442 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu'l-Ezan»,
«Cum'a» ve «Nikâh» da muhtelif râvîlerden tahrîc etmiştir. Hadîsi Şerîf bütün
rivayetleri ile mescide gitmek isteyen kadına izin verilmesini, gitmesine mâni
olunmaması lâzım geldiğini bildirmektedir.
Rivayetlerin bazısı
mutlak, bazısı geceleyin çıkmakla mukayyeddir. Fakat burada hüküm ve hâdise bir
olmakla mutlak mukayyede hamlolunmuştur. Binâenaleyh bütün rivayetlere
mevzuubahis olan izin, kadınların geceleyin mescide çıkmalarına aittir.
Kirmâni: «Geceleyin çıkmalarına izin verilince gündüzün çıkmaları evleviyetle
kalır. Çünkü gece fitne ve fesadın vuku bulabileceği zamandır. Gündüzün bu
korku yoktur.» demişse de onun bu sözü ulemânın beyanatına muhaliftir. Zîra
ulemâ: «Kadınlar geceleyin mescide çıkabilir. Geceleyin fitne ve fesat ehli fisku
fücurla yahut uykuyla meşgul oldukları için gece emniyet zamanıdır. Gündüzün
çıkamazlar. Çünkü fâsıklar her tarafa yayıldığından emniyet yoktur.»
demişlerdir.
Kadınların mescidlere
çıkıp çıkamaması ulemâ arasında ihtilaflı bir meseledir. Hanefîye ulemâsından
el-Hidâye» sahibi: «Kadınlara cemaatlarda bulunmak mekruhtur.» demiş. Hidâye
sarihleri bu sözden maksadın, genç kadınlar olduğunu beyân etmişlerdir.
«Cemaatlar» tâbiri Cuma, bayram, küsuf ve istiska gibi namazların hepsine
şâmildir. Bunun sebebi kadınların dışarıya çıkması ile fitne ve fesâd zuhur
edeceğinden ve bunun da haramla neticeleneceğinden duyulan endişedir. Harama
müeddî olan bir şey de haram olur. Şu halde Hanefiyye ulemâsının buradaki
mekruhdan murâdları haramdır. Zamanımız şöyle dursun, bundan yüzlerce asır
evvel yetişen ulemâ kendi zamanlarındaki fitne ve fesatları göstererek: «Bu
husus bu zamanda kadınlar mescidlere çıkamaz. Çünkü zamanımız insanları
arasında fitne ve fesâd şüyu' bulmuştur.» demişlerdir. Bununla beraber İmâm
Âzam'a göre gece emniyet zamanı olduğu için ihtiyar kadınların sabah, akşam ve
yatsı namazlarına çıkmalarında bir beis yoktur. îmam Ebu Yusuf'la, îmam
Muhammed'e göre ise ihtiyar kadınlar bütün namazlara çıkabilirler. Çünkü rağbet
olmadığı için onlar hakkında fitne mevzubahis değildir.
îmam Şafiî 'den bir
rivayete göre kadınların cemaata çıkmaları mubahtır.
îmam Mâlik bu ve emsali
hadîslerin ihtiyar kadınlara hamledildiğini söylemiştir.
Şâfiîlerden Nevevî:
«Kadın için, ihtiyarda olsa, evinden daha hayırlı bir yer yoktur.» demektedir.
Sahabeyi kiramdan Abdullah b. Mes'ud (R.A.): «Kadın avrettir, onun Allah'a en
yakın olduğu zaman evinde bulunduğu zamandır. Dışarıya çıktı mı, peşine şeytan
takılır.» demiştir. İbrahim Nehaî kadınlarını Cum'a ve diğer namazlar için mescide
çıkmaktan menedermiş. Hasan-i Basri'ye: Bir kadın kocam hapisten çıkarsa
Basra'nın cemâatle namaz kılınan her camiinde iki rekât namaz kılacağım diye
yemin etse, ne yapması lâzım geleceği sorulmuş. Hz. Hasan: «Kendi kavminin
mescidinde kılar. Çünkü bu kadın bu dediklerinin hepsini yapamaz. Ömer (R.A.)
ona yetişseydi başını ezerdi.» cevâbını vermiştir.
Buhârî ile Müslim'in,
Ümmül-Mü*minîn Âişe (Rvdiyallahu anha)'dan rivayet ettiği şu hadîs bu bâbda
fazla söze hacet bırakmaz. Mezkur hadîsde Hz. Âişe:
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) kadınların yeni yeni çıkardıkları modalara yetişseydi Benî
İsrail kadınlarının menedildikleri gibi onları mescidlerden muhakkak men
ederdi.» demiştir. Nitekim az sonra gelecektir. Âişe (Radiyallahu anha)'nın
bundan maksadı kadınların zînet, süs, koku ve güzel elbîse gibi şeylere
düştüklerini anlatmaktır.
