AHMED
DAVUDOĞLU
666 – 672
NOLU HADİSLERİN ŞERHİ:
Bu hadîsi Buhari Taharet bahsinde muhtelif lafızlarla muhtelif ravîlerden tahriç ettiği gibi Ebu Davud, Tirmizî,
Nesaî ve İbni Mace 'de aynı bahiste onu muhtelif ravilerden
tahriç etmişlerdir.
Hadis-i Şerif muhtelif
rivayetleri ile insan menisinin hükmünü bildirmektedir. Bu babta
ulema ihtilaf etmişlerdir. Hanefilerle İmam-r Malik'e göre menî
necistir. Yalnız İmam-ı A'zam'a
göre kuru olursa onu temizlemek için elbiseyi ovalamak kafidir.
Bir rivayette İmam-ı Ahmed in kavlide
budur. İmam-ı Malike göre yaş olsun kuru olsun mutlaka yıkamak lazımdır. İmam Leys b. Sa'd'a göre menî necis isede
ondan dolayı namazı iade lazım gelmez. Hasan b. Hay'ya
göre dahi menî necistir.
Lakin elbiseye bulaşan menî çok bile olsa namazı iade
etmek lazım değildir. Vücuda bulaşırsa az bile olsa namazı iade lazım gelir. Şafiî'ler'e göre menî temizdir. Bu
kavil ashab-ı kiramdan Ali
b. Ebî Talib, Sa'd b. Ebi Vakkas,
Abdullah b. Ömer ve Aişe (R.A.) ile Davud-u Zahirî 'den rivayet edilmiştir. Esah
olan rivayete göre İmam-ı Ahmed b. Hanbel'in mezhebi de budur.
Meninin necasetine kail
olanlar onun yıkandığını bildiren rivayetlerle istidlal ettikleri gibi,
temizliğine kail olanlar da ovalamakla iktifa edildiğini gösteren rivayetlerle
istidlal ederler. Tahavî bu hadîsi
on dört tarîkten rivayet etmiş ve menî temizdir diyenlere şöyle cevap vermiştir:
«Muhaliflerimiz diyorki: «Bu hadislerde size hüccet
olarak bir şey yoktur. Çünkü bunlar Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in
uyku esnasında giydiği elbiseler hakkında varid
olmuşlardır. Namaz kıldığı elbiseler hakkında onlarda bir şey yoktur.» Halbuki kazurat bevl ve kan gibi
necasetler bulaşmış elbise içinde uyumak bize görede
caizdir. Fakat onların içinde namaz caiz değildir. Menî'nin
hükmüde öyle olabilir. Şayet biz bu gibi pis
elbiselerin içinde uyumak caiz değildir, Demiş olsaydık o zaman bu hadis bizim
aleyhimize delil olurdu. Madem ki necis
elbise içinde uyumayı biz de mubah görürüyor ve sizin
bu hususda Nebi (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) den rivayet ettiğimiz hadislere
uyuyor sonrada böyle elbise içinde namaz kılınmaz diyoruz o halde bu habta Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den
rivayet olunan hiç bir hadise muhalefet etmiyoruz demektir. Şüphesiz ki Aişe (R.A.)'dan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in
namaz kıldığı elbisesinden menîyi yıkadığı rivayet olunmuştur. Bize Yunus'un
Yahya b. Hassan'dan, onun da Abdullah b. Mübarek ile Bişr b. El-Mufaddal 'dan, onların da Amr b. Meymun'dan, onun da Süleyman b. Yesar
'dan onunda Aişe (R.A.) dan rivayet ettiği bir
hadiste Aişe: «Ben Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in
elbisesinden meniyi yıkardım. Müteakiben namaza çıkar elbisesinde suyun
lekeleri belli olurdu» demiştir.
Bu hadisin isnadı
Müslim'in şartına göre sahihtir. Aynı hadisi bir çok
muhaddisler tahriç etmişlerdir. Görülüyor ki Aişe (R.A.) Nebi (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in namaz kıldığı elbisesinden menîyi yıkarmış.
Namaz kılmadığı elbisesinden de onu ovalamak sureti ile çıkarırmış..»
