SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

454 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu rivayetler dahî öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatlarında ne mikdâr Kur'ân okunacağını, kıyamın ne kadar uzatılacağını beyân etmektedirler. Nevevî diyor ki:

 

«Ulemânın beyânına göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı îcab-ı hâle göre uzun veya kısa kılardı. Cemâat uzun kılmayı tercih ederler, kendilerinin de bir meşguliyeti bulunmazsa namazı uzatır, aksi takdirde hafif kılardı. Bazen uzatmak istediği halde çocuk ağlaması gibi bir sebepten dolayı namazı kısadan keserdi. Bâzıları Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazı ekseriyetle uzatmadığını, nadiren de uzun kıldığını söylerler. Ve: «Uzun kılması caiz olduğunu göstermek için; hafif kılması da efdâl olduğunu bildirmek içindir. derler. Filhakika Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı uzatmamayı emretmiş; Buna sebep olarak cemâatin içinde hasta, zayıf ve hacet sahipleri bulunabileceğini söylemiştir. Binâenaleyh bu babda sünnet, hafif kılmaktır.»

 

Sa'd b. Ebî Vakkâs (R.A.) hadîsini Buhârî, Ebu Dâvud ve Nesaî namaz bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Buharî'deki rivayeti şöyledir:

 

Câbir b. Semura demiş ki:

 

«Kufeliler Sa'd'i Ömer (R.A.) 'a şikâyet ettiler. O da onu azlederek yerine Ammâr'ı tâyîn etti. Kufeliler Sa'd'ın namaz kıldırmayı becerememesine varıncaya kadar sayıp dökmek suretiyle şikâyet ettiler. Ömer, Sa'd'a haber göndererek çağırttı. Kendisine:

 

— Yâ Ebâ îshâk! Bu adamlar senin namaz kıldırmayı beceremediğini söylüyorlar, dedi. Sa'd:

 

«Bana gelince: Vallahi ben onlara Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını kıldırıyorum. Ondan bir şey noksan etmiyorum. Yatsı namazını kıldırıyor; ilk iki rek'âtı uzun, son rekâtları hafif tutuyorum.» cevâbını verdi.   Ömer:

 

«Senden zâten bu beklenir. Yâ Ebâ îshâk!» dedi. Müteakiben onunla birlikte Kufelilere sormak üzere bir (veya bir kaç) adam gönderdi. Gönderilen adam, sormadık bir tek mescid bırakmadı. Kufeliler hep Sa'd'ın iyiliklerini anıyorlardı. (Nihayet Benî Âbs kabilesinin mescidine girdi. Onlardan Ebu Sa'de künyesini taşıyan Usametü'bnü Katâde isminde biri ayağa kalkarak:

 

«Madem ki Allah için soruyorsun (Söyleyeyim). Sa'd düşmana karşı gönderilen müfrezeyle gitmiyor, müsavat üzere taksim yapmıyor, dâva bakarken de adalet gütmüyor. dedi. Sa'd:

 

«Beri bak! Vallahi sana üç şeyde dua ediyorum!.. Yârabbi, eğer bu kulun yalancı ise; bu işi riya ve şöhret için yaptıysa ömrünü uzat, fakirliğini de uzat! Ve kendisini fitnelere mâruz kıl!.» dedi. Bundan sonra hâlini soranlara Usame:

 

— Ben fitneye giriftar olmuş bir şeyh-i fâniyim. Beni Sad'ın bedduâası tuttu!» derdi.

 

Râvî Abdül melik Dediki: Onu ben de gördüm. Kaşları ihtiyarlıktan gözlerinin üstüne düşmüş; Kendisi hâlâ yoldan gelip geçen cariyelere çatıyor, onları çimdikliyordu.

 

Kufelilerden murâd bir kaç kişidir. Kelime Küllü zikir, Cüz-ü murâd kabilinden mecazdır.

 

Muhtelif rivayetlerden anlaşıldığına göre; Kufeliler Hz. Ömere Sa'd R.A.)'ın devlet malını yediğini, evine ağaçtan debdebeli bir kapı yaptırdığını, çarşı evine yakın olduğu için gürültüden bîzâr olarak gürültünün kesilmesini emrettiğini, ava düşkün olduğu için düşmana karşı gönderilen müfrezelerin başında bulunmadığını şikâyet etmişler. Aslı astarı olmadık buna benzer bir çok şeyler ileri sürmüşlerdir. Ömer (R.A.) bunları birer birer tetkik etmiş ve hepsinin bâtıl olduğunu meydana çıkarmıştır. Hz. Sa'd'ın «Bana namazı bedeviler mi öğretecek?» demesinden de anlaşılıyor ki; kendisini şikâyet edenler bir takım cahillermiş. Çünkü bedevilerin ekserisi câhil olurlar.

 

Hz. Ömer'in Sa'd (R.A.) ile birlikte teftiş için Kufe'ye gönderdiği zevatın Muhammedü'bnü Mesleme ile Abdullah b. Erkâm ve Melih b. Avf oldukları zannediliyor. Hz. Sa'd bu hâdiseden müteessir olmuş. Bilhassa Kufeli Usametü'bnü Katâde'nin iftiralarına karşı dayanamıyarak ona bedduada bulunmuştur. Üç şeyle beddua etmesinin sebebi, Usame'nin ondan üç fazileti nefîy etmesidir. Usame ondan şecaati, iffeti ve hikmeti nefîy etmişti. Bunlar bütün faziletlerin esası idiler. Hz. Sa'd da bu üç şeye misliyle mukabele etmişdir. Ve bedduası kabul olunmuştur. îshâk'ın Cerîr'den rivayetine göre Usame fakru zarurete duçar olmuş; ahlâkı bozularak fitneye kapılmış. Hattâ bir rivayete göre, gözleri de kör olmuştur. O haliyle yine de bir kadın sesi işitti mi kadına saldırır. Kadın kendisini terslediği zaman ah, mübarek Sa'd'ın duası!., dermiş, İbni Uyeyne'nin rivâyetine göre: Her nerede bir fitne çıkarsa Usame mutlaka orada bulunurmuş. Hattâ kendisinin fitne esnasında öldürüldüğü rivayet olunur.

 

Hz. Sa'd duasının icâbetiyle ma'ruf bir zât idi. Taberânî'nin rivayetine göre kendisine:

 

«Dualarının kabulüne ne zaman nail oldun?» diye sorulmuş: «Bedir gününde nail oldum. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

 

«Yâ Râbl Sad'ın duasını möstecâp kıl,» buyurdular» diye cevap vermiştir.

 

Son rivayette Hz. Ebu Saîd-i Hudrî 'nin Kaza'ya: «Senin için bunda hiç bir hayır yoktur.» sözünün mânâsı; Sen ne kadar çalışsan da böyle bir namaz kılamazsın. Binâenaleyh sünneti öğrenip de terketmiş olursun, demektir.