1559 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhâri
«Kitâbül-İstikrâz»da; Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî «Buyu!»da; İbni Mâce
«Ahkâm»da muhtelif râviîerden tahrîc etmişlerdir.
Hadîs-i şerif Şâfiiler'e
göre satış; Hanefîîer'ce ise gasb, emanet ve emsali hakkında; vârid olmuştur.
Bu bâbta : îbni Huzeyme, îbni Hibbân ve İmam Mâlik dahî hadisler rivayet
etmişlerdir. Bir mal satın alıp da iflâs eden yahut ödemeden ölen ve aldığı mal
olduğu gibi durduğu halde başka malı olmayan bir kimse hakkında ulema ihtilâf
etmişlerdir.
Atâ' b. Ebî Rabâh,
Urvetü'bnü Zübeyr, Tâvûs, Şa'bî, Evzâî, Ubeydullah b. Hasen, İmam Mâlik, Şafiî,
Ahmed b. Hanbel, İshâk ve Dâvûd-u Zahirî bu hadisin zahiri ile istidlal ederek:
«Bir adam iflâs eder de elinde satın aldığı bir mal bulunursa, o malı satan
şahıs malını almaya diğer alacaklılardan daha haklıdır.» demişlerdir. Ebû Ömer
İbni Abdilberr, Hicaz fukahâsı île muhadislerin, bâzı feri' meselelerinde
ihtilâf etmekle beraber bu hadisin umumu ile istidlal hususunda ittifak hâlinde
olduklarını kaydettikten sonra şunları söylemiştir : «Sattığı malı olduğu gibi
müflisin elinde bulan bir kimse malını geri almak ister de diğer alacaklılar
buna razı olmaz, ona malının parasını ceplerinden vererek o malı kendileri
almak ister; alırken fazlasına da el koyarlarsa caiz olur mu olmaz mı
meselesinde Mâlik ile Şafiî ihtilâf etmişlerdir. İmam Mâlik: Alacaklıların buna
hakkı vardır; onlar malın parasını verirlerse mal sahibi malını geri alamaz,
demiş; Şafiî ise bu hususta alacaklılara söz hakkı olmadığını söylemiş ve ; Bu
malı müflis ile mirasçılarının almaya hakları yoksa alacaklıların hiç de olmaz;
burada ancak malı satana muhayyerlik vardır, isterse malını ahr; dilerse almaz
da diğer alacaklılarla birlikte o mala ortak olur; çünkü Nebi (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) o malda sahibine, alacaklılardan daha fazla hak tanımıştır;
demiştir. Ebû Sevr ile İmam Ahmed'in ve bir cemaatin kavilleri de budur.
Mâlik ile Şafiî, mal
sahibi parasının bir kısmını alırsa ne hüküm verileceğinde de ihtilâf
etmişlerdir. İbni Vehb ile başkalarının Mâlik'den rivayetlerine göre mal sahibi
dilerse aldığı meblağı iade ederek malını alabilir. Şafiî şöyle demiştir:
Satılan mal bir köle olur da yarı parasını aldıktan sonra iflâs vuku' bulursa,
kölenin yarısı sahibinin olur; zîra para kölenin aynına mukabildir. Kalan
yarısını da alacaklılar nâmına satar. Aldığı paradan bir şey iade edemez; çünkü
alacağını almıştır. İmam Ahmed'in kavli de budur.
Müflisin tevkif
edilmeden ve mahkemece iflâsına hüküm verilmeden ölmesi hâlinde dahî ihtilâf
etmişlerdir. İmam Mâlik, müflisin ölü hükmünde olmadığını, ölüm hâlinde mal
sahibi malını aynen bulduğu takdirde diğer alacaklılarla beraber olacağın;,
iflâs halininse böyle olmadığını söylemiştir. İmam Ahmed'in kavli de budur.
«Et-Tevdîh» nâm eserde:
Hadîsin muktezâsı, mal sahibinin dönebilmesidir; ister paranın bir kısmını
almış olsun; çünkü hadîs mutlaktır; deniliyor. Şafiî'nin yeni kavli budur. Eski
kavlinde buna muhalefet etmiş, sadece paranın kalan kısmında alacaklılarla
ortak olacağını söylemiştir.»
Şâfiîler hadîsin: «Bir
kimse malını olduğu gibi bulursa...» cümlesiyle istidlal ederek mal sahibinin
malını alabilmesi için onu olduğu gibi, hiç değişmemiş bulmasını şart
koşmuşlardır. Mal azalmak gibi zâtında yahut sıfatlarından birinde değişikliğe
uğramışsa, sahibi diğer alacaklılarla beraber olur. Buhâri şârihi Aynî,
Şâfiîler'den birinin bu bâbta uzun tafsilât verdiğini söylemiş ve bu tafsilâtı
kitabında nakletmiştir.