Bazıları meninin
yıkanmasını icap eden hadislerle ovalanmasını icab
eden hadislerin arasını bulmaya kalkmış menî temizdir
diyenlere göre onu yıkamayı ifade eden rivayetler temizlik için yıkamanın müstahab olduğuna; meninin pisliğini ifade eden rivayetler
yaş meninin yıkanmasına haml olunur demişlersede Aynî buna itiraz ederek şunları söylemiştir. «İki hadis arasında tearuz bulunduğunu iddia eden kimdir ki;
onların arasını bulmaya hacet kalsın, biz bu babtaki
hadislerin aralarında tearuz bulunduğunu asla kabul etmiyoruz. Bilakis yıkamayı
bildiren hadis meninin pis olduğuna delalet eder. Buna kıyasen kuru meniyi de
yıkamak îcab ederdi. Lakin ovalamayı bildiren hadîs onu tahsis etmiştir. Binaenaleyh hadislerin arasını
bulmağa kalkışan zatın: «Yıkamak temizlik için müstahab
olduğuna haml edilir.» demesi boş sözdür. Şeriatta varid olan emirlerin derecelerini bilmeyenlerin sözüdür.
Emrin en yüksek dercesi vücüb
en aşağı dereceside ibaha
ifade eder. Burada ikinci şıkka imkan yoktur. Çünkü
Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
hiç bir zaman meniyi elbiselerinde bırakmamıştır. Ondan sonra gelen sahabe-i
kiramın icraatı da budur. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in
bir şey'i bırakmadan yapmaya devam etmesi münakaşa götürmez şekilde vücube delalet eder, birde kelamda kaide: Mutlak kemaline munsarif olmaktır. Bir söz mutlak söylenirse delalet ettiği
mananın kemaline haml olunur. Yalnız başka manaya
geldiğine bir karine bulunursa o karineye göre hüküm verilir. Usul ulemasının:
«Karinelerden mücerred mutlak emir vücüb iade eder» sözlerinin manası budur.
Aynî sözüne devamla bazı
mukadder suallere cevap vermiş ez cümle şöyle demiştir: «Eğer menî Nebilerin ve evliyaullahın
aslıdır. Binaenaleyh temiz olması icab eder; dersen
bende derim ki: Menî Nemrut, Firavun, Haman ve saire gibi düşmanların da aslıdır. Şunu'da söyleyeyim ki kan pıhtısı insana meniden daha
yakındır. O da Nebian-ı Zişan Hazeratının
aslıdır. Bununla beraber ona temiz deyen yoktur.»
Nevevî diyorki; «İnsan
menisinin hükmü budur. Bizim bu babta şaz ve zaif bir kavlimiz vardır: Kadının menisi pis, erkeğin
menisi temizdir., deriz. Bundan daha şazz olmak üzerede erkek ve kadının menileri necîstir, demişizdir. Doğrusu bunların ikiside
temizdirler. Acaba temiz olan bu meniyi yemek de caiz midir?.
Bu babta ulemamızdan iki kavil vardır. Bunların
makbul olanına göre meniyi yemek helal değildir. Çünkü menî
iğrençtir. Bize haram kılınan habais cümlesine dahildir. Hayvanata gelince; köpek, Domuz ve onların
menisinden doğan hayvanların menîsi hilafsız necistir, geri kalan hayvanların menisi hakkında üç kavil
vardır. Bunların esah olanına göre eti yensin
yenmesin bu hayvanların mneisi temizdir. İkinci kavle
göre necistir. Üçüncü kavle göre ise; eti
yenilenlerin menisi temiz, yenmeyenlerin menisi necistir...»
Hadîsin muhtelif rivayetleri birbirini tefsir etmişdir.
Bunların Mecmuundan anlaşıldığına göre ilk rivayetde
ismi zikredilmeden Hz. Aişe (R.A.)'ya misafir olduğu
bildirilen zat Abdullah b. Şihab el'Havlanî
'dir. Bu zat tabiinden olup Kufelidir.
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) zamanına eriştiği fakat onu
göremediği rivayet olunur.