1531 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buharı «Buyu'»
bahsinde muhtelif tariklerden rivayet ettiği gibi, Nesâi «Buyu'» ile «Şurut»
bahislerinde; İbni Mâce «Ticâret»de
tahrîc etmişlerdi]-.
Hıyar: Muhayyerlik yâni
alıp almamak hususunda serbest olmaktır. Hıyar-ı meclis : Akid halindeki
muhayyerliktir.
Satışın vacib olmasından
murâd: Kat'îleşmesidir.
Bu hadîs alış veriş
yapanların satış akdinden sonra birbirlerinden ayrılmadan akdi bozup bozmamakta
muhayyer olduklarına delildir. Ancak buradaki ayrılmanın bedenen mi yoksa
kavlen mi olduğu ulemâ arasında ihtilaflıdır.
İbrahim Nehaî, bir
rivayette Sevrî, Rabîa, İmam Mâlik, İmam Âzam ve İmam Muhammed ayrılma dan
muradın kavli olduğunu söylemişlerdir. Onlara göre satıcı: «Sattım», müşteri
de: «Aldım» dedimi, iş bitmiş ve iki taraf birbirinden ayrılmış sayılır. Artık
hiç birine muhayyerlik hakkı kalmaz. Müşteri o malı ancak görmek, kusursuz
olmak veya muhayyer kalmak gibi bir şartla aldığı zaman sahibine iade edebilir.
İmam Ebû Yûsuf'a göre muhayyerliğe mâni olan ayrılık, icâb yapıldıktan sonra
kabul vaki' olmadan tarafların bedenen birbirlerini terketmeleridir.
Ashâb-ı Kiramdan Alî b.
Ebî Tâlib, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Abbâs, Ebû Hureyre ve Ebû
Berzete'l-Eslemî (Radiyallahu anh) hazerâtıyla tabiînden Tâvûs, Saîd b.
Müseyyeb, Atâ, Kaadî Şureyh, Hasan-ı Basrî, Şa'bî, Zührî, Evzâî, İbni Ebî Zi'b
, Süfyân b. Uyeyne, diğer ulemâdan İmam Şafiî, İbni Mübarek, Alî b. Medînî,
Ahmed b. Hanbel, İshâk b. Râhuye, Ebû Sevr, Ebû Ubeyd, Muhammed b. Cerîri
Taberî, hadis imamlarından Buhari ve başkalarına göre alıcı ile satıcının
ayrılmalarından murâd; Bedenen birbirlerinden uzaklaşmalarıdır. Zâhirîler'in
mezhebi de budur, Bu zevat alıcı ile satıcı bedenen birbirlerinden ayrılmadıkça
akdîn tamam olmadığına kaildirler.
Hadîsin ekseri
rivayetlerinde ayrılma için (teferruk), bâzılarında da (iftirak) kelimeleri
kullanılmıştır. Bâzı lügat âlimleri bunların arasında mânâca fark görmüş,
teferrukun bedenen, iftirakın ise kavlen birbirinden ayrılmak mânâlarına
geldiklerini söylemişlerdir. Aynî'nin üstadı Zeynüddîn: «Bu da ayrılığın bedenî
olduğunu söyleyen cumhurun mezhebini te'yid eder.» demiştir. Fakat İbni'l-Arabî
bu farkı kabuî etmemiş; Kur'ân-ı Kerîm'de buna şâhid bulunmadığı gibi,
iştikakın da te'yîd etmediğini bildirmiştir.
Hadîsin: «Ancak
muhayyerlik şartiyle yapılan satış müstesna!» cümlesi hakkında Nevevî şunları
söylüyor: «Ulemamız ile diğer ulemânın beyanlarına göre burada üç kavil vardır.
Bunların esah olanı, muhayyerliğin akid tamamlandıktan sonra o meclisten
ayrılmadan sübût bulmalıdır. Mesele şöyle takdir edilir: Alıcı ile satıcıya
birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerlik vardır. Ancak birbirlerine muhayyerliği
yalnız akid meclisinde tanırlar da akdi muteber sayarlarsa o zaman satış sırf o
esnadaki muhayyerlikle tamam olur; ve muhayyerlik birbirlerinden ayrılıncaya
kadar devam etmez.
İkinci kavle göre
istisnanın mânâsı: Bu hükümden ancak üç gün yahud daha az müddet muhayyerlik
şartiyle yapılan satış müstesnadır; demektir. Bu takdirde muhayyerlik
tarafların birbirinden ayrılmaları ile sona ermez; şart koşulan müddet
geçinceye kadar devam eder.
Üçüncü kavle göre
istisnanın mânâsı: Ancak meclis muhayyerliği, bulunmamak şartiyle yapılan satış
müstesnadır; demektir. Bu takdirde satış nefs-i akidle tamam olur; muhayyerlik
yoktur. Satışın bu suretle sahih olacağını söyleyenlerin te'vîli budur.
