MUĞNİ’L-MUHTAC

TEYEMMÜM’ÜN FARZLARI

 

B. İKİNCİ RÜKÜN: NİYET ETMEK

 

Teyemmümün ikinci rüknü; "abdestsizliği gidermeye" değil, "namazın mübah hale gelmesine" niyet etmektir.

 

Kişi "teyemmümün farzına" niyet etse daha doğru olan görüşe göre bu yeterli olmaz.

 

Niyetin, [teyemmüm yapılacak organlara] toprağı nakletme fiiline bitişik olması gerekir.

 

Doğru olan görüşe göre yüzün herhangi bir yerini meshedinceye kadar bu niyeti n devam etmesi gerekir.

 

Kişi "farz ve nafile namazın mübah olmasına" niyet ederse her ikisi de mübah olur.

 

"Farz namazın mübah olmasına" niyet ederse mezhepte esas kabul edilen görüşe göre nafile namaz da kılabilir.

 

"[Yalnızca] nafile namazın mübah olmasına" veya yalnızca "namaza" niyet etse mezhepte esas kabul edtilen görüşe göre bu teyemmümle nafile namaz kılabilir, farz namaz kılamaz.

 

A. TEYEMMÜMDE GEÇERLİ OLAN NİYETİN ŞEKLİ

 

Teyemmümün ikinci rüknü; "abdestsizliği gidermeye" değil, "namazın mübah hale gelmesine" niyet etmektir.

 

Teyemmümün ikinci rüknü namaz, tavaf, mushafı taşımak, tilavet secdesi yapmak vb. abdestsiz yapılamayan bir şeyin mübah hale gelmesine niyet etmektir.

 

Şu an ele alınan konu teyemmümün sahih olması meselesidir. Teyemmüm alınınca hangi fiillerin mübah hale geleceği konusu ileride ele alınacaktır.

 

Kişi, kendisinde küçük abdestsizlik durumunun bulunduğunu zannederek söz konusu fiillerin mübah olmasına niyet etse ancak kendisinde guslü gerektiren bir büyük abdestsizliğin olduğunu anlasa veya bunun tersi söz konusu olsa niyet geçerlidir; çünkü teyemmüm hem abdestsizlik hem de cünüplük durumunda yapılmaktadır. Kişi söz konusu durumda kasten farklı niyet etse (2) daha doğru olan görüşe göre, kişinin niyetle oyun oynaması sebebiyle bu niyet geçerli olmaz. (2) Yani abdestsiz iken cünüpmüş gibi, cünüp iken abdestsizmiş gibi kasıtta bulunarak niyet etse. (Çev.)

 

Kişi yolculukta cünüp olsa ve bunu unutsa, bir vakit teyemmüm yapıp bir vakit abdest alsa, -belirttiğimiz gerekçeden dolayı- yalnızca abdestle kıldığı namazı ifade eder.

 

Beğavı fetvalarında şunu söylemiştir: Kişi namazı kısaltarak kılabileceği bir durumda [yani yolculukta iken] "kısaitıimış halde namazın mübah olmasına" niyet etse o namazı tam olarak kılabilir. Ancak namazı kısaltarak kılamayacağı durumda iken [yani ikamet halinde iken] "kısaltılmış namazın mübah olmasına" niyet etse, [niyet konusundaki emre itaat etmeyip] isyan ettiğinden namazı geçerli olmaz.

 

B. TEYEMMÜMDE GEÇERLİ OLMAYAN NİYETLER

 

1. Abdestsizliği gidermeye niyet etmek

 

Teyemmümde; küçük abdestsizliği, büyük abdestsizliği kaldırmaya veya bunlardan birinden temizlenmeye niyet etmek yeterli değildir. Çünkü teyemmüm abdestsizliği kaldırmaz.

 

[Soru]: Burada kaldırılmaya niyetlenilen hades / abdestsizlik; namaza vb. fiillere engelolan durumdur. Teyemmüm de bu engeli kaldırmaktadır. [O halde bu niyet geçerli olmalıdır.]

 

[Cevap]: Abdestsizlik [hades] her türlü farz ve nafile namaz kılmaya, farz veya nafile tavaf yapmaya engelolur. Teyemmüm bu genel engelolma durumunu kaldırmaz. Teyemmüm ile yalnızca özel bir engelortadan kalkar ki bu engel de "yalnızca farzlan kılmak" veya "farzlan ve nafileleri kılmak" yahut "yalnızca nafileleri kılmak"tır. Özel genelden farklıdır.