İbrahim Nehâî. Hasan-ı
Basrî, bir rivayette Şa'bî, Vekî' b. Cerrah, Abdullah b. Şubrume, Ebû Hanîfe,
Ebû Yûsuf, Muhanımed b. Hasen ve Züfer'e göre malı satan kimse sair alacaklılar
gibidir, Ömer b. Abdüâzîz'den sahih senetle rivayet olunmuştur ki:
«Bir kimse sattığı malın
parasından bir miktarını alır da sonra müşteri iflâs ederse, satanla diğer
alacaklılar müsavî olur.» demiştir. Zührî'nin kavli de budur. Böyle bir kavil
Hz. Alî'den de rivayet olunmuştur. Katâde'nin HalIâs b. Amr vasıtasiyle Ali
(Radiyallahu anh) dan tahrîc ettiği bu rivayette:
«Malı satan onu olduğu
gibi bulursa, alacaklılarla beraber olur.» denilmektedir. Hz. Ali'nin bu sözü:
«Bu hususta sahabeden Osman'ın kavline muhalefet eden bilmiyoruz.» diyen İbni
Münzir'in kavlini reddeder. Hz. Osman'ın kavli şudur: Bir kimse birindeki
alacağını aldıktan sonra hâkim borçluyu müflis ilân etse, artık o kimsenin
aldığı kendinindir. Çünkü hassaten alacaklıların o mala karışma, hakları
yoktur. Kim hak isbât ederse o alır. Fakat sattığı malı aynen müflisin elinde
bulan onu almaya diğer alacaklılardan daha haklıdır. İşte îmam Mâlik, Şafiî ve
Ahmed b. Hanbel bu kaville amel etmişlerdir,
Hanefiler'den Tahâvî
babımız hadîsi hakkında şunları söylemiştir: «Bu hadîste bir kimsenin aynen
kendi malını bulmasından bahsediliyor; halbuki satılmış mal artık satanın kendi
malı değildir; bu mal satmazdan önce onun idi. Bir adamın kendi malı ancak
ondan gasbedilen yahut ödünç veya emaneten verdiği şeylerdir. Bu gibi mallarda
o kimse diğer alacaklılardan daha haklı olur. Hadîs-i şerîf işte bu mânâda vârid
olmuştur. Nitekim Hz. Semuratü'bnü Cündeb 'den rivayet olunan bir hadîs de buna
delâlet etmektedir. Hadîs şudur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);
«Bir kimsenin eşyası
çalınır yahut kaybolur da, onu bîr adamın elînde olduğu gibi bulursa, o kimse
aynen o eşyayı almaya en ziyade hak sahibidir. Müşteri parasını satıcıdan geri
alır.» buyurdular.)
Bu hadîsi Taberân'î dahî
tahrîc etmiştir. Hadîs-i şerif, Ebû Hureyre hadîsinden murâd : Emânet, ödünç ve
mağsub gibi mallar olduğunu beyan ediyor; böyle bir malı sahibi, olduğu gibi
bir kimsenin elinde bulursa almağa hakkı vardır. Diğer alacaklıların onda hakkı
yoktur; zîra sahibinin mülkünde bakîdir; gâsıbın ve keza hırsızın elinde
bulunması zulüm ve tecâvüz yolu ile olduğu için mülkiyet ifâde etmez. Ama malı
satarak müşteriye teslim etmek böyle değildir. Satış, malı sahibinin mülkünden
çıkarır velev ki parasını almamış olsun.»
Gerçi Hz. Semûra hadîsinin râvilerinden Haccâc b. Ertat hakkında
söz edenler olmuşsa da yersizdir. Ondan İmam Âzam, Sevrî, Şu'be ve İhni Mübarek
gibi büyükler hadîs rivayet etmiş; idî, Ebû Zür'a, İbni Hibbân ve Hatîb gibi
birçok hadis uleması onun sika. sadûk, fakîh ve hafız olduğunu söylemişlerdir.
Aynî'nin beyânına göre
kendilerinde teassub eseri görülen bâzı zevat Hanefiler hakkında âdaba aykırı
sözler söylemişlerdir. Meselâ: Kurtubî; «Hanefiler'den bâzıları bu hadisi hiç
bir esasa dayanmayan bir takım te'vîllerce tefsire kalkışmışlardır.» demiş;
Nevevî: «Hanefîler onu zaif ve merdûd bir takım te'vîllerle tefsir ettiler.»
mütâleasında bulunmuş: İbni Battal:
Hanefîler satıcının alacaklılarla müsavi olduğunu söylerler. Tefsir
hadîsini kıyâsla reddederek: Satılan mal müşterinindir; parası da onun
zimmetindedir, derler.» şeklinde söze başlayarak Hanefîler'e cevaplar vermiş;
hattâ «Tevdîh» sahibi: «Ebû Hanîfe bu hadisi, içinde satış zikredilmemiştir
bahanesiyle gasb ve emânete hamletmiş; onu zaif, merdûd te'vîllerle tefsir
etmiş; Alî ile İbni Mes'ûd'dan rivayet olunan sübût bulmamış bir şeye takılmış
kalmıştır..,» demişlerdir.