Ulemâmızca esah olan kavle göre bu şartla satış bâtıldır. İşte bu hadîs
hakkındaki hilafın hülâsası budur. Ulemâmız bilîttifak birinci kavli tercih
etmişlerdir. İmam Şâfiî'den nassan nakledilen kavil de budur. Öteki kavilleri
birçokları bâtıl saymış; kaillerini hatâya nisbet etmişlerdir..-»
Nevevî bundan sonra
muhaddislerden Beyhakî ile Tirmizî'nin de bu kavli tercih ettiklerini söylemiş;
İbni Münzir'in bu tefsiri Sevrî ile Evzâî, Süfyân b. Uyeyne, Abdullah b. Hasan
el-Anberî, İmam Şafiî ve îshâk b. Râhuye'den naklettiğini bildirmiştir.
Yine Nevevî'nin beyânına
göre; «Meğer ki, biri diğerini muhayyer bıraka! cümlesinin mânâsı: Birinin
diğerine: «Satışın geçerli olduğunu ihtiyar et!» demesidr. Şayet ihtiyar ederse
akid tamamdır. Bir şey söylemeden susarsa muhayyerlik hakkı devam eder. Satışı
sözle ihtiyar edenin muhayyerliğinin sona erip ermeyeceği hususunda
Şafiîler'den iki kavil rivayet olunmuştur. Bunların esah olanına göre
muhayyerliği sona erer; hadîsin zahiri buna delildir.
Hattâbî diyorki: «Bu
hadîs hıyar-ı meclisin sübûtu hakkında en açık delildir; ve hadîslerin zahirine
muhalif olan her te'vîli iptal etmektedir. Hadîsin sonundaki (satışı yaptıktan
sonra ayrılırlarsa...) cümlesi de böyledir. Bu sözde muhayyerliği kesen
ayrılığın bedeni olduğuna açık beyân vardır; zîra ayrılık sözle olur mânâsına
gelse hadisin bir faydası kalmaz.»
Aynî, Hattâbî'nin bu
sözlerine cevap vermiş; hadîsin taraflardan biri İcâbı yaptıktan sonra ötekinin
muhayyer kalması, akdi isterse kabul, dilerse reddetmesi hususundaki hıyar-ı
meclis hakkında en açık bir delil olduğunu, yoksa iki taraf icâb ve kabulü
yaptıktan sonra akid tamam olduğu için muhayyerlik kalmayacağını, ancak ortada
kusur sebebiyle muhayyerlik gibi bir şart varsa ona riâyet edileceğini
bildirmiş; buna delîl olarak da Nesâî'nin tahrîc ettiği Hz. Semûra hadîsini
göstermiştir. Mezkûr hadîste:
«Alış veriş yapanlar
birbirlerinden ayrılmadıkça ve her biri satıştan dilediğini almadıkça
muhayyerdirler.» buyurulmuştur.
Tahâvî: «Bu hadîsteki (Her
biri satıştan dilediğini almadıkça) ifâdesi alış veriş yapanların muhayyerliği
akidden önce olduğuna delildir. Alanla satan arasında akid, müşterinin razı
olacağı hususta yapılacak; onun rızâ göstermediği başka bir şeye aid
olmayacaktır. Çünkü bu hadîsteki ayrılmayı bedenen ayrılmak mânâsına alanlar
arasında müşterinin satılan maldan istediği miktarı alıp kalanını
bırakamayacağı, malı ya tamamen alması yahut tamamen terk etmesi gerektiği
hususunda hiç bir hilaf yoktur. diyor, ki bu da alış veriş yapanların
birbirlerinden ayrılmalarından murâd, bedenen değil kavlen olduğunu gösterir.
Hattâbî'nin: «Her
te'vîli iptal etmektedir.» sözü Hanefîler'ce müsellem değildir. Çünkü bir nass
hakkında iki te'vîl birbirine zıd düşerse o nassla amel edilmeyip kıyasa baş
vurulur; ve bey' icâre gibi akidler nikâh akdine kıyâs olunurlar; zîra hepsi
îcâb ve kabulle tamam olurlar. Nikâhta akidden sonra bedenen ayrılmak şart
değildir, binâenaleyh burada da öyledir.
îmam Mâlik: «Alış veriş
yapanların birbirlerinden ayrılmaları hususunda malûm bir had ve muayyen bir
vakit yoktur. Bu, üzerine satış akdi tevakkuf eden bir meçhuliyettir ki,
mülâmese ve münâbeze satışları ile meçhul bir müddete kadar muhayyer kalmak
şartiyle yapılan satışa benzer; böyle bir satış kat'î surette fâsiddir.» demiştir.