 

Bu cevaptan anlaşılmaktadır ki kişi teyemmüm yaparken özel bir hadesin ortadan kaldırılmasına niyet etse bu sahih olur. Hocam Remli'nin dediği gibi bu çıkan m doğrudur.

 

2. Teyemmüm yaparken "teyemmüme niyet etmek"

 

Kişi "teyemmümün farzına" niyet etse daha doğru olan görüşe göre bu yeterli olmaz.

 

Kişi teyemmüm alırken "teyemmümün farzına", "taharetin farzına", "farz kılınan teyemmüme", "hadesten taharete", "cünüplükten taharete" niyet etse [bu niyetin yeterli olup olmayacağı konusunda iki görüş vardır]:

 

[Birinci görüş]: Daha doğru olan görüşe göre bu yeterli olmaz.

Çünkü teyemmüm bizatihi amaç değildir, zorunluluk sebebiyle yapılır. Bu yüzden, abdestin aksine teyemmüm niyetle amaç kılınmaz. Bu yüzden abdestin yenilenmesi müstehap olduğu halde teyemmümün yenilenmesi müstehap değildir .

 

[İkinci görüş]: Diğer görüşe göre abdestte bu niyet yeterli olduğu gibi teyemmümde de yeterli olur. (Kıyas)

 

İlk görüş sahipleri abdestle teyemmüm arasında, yukarıda geçtiği şekilde fark bulunduğunu söylemişlerdir.

 

Kişi teyemmüm alırken yalnızca "teyemmüme" niyet etse bunun yeterli olmadığı ittifakla kabul edilmiştir.

 

Kişi, Cuma guslü gibi sünnet olan gusül yerine teyemmüm yapsa, gusül yerine teyemmüme niyet etmesi yeterli olur.

 

3. Niyetin toprağın nakline bitişik olması ve yüzü meshedinceye kadar devam etmesi

 

Niyetin, toprağı [teyemmüm yapılacak organlara] nakletme fiiline bitişik olması gerekir.

 

Niyetin, eli yüze vurmakla hasılalan toprağın nakline bitişik olması gerekir; çünkü teyemmümün ilk rüknü budur.

 

Doğru olan görüşe göre yüzün herhangi bir yerini meshedinceye kadar bu niyetin devam etmesi gerekir.

 

[Niyetin yüzü meshedinceye kadar devam etmesinin gerekli olup olmadığı konusunda iki görüş vardır]:

 

[Birinci görüş]: Doğru olan görüşe göre yüzün herhangi bir yerini meshedinceye kadar bu niyetin devam etmesi gerekir.

 

Buna göre yüzü meshetmeden önce niyet ortadan kalksa bu niyet yeterli olmaz. Çünkü toprağı nakletmek teyemmümün bir rüknü olsa bile bu bizatihi amaçlanan bir şey değildir.

 

İsnevi şöyle demiştir: Doğru olan, toprağı nakletme ve yüzü meshetme sırasında niyeti aklında tutmanın yeterli olmasıdır. Bu ikisinin arasında niyetin ortadan kalkmasının zararı yoktur.

 

İsnevi bu görüşüne Ebu Halef et-Taberi'nin bir görüşünü delil getirmiştir. Dahası Rafii'nin ileri sürdüğü gerekçe de bunu hissettirmektedir. Esas alınacak görüş de budur.

 

"Devam ettirmek" ifadesi, Hocam Remli'nin de dediği üzere, yaygın durum dikkate alınarak söylenmiştir; çünkü aradaki zaman kısa olup, çoğunlukla bu zaman zarfında niyet ortadan kalkmaz.

 

Hatta kişi yüzünü meshetmeyi istediğinde niyet etse, -yukarıda iki meselenin arasındaki farkı belirtirken ileri sürülen görüşten anlaşılacağı üzere- bu yeterli olur.

Bu, alimlerimizin "niyetin toprağı nakletmeye bitişik olması gerekir" ifadesi ile çelişmez;

çünkü burada kastedilen "muteber olan nakil" dir. Oysa söz konusu nakil muteber değildir. Çünkü şu an muteber olan nakil; kollardan yüze olan nakildir, niyet de ona bitişmiştir.

