SAHİH-İ MÜSLİM

Bablar Konular Numaralar

AHMED DAVUDOĞLU

596 - 598. NOLU HADİSLERİN ŞERHİ:

 

Bu hadisi Buhari «Kitabu'I Libas» da muhtelif şekillerde tahriç ettiği gibi Ebu Davud, Nesai ve İbni Mace'de Ebu Hureyre (R.A.) tarikiyle rivayet etmişlerdir.

 

Fıtrat yeni yaratmak demektir. Bu makamda bugün orijinal tabiri kullanılıyor. Burada ondan murad ne olduğu ihtilaflıdır. Hattabî ekseri ulemaya göre burada ondan murad sünnettir, diyor. Sair ulemaya göre Nebilerin sünneti manasınadır. Fıtrat dindir diyenlerde olmuştur. Hulasa fıtrat kelimesi, yeni keşif cibillet, din ve sünnet manalarına gelir, Kaadi Beyzavi bu manaların hepsini toplayarak: «Fıtrat, bütün Nebilerin benimsediği, şeriatlerin ittifakla kabul ettiği eski bir sünnettir. Sanki bu sünnet cîbilli bir şey olup insanlar bunun üzerine yaratılmışlardır.» demiştir.

 

Buradaki rivayetlerin ikisinde fıtrattan olmak üzere beş şey; birinde dört, bundan sonra göreceğimiz bir rivayette on şey gösterilmiş isede; bunlar on adetine münhasır değildir. Nitekim Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Fıtrattandır» buyurmakla bunların yalnız on tane olmadıklarına işaret etmiştir. Nevevi diyorki: «Bu hasletlerin ekserisi ulemaya göre vacip değildir. Sünnet olmak mazmaza ve istinşak yapmak gibi bir kaçının vacip olmadığında hilaf vardır. Maamafih vacip olmayan bir şeyi vacip olanla birlikte zikretmek memnu, değildir. Nitekim: Allah Teala: En-Am suresi 141. ayette: «Mahsul verdiği zaman onun mahsulünden yiyin, hasad günü gelince hakkını da verin.»  buyurmuştur.

 

Mahsulün öşrünü vermek vacip fakat onu yemek vacip değildir. Meselenin tafsilatına gelince Şafiî ile bir çok ulemaya göre hitan (yanî sünnet olmak) vacibtir. Malik ile ekseri ulemaya göre ise sünnettir. Sünnet olmak Şafiî'ye göre hem erkeklere hem kadınlara vaciptir. Erkeklerde, sünnet edilecek uzuvun haşefe miktarı tamamiyle açılacak derecede üzerindeki deriyi kesmek vaciptir. Kadında ise fercin üzerindeki deriden az bir miktar kesmek vacip olur. Mezhebimizin cumhuru ulemasmca sahih olan kavle göre çocukları küçükken sünnet etmek vacip değil caizdir. Mezhebimizin bir kavline göre çocuk buluğa ermezden önce onu sünnet ettirmek velisine vaciptir. Diğer bir kavle göre on yaşından önce çocuğu sünnet ettirmek haramdır. Sahih kavile göre çocuğu doğumunun yedinci günü sünnet ettirmek müstahabdır. Doğum gününün bu yedi günden sayılıp sayılmıyacağı hususunda iki kavil vardır. Bunların makbul olanına göre; doğum günü de yedi günde dahildir. Ulemamız Hunsa-i müşkil  hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazılarına göre; buluğdan sonra her iki aletini keserek sünnet etmek vaciptir. Diğer bazılarına göre hangi tarafın galip geleceği anlaşılmcaya kadar sünnet etmek caiz değildir. Makbul olan kavilde budur. Bir kimsede vazife gören iki tane erkeklik aleti bulunursa ikisinide sünnet etmek vacip olur. Biri vazife görür diğeri görmezse vazife gören alet sünnet edilir. Vazife görmek dahi bir kavle göre bevlle diğer bir kavle göre cima'la ölçülür.

