ما
يقول إذا رأى
قرية يريد
دخولها
161- kişi gideceği
kasabayı gördüğü zaman ne deri
أخبرنا محمد
بن نصر حدثنا
أيوب بن
سليمان بن بلال
حدثني أبو بكر
عن سليمان عن
أبي سهيل بن مالك
عن أبيه أنه
كان يسمع
قراءة عمر بن
الخطاب وهو
يؤم الناس في
مسجد رسول
الله صلى الله
عليه وسلم من
دار أبي جهم
وقال كعب الأحبار
والذي فلق
البحر لموسى
لأن صهيبا حدثني
أن محمدا رسول
الله صلى الله
عليه وسلم لم
ير قرية يريد
دخولها إلا
قال حين يراها
اللهم رب
السماوات
السبع وما
أظللن ورب
الأرضين السبع
وما أقللن ورب
الشياطين وما
أضللن ورب الرياح
وما ذرين فإنا
نسألك خير هذه
القرية وخير
أهلها ونعوذ
بك من شرها
وشر أهلها وشر
ما فيها وحلف
كعب بالذي فلق
البحر لموسى
لأنها كانت
دعوات داود
حين يرى العدو
[-: 10301 :-] ebu suheyl b. malik,
babasından naklediyor: Ömer b. el-hatta b, resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in
mescid'inde cemaate namazı kıldınrken, ebu cehm'in avlusundan onun kıraatini
işitirdim.
ka'bu'i-ahbar da der ki:
musa için denizi yarana yemin olsun ki, suheyb bana şöyle anlattı:
"allah'ın resulü muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) girmek istediği
kasabayı gördüğü zaman mutlaka şöyle dua ederdi: "ey yedi kat gök ve onun
gölgelendirdiklerinin rabbi! ey yedi kat yer ve onun barındırdıklarının rabbi!
ey Şeytanlar ve onların saptırdıklarının rabbi! ey rüzgarlar ve onun sürükleyip
götürdüklerinin rabbi! senden bu kasabanın ve halkının hayrını diliyoruz. bu
kasabanın, kasaba halkının ve içinde bulunanların şerrinden de sana
sığınırız."
ka'b, musa (a.s.) için
denizi yarana yemin ederek, bu duanın davud'un (a.s.), düşmanı gördüğü zaman
ettiği dua olduğunu da söyledi.
tuhfe: 74971.
8775. hadiste geçti.
أخبرني عمرو
بن سواد بن
الأسود قال
أخبرنا بن وهب
أخبرني حفص بن
ميسرة عن موسى
بن عقبة عن عطاء
بن أبي مروان
عن أبيه أن
كعبا حدثه أن
صهيبا صاحب
النبي صلى
الله عليه
وسلم حدثه أن
النبي صلى
الله عليه
وسلم لم ير
قرية يريد
دخولها إلا
قال حين يراها
اللهم رب
السماوات
السبع وما
أظللن ورب
الأرضين وما
أقللن ورب الشياطين
وما أضللن ورب
الرياح وما
ذرين فإنا
نسألك خير هذه
القرية وخير
أهلها ونعوذ
بك من شرها
وشر أهلها وشر
ما فيها قال
أبو عبد الرحمن
حفص بن ميسرة
لا بأس به
وعبد الرحمن
بن أبي الزناد
ضعيف خالفه
عبد الرحمن بن
أبي الزناد
[-: 10302 :-] ka'b, nebi (sallallahu
aleyhi ve sellem) ashabından biri olan suheyb'den naklediyor: resulullah
(sallallahu aleyhi ve sellem) girmek istediği bir kasabayı gördüğü zaman
mutlaka şöyle dua ederdi: "ey yedi kat gök ve onun gölgelendirdiklerinin
rabbi! ey yerlerin ve içinde banndırdıklarının rabbi! ey şeytanlar ve onun
saptırdıklarının rabbi! ey rüzgarlar ve onun sürükleyip götürdüklerinin rabbi!
senden bu kasabanın ve halkının hayrını diliyoruz. bu kasabanın, kasaba
halkının ve içinde bulunanların şerrinden de sana sığınıyoruz. "
nesai der ki: hafs b.
mesyere'de bir sakınca yoktur, ancak abdurrahman b. ebi'z-zinad zayıf
birisidir.
tuhfe: 4971.
8776. hadiste geçti.
tahrici için 8775. hadise bakınız.
