MUĞNİ’L-MUHTAC

ZEKAT / BİTKİLERDE

 

5. YAŞ HURMA VE YAŞ ÜZÜMÜN KURUMUŞ HALDEKİ MİKTARINI TAHMİN YOLUYLA BELİRLEMEK

 

Meyveler [yani hurma ve üzüm yaş halde iken] afetten zarar görme ihtimalindan kurtulduğunda meyve miktarının [kuruyunca ne kadar geleceğinin] tahmin yoluyla belirlenmesi sünnettir.

 

Meşhur görüşe göre;

 

a) meyvelerin tümü tahmine dahil edilir.

b) Tahmin için bir tane görevli yeterlidir. Bunu yapacak kişinin adilolması şarttır. Daha doğru görüşe göre hür ve erkek olması da şarttır.

 

Tahmin için görevlendirilen kişi [ağaçlardaki yaş hurma veya üzüm kuruduğunda ne kadar geleceğini] tahmin yoluyla belirlediğinde; daha güçlü görüşe göre fakirlerin meyvenin kendisi üzerindeki hakları ortadan kalkmış olur, onların hakları -kuruduktan sonra verilmek üzere- hurma ve üzüm sahibi olan kişinin zimmetine intikal eder.

 

Mezhebimizce kabul edilen görüşe göre tahminde bulunan kişinin [veya onun yerine geçen başka bir kişinin] zekatta hak sahibi olanların hakkını tazmin yükümlülüğünün meyve sahibine ait olduğunu açıkça ifade etmesi ve mal sahibinin de bunu kabul etmesi şarttır.

 

[Zayıf] bir görüşe göre ise [ağaçlardaki yaş meyvelerin kurumuş olarak miktarı] tahmin edildiği anda zekatta hak sahibi olanların ürünün kendisindeki hakları sona erer, ürün sahibi zekatı ödeyerek bu hakkı tazmin ettiğinde, miktarı tahmin yoluyla belirlenen meyvelerin tümü üzerinde satım vb. tasarrufları gerçekleştirmesi caiz olur.

 

Ürün sahibi, tahmin yoluyla miktarı belirlenmiş olan ürünün hırsızlık gibi gizli bir sebeple veya insanlar arasında bilinen açık bir sebeple telef olduğunu iddia etse yemin ettirilerek sözü kabul edilir. Şayet açık sebep insanlar tarafından bilinmiyorsa, doğru görüşe göre kendisinden şahit istenir daha sonra ürünün telef olduğuna dair yemin etmesi ile birlikte sözü kabul edilir.

 

Ürün sahibi, tahmin işlemini yürüten görevlinin haksızlık yaptığına veya yanıldığına dair olmayacak bir iddiada bulunursa onun sözü kabul edilmez. Olması muhtemel bir iddiada bulunursa daha doğru görüşe göre sözü kabul edilir.

 

A. TAHMİNİN HÜKMÜ

B. TAHMİNİN YAPILACAĞI BİTKİLER

C. TAHMİN İŞLEMİNİN YAPILIŞI

D. TAHMİN İŞLEMİNİN HUKUKİ SONUCU

E. KURUDUĞUNDA NE KADAR GELECEĞİ TAHMİN YOLUYLA BELİRLENEN ÜRÜNÜN YAŞ İKEN TELEF OLDUĞUNA DAİR İDDİALAR

 

A. TAHMİNİN HÜKMÜ

 

1. Zekatın farz olduğu ürünlerden yaş hurma ve yaş üzüm olgunlaştığında, bunların kurumuş halinin ne kadar geleceğinin -ürün sahibi için- tahmin yoluyla belirlenmesi sünnettir.

 

[*] - Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) ağaçlardaki yaş üzümün kurumuş haldeki miktarının tıpkı hurmada olduğu gibi tahmin yoluyla belirlenmesini, yaş hurma yerine kuru hurmanın zekat olarak alınması gibi yaş üzüm yerine de kuru üzümün zekat olarak alınmasını emretmiştir. (Tirmizi, Zekat, 644; Müstedrek, Ma'rifetü's-sahabe, 3, 595; İbn Hibban, Zekat, 3278. Tirmizi: hasen-gariptir. Hakim ve İbn Hibban: sahihdir demiştir. )

 

Bir görüşe göre ise hadisin ilk anda anlaşılan anlamı dikkate alındığında tahmin işlemini yapmak farzdır.

