SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

746 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsin siyakından anlaşılıyor ki, Sa'dü'bnü Hişâm Allah rızâ ısiçin ölünceye kadar gazada bulunmaya niyet etmiş. Bu maksadla karısını da boşamış ve Medîne'de bulunan bir arsasını satarak, bedeli ile fî sebîlillâh çalışanlara tasadduk etmek istemiş. Bu maksadla Medine'ye gelince Medîneli'lerden bâzı kimseler, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde altı kişilik bir cemâatin aynı şey'i yapmak istediklerini,, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in buna râzı olmıyarak kendilerini nehyettiğini söylemişler. O da niyetinden vazgeçerek boşadığı karısına dönmüş.

 

Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlarını boşayarak, kendilerini hak yolunda mücâhedeye vakfeden altı zâtı nehy buyurması, dünyâda zühd-ü takvâ'nın, kadın boşamakla tehakkuk edemiyeceğine delildir.

 

Sa'd bu mes'eleden sonra Hz. İbni Abbâs'a müracaat ederek, ona Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vitir namazını sormuş; o da bu işi yeryüzünde en iyi bilen Hz. Âişe 'dir; diyerek kendisini Âişe (Radiyallahû anha)'ya göndermişdir. Sa'd, ona Hakîm b. Eflâh ile birlikde gitmeyi daha muvafık bularak Hakîm'e müracaat etmiş ise de Hakim: «Âişe, Hz. Ali ve Cemel ashabı hakkında bir şey söylememesi hususunda benim, kendisine yaptığım tenbihi kabul etmedi. Neticede iş harbe müncerr oldu.» diyerek, bu teklifi kabul etmek istememiş; fakat Sa'd  yemin ederek ağır basınca dayanamıyarak teklifi kabul etmiş ve beraberce gitmişler.

 

Hadîs-i şerîfde zikri geçen iki şîa'dan murâd Hz.Alî tarafdarları ile Cemel ashabıdır.

 

Hz. Âişe, Resûlullah (Sallullahu Aleyhi ve Sellem)'in ahlâkının Kur'ân olduğunu söylemişdir. Bu sözden murâd: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Kur'ânla amel ettiğini, onun âdabına temâmiyle uyduğunu anlatmakdır.

 

Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gece namazı hakkındaki suâle Âişe (Radiyallahû anha) bu namazın evvelâ farz kılındığını; bir sene sonra tahfif edilerek nafile hükmünde bırakıldığını bildirmekle cevap vermişdir.

 

Kaadı İyâz diyor ki: «Gece namazının hükmü hususunda ihtilâf edilmişdir. Gece namazı ekseri ulemâya göre herkes hakkında farzdı. Ebherî, farz değil, mendûb olduğunu söylemişdir. Bâzıları: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hakkında farz; ümmeti hakkında nafile idi; derler. Farz'dır diyenler, ihtilâf etmişlerdir. Ekserisine göre sonradan farziyeti nesh edilmişdir. Hz. Âişe'nin delili de budur... Ulemadan bir taife farziyetin bakî olduğuna kaaildirler. Onlara göre, bu hüküm nesh edilmemişdir. Kıyam ismi verilebilecek en az bir mikdâr hattâ bir koyun sağacak kadar müddetde gece namazı kılmakla farz ödenmiş olur.»

 

Fakat Nevevî, Kaadî 'nin son sözünü yâni bir koyun sağacak kadar müddetde gece namazı kılmakla farzın ödenmesi dâvasının hatâ ve merdût olduğunu söylemişdir. Çünkü beş vakit namazdan başka farz namaz olmadığına keza ümmet hakkında gece namazının nafile olduğuna icmâ-ı ümmet vardır.

 

Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dokuz rek'ât kıldığı gece namazından murâd ne olduğu yukarıda îzâh edilmişdi.

 

Sa'd'in, Hz. İbni Abbâs'a : «Eğer senin Âişe'nin yanına girmediğini bilseydim, onun hadîsini sana söylemezdim.» demesi, Kaadı İyâz'in beyânına göre dargınlığından dolayı onu muâhaze içindir. Âişe (Radiyallahû anha) mü'minlerin annesi olduğu hâlde İbni Abbâs Hazretlerinin, onun yanına girmekden çekinmesi evlâdın, anneden kaçması, ona bakmaması mânâsına geleceğinden, onu Hz. Âişe'nin yanına girmeye mecbur etmek için kendisini onun hadîsinden mahrum etmek istemişdir.