 

Sünnet edilmeden ölen bir insan hakkında ulemamızın üç kavli vardır. Bunların sahih ve meşhur olanına göre ölen küçük olsun büyük olsun sünnet edilmeden defnolunur.

İkinci kavle göre, küçük sünnet edilmezsede büyük sünnet edilir.

Üçüncü kavle göre küçük sünnet edilmezsede büyük sünnet edilir.                       

 

(DİKKAT 2. VE 3. AYNI AMA KİTAPTA BÖYLE)                                                                

 

Hanefilere göre «hitan» sünnettir; ve şeair-i islamiyyedendir. «Ed-Durrül muhtar» adlı eserde: «Bir belde ahalisi çocuklarını sünnet ettirmemek için ittifak etseler, hükümdar onlarla harb eder...» deniliyor. Ancak vakti hakkında İmam azam «Bilgim yok» demiş diğer İmamlardan da bir şey nakledilmemiştir. Çocuğun yedi yaşında on yaşında ve son had olarak oniki yaşında sünnet edilebileceğine dair kaviller vardır. «Çocuğun takadına göredir» diyenler de olmuştur, ki en güzel kavilde budur. Hanefilerce kadını sünnet ettirmek sadece erkeğe bir ikramdır. Mamafih hitan'ın kadın için de sünnet olduğunu söyleyenler vardır.

 

İstihdat: kasıkları tıraş etmektir. Bu iş için demir alet yani ustura kullanıldığından ona bu isim verilmiştir. İstihdad sünnettir. Bundan murad o yeri temizlemektir. Temizlik için tıraş etmek efdal isede kılları makasla kesmek ve yolmakta caizdir.

 

ane'den murad erkek ve kadının ferclerinin etrafındaki kıllardır. Ebu'l-Abbas İbni Süreye'den nakledilen bir rivayete göre ane dübürün etrafındaki kıllardır. Bunların mecmu'undan anlaşılıyorki; insanın Ön ve ardındaki kılların hepsini tıraş etmesi müstehaptır. Tıraş etme zamanı ihtiyaca göre tayin olunur. Kıllar uzadıkça tıraş etmek icab eder.

 

Bıyıkları kısaltma, koltukları yolma ve tırnak kesnıeninde hükmü budur. Nevevi'nin sözü burada sona eriyor.

 

Bıyıkların kesilmesi ihtilaflıdır. Tahavî: «Medinelilerden bir cemaat bıyıkları kesmenin muhtar olduğuna kail olmuştur» diyor. Bu sözden maksadı Salim, Said b. el-Müseyyeb, Urvetü'bnü-Zübeyr, Ca'fer b. Zübeyr, Ubeydullah b. Abdillah ve Ebu Bekr b. Abdirrahman hazeratıdır. Çünkü bıyıkları kazımak değil kesmek müstahaptır diyenler bunlardır. Umeyd b. Hilal, Hasan-ı Basri, Muhammed b. Sîrîn ve Ata' b. Ebî Rebah hazeratının mezhebide budur. Mezkur kavil îmam-i Malik'tende rivayet olunur. Kaadi Iyaz: «Selefin bir çokları bıyığı kökten tıraş etmenin yasak olduğuna kaildir ki, îmam Malik'in mezhebide budur. İmara-ı Malik bıyığı kökten tıraş etmeyi bir afet sayar bunu yapanların te'dip olunmasını emredermiş ona göre bıyığı üst taraftan kesmekte mekruhtur. Müstahap olan dudakların etrafını açmaktır.» diyor.

 

Tahavi sair ulemanın bunlara muhalefet ettiğini ve bıyıkları tıraş etmenin müstahab olduğunu söylediklerini beyanla: «Biz de bunu makasla kesmekten efdal görüyoruz» diyor Tahavî'nin sair ulemadan muradı selef-i salihinin cumhurudur, ki Küfe'lilerden Mekhul, Muhammed b. Aclan, îbni Ömer (R.A.)'ın azadlısı Nafi', Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed (Rahimehumullah) bunlar meyanındadır. Onlara göre bıyıklan tıraş etmek kısaltmaktan efdaldır. Sahabe-i kiramdan Abdullah b. Ömer, Ebu Said-i Hudrî, Rafi' b. Hadic, SeIemetü'bnü Ekva! Cabir b Abdillah ve Abdullah b. Amr (R.A.) hazeratın bıyıklarını tıraş ettiklerini İbni Ebî Şeybe müsned olarak rivayet etmiştir.