 

2. Alimlerimizin ifadelerinin zahirlerinden anlaşıldığına göre bu meselede Basra' da yetişen ürünler ile diğer yerlerde yetişenler arasında fark yoktur. Oysa Maverdi, Basra' da yetişen ürünleri istisna ederek şöyle demiştir: Basrada ürün çokça yetiştiğinden ve bu ürünün miktarını tahmin yoluyla belirlemede pekçok külfet ve masraf bululnduğun• dan, ayrıca Basra halkı ürünlerini gelip geçenlerin yemesine izin verdiğinden burada ürünlerin kuruyunca ne kadar geleceğini tahmin yoluyla belirlemenin haram olduğu konusunda icma vardır.

 

Ruyani, Maverdi'nin bu görüşüne tabi olmuştur.

 

Bu görüş hurma ile ilgilidir. Üzüme gelince Basralıların üzüm konusundaki durumu diğer yerlerde olanlarla aynıdır.

 

Subki şöyle demiştir: Yukarıdaki bilgiler ışığında; herhangi bir kimsenin veya herhangi bir bölge halkının Basrahların içinde bulunduğu durumda olduğu bilinirse onlar hakkında Basralılara ilişkin bu hükmün uygulanması yerinde olur.

 

3. Mezhep içindeki iki görüşten kıyasa daha uygun olan görüşe göre bir cins ürünün bir türü olgunlaşıp diğer türü olgunlaşmadığında ürünün tümünün kurumuş haldeki miktarını tahmin yoluyla belirlemek caizdir.

 

 

B. TAHMİNİN YAPILACAĞI BİTKİLER

 

1. Nevevl'nin metindeki "meyve" ifadesi, hububatı dışarıda bırakmaktadır; çünkü hububat [başak, kabuk vb. şeyler içinde] örtülü olduğundan onu tahmin yoluyla bilmek mümkün değildir; ayrıca ekinler -meyvelerin aksine- genellikle yaş halde iken yenmez.

 

2. Metinde geçen "ürün afetten kurtulunca" ifadesi, ürünün önceki durumunu dışarıda bırakmaktadır. Çünkü afet üründe tahmin yapmak mümkün değildir; zira olgunlaşmamış ürün üzerinde henüz hak sahiplerinin hakkı doğmamıştır. Ayrıca ürün olgunlaşmadan önce çokça afetlerin meydana gelme ihtimali sebebiyle ürünün kuruyunca ne kadar geleceğini belirlemede ölçü tutturulamaz.

 

 

C. TAHMİN İŞLEMİNİN YAPILIŞI

 

1. TAHMİNİN YAPILIŞ ŞEKLİ

2. TAHMİN İŞLEMİNİN KAPSAMINA GİREN ÜRÜNLER

3. TAHMİN İŞLEMİNİ YAPACAK KİMSELERİN SAYISI

4. TAHMİN İŞLEMİNİ YAPACAK KİMSENİN ÖZELLİKLERİ

5. TAHMİN İŞLEMİNİ YAPAN KİMSELERİN ANLAŞMAZLIGA DÜŞMESİ

 

1. TAHMİNİN YAPILIŞ ŞEKLİ

 

[Yaş ürünün kuruyunca ne kadar geleceğini] tahmin işlemi şu şekilde yapılır: Hurma bahçesinin her tarafı dolaşılarak bütün hurma salkımları görülür. Tahmin işlemini yapacak kişi "bu bahçedeki ağaçlarda şu kadar yaş hurma veya üzüm vardır. Bu kadar yaş hurma ve üzümden de şu kadar kuru hurma ve kuru üzüm çıkar" der. Daha sonra ürünün türleri arasında farklılık varsa bu işlemi ağaç ağaç yapar. Yalnızca bazı ağaçlara bakıp diğerlerini de bunlara kıyaslamakla yetinmez; çünkü ağaçlar arasında fark olabilir. Şayet tek bir tür ürün varsa bunların bütününün miktarını yaş olarak [hurma veya üzüm olarak] belirleyip sonra kurumuş halini tahmin yoluyla belirlemesi caizdir.

