SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

465 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu's-Salât» ve «Kitâbul-Edep» de; Nesâi «Kitâbu's-Salât» ile «Kitâbu't-Tefsîr» de; İbni Mâce dahî «Kitâbu's-Salât» ta muhtelif lâfızlarla muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Rivayetlerin mecmuu Hz. Muâz'ın yatsıyı bir defa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında cemâat, bir defa da kavmine imam olarak kıldırmaya devam ettiğini göstermektedir. Bazı rivayetlerde Hz. Muâz'ın kavmine akşam namazını kıldırdığı bildirilmiştir. Bu yâ hâdisenin tekerrüründendir. Yâni bazen yatsıyı, bazen de akşam namazını kıldırmıştır. Yahut yatsıya akşam namazı denilmiştir.

 

Bâzıları bu hadisle istidlal ederek; «Hz. Muâz'in kavmine kıldırdığı namaz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında kıldığı namazın aynıidır.» demiş; «Aynı değildir» deyenlere bununla cevap vermişlerdir. Fakat Allâme Aynî bunlara bir kaç vecihle cevap vermiştir. Şöyle kî:

 

1- Bu hadîsle ihticâc etmek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in vak'ayı bilib te ikrar buyurmasına bağlıdır. Halbuki Hz. Muâz'ın namaz kıldırdığını   Resulullah  (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in duymamış olması caizdir. Binâenaleyh Muâz (R.A.)'in o namazı devam üzere kıldırmasına ses çıkarmaması onu takrîr buyurduğuna delîl sayılmaz.

 

2- Niyyet bâtınî bir şeydir. Söylemedikçe kimse kimsenin niyetini bilemez. Caiz ki Hz. Muâz namaz fiillerini ve namazda kıraatin sünnet vechini Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den güzelce öğrenmek için namazı evvelâ onun arkasında nafile olarak kılmış; sonra kavmine dönerek aynı namazı onlara da farz niyeti ile kıldırmıştır.

 

3- El-Mühelleb'in beyânına göre Muâz hadisi Islâmın ilk devirlerine aittir.

 

4- İhtimal Hz. Muâz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in arkasında cemâat olarak gündüz namazlarını kılmış, kavmine imam olarak da yatsı namazını kıldırmıştır. Çünkü Ashâb'dan bazıları iş güç sahipleri olduğu için gündüz namazlarına devam edemiyorlardı. Bu itibarla Râvî, Hz. Muâz'ın ayrı ayrı vakitlerde kıldığı namazları haber vermiş olabilir.

 

5- Bu hadîs mensuhdur. Tahâvî diyor ki: «İhtimâl Hz. Muâz'ın aynı namazı iki defa kılması, farzların ikişer defa kılındığı zamanlarda olmuştur. Çünkü îslâmın ilk zamanlarında bu yapılırdı.» Tahâvî neshe delîl olarak Hz. İbni Ömer'den   rivayet edilen bir hadîsi göstermiştir. Mezkur hadîsde: «Bir namaz, günde iki defa kılınamaz.» denilmiştir.

 

Muâz (R.A.)'ın arkasında namazını bozan zat'ın kim olduğu ve namazını bozup bozmadığı ihtilaflıdır. Ebu Dâvud Tayâlisî'nin rivayetinde bu zâtın Hazm b. Ebi Ka'b olduğu söylenmiştir. Bâzı rivayetlerde Haram b. Milhan olduğu söylenmiştir. Hz. Haram, Enes b. Mâlik'in dayısıymış. Namazdan sonra hurma bahçesini sulamak niyetinde imiş. Bu sebeple namazdan ayrılarak yalnız kılmış ve bahçesine gitmiş. Daha başka isim söyleyenler de vardır.

 

Bâzıları namazdan çıkan zâtın namazını bozmadan saftan çıkarak aynı namazı kendi kendine tamamladığını söylemişlerse de Müslim'ia buradaki rivayetinde namazdan selâm vererek çıktığı tasrîh edilmiştir.

 

Nesaî'nin bir rivayetinde Hz. Muâz:

 

«Sabaha çıkarsam bunu mutlaka Nebi (Sallallahu Aleyhi veSellem) 'e söylerim!» demiş ve sabahleyin söylemiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de o zâtı çağırtmış. Kendisine:

 

«Bu yaptığına sebep nedir?» demiş. O zât: Yâ ResulaIIâh! Ben gündüzün su taşıyan devemle çalıştım; geldiğimde namaza durmuşlardı. Hemen mescide girerek Muâz'la beraber namaza durdum. Fakat o filân ve filân sureyi okudu. Ben de cemâatdan ayrılarak mescidin bir tarafında namazımı yalnız kıldım; demiş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

 

«Sen fettanmı oldun ya Muâz? Sen fettânmı oldun yâ Muâz?» buyurmuşlar.

 

Bir rivayette üç defa «Fettan, fettan, fettan», demişdir. Bu takdirde cümle; «Sen fettansın» mânâsına olup, müptedâsı mahfuz haberdir. Ve te'kîd için üç defa tekrar edilmiştir. îbni Uyeyne rivayetinde mezkur cümle istifhâm-ı inkârı ile «Sen fettan mısın » şeklinde vârid olmuştur.

 

Fettandan murâd; nefret ettirendir. Çünkü kıraati uzun tutmak cemâatin namazdan çıkmalarına ve cemaatla namazdan kerahet duymalarına sebep olur. Bazıları fettan sözü ile azap vermek mânâsı kastedilmiş olabileceğini söylemişlerdir. Zîrâ Hz. Muâz uzun okumakla cemaata azab vermiştir. Bu kelime «fâtin» şeklinde dahî rivayet edilmiştir.