704 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhârî «Kasr-u's
- Salât» bahsinde; Ebû Dâvûd ile Nesâî dahî «Namaz» bahsinde muhtelif
râvîlerden tahrîc etmişlerdir.
Bu rivayetler öğle ile
ikindinin akşam namazı ile yatsının cem' sureti ile birden kılınacağına
delildir. Ve hepsi cem' için Öğle ile akşam namazının te'hîr edileceğini
göstermektedir.
Buhârî şârihi Aynî bu
bâb'da sözü iki kısma ayırıyor. Şöyle ki:
1- Ashâb-ı kirâm'dan iki
namazı cem' sureti ile birden kılanlar: Alî b. Ebî Tâîib, Enes b. Mâlik,
Abdullah b. Amr, Âişe, îbni Abbâs, Üsâmetü'bnü Zeyd, Câbir b. Abdillâh,
Huzeymetü'bnü Sabit, Abdullah b. Mes'ûd, Ebû Byyûb, Ebî Saîd ve Ebû Hureyre
(Radtyallahû anhûm) hazerâtidır.
Ebû Dâvûd'un zararsız
bir senedle tahrîc ettiği Hz. Alî hadîsinde:
«Alî (Radiyallahu anh)
sefere çıkarsa güneş batıp karanlık çökmeye başladıkdan sonra yola revân olur,
sonra hayvanından inerek akşam namazını kılar; sonra akşam yemeğini yer; sonra
yatsıyı kılar ve: Ben,
Resûlullâh (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'i böyle yaparken gördüm; derdi.» buyurulmaktadır.
Mâ'nâ itibârı ile
temâmiyle buna benziyen diğer bir rivayeti de îbni Ebî Şeybe «El-Musannef» İnde
tahrîc etmişdir.
Dârakutnî 'nin rivayet
ettiği Hz. Alî hadîsinde ise:
«Alî (Radiyallahu anh)
dedi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güneşin zeval vaktinde yola çıkarsa
Öğle ile ikindiyi toptan kılar; şayet yola acele ederse ikindiyi öne alır,
öğleyi de vakti girer girmez acele kılar; böylece aralarını cem' ederdi.»
denilmekte ise de bu hadîsin isnadı sahih değildir.
Enes hadîsi, babımız
hadîslerinden biridir. Mezkûr rivayeti Buhârî ile Ebû Dâvûd ve Nesâî dahi
tahrîc etmişlerdir,
Abdullah b. Amr hadîsini
İbni Ebî Şeybe «Musannef» inde; İmam Ahmed b. Hanbel de «Müsned» inde tahrîc
etmişlerdir. Bu hadîsde: «Resûlullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî
Mustalık gazasında, iki namazı toptan kıldı.» denilmektedir. Yalnız hadîsin
râvıleri arasında Haccâc b. Ertât vardır ki, hüccet olup olmadığı ihtilaflıdır.
Aişe (Radiyallahu anha)
hadisini İbni Ebi Şeybe Musannefinde İmam Ahmed Müsnedinde tahric etmişlerdir.
Mezkur hadis de:
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) seferde öğle'yi geçe bırakır; İkindiyi de vakti geldiği gibi acele
kılardı; akşam'ı te'hîr eder; yatsıyı acele kılardı.» deniliyor. Yalnız râvüerinden
Muğiratü'bnü Ziyad'ı, Cumhûr-u ulemâ zayıf bulmuş; İbni Maîn ile Ebû Zür'a
mevsuk saymışlardır.
İbni Abbâs hadîsi,
Müslim'dedir. Bu hadisde :
«Gerçekten Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Tebûk gazasında yaptığı bir seferde iki namazı yânî
öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı toptan kıldı.» denilmişdir. Râvîlerden
Saîd b. Cübeyr diyor ki: «İbni Abbâs'a: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) 'i böyle yapmaya sevk eden nedir?» dedim, İbni Abbâs: «Ümmetine zorluk
çıkarmak istemedi.» cevâbını verdi.
Üsâmetü'bnü Zeyd
hadîsini Tirmizî «El-İIel» nâm eserinde tahrîc etmişdir. Bu hadîs dahî
yukarkiler gibi öğle ile ikindinin ve akşamla yatsının birlikte kılındıklarını
gösteriyor. Tirmizî: «Ben, bu hadîsi Muhammed'e sordum: «Sahîh olan onun Üsâmetü'bnü
Zeyd'e mevkuf bulunmasıdır.» cevâbını verdi.» demektedir.