 

[İkinci görüş]: Niyetin devam etmesi gerekli değildir. Nitekim abdestte abdest niyeti yüzün yıkanmasına bitişik olsa sonradan ortadan kalksa bunun zararı olmaz. (Kıyas)

 

İlk görüş buna, yukarıda geçtiği şekilde cevap vermiştir. (Yani abdest ile teyemmüm arasında fark vardır; abdest bizatihi amaçlanan [maksud bi nefsihi] bir taharet iken ve hadesi doğrudan ortadan kaldırırken teyemmüm bizatihi amaçlanan bir taharet değildir ve hadesi de ortadan kaldırmaz; yalnızca namazı mübah hale getirir. (Çev.)

 

Kişi vakit girmeden önce toprağı nakledip vakit girdikten sonra teyemmüm yapsa bu teyemmüm yeterli olmaz.

 

Kadı Hüseyin fetvalarında şöyle demiştir: Kişiye onun izni ile başkası teyemmüm yaptırsa, izin veren kişi teyemmüm yaptıranın ellerini toprağa vurması sırasında niyet etse veya ikisinden biri yüz meshedilmeden önce abdestini bozacak bir fiil yapsa bunun zararı olmaz.

 

Bu hükmün gerekçesi şudur: Teyemmüm yaptırmayı emreden kişi toprağı nakleden kişi değildir, dolayısıyla onun abdestini bozacak fiil yapmasıyla bu geçersiz hale gelmez. Kendisinden teyemmüm yaptırması istenen kişi ise toprağı kendisi için nakletmiş olmadığından onun abdestini bozacak bir fiil yapmasıyla bu geçersiz hale gelmez. Rafii "Kadı Hüseyin'in Ta'lik'inde olduğu üzere emredenin abdestini bozması durumunda niyetin batıl olması gerekir" demişse de esas alınacak görüş belirttiğimiz görüştür.

 

Niyet teyemmümün farzlarından önce yapılır ve sünnetlerinden herhangi birine örneğin besmele çekmek ve dişleri misvaklamak gibi bir sünnete bitişik olursa, hüküm abdest konusunda olduğu gibidir.

 

Kişi elini, üzerinde toprak bulunan; "dokunması halinde abdestinin bozulacağı" karşı cinsten birinin tenine vurarak teyemmüm yapsa, şayet ten üzerindeki toprak derinin deriye temasına engel oluyorsa teyemmüm sahih olur, aksi takdirde sahih olmaz.

 

C. TEYEMMÜMDEKİ NİYETE GÖRE MÜBAH OLAN FİİLLER

 

Kişi teyemmüm yaparken "farz ve nafile namazın mübah olmasına" niyet ederse her ikisi de mübah olur.

 

"Farz namazın mübah olmasına" niyet ederse mezhepte esas kabul edilen görüşe. göre nafile namaz da kılabilir.

 

Kişi "nafile namazın mübah olmasına" veya [herhangi bir şey belirtmeksizin yalnızca] "namaza" niyet etse mezhepte esas kabul edilen görüşe göre bu teyemmümle nafile namaz kılabilir, farz namaz kılamaz.

 

Nevevi daha sonra niyet ile mübah olan fiilleri açıklamaya başlamıştır.

 

1. "Bir farz ve bir nafile namazın mübah olmasına" niyet etmek

 

Kişi "farz ve nafile namazın mübah olmasına" niyet ederse, niyeti esas alınır ve her ikisi mübah olur.

 

Nevevi'nin belirsiz bir şekilde "bir farz ve bir nafile namaz" şeklinde ifade kullanmasından hangi namaz olduğu konusunda belirleme yapmanın şart olmadığı anlaşılmaktadır. Daha doğru olan görüş de budur.

 

Kişi herhangi bir kayıt kaymadan [mutlak olarak] namaza niyet etse dilediği farz namazı kılabilir.

 

Herhangi bir farz adı zikrederse vakit içinde veya vakit dışında ondan başka bir farz veya nafile namazı kılabilir. Bununla vakti dışında niyet edilmiş farz namaz da kılabilir.

