SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

377 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsi Buhari, Tirmizî ve Nesaî'de tahrîc etmişlerdir.

 

Ezan, Lugatta ilâm yanî bildirmek mânâsına gelen kıyasî bir ism-i masdardir. Herevî «Ezan, ezîn» ve «Te'zin» kelimelerinin aynı mânâya geldiğini söylemiştir. Bâzılarına göre; ezîn mânâsına gelir.

 

Şerî'atta Ezan: Hususi zamanlarda hususî lâfızlarla yapılan bir i'lâm-dır. Hususî zamanlardan murad, namaz vakitleridir. Hususî lâfızlarda çifter çifter okunan ezan lâfızlarıdır.

 

Kurtubî ve diğer ulemânın beyanlarına göre; ezan birkaç kelimeden ibaret olmakla beraber bütün akâid meselelerini hulasaten ifâde eden bir i'lâmdır. Şöyle ki: Allah-u Ekber diye başlar. Allah teâlâ'nın varlığını ve kemâl sıfatları ile muttasıf olduğunu bildirir. Sonra tevhide geçilir, Allah'ın şeriki olmadığı ilân edilir. Ondan sonra Nebi'lik ispat edilir, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) risâletine şehâdetten sonra, bir tâat'ı mahsusa olan namaza davet olunur. Çünkü namaz Resulün tâlimi ile bilinen bir şeydir. Ondan sonra felaha davet olunur. Felâhdan murad; dâimi hayattır. Bunda âhirete işaret vardır. Sonra da te'kid için ezanın ilk cümleleri tekrar okunur. Bu suretle ezan vaktin girdiğini ilân, cemâate davet, şeâir'i islâmiyeyi izhâr gibi birçok muazzam fâideleri ihtiva eder. Ezanda fiil değil de kavlin tercih edilmesinin hikmeti onun kolay ve herkese her zaman her yerde müyesser olmasıdır. Kurtubi, Ömer (R.A.) 'in sözleri hakkında şu mütalaayı beyân etmiştir. «İhtimal kî; Abdullah b. Zeyd rüyasını haber verip Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de tasdik ettikten sonra, Ömer acele davranmış ve:

 

  Bir adam gönderseniz de nida etse ya, yani bu rüyayı halka ilân etse ya, demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

 

«Kalk ya Bilâl!»  emrini vermiştir.

 

Bu takdirde hâdise şöyle geçmiş olur. Ashâb-ı Kiram reylerini bildirdikten sonra evlerine dağılmışlar, Abdullah b. Zeyd bir rüya görmüş ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek anlatmıştır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu rüyayı tasdik edince; Ömer (R.A.) de «Adam gönderseniz ya» ilâ ahir... demişt|r. Şu halde; Resul-i Ekrem'in Hz. Bilâl'e verdiği emir görülen rüyanın ilânı hususundadır. Fakat bâzıları bu te'vil'i Abdullah b. Zeyd hadîsinin siyakına uygun bulmamışlardır. Çünkü Hz.Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlatınca; onu Bilâl'e söylemesini, Bilâl'in de ilân etmesini emir buyurmuş Bilâl (R.A.) ezanı okuyunca Hz. Ömer bunu duyarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş ve; Gerçekten Abdullah'ın gördüğü rüyayı ben de gördüm, demiştir. Bu gösteriyor ki; Abdullah b Zeyd Hazretleri rüyasını anlatırken Ömer (R.A.) o meclisde yokmuş.

 

Hadisin zahirinden anlaşıldığına göre Ömer (R.A.)'in namaza çağırmak için adam gönderme teklifi ashab ile yapılan müşaverenin sonunda olmuştur. Abdullah b Zeyd (R.A.) hazretlerinin rüyası bu müşavereden sonradır. Mezkur rüya hadisini Ebu Dâvud şöyle rivayet  eder.   Abdullah demiş ki:

 

  Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ashabı bir çan yaptırarak cemâati namaza toplamak için onu çaldırmasını teklif ettikleri vakit uykum esnasında etrafımda bir adam gezindiğini gördüm, elinde bir çan taşıyordu. Kendisine:

 

  Ey Allah'ın kulu, bu çan'ı satmaz mısın? dedim.

 

  Onu ne yapacaksın, Dedi.

 

  Onunla cemâati namaza çağıracağım, dedim.

 

  Ben sana bundan daha hayırlı birşey söyliyeyim mi, dedi.