 

Tırnakları parmaklara zarar vermemek şartiyle dipten kesmek müstehaptır. Tırnak keserken tertibe riayet olunacağına dair hadislerin hiçbirinde bir kayıt yoktur. Lakin Nevevî Müslim şerhinde evvela sağ elin şahadet parmağından başlayarak sonra orta, sonra yüzük parmağının daha sonra serçe parmağının tırnaklarını ondan baş parmağın tırnağını kesmenin müstehab olduğunu sol elde ise bu işe küçük parmaktan başlayarak şehadet parmağına doğru gidileceğini bildirmiştir. Ayak tırnakları kesilirken sağ ayağın küçük parmağından başlayarak sıra ile ötekilere geçilecek sol ayakta ise baş parmaktan sonrakinden başlanarak küçük parmağa doğru gidilecektir.

 

Yalnız Nevevî bu şekilde tırnak kesmenin müstahab olduğunu gösteren bir sened zikretmemiştir.

 

Tırnak kesmek için muayyen bir zaman tayin edilmemiştir. Binaenaleyh bu hususta ihtiyaca göre hareket edilecektir. Ancak Beyhaki'nin Ebu Ca'feri Bakir 'dan mürsel olarak tahriç ettiği bir hadiste: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tırnaklarını cuma günü kesmeyi severdi» denilmiştir. İbnü'l Cevzî' nin Ata' tarikiyle Ebu Hureyre (R.A.)'dan rivayet ettiği bir hadiste de: «Resulullah   (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim tırnaklarını cumartesi günü keserse, o kimseden dert gider deva gelir; kim tırnaklarını pazar günü keserse o kimseden fakirlik gider yerine zenginlik gelir; kîm tırnaklarını pazartesi günü keserse, o kimseden illet gider yerine sıhhat gelir; kim tırnaklarını salı günü keserse ondan alacalık hastalığı gider, kendisine afiyet gelir; kim tırnaklarını çarşamba günü keserse o kimseden vesvese gider, yerine emniyet ve sıhhat gelir; kim tırnaklarını perşembe günü keserse ondan cüzzam hastalığı gider, yerine afiyet gelir; ve kim tırnaklarını cuma günü keserse o kimseye rahmet gelir, günahları çıkar.» buyurdu denilmektedir.

 

Fakat İbnü'l Cevzî: «Bu hadis Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerinden uydurma bir hadistir. Uydurulan hadislerinde en çirkinlerinden ve en soğuklarından biridir. Senedinde bir sürü meehul. metruk ve zayıflar vardır» demiştir.

 

Müddet hakkında babımız hadisinde bildirilen kırk günden başka bir vakit zikredilmemiştir. Ancak bunu kırk gün tırnak ve bıyık kesilmeyebilir. Koltuk ve kasıklar tıraş edilmeyebilir şeklinde anlamaman dır. Çünkü hadisten murad bu işlerin kırk günü bulacak kadar ihmal edilmemesidir.

 

Koltuk altlarındaki kılları yolmak ulemanın ittifakı ile sünnettir, yolamıyanlar tıraş etmek veya ilaç kullanmak suretiyle de temizlik yapabilirler.

 

Rivayete göre Yunus b. A'la şöyle demiş: « Şafîî (Rahimehullah)'ın yanına girdim berber koltuklarının altını tıraş ediyordu.  Şafiî:   Bilirim koltukların altını yolmak sünnettir. Ama ben bunun acısına dayanamıyorum dedi.»

 

Temizlik işine sağ koltuktan başlamak müstehaptır. Bıyıkların hükmüde böyledir.