 

Kişi belirli bir farzı zikrederek niyet eder ve belirlemede yanılırsa; örneğin kişi kaza borcu olmadığı halde kaza namazına niyet etse veya üzerinde ikindi namazı kazası varken öğle namazına niyet ederek teyemmüm etse teyemmümü sahih olmaz; çünkü teyemmümde namazı belirlemek şart olmasa bile namazın mübah olmasına niyet etmek farzdır. Bununla birlikte kişi bir farz belirleyip bunda yanılırsa teyemmüm sahih olmaz. Teyemmümdeki hata, namazda imama uymaya niyet ederken imamda yanılma veya cenaze namazına niyette ölüde yanılma gibidir. (Kıyas)

Ancak aynı durum abdestte söz konusu olsa abdest geçerli olur; çünkü abdestte namazın mübah olmasına niyet etmek farz değildir, bu yüzden yanlış yapmanın zararı olmaz. Abdestteki hata, namaz kılan kimsenin "bugün" şeklinde belirleme yapıp bunda yanılması gibidir. Ayrıca abdest, hadesi [abdestsizliği] ortadan kaldırdığından kişi bu abdestle dilediği şeyi mübah hale getirir; teyemmüm ise namazı mübah hale getirmekle birlikte abdestsizliği ortadan kaldırmaz. Bu yüzden kişinin niyeti "mübah olmayan bir şeyi mübah kılmaya çalışmak" şeklinde gerçekleşmiştir.

 

2. "Farz namazın mübah olmasına" niyet etmek

 

"Farz namazın mübah olmasına" niyet ederse mezhepte esas kabul edilen görüşe göre nafile namaz da kılabilir.

 

Kişi teyemmüm yaparken "bir farz namazın mübah hale gelmesine" niyet etse [bu şekilde yapılan teyemmüm ile nafile namaz kılıp kılamayacağı konusunda iki görüş vardır]:

 

[Birinci görüş]: Mezhepte esas kabul edilen görüşe göre kişi bu farzın yanında nafile namaz da kılabilir. Çünkü nafileler farzlara tabidir. Kişinin teyemmümü aslolan farzı kılmaya elverişli olduğuna göre ona tabi olan nafileyi kılmaya öncelikle elverişli olur. Bu, cariyenin karnındaki cenini azat etme durumunda ananın haydi haydi azat edilmiş olmasına benzer. (Kıyas)

 

Nevevi "mezhepte esas alınan görüş" ifadesini kullanmıştır; çünkü farzlardan önce kılınan nafileler konusunda Şafii'ye ait iki görüş vardır. Farzdan sonra kılınan nafile mutlak olarak caizdir. Bu konuda da iki görüşün olduğu söylenmiştir. Tüm bunlardan sonuç olarak üç görüş ortaya çıkar: [Farz namazın mübah olmasına niyet ederek teyemmüm yapan kişi];

 

[Birinci görüş]: Mutlak olarak nafile namaz kılabilir.

 

[İkinci görüş]: Hiçbir nafile namaz kılamaz; çünkü nafileye niyet etmemiştir.

 

[Üçüncü görüş]: Farzdan sonraki nafileyi kılabilir, farzdan öncekini kılamaz. Çünkü Tabi olan öne geçemez.

 

Subki şöyle demiştir: "Kişi o farza tabi olan nafileyi kılabilir, başkasına bağlı nafileyi kılamaz" görüşü de yabana atılacak bir görüş değildir. Ancak bu görüşü ileri süren birini görmedim.

 

Kişi, kaza borcu olduğunu zannetse veya bu konudaşüphesi olsa, bunun için teyemmüm yapsa sonra namazı hatırlasa teyemmüm sahih olmaz; çünkü kaza namazının vakti, namazın hatırlandığı andır. [O ise hatırlamadan önce teyemmüm yapmıştır].

 

3. Yalnızca "nafile namaza" veya "namaza" niyet etmek

 

Kişi "nafile namazın mübah olmasına" veya [herhangi bir şey belirtmeksizin yalnızca] "namaza" niyet etse mezhepte esas kabul edilen görüşe göre bu teyemmümle nafile namaz kılabilir, farz namaz kılamaz.

 

> Kişi teyemmüme niyet ederken farza hiç temas etmeksizin yalnızca "nafile namazların mübah olmasına" niyet etse

> veya [farz veya nafile diye bir şey belirtmeksizin yalnızca] "namaza" niyet etse,

 

[Bu teyemmüm ile hangi namazları kılabileceği konusunda üç görüş vardır]:

 

[Birinci görüş]: Mezhepte esas kabul edilen görüşe göre; her iki durumda da kişi niyet edilen veya edilmeyen nafileleri kılabilir, farz namaz kılamaz.

