574 nolu Hadis’in
İzahı:
Zülyedeyn hadîsini
Buhari «Namaz» ve «Edeb» bahislerinde; Ebu Dâvûd, Nesâi ve îbni Mâce dahî
«Namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir."
Bu hadîs usûl-ü fıkıh
ilminde bile kendisinden bahsedilen meşhur bir hadîsdir. Tahâvî onu onüç
tarîkden rivayet etmektedir. Bâbımızdaki rivayetlerinin bâzısında Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e «Namaz kısaltıldı mı?» diye soran zâtın.
Zülyedeyn isminde biri olduğu, bazılarında onun yerine Bsnî Süleym'den bir adam
denildiği, birisinde de Hirbâk adında bir zât olduğu zikredüiyorsa da bunların
hepsinden murâd Zülyedeyn 'dir. Bu zâtın ismi Hirbâk b. Abdi Amr'dır. Kendisine
hem Zülyedeyn, hem de Züşşim aleyn lâkabı verilmişdir. Zülyedeyn esâs ittibârı
ile iki el sahibi demekdir. Bu zât'a bu lâkabın verilmesi, ellerinin biraz uzun
olmasındandır. Züşşim âleyn dahî iki sol sahibi demekdir. Hz. Hirbâk sol eliyle
dahî sağ eli gibi suhuletle çalışabildiği için kendisine bu lâkabın verildiği
söylenir. Kendisi Benî Süleym kabîlesindendir. Medine'ye yakın bir yere
yerleşmişdi. Bir de Benî Zühre kabilesinin müttefiki olan Züşşim âleyn vardır.
Onu bununla karıştırmamak îcâb eder. O Züşşimâleyn Bedir harbinde
katledilmişdir. Bu bâbda Kaadı İyaz, Müslim şerhinde şunları söyler:
«Zülyedeyn hadîsine
gelince: Müslim, İmran b. Husayn hadîsinde isminin Hirbâk olduğunu, ellerinde
uzunluk bulunduğunu zikretmişdir. Diğer bir rivayette elleri uzun bir adam
denilmiş; Ebu Hureyre hadîsinde ise Benî Süleym kabilesinden bir adam olduğu
beyân edilmişdir... Ubeyd b. Umeyr hadîsinde ismi tefsir edilerek: Benî
Süleym'in kardeşidir; denilmişdir. Zührî'nin rivayetinde: Züşşim âleyn, Benî
Zühre'den bir adamdır; denilmişdir. Bu sözden dolayı Hanefîler Zülyedeyn
hadîsinin ibni Mes'ûd hadîs'i ile nesh edildiğine kail olmuş ve: Çünkü Züşşim
âleyn siyer ulemâsının beyânı vecihle Bedir harbinde öldürülmüşdür. Bu adam
Benî Süleym'dendir. Hadîsde zikredilen Zülyedeyn'de odur; demişlerdir.
Hanefîler'in bu sözü
doğru değildir. Gerçi Züşşimâleyn Bedir harbinde öldürülmüşdür. Fakat onun ismi
Hirbâk değil, Umeyr b. Abdi Amr'dır. Kendisi Huzaa kabilesinden olup Benî
Zühre'den birinin müttefikidir. Ebu Hureyre rivayeti de buna delâlet
etmektedir... Halbuki Ebu Hureyre Hayber'de müslüman olmuşdur. Hayber vak'ası
Bedir gazasından iki sene sonra vuku bulmuşdur. Binaenaleyh burada mevzubahis
olan Zülyedeyn veya Züşşimâleyn Bedir'deki Züşşimâleyn değildir. Bâzıları
Zührî'nin bu husûsdaki sözünü onun bir vehmi olarak kabul etmiş, bir takımları
vak'anın ayrı ayrı iki yerde cereyan ettiğine kail olmuşlardır ki sahîh olan da
budur. Çünkü her iki hâdisenin sıfatları başka başkadır. Hirbâk hadîsinde
Züşşimâleyn, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in üç rek'âtda selam
verdiğini söylüyor. Zülyedeyn hadîsinde ise iki rek'atta selam verdiği
bildiriliyor. Keza Hirbâk hadisinde namazın ikindi olduğu; Zülyedeyn hadîsinde
ise öğle namazı olduğu tasrîh ediliyor. Müslim bunların hepsini zikretmişdir.»