أخبرنا
هارون بن عبد
الله حدثنا
سعد بن عبد الحميد
حدثنا بن أبي
الزناد عن
موسى بن عقبة
عن عطاء بن
أبي مروان عن
أبيه أن عبد
الرحمن بن
مغيث حدثه قال
قال كعب ما
أتى محمد صلى
الله عليه
وسلم قرية يريد
دخولها إلا
قال حين يراها
مثله سواء إلى
شر أهلها قال
وقال كعب إن
صهيبا حدثه
هذا الدعاء عن
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم قال وقال
كعب إنها كانت
دعوة داود حين
يرى العدو خالفه
بن إسحاق
[-: 10303 :-] ka'b: "muhammed
(sallallahu aleyhi ve sellem) girmek istediği bir kasabayı gördüğü zaman
mutlaka şöyle dua ederdi ... " der ve önceki hadisi: " ... kasaba
halkının şerrinden de sana sığınıyoruz" kısmına kadar aynısıyla zikreder.
ka'b yine: "davud (a.s.) düşmanı gördüğü zaman da bu duayı ederdi"
demiştir.
tuhfe: 4971 .
8775. hadiste tahrici
yapıldı.
أخبرني
إبراهيم بن
يعقوب حدثنا
النفيلي حدثنا
محمد بن سلمة
عن بن إسحاق
عن عطاء بن
أبي مروان عن
أبيه عن أبي
مغيث بن عمرو
أن رسول الله صلى
الله عليه
وسلم لما أشرف
على خيبر قال
لأصحابه وأنا
فيهم قفوا ثم
قال اللهم رب
السماوات وما
أظللن نحوه
قال وكان
يقولها لكل
قرية دخلها
[-: 10304 :-] ebu muğıs b. amr der ki:
resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hayber savaşına çıkıp da hayber'i gördüğü
zaman ashabına: "durun!" emrini verdi ve şöyle dua etti: "ey
yedi kat gök ve onun gölgelendirdiklennin rabbi ... "
ravi sonrasında bir
önceki hadisin benzerini zikrettikten sonra: "resulullah (sallallahu
aleyhi ve sellem) gireceği her kasabayı uzaktan gördüğü zaman aynı şekilde dua
ederdi" der.
tuhfe: 4971.
8775. hadiste tahrici
yapıldı.
أخبرني
زكريا بن يحيى
حدثنا عمر بن
علي حدثنا عبد
الله بن هارون
حدثني أبي
حدثني محمد بن
إسحاق حدثني
من لا أتهم عن
عطاء بن أبي
مروان عن أبيه
عن أبي مغيث
بن عمرو نحوه
[-: 10305 :-] ata b. ebi mervan,
babasından, o da ebu muğis b. amr'dan aynısını rivayet eder.
tuhfe: 4971.
8775. hadiste tahrici
yapıldı.
ما
يقول إذا أقبل
من السفر
162- yolculuktan dönen
kişi ne deri
أخبرنا
سليمان بن
داود عن بن
وهب أخبرني بن
جريج أن أبا
الزبير أخبره
أن عليا
الأسدي أخبره أن
عبد الله بن
عمر علمه أن
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم كان إذا
استوى على
بعيره خارجا
إلى السفر كبر
ثلاثا وقال
سبحان الذي
سخر لنا هذا
ما كنا له
مقرنين وإنا
إلى ربنا
لمنقلبون
اللهم إنا
نسألك في
مسيرنا هذا البر
والتقوى ومن
العمل ما ترضى
اللهم هون عليها
سفرنا هذا
واطو عنا بعده
اللهم أنت
الصاحب في
السفر
والخليفة في
الأهل اللهم
إني أعوذ بك
من وعثاء
السفر وكآبة
المنظر وسوء
المنقلب في
الأهل والمال
وإذا رجع
قالهن وزاد
فيهن آيبون
تائبون
عابدون لربنا
حامدون ذكر
الاختلاف على
أبي إسحاق في
خبر البراء بن
عازب فيه
[-: 10306 :-] ali el-esedi, abdullah
b. Ömer'den naklediyor: resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yolculuğa
çıkmak üzere bineğinin sırtına binince şöyle dua ederdi:
"bunu bizim
hizmetimize vereni tesbih ederim. o lutfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik.
Şüphesiz sonunda rabbimize döneceğiz. allahım! bu yolculuğumuzda senden iyilik
yapmayı, takvalı olmayı ve razı alacağın amellerde bulunmayı diliyoruz.
allahım! bu yolculuğumuzu bize kolaylaştır. uzun yolları kısa eyle. allahım! yolculuğumuzda
yoldaşımız, geride kalan ailemize de vekilimiz sensin. allahım! meşakkatli bir
yolculuktan, üzüntülü bir görünüşten, mallarımıza ve ailemizin yanına da kötü
bir dönüşten sana sığınırız." yolculuk dönüşü de aynı duayı yapar ve
şunları eklerdi: "allah'a döner, ona tövbe eder, ona kullukta bulunur ve
sadece rabbimize hamdederiz. "
11402. hadiste yine
gelecektir. - tuhfe: 7348.
diğer tahric: hadisi
müslim (1342), ebu davud (2599), tirmizi (3447), ahmed, müsned (6311) ve bn
hibban (2695, 2696) rivayet etmişlerdir.
