|
İMAM
NEVEVİ ŞERHİ |
468 – 470 NOLU HADİS İÇİN
(468)
"Bana Ebu'z-Zubeyr'in haber verdiğine göre o Cabir b. Abdullah'a ...
Bunların hangisinin insanların üstünde olduğuna bir bak. .. " Bu lafız
Sahih-i Müslim'in bütün asıllarında bu şekildedir. Öncekiler de, sonrakiler de
laflZda bir tashif, bir değişiklik ve bir karışıklık olduğunu ittifakla kabul
etmişlerdir. Hafız Abdulhak el-Cem'u Beyne's-Sahihayn adlı eserinde şöyle
diyor:
Müslim'in
kitabındaki bu şekildeki ifadeler ya müstensihlerden birisinin karıştırmasıdır
ya da her nasılolmuşsa bir karışıklıktır.
Kadı
İyaz dedi ki: Bütün nüshalarda hadisin yazılış şekli böyledir. Bunda çokça
değişiklik ve tashif vardır. Doğrusu: Kıyamet gününde kevm üzerinde
geleceğiz" şeklindedir. Evet, bazı hadis alimleri bunu böylece rivayet
etmiştir.
Ebu
Hayseme'nin kitabında ise Ka'b b. Malik yoluyla: "Kıyamet gününde insanlar
bir tepe üzerinde ümmetim de bir diğer tepe üzerinde haşredilecektir. "
şeklinde rivayet edilmiştir. Taberi de tefsirde İbn Ömer'in rivayet ettiği bir
hadiste "O -Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ümmeti- bütün
insanların üstünde bir tepenin üzerine çıkacaktır" ibaresini
zikretmektedir. Ka'b b. Malik'in rivayet ettiği hadiste de: "Kıyamet
gününde insanlar haşredilecek ve ben ve ümmetim bir tepenin üzerinde olacağız.
"
Kadı
İyaz der ki: İşte bütün bunlar hadiste neyin değişikliğe uğradığını ve aslında
ravinin bu harfleri açık seçik okuyamadığını yahut bunların silinmiş olduğunu
ortaya koymakta, bundan dolayı o da bunu keza ve keza: Şu ve bu diye ifade
ederek sonra da "ey fevka'n-nas: yani insanların üstünde" diye
açıklamış, üzerine de uyarmak maksadıyla "bak" anlamındaki lafzı
yazmıştır. Nakilciler de bütün bunları bir araya getirerek yazmışlardır. Kadı
İyaz'ın açıklamaları bunlardır. Müteahhirundan bir topluluk da bu hususta onun
izinden gitmişlerdir. Allah en iyi bilendir.
Kadı
İyaz der ki: Diğer taraftan bu hadisin tamamı Cabir'in mevkuf bir sözü olarak
gelmiştir. Halbuki bu Müslim'in şarlına uygun değildir. Çünkü burada Nebi
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den söz edilmemektedir. Ama Müslim bunu
zikrederek müsned rivayetler arasına almışlır. Çünkü bu hadis başka bir yoldan
müsned olarak rivayet edilmiştir. Zira İbn Ebu Hayseme, İbn Cureyc'den diye bu
hadisi zikretmiş ve "güler" lafzından itibaren onu merfu olarak
rivayet etmiştir. (Bu rivayete göre Cabir) dedi ki: Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i: "Onlarla gider ... " buyururken dinledim. Müslim
de buna İbn Ebu Şeybe'nin ve başkalarının şefaate ve cehennemden
çıkarılacakların çıkartılması ile ilgili hadiste dikkat çekmiş, orada onun bu
hadisi isnadını ve Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bu hadiste
bulunanların anlamını kısmen dinlemiş olduğunu zikretmiş bulunmaktadır. Allah
en iyi bilendir.
"Onlara
gülerek tecelli eder, onları alıp götürür, onlar da arkasından giderler."
Kitabın baş taraflarında bunlara dair açıklama geçmiş olduğu gibi, az önce
gülmenin anlamı da geçmiş bulunmaktadır. "Tecelli etmek" ise zuhur
etmek ve görmenin önündeki engeli kaldırmaktır. (3/48) "Gülerek tecelli
eder" de onlardan razı olarak zuhur eder, demektir.
"Sonra
münafıkların nuru söner." Söner anlamındaki fiilin başındaki ye harfi
fethalı ve ötreli okunmuştur. (Fethalı okuyuşa göre anlamı söner, ötreli
okuyuşa göre söndürüıür.) Her ikisi de doğrudur, anlamları açıkça
anlaşılmaktadır.
"Sonra...
gibi biterler ve on misli vardır." Bizim diyarımızdaki bütün asıllarda bu
şekilde "şeyin bitmesi" olarak kaydedilmiştir. Kadı İyaz da
çoğunluğun rivayetinden böylece nakletmiştir. Müslim'in bazı ravilerinden
"nebate'ş-şey"i "nebate'd-dimn" diye rivayet ettikleri
nakledilmiştir. Bu şekildeki rivayet Abdulhakk'ın el-Cem' Beyne's-Sahihayn adlı
eserinde bulunan şekildir. İkisi de doğrudur. Ancak birincisi meşhur ve açıkça
anlaşılan şekildir. Selin sürüklediği tanenin bitmesi gibi, şeklindeki önceki
rivayetlerle aynı anlamdadır.
"Nebate'd-dimn"e
gelince, onun da manası bunun gibidir. Çünkü "eddimn" koyun ve
benzeri hayvan pisliği demektir. İfadenin takdiri de: Selde hayvan pislikli
bitki gibi şeklindedir. Yani hayvan pisliğinde ve nehrin kıyılarında bulunan çörçöpteki
gibi biter. Maksat ise hızlı ca ve parlak bir şekilde bitişine benzetmektir.
Metali' sahibi de bu rivayetin sahih olduğuna işaret etmiştir. Fakat bu
rivayeti tahkik hususunda gerekli açıklamaları yapmayarak şunları söylemiştir:
Bana göre bu sahih bir rivayettir ve bu onda yetişen in zayıf, görünüşü de
güzelolmakla birlikte, pislikte olmanın bitmesi gibi hızlı büyür şeklindedir.
Allah en iyi bilendir.
"Ondaki
ateş yanığı gider" ibaresindeki zamir ise cehennemden çıkartılan kişiye
aittir. (3/49) "Sonra ister"deki zamir de ona aittir. 'f\teş
yanığı" ateşin bıraktığı iz demektir. Allah en iyi bilendir.