Câbir hadîsini Ebû Dâvûd
ile Nesâî tahrîc etmişlerdir. Mezkûr hadîsde beyân edildiğine göre; Nebi
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de iken güneş batmış; o da Akşam ile
yatsıyı Şerif denilen yerde topdan kılmışdır.
İmam Ahmed'in «Müsned»
inde rivayet ettiği Câbir hadîsinde : Ebû'z-Zübeyr: «Câbir'e, Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiç akşam namazı ile yatsıyı cem' ederek kıldı
mı? diye sordum; Evet Benî Mustalik ile gaza ettiğimiz sene kıldırdı.» cevâbını
verdi, dediği rivayet olunur.
Huzeymetü'bnü Sabit
hadîsini Taberânî tahrîc etmişdir. Bu hadîsde; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'in Müzdelife'de akşam namazını üç, yatsıyı iki rek'ât olmak üzere her
ikisini bir ikaamet ile kıldırdığı bildirilmektedir.
İbni Mes'ûd hadîsini,
İbni Ebî Şeybe «Musannef» inde tahrîc etmişdir. Aynı hadîsi Taberânî dahî
«El-Kebîr» inde :
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) akşam ile yatsı namazlarını cem ederek kılardı. Berikini vaktin sonuna
te'hîr eder; ötekini de vaktinin evvelinde acele kılardı.» şeklinde rivayet
eder.
Ebû Eyyûb, Ebû Saîd-i
Hudrî ve Ebû Hureyre (Radiyallahû anhûm) hadîsleri de böyledir. Ebû Eyyûb
hadîsini Buhârî; Ebû Saîd-i Hudrî hadîsini Taberâni; Ebû Hureyre hadîsini de Bezzâr rivayet etmişdir.
2- Namazları cem' ederek
kılma hususunda imamların mezhepleri muhtelifdir. Bâzıları bu hadîslerin
zahirlerine bakarak, sefer hâlinde Öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı,
ikisinden birinin vaktinde toptan kılmaya cevaz vermişlerdir.
İmam Şafiî ile Ahmed b.
Hanbel'in ve İshâk'in mezhepleri budur.
İbni Battal diyor ki:
«Cumhûr-u ulemâ, yolcuya Öğlen ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı mutlak sûretde
toptan kılmanın caiz olduğunu söylemişlerdir.» Bu mes'elede altı kavil vardır:
a) İbni Battâl'ın dediği
şekilde cem' caizdir. Bu şekilde cem'î ashâb-ı kirâm'dan: Alî b. Ebî Tâlib,
Sa'd b. Ebî Vakkaas, Saîd b. Zeyd, Usâmetü'bnü Zeyd, Muâz b. Cebel, Ebû
Mûse'l-Eş'arî, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Abbâs (Radiyallahû anhûm) ile
Tabiînden Ata'b. Ebî Rebâh, Tâvûs, Mücâhid, İkrime, Câbir b. Zeyd,
Rabîatü'r-Rey'y, Ebû'z-Zinâd, Muhammed b. Münkedir ve Saffân b. Süleym hazerâtından nakledildiği gibi
Süfyâni Sevrî, imam Şafiî, imam Ahmed,
İshâk, Ebû Sevr, İbni Münzir, Mâlikîler'den Eşheb gibi imamlar da buna kaaildirler. Bu kavil
imam Mâlik'e bile nisbet olunur. Fakat Hz. Mâlik'in meşhur kavline göre cem'
sureti ile toptan namaz ancak acele yolculuk zamanında meşrû' olur.
b) İki namazı bir vakitde
kılmak sureti ile cem' yapmak ancak acele sefer zamanında caizdir. Bu kavil
Usâmetü'bnü Zeyd ile İbni Ömer (Radiyallahû anhûma)'dan rivayet olunmuşdur.
İmam Mâlik'in meşhur kavli de budur.
c) İki namazı cem'
sureti ile birden kılmak ancak yol almak istenildiği zaman caizdir.
Mâlikîler'den İbni Habîb'in kavli budur.
d) İki namazı, bir
vakitde kılmak mekrûhdur. Îbnü'l-Arabî, bu kavlin Mısırlılar tarafından imam Mâlik'den rivayet
edildiğini söyler.
e) Cem-i te'hîr caiz;
cem-i takdim caiz değildir. İbni Hazm'in kavli budur. Cem-i te'hîr'den murâd,
birinci namazı vaktin sonuna bırakmak; ikinciyi de vaktinin evvelinde kılmak
sureti ile yapılan cemî'dir. Sonraki namazı evvelki namazın vaktinde kılmak
sureti ile yapılan cem'e cem-i takdim derler.
f) Sefer dolayısiyle
mutlak sûretde cem' yapmak caiz değildir. Cem' ancak Arafat'la, Müzdelife'de
yapılır. Hasan-i Basrî, İbni Sîrin, İbrahim Nehaî, Esved, Ebû Hanife ve diğer
Hanefiyye imamlarının mezhepleri budur. Kaasim'in rivayetine göre imam Mâlik de
bu kavli tercih etmişdir.