أخبرنا أحمد
بن سليمان
حدثنا يحيى بن
آدم عن منصور
وإسرائيل
وفطر عن أبي
إسحاق عن
البراء بن
عازب قال كان
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم إذا قدم
من سفر قال
آيبون تائبون
عابدون لربنا
حامدون قال
أبو عبد الرحمن
أبو إسحاق لم
يسمعه من
البراء
[-: 10307 :-] bera b. azib der ki:
resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir yolculuktan döndüğü zaman:
"allah'a döner, ona tövbe eder, ona kullukta bulunur ve sadece rabbimize
hamdederiz" diye dua ederdi.
nesai der ki: ebu shak
bu hadisi bera'dan işitmiş değildir.
tuhfe: 1824.
diğer tahric: hadisi
tirmizi (3440), ahmed, müsned (18476) ve bn hibban (2711) rivayet etmişlerdir.
أخبرنا
إسماعيل بن
مسعود حدثنا
خالد بن الحارث
حدثنا شعبة عن
أبي إسحاق عن
الربيع بن
البراء سمعه
يحدث عن
البراء قال
كان رسول الله
صلى الله عليه
وسلم إذا قدم
من سفر قال
آيبون تائبون
عابدون لربنا
حامدون
[-: 10308 :-] bera der ki: resulullah
(sallallahu aleyhi ve sellem) bir yolculuktan döndüğü zaman: "allah'a
döner, ona tövbe eder, ona kullukta bulunur ve sadece rabbimize
hamdederiz" diye dua ederdi.
tuhfe: 1755.
ما
يقول إذا أشرف
على مدينة
163- kişi bir Şehri
yüksekten gördüğü zaman ne deri
أخبرنا
عمران بن موسى
حدثنا عبد
الوارث حدثنا
يحيى بن أبي
إسحاق حدثنا
أنس بن مالك
قال كنا مع
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم مقفله من
عسفان فلما
أشرف على
المدينة قال
آيبون تائبون
عابدون لربنا
حامدون فلم
يزل يقول ذلك
حتى دخلنا
المدينة
[-: 10309 :-] enes b. malik der ki:
resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) usfan dönüşü medine'yi yüksekten
görünce: "allah'a döner, ona tövbe eder, ona kullukta bulunur ve sadece
rabbimize hamdederiz" diye dua etmeye başladı. medine'ye girene kadar da
aynı duayı tekrarladı durdu.
tuhfe: 1654.
4233. hadiste tahrici
yapıldı.
أخبرنا محمد
بن بشار حدثنا
مرحوم بن عبد
العزيز هو
العطار حدثنا
أبو نعامة
السعدي عن أبي
عثمان النهدي
عن أبي موسى
الأشعري قال
كنا مع رسول
الله صلى الله
عليه وسلم في
غزاة فلما أقفلنا
أشرفنا على
المدينة فكبر
الناس تكبيرة
ورفعوا بها أصواتهم
فقال لهم رسول
الله صلى الله
عليه وسلم إن
ربكم ليس بأصم
ولا غائب هو
بينكم بين رأس
رحالكم ثم قال
يا عبد الله
بن قيس ألا
أعلمك كنزا من
كنز الجنة لا
حول ولا قوة
إلا بالله
[-: 10310 :-] ebu musa el-eş'arı der
ki: resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile bir gazvedeydik. dönüşe geçip
de yüksek bir yerden medine'yi gördüğümüzde insanlar yüksek sesle tekbir
getirmeye başladılar. bunun üzerine resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
"rabbiniz sağır veya sizden uzakta değil! o, aranızda ve hemen
önünüzdedir" buyurdu. sonra bana dedi ki: "ey abdullah b. kays!
sana cennet
hazinelerinden bir hazineyi söyleyeyim mii ''la havle vela kuvvet illa billah'',
sözüdür."
tuhfe: 9017.
7632. hadiste tahrici
yapıldı.
أخبرنا عبد
الرحمن بن عبد
الله حدثنا
سعيد بن عفير
حدثنا يحيى بن
أيوب عن قيس
بن سالم أنه
سمع أبا أمامة
بن سهل يقول
سمعت أبا
هريرة يقول
قلنا يا رسول
الله ما كان يتخوف
القوم حيث
كانوا يقولون
إذا أشرفوا
على المدينة
اجعل لنا فيها
رزقا وقرارا
قال كانوا
يتخوفون جور
الولاة وقحوط
المطر
[-: 10311 :-] ebu hureyre der ki:
resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e: "ya resulalıah! insanlar bir
şehri uzaktan gördükleri zaman neyden korkup da: "''allahım! bu şehirde
bizlere rızıklar ihsan et ve bizi huzurlu kıl'' diye dua ederlerdii" diye
sorduğumuzda: "o şehrin yöneticilerinin zulmünden ve kuraklzktan
korktuklan için böylesi bir duada bulunurlardı" buyurdu.
tuhfe: 12189 .
bu hadisi kütüb-i
sitte sahipleri içinde sadece nesai rivayet etmiştir.