السفر
بالقرآن إلى
أرض العدو
43- düşman toprağına kuran götürmek
أخبرنا
قتيبة بن سعيد
قال ثنا الليث
عن نافع عن بن
عمر قال كان
النبي صلى
الله عليه وسلم
ينهى أن يسافر
بالقرآن إلى
أرض العدو
يخاف أن يناله
العدو
[-: 8006 :-] ibn Ömer der ki: resaluilah (sallallahu aleyhi ve sellem),
düşman'ın ele geçirmemesi için, kuran ile birlikte
düşman ülkesine yolculuk yapmayı yasakladı.
8738'de tekrar
gelecek. - tuhfe: 8286
diğer tahric: buhari (2990); müslim
1869 (92, 93, 94); ebu davud
(2610); bn mace (2879,
2880); ahmed, müsned
(4507); tahavi, Şerh müşkili'i-asar
(1904, 1905, 1906, 1907, 1908, 1909, 1910); bn hibban (4715, 4716).
القراءة
عن ظهر قلب
44- kuran'ı ezbere okumak
أخبرنا
قتيبة بن سعيد
قال ثنا يعقوب
عن أبي حازم
عن سهل بن سعد
أن امرأة جاءت
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم فقالت يا
رسول الله جئت
لأهب لك نفسي
فنظر إليها
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم فصعد
النظر إليها
وصوبه ثم طأطأ
رأسه فلما رأت
المرأة أنه لم
يقض فيها شيئا
جلست فقام رجل
من أصحابه
فقال أي رسول
الله صلى الله
عليه وسلم إن
لم يكن لك
فيها حاجة فزوجنيها
فقال هل عندك
من شيء قال لا والله
ما وجدت شيئا
قال انظر ولو
خاتم من حديد
فذهب ثم رجع
قال لا والله
ولا خاتم من
حديد ولكن هذا
إزاري قال سهل
ما له رداء
فلها نصفه فقال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم ما تصنع
بإزارك إن
لبسته لم يكن
عليها منه شيء
وإن لبسته لم
يكن عليك منه
شيء فجلس
الرجل حتى طال
مجلسه ثم قام
فرآه رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
موليا فأمر له
فدعي قال ماذا
معك من القرآن
قال معي سورة
كذا سورة كذا
سورة كذا
عددها قال
تقرؤهن عن ظهر
قلبك قال نعم
فقال قد ملكتكها
بما معك من
القرآن
[-: 8007 :-] sehl b. sa'd'ın bildirdiğine göre, resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e bir kad-n gelip: "ey allah'ın resulü!
kendimi sana hibe etmeye geldim" deyince, allah'ın resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)
kad-na bakarak onu süzdü ve başını eğdi. kadın kendi hakkında bir hüküm
vermediğini görünce oturdu. bunun üzerine resulullah
(sallallahu aleyhi ve sellem)'in
ashabından bir kişi kalkarak:
"ya resulallah! eğer senin bu kad-na bir ihtiyacın yoksa onu
benimle evlendir" dedi. resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
"sende (verecek) bir şey varmıi" diye
sorunca, adam:
"yok
valiahi ey allah'ın resulü!" cevabını verdi.
nebi (sallallahu aleyhi ve sellem):
"demirden bir yüzük olsun (bulmaya) bak" deyince, adam gitti ve
tekrar dönerek: "valiahi! demirden bir yüzük de
bulamadım. ama işte kaftanım var (sehl
der ki: adamın gömleği yoktu. sadece kaftan giymiştl) "bunun yarısı kad-nın olsun" dedi. resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "senin kaftanını ne yapsıni onu sen giysen,
kad-nın üzerinde bir şey kalmayacak; kad-n giyse senin üzerinde ondan bir şey
kalmayacak" buyurunca adam oturdu ve uzun süre oturduktan sonra kalktı. resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) adamın gitmekte olduğunu görünce çağrılmasını
emretti. adam gelince, resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
"ezberinde kuran'dan neler vari" diye
sordu. adam: "filan ve filan sureler ezberimdedir" diyerek (bildiği)
sureleri saydı. resulullah (sallallahu
aleyhi ve sellem): "onları ezberden okuyabilir
misini" diye sorunca, adam: "evet!" cevabını verdi. allah'ın
resulü (sallallahu aleyhi ve sellem):
"ben de ezbere bildiğin kuran karşılığında o
kad-nı sana nikahladım" buyurdu.
tuhfe: 4778
5289'da tahrici geçmişti.