Ebu Hanife ile diğer
Hanefiyye ulemâsı Arafat ile Müzdelife 'den başka hiç bir yerde cem'
yapılamıyacağına kaail olmuşlardır. Bu kavil ashâb-ı kiramdan Abdullah b.
Mes'ûd, Sa'd b. Ebî Vakkaas, Abdullah b.. Ömer (Radiyallahû anhûm) ile onlardan
sonra gelen İbni Sîrîn, Câbir b. Zeyd, Mekhûl, Amr b. Dînâr, Sevrî, Esved, Ömer
b. Abdilâzîz Sâlim ve Leys b. Sa'd hazerâtından da rivayet olunmuşdur.
İbni Ebî Şeybe'nin
«Musannef» İnde rivayet ettiği bir hadîsde, Hz. Ebû Musa: «özürsüz iki namazı
birden kılmak, büyük günahlardandır.» demişdir,
«Et-Telvîh» sahibi diyor
ki: Nevevî'nin, (Ebû Yûsuf ile Muhammed, imamlarına muhalefet etmişlerdir.
Onların kavilleri de Şafiî ile imam Ahmed'in kavli gibidir.) sözünü «Hidâye»
sarihlerinden (EI-Gâye) Sahibi, reddetmiş; onların böyle bir şey
söylediklerinin aslı olmadığını bildirmişdir.»
Aynî dahî: «Mes'ele
Telvîh sahibinin dediği gibidir. Ulemâmız, Üç imamımızın, hâlini daha iyi
bilirler.» diyor.
Hanefîler, Buharî ile
Müslim'in ittifakla Abdullah b. Mes'ûd (Radiyallahû anh)'dan rivayet ettikleri
hadîsle istidlal ederler. Mezkûr hadîsde İbni
Mes'ûd- (Radiyallahû anh):
«Ben, ResuIullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bir namazı kendi vaktinden başka bir vakitde
kıldığını görmedim. Ancak Müzdelife müstesna! Çünkü orada akşam'la yatsıyı
birden kılmış; ertesi gün sabah namazını da vaktinden önce kılmış di» demişdir.
Hanefiler bir de Müslim'in rivayet ettiği Ebû Katâde hadîsi ile istidlal
ederler. Bu hadîsde: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :
«Uykuda bir kusur işleme
yoktur. Kusur ancak uyanıkken bir namazı, başka namazın vakti girinceye kadar
geciktirmekle olur» buyurmuşdur.
Arafat ile Müzdelife'den
başka yerlerde dahî iki namazın bir arada kılındığını bildiren hadîslere Tahâvî
«Ma'âni'I-Âsâr» şerhinde şöyîe cevap vermişdir: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) bunlarda birinci namazı vaktinin sonunda kılmış; ikinci namazı da
vaktinin evveline almışdır. Şu kadar var ki, her iki namazı bir vakitde
kılmışdır.
İbni Abbâs hadîsi'de bu
ma'nâyı te'yîd eder. Hz. İbnî Abbâs:
«Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) hiç bir korku veya yolculuk olmadığı holde öğle ilk ikindiyi
toptan; akşamla yatsıyı da toptan kıldı.» demişdir. Hadîsi, Müslim rivayet
etmişdir. Hadîsin bir rivayetinde; İbni Abbâs ;
«Resûlullâh (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) Medine'de korku veya yağmur yokken, öğle île îkindi'yi toptan
ve akşam'la yatsıyı toptan kıldı.» demiş, İbni Abbâs'a :
«Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) bununla ne yapmak istedi?» diye sormuşlar:
— Ümmetine, meşakkat
vermemeyi Kasdetti...
cevâbını vermişdir.
Gerek bizim ulemâmızdan, gerekse muhaliflerin ulemâsından hiç biri hazarda iki
namazın toptan kılınmasına cevaz vermemişdir. Bu da zikredilen cem'in mânâsı
bizim dediğimiz gibi birinci namazın te'hîr, ikincinin vakti girer girmez
kılınmasından ibaret olduğunu gösterir.»
