476, 477 ve 478 nolu
Hadisler’in İzahı:
Hadis-i şerif bütün rivâyetleriyle
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in rükudan doğrulduktan sonra okuduğu
duaları göstermektedir.
Hattâbî'nin beyânına
göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin:
«Göklerle yer ve ondan
sonra vucud bulmasını dilediğin her şey dolusu hamd ancak sana mahsustur.»
demesi; hamdin çokluğunu temsil suretiyle ifâdedir. Yâni Allah'a yapılan
hamdler cisim olsalar göklerle yeri doldururdu, demektir. Bâzıları: «Bu
cümleden murâd hamdın sevabıdır.» demişlerdir. Bununla mezkur kelimenin büyüklüğü
de murâd edilmiş olabilir.
«Ve ondan sonra vücud
bulmasını dilediğin herşey dolusu hamd sana mahsustur.» cümlesi bazılarına göre
kulun bütün gücünü sarf ettikten sonra yine hakkıyle hamd etmekten âciz
kaldığını itiraftır. Zira gökler dolusu hamd bir insanın yapabileceği mikdârın
en sonudur. Fakat Allah'a hamd hakîkatta bununla da sona ermediği için ondan
ötesini Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah'ın meşîetine hâvâle ve
bu sebeple kendisine Ahmed isminin verilmesine hak kazanmıştır.
Resul-i Ekrem
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) efendimiz: «Allah'ım beni kar, dolu ve soğuk
suyla temizle!» buyurması, kendisinin
günah ve hatalardan temizlenmesi hususunda mübalağa için yapılmış bir
istiaredir.
Hadîsde geçen «Zünub» ve
«Hatâya» kelimeleri birbirinin atfı tefsiri de olabilirler. Hatâyâ'dan kulun
Allah'a karşı, zünubdan da kulun kul'a karşı işlediği suçlar kastedilmiş olmak
ihtimâli de vardır.
«Vesah, deren, denes»
tâbirleri aynı mânâya gelirler. Bunlardan murâd kir ve pastır. Hadîsin bu
cümlesi:
«Yâ Rabbî beni kirden ve
pastan dolayı dikkatle yıkanan beyaz elbise temizler gibi itinalı ve tam bir
taharetle temiz kıl!» demektir.
Beyaz elbisenin hassaten
zikredilmesi, beyaz renkte temizlik daha çok belli olduğu içindir. Nebi
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in günahlardan temizlenmesi hususunda kar, dolu
ve soğuk su diye üç şey zikretmesi mağfiretin nevilerini temsil içindir. Bu
söz: «Yârabbî, günahları mahveden bütün mağfiret nevileri ile şu saydığım üç
temizlik vasıtası kir ve pasları nasıl temizlerse beni öyle temizle!» mânâsına
gelir. Suyu en son zikretmesi mağfiretten sonra rahmetin şümulüne işaret
içindir. Çünkü temizlik hususunda en şümullü vâsıta sudur.
Sıcak su kiri ve pası
daha iyi temizlediği halde, burada soğuk suyun zikredilmesi, kelimelerde
mücânesete riâyet içindir. Bir de azap hararetini söndürmek için en münâsip
vâsıta soğuk sudur.
«Ey Mecdüsenâya lâyık
olan Allah'ım!» ifadesi meşhur kavle göre bir nida cümlesidir. Bâzıları: «Sen
Mecdüsenâya ehilsin» mânâsına müptedâ ve haber cümlesi olabileceğini
söylemişlerdir.
Sena: Medih ve güzel
tavsif demektir. Mecd: Azamet ve son derece büyük şeref mânâsına gelir. Kadı
lyâz'ın beyânına göre bâzı rivayetlerde mecd kelimesinin yerine hamd
denilmiştir. Mânâ itibariyle bu da doğru olmakla beraber meşhur olan rivayet
birincisidir.
«Ki hepimiz sana kuluz.»
ifâdesi, ehemmiyetinden dolayı araya sıkıştırılmış bir itiraz cümlesidir. Bu
kaldırılınca mânâ şöyle olur:
«Kulun söyliyeceği en lâyık
söz : Allah'ım senin verdiğine mâni olacak yoktur. Vermediğinide verecek
yoktur.»
Bir kul için söylenecek
en lâyık sözün bu olması, bütün umurunu Allah'a tefviz etmesi, Allah'ın
varlığını ve birliğini itirafı, hayrın, şerrin ondan geldiğini, kuvvet ve
kudreti o halk ettiğini, dünyâya ehemmiyet vermeyip sâlih ameller peşinde
koşmanın lüzumunu tazammun ettiği i-çindir.
Hadîsin son cümlesinde
zikri geçen «Cedd» kelimesi «Cidd» şeklinde de rivayet edilmiştir. Bu rivayet
zayıf olmakla beraber mânâ itibariyle doğrudur. Bâzıları: «Bu takdirde hadîsin
mânâsı: Çalışkanın çalışması senin indinde kendisine bir fayda temin etmez. Ona
ancak senin rahmetin fayda verir; kendisini o kurtarır.» demektir, şeklinde
tefsirde bulunmuş, bir takımları «Cidd» in acele etmek mânâsına geldiğini
söylemişlerdir. Bü takdirde mânâ: «Senden kaçmak için acele davranan kimsenin
kaçışı kendisine bir fayda vermez. Çünkü dâima senin kabzayı kudretindedir.>
demek olur.
Kelimenin sahîh ve
meşhur olan kıraati «Cedd» dir. Cedd: Baht, zenginlik, azamet ve sultan
mânâlarına gelir. Buna göre hadîsin mânâsı: «Dünyâda mal, evlât, azamet ve
saltanatla bahtiyar olan bir kimseyi bu bahtiyarlığı senin azabından
kurtaramaz. Onu kurtaracak olan ancak salih amelleridir.» demek olur.