut'a islâm'ın ilk zamanlarında bir müddet
mubah kılınmış, sonra bu hüküm nesh edilerek mut'a'nın kıyamete kadar haram
olduğu bildirilmiştir.
Hattâbi diyor ki: «Bu
nikâh islâm'ın ilk devirlerinde mubah idi. Sonra haram kılındı. Bugün imamlar
arasında bu hususta hüâf kalmamıştır. Yalnız bâzı Râfizîler'in söylediği bir
takım sözler vardır. ibni Abbâs uzun gurbet ihtiyaç ve fakirlik dolayısiyle
muztar kalanlar için bir zamanlar bunun mubah olduğuna kaail bulunuyordu. Sonra
tevakkuf ederek bu hususta fetva vermekten vazgeçti.»
ibni Abdilberr
«Et~Temhîd» nâm eserinde şunîarı söylemektedir: «Nikâhı mut'a'da şâhid
bulundurmaya lüzum olmadığına ve bu nikâhın bir müddette sona erdiğine, bu
müddet bitince boşamadan ayrılma vuku bulduğuna, karı ile kocanın arasında
mîras cereyan etmediğine ulemâ ittifak eylemişlerdir. Mezkur nikâh Allah'ın
kitabında ve Resulünün sünnetinde beyân buyrulan zevcelerin hükmü değildir.»
Burada şöyle bir suâl
hâtıra gelebilir: Mut'a muvakkat nikâh demek olduğuna göre karı ile kocanın
âdet müktezâsı yaşayamayacakları kadar uzun bir müddet meselâ ikiyüz sene için
mut'a yapılsa nikâh yine batıl mıdır?
Cumhuru ulemâ; bâtıl
olduğuna kaaildirler. Hanefiler'den imamı Zufer'e göre şart: bâtıl, nikâh:
sahîhdir.
Nikâhı mut'a bâtıl
olunca bu nikâhla birleşen karı-kocaya hadd-i şer'i tatbik olunur mu olunmaz mı
meselesi ulemâ arasında ihtilaflıdır. Ekseri Mâlikiler'e göre hadd-i şer'î
tatbik edilmez. Çünkü burada akd şübhesi vardır. Ashâb-ı kiram bu hükmün
kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bu mesele Kur'ân-ı
Kerîm'in haram kıldığı şeylerden değildir. Bununla beraber nikâhı mut'a
yapanlar şiddetle cezalandırılırlar.
Rafi'îye göre Hz. ibni
Abbâs'in nikâhı mut'a'ya fetva vermekten döndüğü doğru ise bu bâbda icma' hasıl
olmuştur. Binâenaleyh mut'a yapanlara hadd-i şerî' vurulur. Hz. ibni Abbâs'ın
döndüğü doğru değilse mesele bir asırda yetişen ulema arasında ihtilaflı,
onlardan sonra gelenler bu babdaki kavillerin birini tercih etmiş demek olur.
Ki ona icma' denilip demlemeyeceği hususunda iki kavil vardır. icina* diyenlere
göre; hadd-i şer-i vacib değildir diyenlere göre had vurmak icab etmez. Nevevî
de bu kavli sahih bulmuştur.
- Nikâhı mut'a'nın ne
zaman haram kılındığı hususunda rivayetler muhteliftir. Hayber vakıasında,
Mekke'nin fethinde, Evtâs gazasında, Tebuk'de, Haccetu'l-Vedâ'da ve Ömre-tu'1
Gazâ'da haram kılındığına dâir hadîsler rivayet olunur. ibni Abdilberr: «Bu
babta şiddetli ihtilâflar ve pek çok hadîsler vardır. Ama biz onları yazmadık.»
demiştir. Rivayetlerin muhtelif şekillerde araları bulunmuştur. Nevevî :
«Doğrusu ve muhtar olan kavil şudur ki, mut'a'nın haram ve mubah kılınması iki
defa olmuştur. Hayber vak'asmdan önce mut'a helâldi. Sonra Hayber günü haram
kılındı. Bilâhare Mekke'nin fethinde yine mubah kılındı. Evtas gününden murâd
da Mekke'nin feth edildiği gündür. Mut'a için orada üç gün müsaade verildikten
sonra bu hüküm nesh edilmiş nikâhı mut'a kıyamete kadar haram kılınmıştır.
Üç şeyin ikişer defa
nesh edildiği söylenir. Bunlar: Nikâhı mut'a, ehli eşeklerin etini yemek ve
namazda Beyt-i Makdîs'e dönmektir.
Ulemâdan bazıları nikâhı
mut'a meselesinde nâsiha ihtiyaç olmadığını söylemişler : «Çünkü bu nikâh ancak
üç gün mubah kılınmıştı. Bu müddet bitince onun cevâzi da kendiliğinden sona
erer.» demişlerdir.
Nikâhı mut'a mânâsında
bir de nikâhı muvakkat vardır. Bu nikâh aynen mut'a gibi batıldır. Aralarındaki
fark hemen hemen Iafzîdir. Meselâ: Nikâhı mut'a temettü' ve istimta' gibi
kelimelerle akd edildiği halde nikâhı muvakkat nikâh ve tezvic gibi kelimelerle
kıyılır; nikâhı mut'a'da şâhid ve müddetin tayini şart değildir. Fakat nikâhı
muvakkatte bunlar şarttır.
Mânâ itibariyle her
ikisi de bâtıl olduğu için, Hanefîîer'den Kemâl b. Hümâm nikâhı muvakkati
mut'a'nın efradından saymıştır.
Hz. Ali'nin: «Sen
gerçekten şaşkın bir adamsın» diyerek sitem ettiği zat Hz. ibni Abbâs'dır.
Bâzıları bu ve bundan sonra gelen: Ağır ol ey ibni Abbas!..» rivâyetiyle Hz.
ibni Abbas'in mut'a hakkındaki fetvasından döndüğüne istidlal ederlerse de bu
rivayetlerde onun döndüğüne dair bir sarahat yoktur. Bilâkis az evvel geçen
ibni Zübeyr rivayeti Hz. ibni Abbâs'ın mezkur fetvadan henüz dönmediğini
gösterir. Çünkü Abdullah b. Zübeyr'in Hz. ibni Abbâs'a ta'rizde bulunması
kendisinin halîfe bulunduğu sıradadır. O zaman Hz. Ali (Radiyallahu anh)
dünyadan gitmişti. Anlaşılıyor ki, Hz. Ali vaktiyle ibni Abbâs (Radiyallahu
anh)'a. mut'a'nın Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından nehyedildiğini
söylemiş, fakat ibni Abbâs bunu kabul etmiyerek bir müddet nikâhı mut'a için
fetva vermeye devam etmiş, nihayet fetvasından dönerek mut'a'nın ilelebed haram
olduğunu kabul etmiştir. Nitekim Tirmizî'nin rivayet ettiği bir hadîs de bunu
te'yid eder. Bazıları Hz. ibni Abbâs'ın mut'a'yı yalnız seferlerde mecburiyete
ıztırâr halinde mubah gördüğünü rivayet ederler. Hattâ Saîd b. Cübeyr'in Hz.
ibni Abbâs'a: «Senin fetvan aldı yürüdü ve onun hakkında şâirler şiir söyledi»
diyerek bir beyit okuduğu; ibni Abbâs bunu dinledikten sonra şaşarak:
«SübhanaHah! Ben böyle bir fetva vermedim. Nikâhı mut'a ancak lâşe, kan ve
domuz eti gibi bir şeydir. Muztar kalmayanlara helâl olmaz» dediği söylenir.