Gerçi babımızın, îbni
Ömer hadîsinde Hz. İbni Ömer'in yola acele ettiği zaman şafak kaybolduktan
sonra, akşam namazı ile yatsıyı cem' ederek kıldığı ve:
«Yola acele ettiği zaman
(Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) , akşam'la, yatsı'yı cem' ederek
kılardı,» dediği, bildirilmişdir. Bu, iki namazın, bir zamanda kılındığını
nassan bildirmektedir. Hattâ Nevevî: «Bunda Hanefîler'in (Cem' 'den murâd
birinci namazı vaktinin sonuna te'hîr; ikinciyi de vaktinin evvelinde kılmakdan
ibâretdir) sözünü iptal vardır.» demişdir. Fakat şafak mes'elesi gerek sahâbe-i
kiram, gerekse ulemâ arasında ihtilaflıdır. «Şafak'dan murâd; ufuktaki
kızıllıkdır.» diyenler bulunduğu gibi «ufuktaki beyazlıktır.» diyenler de
vardır.
Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in, akşam ile yatsı'yı kızıllık kaybolduktan sonra, kılmış
olması caizdir. Bu takdirde «Şafak'dan murâd: beyazlıkdır...» diyenlerin
kavline göre, akşam namazı kendi vaktinde kılınmış olur. «Şafak'dan murâd,
kızıllıktır...» diyenlere göre, yatsı dahî vaktinde kılınmışdır. İşte bu
suretle her iki namaz vaktinde kılınmış almakla beraber, şafak hakkındaki
ihtilâfa bakarak: «Bu namazları, şafak kaybolduktan sonra toptan kıldı.» demek
caizdir. Buna sureta cemi' denilir. Vakit itibârı ile cem' değildir. Bu babta
Nesâî 'nin ve diğer ulemânın rivayet ettikleri hadîsler, hep böyle te'vîl
olunur. Bunların bâzıları da zayıf dır. Hattâ Ebû Dâvûd’un: «Vakitden önce cem'
yapılacağı hususunda, sübût bulmuş hadîs yokdur.» dediği rivayet olunur.
Hattabî, Hanefiler'in
te'vîlini redderek, şunları söylemişdir: «Şüphesiz ki. iki namazı cem' ederek
kılmak bir ruhsattır. Eğer mes'ele Hanefiler'in dediği gibi olmuş olsa. her
namazı vaktinde kılmakdan daha meşakkatli bir iş ortaya çıkardı. Çünkü namaz
vakitlerinin evvellerini âhirlerini avamdan geçtim, havâss takımının bile bir
çokları bilemezler...»
Hanbelîler 'den İbni
Kudâme de: «İki namazın arasını cem' etmeyi sûretâ cem'a hamletmek iki vecihle
fâsidtir:
a) Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, iki namazı, bir vakitte cem' edtiği açıkça
rivayet olunmuşdur.
b) iki namazı cem'
etmek, bir ruhsattır. Mes'ele Hanefîler'in dediği gibi olacak olursa, her
namazı kendi vaktinde kılmakdan daha büyük bir meşakkat doğacakdır. Ve keza
cem' mes'elesi Hanefîler'in dediği gibi
olursa, ikindi ile akşamı, yatsı ile sabah namazını cem' etmek mümkün olur.
Hâlbuki bunların cem' sureti ile kılınmalarının haram olduğunda ulemâ arasında
hilaf yokdur. Hadîsin zahirî mânâsı ile amel etmek bu gûnâ tekellüfden
evlâdır...» demişdir.
Bedrüddîn Aynî, bu
zevatın reddiyelerine şöyle cevap vermişdir: «Cem'in bir ruhsat olduğunu teslim
ettik diyelim. Lâkin biz, onu sûrî, cem'e hamlettik. Tâ ki haberi vâhid, kafi
olan. âyete muâraza etmesin, muâraza etmesin. Âyetden murâd:
«Namazlara, devam
edin...» yâni onları vakitlerinde kılın!
kavl-i kerimidir. Teâlâ Hazretleri :
«Şüphesiz ki, namaz
mü'minlerin özerine vakitlerinde farz kılınmışdır.»
buyuruyor. Bizim kaail
olduğumuz vecih, hem âyetle, hem de hadîs'le amel sayılır. Muhaliflerin kavli
ise âyetle, ameli terk etmeye varır. Onların kaail oldukları cem-i manevî,
yağmur ve korku gibi özürlerden dolayı hazarda da cem'in caiz olmasını iktizâ
eder. Mâmâfîh bunu kendileri de caiz görmemiş Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'in hiç bir korku veya yağmur olmaksızın Medîne'de öğle ile ikindiyi ve
akşamla yatsıyı cem' ederek kıldığını bildiren İbni Abbâs hadîsini bir takım
merdûd suretlerle te'vîl etmişlerdir. Bizim kaail olduğumuz şekilde ise hem
kitapla hem de bu bâbda vârid olan bütün hadîsler ile hiç bir te'vile hacet
kalmaksızın amel etmek vardır.
