SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1456 nolu Hadis’in İzahı:

 

Müslim'in birçok nüshalarında bu hadisin üçüncü rivayetinde Ebu'l-Halil ile Hz. Ebu Saîd-i Hudrî- arasında Ebu Alkame zikredilmemiştir. Yalnız İbni'l-Hazzâ' nüshasında arada Ebu Alkame vardır. Bu sebeple Gassâni: «Doğrusunun hangisi olduğunu bilmiyorum» demiştir. Kaadi İyâd, Gassâni'den başkalarının: «Doğrusu Ebu Alkame'yi zikretmektir» dediklerini söylemektedir. İmam Nevevi'ye göre ise her iki rivayetin doğru olması muhtemeldir. Çünkü Ebu'l-Halîl'in hadîsi iki vecihle işitmiş olması ve işittiği şekillerde rivayet etmesi mümkündür. 

 

Evtâs: Tâifde bir yerin ismidir. Hadîsin rivayetlerinden de anlaşılacağı vecihle bu yerde müsiümanlarla müşrikler arasında harb olmuş; neticede müslümanlar gâlib gelerek birçok esirler almışlardır. Ancak alınan kadınların kocaları olduğunu düşünen bâzı ashâb günah olur endişesi ile onlara yakınlık etmekten çekinmişlerdir. Zira evli bir kadın, kocasından başka kimseye helâl olmaz. Bunun üzerine âyet inerek esîr alınan evli kadınların, istibrâ yapılmak şartı ile müslümanlsra helâl oldukları bildirilmiştir.

 

Âyet-i Kerîme'deki «muhsane»lerden murâd, evli kadınlardır. İddetten maksad da istibrâdir.

 

îsiibrâ: Kadının hâmile ise doğurması, değilse cima' olunmadan bir hayız müddeti beklemesidir.

 

Muhsaneni aslı olan ihsan kelimesi gerek lügatte gerekse Kur'ân-ı Kerîm'de: İslâm, hürriyyet, evlenmek ve iffet mânâlarında kullanılmıştır. Bu mânâlar muvacehesinde âyet-i kerîmedeki «muhsaneler»den murâd ne olduğunu anlamak Âlusî'nin dediği gibi müşkildir. Hattâ Mücâhid :

 

«Bu âyeti kimin tefsir ettiğini bilsem ona deve ile giderdim.» demiştir, îbni Ebî Şeybe 'nin Ebu's-Sevdâ'dan tahrîc ettiği bir rivayette Ebu's- Sevdâ'nın :

 

«İkrime'ye bu âyetin mânâsını sordum da: bilmiyorum; cevâbını verdi.» dediği bildiriliyor.

 

Yine Âlusi'nin beyânına göre bu âyet hakkında mütekaddimîn ulemâdan dört kavil rivayet olunmuştur :

 

1- Muhsanelerden murâd evli kadınlardır. Mülkden murâd ise hassaten esîr almak suretiyle hâsıl olan mülktür. Zira nikâhın feshini ve kadının esir alan kimseye helâl olmasını İktizâ eden budur. Mezkur kavil Hz. Ömer, Hz. Osman, cumhur-u sahabe, cumhur-u tabiîn ve dört mezhebin imamlarından rivayet olunmuştur.

 

Ancak sebep mücerred esîr almak mıdır yoksa yalnız kadını esîr etmek midir? meselesinde ihtilâf olunmuştur. İmam Şafiî'ye göre kadının kocasından ayrılmasına sebep mücerred esîr alınmasıdır.

 

Ebu Hanife'ye göre ise sebep, kadının yalnız başına esir edilmesidir. Şayet kocası ile birlikte esir edilirse kadın esir alana helâl olmaz. Bu bâbda Hanefiher'le Şâfiîher arasında karşılıklı ftiraz ve cevaplar teati edilmiştir.

 

2- Âyetteki «muhsanelenden murâd evli kadınlar; mülkden maksad da mutlak surette mülk-i yemindir. Binâenaleyh evli bir câriye: satın almak, esîr etmek veya bağış gibi bir sebeple birinin mülküne geçerse kocasından boş düşer; ve kendisini alan kimseye  helâl olur. İbni Mes'ud (Radiyallahu anh) ile ashab-ı kirâm'dan bir cemâatin kavileri budur, İmâmiye taifesinin cumhuru da buna kaaildirler.

 

3- «Muhsaneler»  tâbiri afife, hür ve evli kadınlara şâmil olduğu gibi, mülk dahî mülk-i yemîn ve mülk-i nikâha âmm ve şâmildir. Binâenaleyh âyetin mânâsı şöyle olur :

 

«Zina haramdır. Nikâh akdi veya mülk-i yeminle alınmayan her ecnebi kadın da haramdır.» Saîd b. Cübeyr, Atâ ve Süddî'nin mezhepleri budur. Mezkur kavil bâzı sahâbe-i kirâm'dan rivayet olunmuş; İmam Mâlik de «El-Muvattâ»da onu ihtiyar etmiştir.

 

4- «Muhsaneler»den murâd: Hür kadınlar; mülkden maksad da mutlak mülktür. Âyet-i kerîme dörtten fazla hür kadınla evlenmeyi yasak etmektedir. Milk-i yeminle alınan cariyeler bundan müstesnadır.

 

El-hâsıî evli kadınlar kocalarından başkalarına haramdırlar. Ancak esîr etmek suretiyle alınan evli kadınlar bu hükümden müstesnadırlar. Çünkü esîr almakla onların nikâhları münfesih olur. Bunlar istibrâ müddeti geçtikten sonra kendilerini esîr alan müslümanlara mülk-i yeminle; sair müslümanlara nikâhla helâl olurlar.

 

Yalnız İmam Şafiî ile diğer bir takım ulemâya göre ehl-i kitâb olmayan küffâr kadınları müslüman olmadıkça mülk-i yeminle cimâ'ları caiz değildir. Evtâs harbinde esîr alınan Arap kadınları putperest idiler. Binâenaleyh hadîs, «Müslümanlığı kabul etmişlerdir» diye te'vîl olunur. Nevevî buna benzer yerlerde bu te'vîlin mutlaka yapılması lâzım geldiğine işaret etmiştir.