Kaadı îyâz'ın sözü burada sona erdi.
Ebu Ömer dahî:
«Zülyedeyn Bedir harbinde öldürülen Züşşimâleyn değildir. Buna delil Ebu
Hureyre hadîsidir. Zührînin bu hadiside Zülyedeynin'dir, Züşşimâleyn olduğunu
söylemesine kulak asılmaz.» demişdir.
Bu iddialara Buhârî
sarihlerinden Aynî şu cevâbı vermektedir:
«Ben derim ki: bunların
hepsine birden verilecek cevap şudur: Bu makamda Nesâî'nin kitabında da Zülyedeyn
ile Züşşimâleyn 'in bir kimse oldukları bu iki sözün ikisininde söylediğimiz
vecîhle Hırbâk'in lâkabı oldukları bildirilmektedir. Nesâi hadîs'i şöyle
rivayet eder:
«Bize Muhammed b. Râfî'
haber verdi. (Dediki) : Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki) : Bize Ma'mer,
Zührî'den, o da Ebu Selemete'bnü Abdurrahmân ile Ebu Bekir b. Süleyman b. Ebî
Hayseme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş:
Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) bize öğleyi yahut ikindiyi kıldırdı da iki rek'ât-da selam verdi. Ve
namazdan çıktı. Bunun üzerine Züşşimâleyn b. Amr kendisine:
— Namaz mı kısaltıldı, yoksa sen mi unutdun?
dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
«Zülyedeyn ne diyor?»
buyurdu. Ashâb:
— Doğru söyledi Yâ Resûlallah! dediler. Bunun
üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Noksan bıraktığı rek'âtları onlara
tamamladı.»
Hadîsin senedi sahih ve
muttasıldır. Bu hadîsde Züşşimâleyn ile
Zülyedeyn 'in aynı zât olduğu tasrîh edilmektedir.Yine Nesâî diyor ki:
«Bana Harun b. Mûsâ El -
Feravî Ebü Damûre, Yûnus'dan, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. Demiş
ki: Bana Ebu Seleme, Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre şöyle
demiş:
Resûlullah (Sallallahu
Aleyh've Sellem) unutarak iki rek'âtda selâm verdi. Bunun üzerine Züşşimâleyn:
— Namaz mı kısaltıldı, yoksa sen mi unuttun Yâ
Resûlâllah? dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :
«Zülyedeyn doğru mu
söyledi?» diye sordu. Ashâb: ,
— Evet! Cevâbını
verdiler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalkarak
namazı tamamladı.
Bu hadîsin senedi dahî
sahîhdir. Bunda da Züşşimâleyn ile Zülyedeyn'in aynı kimse olduğu tasrîh
edümişdir.
İmrârt b. Ebî Enes bu
husûsda Zührî'ye tâbi olmuşdur.
Yine Nesâî şöyle diyor:
«Bize İsa b. Hammâd
haber verdi. (Dediki) : Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o da İmrân b. Ebî
Enes'den, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi ki:
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) bir gün namaz kıldırmış ve iki rek'âtda selam vermiş. Sonra
çıkıp gitmiş. Arkasından Zülyedeyn kendisine yetişerek:
— Yâ Resûlâllah! Namaz
mı kısaltıldı, yoksa sen mi unuttun? demiş, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem):
— «Namaz da
kısaltılmadı, ben de unutmadım,»
buyurmuş. Zü’l-yedeyn:
— Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin ederim
ki bilakis (Bir şey oldu) demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
«Zülyedeyn doğru mu
söyledi?» buyurmuş Ashâb:
— Evet! cevâbını vermişler. Bunun üzerine Nebi
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemaata iki rek'at namaz kıldırmış.