Hattâbî'nin (Çünkü
vakitlerin evvelleri ve âhirleri havassın bile anlayamadığı şeylerdendir...)
sözünü kabul etmiyoruz. Zira namaz dinin en büyük umurundan biridir. Kâmil bir
müslümana dîninin en büyük erkânından biri olan, namaza müteallik şeyler nasıl
gizli kalabilir? İbni Kudâme'ye dahî aynı şekilde cevap verilir. Onun ikindi
ile akşam namazını ve yatsı ile sabah namazını cem' hakkındaki kıyâsı da
bâtıldır. Çünkü arada mülâzemet yoktur. Sonra bizim kaail olduğumuz vecihde
Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellern)'in sözünü sıyânet etmemek deği!
bilakis sıyânet etmek vardır...»
Arafat'la Müzdelife'den
başka yerlerde de iki namazı cem' ederek toptan kılmanın caiz olduğunu kabul
edenlere göre, cem'in nasıl yapılacağını imam Nevevî şöyle anlatır: «Şafiî ile
ekseri ulemâya göre uzun seferde öğle ile ikindiyi, hangisinin vaktinde dilerse
ve keza akşamla yatsıyı hangisinin vaktinde dilerse cem' ederek kılmak caizdir.
Kısa yolda cem'in caiz olup olmaması hususunda Şafiî 'den iki kavil rivayet
olunur. Bunların esah olanına göre kısa yolda cem' ve kasr caiz değildir. Uzun
yoldan murâd: 48 millik mesafedir ki mu'tedil yürüyüşle iki konak eder. Konakta
bulunan yolcu için efdal olan şekil, birinci namazın vakti girdiği zaman, ondan
sonra gelen namazı da onunla beraber kılmakdır. Birinci namazın vaktinde yolda
bulunur da, ondan sonraki namazın vakti çıkmadan konağa varacağını bilen kimse
için birinci namazı, ikincinin vaktine te'hîr etmek efdal olur. Bu tertibe
riâyet etmiyenin, namazı da caizdir. Yalnız efdal olan vechi terk etmiş olur.
Birinci namazın vaktinde
cem' yapmanın şartı evvelâ o vaktin namazını kılmak ve namazdan çıkmadan cem'i
niyet etmek, iki namazın arasını ayırmamakdır.
İkinci namazın vaktinde,
cem' yapmak isteyenin birinci namaz vakti esnasında cem'e niyet etmesi icâb
eder. İkinci namaz vaktini, her iki namaza yetecek ve artacak sûretde geniş
tutmak yâni namazları vaktin sonuna bırakmamak gerekir. Eğer cem'i, niyet
etmeksizin namaz vaktini geçirmişse kendisi Allah'a âsî, kıldığı namaz da kaza
olur. Birinci namazı cem' etmek niyetiyle te'hîr eden kimsenin, ikinci namaz
vakti gelince evvelâ birinciyi kılması ve cem'e niyet etmesi, ondan sonra araya
hiç bir şey karıştırmamak suretiyle ikinci namazı kılması müstehab olur. Cem'in
kısaca ahkâmı budur.
Yağmur sebebi ile
birinci namazın vaktinde, cem' caizdir. Sahîh kavle göre ikinci namazın
vaktinde caiz değildir...
Şâfiîler'le cumhûr-u
ulemâya göre yağmur sebebi, ile cem', öğle ile ikindi ve akşamla yatsı
namazlarında caizdir.
İmam Mâlik, bunu yalnız
akşamla yatsı namazına tahsis etmişdir.
Hastaya gelince: imam
Şafiî 'nin meşhur olan kavli ile ekseri ulemâya göre hastalık sebebi ile namazı
cem' ederek kılmak caiz değildir. İmam Ahmed b. Hanbel ile Şâfiîler'den
bâzılarına göre caizdir.
Hz. Abdullah b. Ömer'in
yalnız akşamlı yatsıyı zikrederek öğle ile ikindiyi söylememesi makamın
müsâdesizliğindendir. Çünkü zevcesinin vefatı üzerine acele yetişmesi istenmiş;
o da acele akşamla yatsıyı birden kılarak cenazeye gitmiş. Onun için yalnız
akşamla yatsının cem' sureti ile kılınabileceğini söylemişdir. Binâenaleyh onun
bu sözünden öğle ile ikindinin cem' edilemiyeceği ma'nâsı çıkmaz. Onu da Enes
ve İbni Abbâs gibi sahâbe-i kiram rivayet etmişlerdir.»