 

  Hayhay dedim. Bunun üzerine:

 

Allahu Ekber  - Allahu Ekber  - Allahu Ekber  - Allahu Ekber

Eşhedu en la ilahe illallah  -  Eşhedu en la ilahe illallah

Eşhedu enne Muhammeden Resulullah -  Eşhedu enne Muhammeden Resulullah

Hayye ale's-Selah - Hayye ale's-Selah

Hayye ale'l felah - Hayye ale'l felah

Allahu Ekber  - Allahu Ekber

La ilahe illallah

 

cümlelerini okudu, sonra pek uzak olmamak üzere biraz geriledi, sonra şunları söyledi: Namaza kalkdığın zamanda:

 

Allahu Ekber  - Allahu Ekber  - Allahu Ekber  - Allahu Ekber

Eşhedu en la ilahe illallah  -  Eşhedu en la ilahe illallah

Eşhedu enne Muhammeden Resulullah -  Eşhedu enne Muhammeden Resulullah

Hayye ale's-Selah - Hayye ale's-Selah

Hayye ale'l felah - Hayye ale'l felah

Ked Kametu's-selah  - Ked Kametu's-selah

Allahu Ekber  - Allahu Ekber

La ilahe illallah

 

dersin, sekimde tenbihde bulundu. Sabaha çıkınca ben  Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek gördüğüm rüyayı kendisine haber verdim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem) :

 

«Bu rüya haktır inşaallah. Sen Bilâl'la beraber kalk da gördüğünü ona öğret. Onu halka ilân etsin! Çünkü Bilâl'ın sesi seninkinden daha güzeldir.» buyurdular. Ben de Bilâl'le beraber kalkarak ona öğrettim. Bilâl onu okuyarak ilân etti. Ömer b. Hattâb (R.A.) evinde bunu işitmiş, cübbesini sürükleyerek çıkageldi ve;

 

— Ya Resulullah! Seni Hak dinle gönderen Allah'a yemin ederim ki Abdullah'ın gördüğünü hakikaten ben de gördüm, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

 

«Dyle ise Allah'a hamd olsun!» buyurdular.

 

Aynı hadîsi Tirmizî ile îbni Mâce'de rivayet etmişlerdir. Tirmizî 'nin rivayetinde ezan ve ikâmetin kelimeleri zikredilmemiştir. Tirmizî hadîsi rivayet ettikten sonra «Bu hadîs hasen sahihtir» demiştir, İbni Mâce'nin rivayetinde ikametin lâfızları yoktur. Abdullah b Zeyd hazretlerinin bu bâbda söylediği bir şiirini de rivayet etmiştir. Ezan Hadîsini Îbni Hibbân «Sahih»'inde İmam Ahmed b. Hanbel dahi «Müsned-'inde rivayet etmişlerdir. Îbni Abdilber'in beyânına göre; Ezanın başlaması hususundaki Abdullah b. Zeyd kıssası hakkında Ashab-ı kiramdan bir cemaat muhtelif lâfızlar ve birbirine yakın manalarla hadisler rivayet etmişlerdir. Bunlardan bazılarının senedleri sahih, bazılarının hasendir. Sened itibari ile içlerinde en güzel olanı Ebu Dâvud'un rivayet ettiği şu hadîstir:

 

»Râvi demiş ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemâati namaza nasıl toplayacağı meselesi üzerinde ehemmiyetle durdu. Kendisine namaz vakti gelince bir bayrak dik, cemâ'at onu görünce birbirlerine haber verirler; diyenler oldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu fikri beğenmedi, Yahudilerin Şe'bur denilen borusunu tavsiye edenler oldu, onu da beğenmedi, ve:

 

«O yahudilerin işidir» buyurdu. Bâzıları çanı tavsiye ettiler. Onun hakkında da:

 

«Bu hristiyanların işidir» buyurdular. Bunun üzerine Abdullah b. Zeyd Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in üzüntüsünden mahzun olarak oradan gitti. Rüyasında ezanı görmüş. Ertesi sabah Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)e gelerek onu haber verdi, Dediki:

 

— Ya Resulullah! Ben uyur uyanık bir halde iken aniden yanıma biri geldi ve bana ezanın nasıl olacağını gösterdi: Meğer Ömer b. Hatt&b (R.A.) daha Önce aynı rüyayı görmüş de onu yirmi gün gizleyip dururmuş. Sonra o da aynı rüyayı gördüğünü, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e haber verdi: Efendimiz ona:

 

«Bunu bize neden haber vermedin» dedi. Ömer:

 

«Abdullah b. Zeyd beni geçti de, utandım» cevabını verdi. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bilal'e;

 

«Ya Bilâl, kalkda bak Abdullah b. Zeyd sana ne emrederse onu yap buyurdular. Bilâl'de ezanı okudu.

 

Görülüyor ki; ezan hakkında rivayet edilen hadislerin en güzeli olan bu rivâyetde Ömer (R.A.) 'in ezan sesini işiterek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına, gelmesi zikredilmemiştir. Binaenaleyh Kurtubî'nin az yukarıda işaret ettiğimiz sözü bununla kuvvet kazanmış olur. Ezan meşru olmazdan önce cemaati namaza davet etmek için bir adam gönderilir; o da süratle sokakları dolaşarak; namaza, namaza diye seslenirdi,