SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

593 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsi Buhârî: «Kitâbü'l-l'tisâm», «Kitâbü'r-Rikâk», «Kitâbu'I. Kader», «KiUbü'd - Daavat» ve -Kitabü's-Salât da; Ebu Dâvûd ile Nesâî dahî «Kitabü's - Salât» da muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir.

 

Müslim'in, Hâmid b. Ömer El-Bekrâyı tarîki ile tahrîc ettiği rivayetin senedindeki Ebu Saîd hakkında ihtilâf edilmişdir. Doğrusu Buhârî 'nin rivayetidir Bu rivayete göre Ebü Saîd'in ismi Abdu Rabbih b. Saîd'dir. îbni Seken (294-353): «Bu zât Hz. Âişe'nin süt kardeşinin oğludur.» demişsede ulemâ bunun yanlış olduğunu söylemişlerdir.       

 

îbni Abdil Berr, bu zâtın Hasan-ı Basrî olduğunu söylemişdir. Fakat ulemâ bunun da hatâ olduğunu beyân etmişlerdir.

 

Bu yazışma vak'ası geçtiği sıralarda Hz. Mugîra Kûfe'de vali bulunuyordu. Kendisini oraya Muâviye (Radiyallahû anh) göndermişdi. Rivayetlerin mec'mûundan anlaşılıyor ki evvelâ Hz. Muâviye, Mugîra'ya mektup yazarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazdan selâm verdikden sonra ne okuduğunu sormuş; Mugira (Radiyallahû anh) dahî hadîs-i şerif de beyân edildiği vecîhle cevap vermişdir.

 

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazdan selâm verdikden sonra neler okuduğunu bildiren muhtelif rivayetler vardır. İbni Huzeyme'nin rivayetinde selâm verdikden sonra üç defa:

 

[La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh lehu'l-mulk ve lehu'l-hamd ve huve ala kulli şey'in kadir.]

 

Meali: «Allah'dan başka hiç bir ilâh yokdur; Yalnız o vardır; şeriki yokdur; mülk onundur; hamd de ona mahsûsdur; hem o her şey'e kaadîrdir» dediği bildirilmektedir. Bizzat Hz. Muâviye 'den rivayet olunan bir hadîsde Muâviye {Radiyallahû anh) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi v€ Sellem)'i her namaz sonunda selâm verdikçe:   

 

«Yâ Rab! Senin verdiğine manî olacak hiç bir kimse yokdur; vermediğini verecek de yokdur. Senin katında hiç bir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» derken işitdim; demişdir. Bir rivayetde:

 

«Şüphesizki Allah'ın öne geçirdiğini arkaya bırakacak kimse olmadığı gibi; arkaya bıraktığını, öne alacak; vermediğini verecek, onun verdiğini vermeyecek de yokdur. Onun katında hiç bir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir. Allah her kime çok hayır vermek isterse onu dînde fakîh yapar.» buyurulmuşdur.

 

Bu bâbda Hz. Muâviye bizzat kendisi hadîs rivayet ettikden sonra bu mes'eleyi niçin Mugîra (Radiyallahû anh)'a sormuşdur? şeklinde bir suâl hâtıra gelebilir.

 

Cevap: Hz. Muâviye bununla mes'eleyi iyice tesbît etmek, hadîsi başka rivayet eden var mı, yok mu anlamak, kendi rivayetinde unuttuğu yerler olup olmadığını kontrol etmek istemişdir.

 

Hadîsde mevzûubahis olan namaz mektûbe yâni farz olan namazdır. Nitekim bâzı rivayetlerde bu cihet tasrîh dahî edilmişdîr.