«Bu sened dahî Müslim'in
şartı üzere sahîh'dir. Bu hadîsin bir benzerini de Tahâvî tahrîc etmişdir. Bu
suretle Zührî 'nin bu husûsda yalnız kalmadığı anlaşılmış olur. Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e muhatap olan zât Züşşimâleyn'dir. Bunu söyleyen
vehme kapılmış değildir.
Hadîsin Buhârî veya
Müslim'de bulunmaması sahîh olmamasını îcâb ettirmez. Böylece Zülyedeyn ile
Züşşimâleyn'in aynı zât olduğu meydana çıkar. Bu hüküm Zülyedeyn ile Züşşimâleyn
ayrı ayrı iki kimsedir., demekden daha iyidir. Çünkü burada iki şahıs olduğunu
kabul etmek aslın hilâfına hareket olur.»
Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) Hz. Zülyedeyn'e cevaben:
«Ne unuttum, ne de namaz
kısaltıldı.» buyurmuşdur. Müslim'in bir rivayetinde bu cümlenin yerine:
«Bunların hiçbiri olmadı.» denilmişdir. Nevevî 'nin beyânına göre bu cevap iki
suretle te'vîl olunur. Birinci te'vîle göre cümlenin mânâsı:
«Bu söylediklerin mecmu'
hâlinde vâki olmadı.» demekdir. Binaenaleyh bîr tanesinin olması mümkündür.
İkinci te'vîle göre mana:
«Benim zannıma göre bunların ikisi de olmadı; ben namazı dört rek'ut olarak
tamamladım.» demekdir. Doğru olan te'vil de budur. Bunun doğruluğuna delîl
hadîsin Buhârî'deki rivayetinde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin:
«Namaz da kısaltılmadı,
ben de unutmadım.» buyurmuş olmasıdır.
Aynî diyor ki: «Bu
makamda hâsıl-ı tahrik şudur: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in: «Ne
ben unuttum, ne namaz kısaltıldı.» buyurması bunların hiçbiri olmadı mânâsına
gelir ki, bu söz nefy-i umûmdur...» Aynî müddeâsını uzun uzadıya îzâh etmekde,
ezcümle şöyle demektedir: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Bunların hiçbiri
olmadı.) buyurunca Zülyedeyn: Bâzısı oldu, diye cevap vermişti. Malûmdur ki bir
şey'in bâzı fertlere sabit olmaeı mecmûdan nefye değil, o fertlerin bütününden
nefye münâfîdir. Hz. Zülyedeyn 'in (Bâzısı oldu) sözü mûcibe-i cûz'iyyedir.
Onun nakîzi da sâlibe-i külliyyedir. Eğer Zülyedeyn Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in sözünden selb-i külli mânâsını anlamasaydı onun
mukabilinde îcâb-ı cüz'îyi getirmezdi. Burada bir kaide daha vardır: Her ne
zaman küll lâfzı nefiy yerinde bulunursa hassaten nefyî îcâb eder. Mefhûm-u
muhalifi ile de o fiilin
bâzı fertlere sabit
olduğunu bildirir. Netekim «Kavmin hepsi gelmedi; ve «Paraların hepsini
almadım.» cümlelerinde hâl böyledir. Fakat ne zaman nefiy «küll» lâfzının
yerinde bulunursa mânânın her fertden selbini iktizâ eder. îşte Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in «Bunların hiçbiri olmadı.» sözü bu
kabildendir.»
Resulullah {Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) «Zülyedeyn doğru mu söyledi?» deyince, bir rivâyetde: «Ashâb;
Evet! dediler.»; Ebu Dâvûd 'un rivayetinde: «Evet diye işaret ettiler.»
denilmişdir. Bu iki rivayetin arası bulunmak için ashabın bâzısının başları ile
evet işareti yaptıkları, bâzılarının da evet sözünü söyledikleri ileri
sürülebilir.