 

Birinci durumda farz kılamamasının sebebi şudur: Farz asıl, nafile tabidir, metbu [başkasının tabi olduğu] şey [başkasına] tabi olamaz.

 

İkinci durumda farz kılamamasının sebebi şudur: Kişi mutlak olarak namaza niyet ederek namaza başlasa bu namaz nafile olur.

 

[İkinci görüş]: İlk durumda abdeste kıyasla bu teyemmüm ile farz namaz kılabilir.

 

İkinci durumda da farz namaz kılabilir. Çünkü "namaz" cins bir isim olup namazın farz ve nafile her iki türünü kapsar. Dolayısıyla kişinin ikisine [açıkça] niyet etmiş olması durumunda olduğu gibi burada da her ikisini kılabilir.

 

İsnevı şöyle demiştir: Güçlü olan görüş ikinci görüştür. Çünkü başında elif-lam [harf-i tarifibelirlilik] takısı bulunan tekil kelime İmam Şafil'ye (r.a.) göre umum [genellik] bildirir.

 

[Uçüncü görüş]: Kişi ikinci durumda farz namaz kılabilir, ilk durumda kılamaz.

 

EI-Mecmu'da olduğu üzere, iki meselede İmam Şafii (r.a.)'e ait iki görüş nakledilmiştir. İkinci durumda bu teyemmüm ile farz namazın kılınmasının caiz olduğu şeklinde Şafil'ye ait tek bir görüşün olduğuna dair bir tarik / rivayet de bulunmaktadır. Yine bazıları ilk durumda bununla farz namaz kılınamayacağını kesin olarak belirtmişlerdir. İşte bu gibi görüşler sebebiyle Nevevi'nin "mezhepte esas alınan görüşe göre" demesi uygun olmuştur.

 

Rafil ikinci meselede mezhep alimlerine ait iki görüş bulunduğunu nakletmiş, Nevevi er-Ravda' da bunu esas almıştır.

 

[Mesele]

 

> Kişi teyemmüm yaparken; "mushafı tutmaya", "tilavet veya şükür secdesi yapmaya" niyet etse,

> cünüp olan kişi "itikaf yapmaya" veya "Kur'an okumaya" niyet etse,

> hayızlı kadın "cinsel ilişkinin mübah olmasına" niyet etse, bunların tümü "nafile namaz kılmak için teyemmüm yapmaya niyet etmek" gibidir, bununla farz namaz mübah olmadığı gibi nafile namaz da mübah olmaz; çünkü nafile namaz, bu sayılanlardan daha güçlüdür.

 

Alimlerin sözlerinin zahirinden bu zikredilenlerin tümünün aynı mertebede olduğu, bunlardan biri için teyemmüm yapma durumunda diğerlerinin de mübah olacağı anlaşılmaktadır ki bu doğrudur.

 

[Mesele]

 

Kişi teyemmüm yaparken cenaze namazına niyet etse [bu niyeti n nasıl değerlendirileceği konusunda üç farklı görüş vardır]:

 

[Birinci görüş]: Daha doğru olan görüşe göre bu nafile namaza niyet etmesi gibidir.

 

[İkinci görüş]: Bu, farz namaza niyet etme gibidir.

 

[Uçüncü görüş]: Nevevi'nin el-Mecmu'da nakletliğine göre cenaze namazının kişi üzerine farz-ı ayn olması ile olmaması arasında fark vardır.

 

Sahih olan görüşe göre bu teyemmüm ile cenaze namazı yanında nafile namaz kılabilir, farz namaz kılamaz.

 

Kişi nafile namazın mübah olmasına niyet ederek teyemmüm yaptığında bununla cenaze namazı kılabilir.

 

[Mesele]

 

> Kişi iki tane kaza namazı için,

> veya biri kaza namazı biri de vaktin farzı için,

> yahut iki tane adadığı namaz için,

> yahut da biri adadığı namaz diğeri de farz namaz için

teyemmüme niyet etse bu teyemmüm namazlardan biri için sahih olur. Çünkü bir teyemmüm ile iki farzın mübah olmasına niyet eden kimse aslında tek bir farzın mübah olmasına niyet etmiştir.

 

BİR SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN

 

C. ÜÇÜNCÜ RÜKÜN: YÜZÜ MESHETMEK