Buhârî Sârihi Aynî, Hz.
Âişe hadîsini îzah ederken şunları söylüyor: «Âişe (R.A.) bu zaman kadınların
çıkardıkları çeşit çeşit bid'adlarla münkerâtı görmüş olsaydı elbette inkârı
daha şiddetli olurdu. Hele de Mısır kadınlarını!... Çünkü Mısır kadınları
arasında dille tavsif edilemiyecek derecede bid'adlar ve menedilemiyecek kadar
çok münkerât vardır...» Bundan sonra Aynî merhum, Mısır kadınlarının bazı
marifetlerini saymışdır. Kaariîn-i Törâı^ın ibretle okumaları için bunları da
ârzedelim.
1- Mısır kadınlarının
elbiseleri envai ipeklilerdendir. Etrafları altın, inci ve çeşitli cevahir ile
işlenmiştir. Başlarında aynı tarzda kıymetli cevahirle işlenmiş taçlar vardır.
Mendilleri altın ve gümüşle süslenmiş ipektendir. Fistanları ipeklinin
envâından yapılmış, yenleri son derece geniş, etekleri arşınlarca yerlere
sarkar, o derecede ki bir fistandan üç dört tane fistan çıkabilir.
2- Kadınlar üstün
kaliteli elbiseler içinde süslenmiş, kokulanmış, ekseriyetle yüzleri açık
kırıta kırıta erkeklerin arasında dolaşırlar.
3- Son derece nâdîde
çarşaflar içinde lüks vasıtalara binerek iki tarafdan yenlerini sarkıtırlar.
4- Nil'deki gemilere
erkeklerle karışık kadınlar da biner. Bazıları yanık ve yüksek sesleriyle
şarkılar söylerler. Aralarında kadehler tokuştururlar.
5- Kadınlar erkeklere
galiptir. Mühim işlerde erkeklere onlar hüküm eder.
6- Bazı kadınlar açık
açık münkerât satarlar ve bu uğurda erkeklerle düşüp kalkarlar.
7- Bazıları erkeklerle
kadınların ahlâkını bozmak için şeriatın asla razı olmayacağı fiil ve
hareketlerde bulunurlar.
8- Kadınlardan bir sınıf
fahişelik ederler. Bunlar oturarak fesâd için fırsat kollarlar.
9- Bir kısmı sokaklarda
dolaşarak erkek avlarlar.
10- Bir sınıf kadınlar
evlerde ve hamamlarda hırsızlık ederler.
11- Başka bir sınıf
büyücülük eder, düğümler üzerine üfürürler.
12- Bir kısmı pazarlarda
erkeklerle birlikte satıcılık eder, yaygara koparırlar.
13- Kadınlar için
dellâllık edenler başka!..
14- Ücretle def çalarak
yasçlıık yapanlar başkadır.
15- Bir takımları erkek
ve kadınlara ücret mukabilinde çeşitli oyunlar kıvırır, şarkılar okur.
16- Bir sınıf da kocalı
kadınlarla erkekler arasında aracılık yapmakla meşgul olurlar. Ve daha nice nice
şeriat kaidelerinin hâricinde cürümler irtikâb ederler...
Aynî merhum kadınların
bütün bu rezaletlerini sıraladıktan sonra bu bâbdaki sözünü şöyle bitiriyor:
«Âişei Siddîka (R.A.)
'nın: «Resulullah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) kadınların çıkardıkları
modalara yetişseydi onları mescide gitmekten muhakkak menederdi) sözüne bir
bak!.. Halbuki bu sözle Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefatı arasında
pek az bir müddet vardır. Üstelik o zaman kadınların çıkardıkları yenilikler,
bu zaman kadınlarının çıkardığı modalara nisbetle binde bir kalır.»
Biz muhterem
karilerimize evvelâ Hz. Âişe validemizin ibret âmiz sözlerini, sonra
zamanımızdan takriben 600 sene önce yasayan Ayni merhumun şu izahatını dikkatle
okumalarını tavsiye eder, zamanımız kadınları hakkında verilecek hükmü ve
yapılacak muameleyi kendilerine bırakır, top yekun âlem-i islâm için Allahu
Zülcelâl'den hidâyetler niyaz eyleriz.