534 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu rivayetler Hz. Abdullah
b. Mes'ûd ile ondan hadîs rivayet eden Âlkame ve Esved'in mezheblerini
bildirmektedir. Onlara göre rükû'da avuçları biribirine yapıştırarak bacakların
arasına sıkıştırmak sünnet'dir. Hâlbuki onların dışındaki bütün ulemâya göre
rükû'da elleri dizlerin üzerine koymak sünnetdir. İbni Mes'ûd (Radiyallahu
anh)'in sünnet addettiği şekle «tatbik» derler ki ulemâya göre mekrûhdur. Çünkü
bundan sonraki rivayetlerde görüleceği vecihle tatbik nesholunmuşdur.
îbni Mes'ûd (Radiyallahu
anh) : «Bunlar namazı kıldılar mı?» sözü ile zamanın emîrini ve ona tabî
olanları kasdetmiş, aynı zamanda onların namaza karşı gevşek davrandıklarına ve
onu dâima vaktin sonuna te'hîr ettiklerine işaret etmişdir.
Ezan ve ikâmetsiz namaz
kılmak yine İbni Mes'ûd (Radiyallahu anh) ile bâzı selefin mezhepleridir.
Onlara göre cum'a kılınan ve onun için ezan okunup ikâmet getirilen bir beldede
yalnız başına namaz kılan kimseye ezan ve ikaamet meşru' değildir. Camî'de
okunan ezan ve ikâmet onun içinde kâfidir.
Cumhûr-u Ulemâya göre
ise yalnız kılan hakkında ikâmet sünnetdir. Ezan mes'elesi ihtilaflıdır. Bu
hadîsin ilk rivayetinde Hz. İbni Mes'ûd, Esved 'le Alkame'ye «Şu arkanızdakiler
namaz kıldı mı?» diye sorduğu vakit «Hayır!» cevabını verdikleri; üçüncü
rivâyetin de ise «Evet» dedikleri görülüyor. Müslim sarihlerinden Übbiye göre
bu iki rivayetin ayrı ayrı iki yerde geçen iki hâdiseye aid olması ihtimâli
vardır. Namazların başka başka olması da muhtemeldir. Şöyle ki: İbni Mes'ud
(Radiyallahû anh) 'm yanına ikindinin vakti girer girmez varmışlar ve onun
sorduğu suâle «Hayır» cevabını vermekle henüz ikindiyi kılmadıklarını
bildirmişler «Evet» demekle de öğleyi az evvel kıldıklarını anlatmak
istemişlerdir. Bazıları «Hayır» cevabının yalnız Müslim'in rivayetinde
bulunduğunu ve bunun zahire bakarak bir vehim olduğunu söylemişlerdir.
İmamla beraber iki kişi
cemaat olursa birini imamın sağına, diğerini de soluna almak yine Hz. îbni
Mes'ûd ile iki ravisinin mezhepleridir. Nevevî'nin beyanına göre sahabe
devrinden bugüne kadar bütün ulema bunlara muhalefet ederek, cemaat iki kişi
olurlarsa imamın arkasına saf teşkil etmeleri gerektiğini söylemişlerdir.
Cemaat bir kişi olursa
bilittifâk imamın sağ tarafına durur. Kaadı İyâz'ın Saîd b. El-Müseyyeb'den
naklettiği bir rivayete göre bir kişi imamın sol tarafına duracakmış. Nevevî:
«Saîd b. El-Müseyyeb 'den sahih olarak böyle bir şey rivayet edildiğini
zannetmiyorum. Edilmiş olsa bile İbni Abbâs hadîsini duymamış demekdir. Ne
olursa olsun bu gün ulemâ bir kişinin imamın sağ tarafında duracağında müttefikdirler.»
diyor.
«Şerakü'l-Mevtâ» ta'bîri
İbnü'l-A'râbî 'nin beynânına göre iki ma'nâya gelir. Birinci ma'nâsı: güneşin
kavuşmasına ramak kalmak demekdir. İkinci ma'nâsı ise ölmek üzere bulunan bir
kimsenin son demidir. Hadîs-i Şerîf'de bununla vaktin çıkmasına pek az zaman
kalıncaya kadar namazı gecikdirmek kasdedilmişdir. «Üç kişi olursanız namazı
beraber kılın!» cümlesinden murad: imam ileri geçmeyip aralarında durmak
suretiyle namazı birlikte kılmalarıdır.
Hâdis-i Şerîf'de evvelâ
namazın vakti girer girmez kılınması; sonra geç kılanlarla beraber bir daha
kılarak cemâat faziletine iştirak edilmesi emir edilmiş, bu suretle çıkması
melhuz olan fitne ve dedikoduların önüne geçilmek istenilmişdir. Zîrâ cemaata
devam etmemek dedikoduyu ve müslümanların dağılmasını mucip olur.
Bu hadîs farz olan bir
namaz iki defa kılmırsa ikincinin nafile yerine geçeceğine delildir. Zîrâ bir
def'â kılmakla farz sakıt olur, Maamafih bu meselede ihtilâf olunmuş, bazıları:
«İki defa kılınan bir namazın hangisi daha mükemmel kılındıysa farz yerine o
geçer.» demiş; bir takımları ikisinin de farz yerine geçeceğini söylemiş;
bazıları da ikisinden hangisinin farz yerine geçeceğini söylemiş; bazıları da
ikisinden hangisinin farz yerine geçtiği bilinemez kanaatnde bulunmuşlardır.