القراءة
على الدابة
45- binek Üzerinde kuran okumak
أخبرنا عمرو
بن علي قال
ثنا يحيى قال
ثنا شعبة قال
حدثني أبو
إياس قال سمعت
عبد الله بن
مغفل قال رأيت
النبي صلى الله
عليه وسلم يوم
الفتح يسير
على ناقته فقرأ
إنا فتحنا لك
فرجع أبو إياس
في قراءته
وذكر عن بن
مغفل عن النبي
صلى الله عليه
وسلم فرجع في
قراءته
[-: 8008 :-] abdullah b. muğaffel bildiriyor: "resulullah
(sallallahu aleyhi ve sellem)'in
fetih günü devesinin üzerinde giderken fetih suresini okuduğunu gördüm." ebu iyas nağme yaparak kuran okudu ve ibn muğaffel'in, resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in
nağme yaparak kuran okuduğunu söyledi.
tuhfe: 9666
diğer tahric: buhari (4281, 4835, 5034,
5047, 7540), halk efali'l-bad
(s. 37); müslim (794, 237, 238, 239); ebu davud (1467); tirmizi, Şemail
(319); ahmed, müsned
(16789); bn hibban (748).
قراءة
الماشي
46- yürürken kuran okumak
أخبرنا
قتيبة بن سعيد
قال ثنا الليث
عن بن عجلان
عن سعيد
المقبري عن
عقبة بن عامر
قال كنت أمشي
مع رسول الله
صلى الله عليه
وسلم فقال يا عقبة
قل قلت ماذا
أقول فسكت عني
ثم قال يا عقبة
قل قلت ماذا
أقول يا رسول
الله فسكت عني
فقلت اللهم
اردده علي
فقال يا عقبة
قل فقلت ماذا
أقول فقال قل
أعوذ برب
الفلق فقرأتها
حتى آتيت على
آخرها ثم قال
قل قلت ماذا
أقول يا رسول
الله قال قل
أعوذ برب
الناس فقرأتها
حتى آتيت على
آخرها ثم قال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم عند ذلك
ما سأل سائل
بمثلهما ولا
استعاذ
مستعيذ
بمثلهما
[-: 8009 :-] ukbe b. amir anlatıyor: resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber yürürken, bana: "ey ukbe,
söyle!" buyurdu. ben: "ne söyleyeyimi" diye sorunca resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) cevap vermedi. sonra bir daha: "ey ukbe,
söyle!" buyurdu. ben: "ne söyleyeyimi" diye sorunca nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) yine
cevap vermedi. ben: "allahım! tekrar söylememi
istesin" diye dua ettim, resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
"ey ukbe, söyle!" deyince, ben: "ey allah'ın resulü! ne
söyleyeyimi" karşılığını verdim. resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
"de ki: sabahın
rabbine sığınırım ... " (felak sur. 1) de buyurdu. ben sureyi sonuna kadar okuduktan
sonra nebi (sallallahu aleyhi ve sellem):
"ey ukbe, söyle!" buyurdu. ben: "ne söyleyeyimi" diye
sorunca resulullah (sallallahu
aleyhi ve sellem): "de ki: insanların
rabbine sığınırım ... " (nas sur. 1) de buyurdu. ben sureyi okuyup bitirdikten sonra
resulullah (sallallahu
aleyhi ve sellem): "hiçbir insan bunların
benzeri sözlerle asla allah'tan bir şey istemedi ve ona sığınmadı" buyurdu.
mücteba: 8/253; tuhfe: 9927
7789'da geçmişti.