 

 

2. TAHMİN İŞLEMİNİN KAPSAMINA GİREN ÜRÜNLER

 

[Tahmin işlemine meyvelerin tümü dahil edilir mi? Bu konuda mezhep içinde iki görüş bulunmaktadır:]

 

[Birinci görüş]

 

Meşhur görüşe göre meyvelerin bütünü tahmine dahil edilir; çünkü onda bir veya yirmide bir zekatı gerektiren deliller genel nitelikli olup bu konuda bir istisna yapmamaktadır.

 

[İkinci görüş]

 

Diğer görüşe göre meyve sahibine ailesinin yemesi için bir veya birkaç hurma ağacının meyvesi bırakılır.

 

[*] - Bu görüşe şu hadis delil getirilmiştir: Ürünün kurumuş haldeki miktarını tahmin yoluyla belirlediğinizde zekatı alın, üçte birini bırakm. Üçte birini bırakmzyorsanız dörtte birini bırakm. (Ebu Davud, Zekat, 1605. İbn Hibban, Zekat, 3280. İbn Hibban bu hadisin sahih olduğunu belirtmiştir)

 

Bu [yani tahmin işlemine dahil edilmeyecek olan miktar], kişinin bakımında olanların çokluk ve azlığına göre değişir.

 

İmam Şafii (r.a.) bu görüşe cevap verirken hadisi "tahmin edilen üründen değil zekattan bu miktar kişiye bırakılır ki bunu ailesi ve komşularının fakirlerine dağıtsm" şeklinde yorumlamıştır.

 

 

3. TAHMİN İŞLEMİNİ YAPACAK KİMSELERİN SAYISI

 

[Tahmin işlemi için kaç kişi gereklidir? Bu konuda mezhep içinde iki görüş vardır:]

 

[Birinci görüş]

 

Meşhur görüşe göre - yargılamada tek hakimin kararı yeterli olduğu gibi tahmin işlemi için bir kişi yeterlidir. Çünkü tahmin yapan kişi [bir tür] ictihadda bulunmakta ve ictihadına göre hareket etmektedir.

 

[*] - Ayrıca Ebu Davud'un hasen bir senetle rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (s.a.v.) Abdullah b. Revaha'yı ürünler ilk olarak yenilebilir hale geldiğinde tahmin işlemini yapması için yollardı.(Ebu Davud, Zekat, 1606)

 

[ikinci görüş]

 

Telef olan malın değerini belirleme ve şahitlik gibi konularda iki kişinin bulunması şart olduğu gibi burada da iki kişi şarttır.(kıyas)

 

Bazı alimler ilk görüşü tek görüş olarak aktarmışlardır.

 

 

4. TAHMİN İŞLEMİNİ YAPACAK KİMSENİN ÖZELLİKLERİ

 

Tahmin işlemini yapacak olan kişi ister bir kişi ister iki kişi olsun;

 

[a] - Verdiği habere güvenilir bir kimse olması gerekir. Çünkü fasık olan kişinin sözü kabul edilmez.

[b] - Bu kişinin tahmin işlemini bilen bir kişi olması şarttır; çünkü tahmin işlemi bir tür ictihaddır. Bir şeyi bilmeyen kimse ise o konuda ictihadda bulunmaya ehil olan kimselerden sayılmaz.

 

[c] - [Bu kişinin hür ve erkek olması da şart mıdır? Bu konuda mezhep içinde iki görüş bulunmaktadır:]

 

[Birinci görüş]

 

Daha doğru görüşe göre bu kişinin hür ve erkek olması da şarttır; çünkü tahmin işlemi bir tür idari yetkidir. Köle ve kadın ise idarı konularda yetkili değildir.

 

[İkinci görüş]

 

Satılan malın hacmini veya ağırlığını ölçen kimselerin hür ve erkek olması şart olmadığı gibi tahmin işlemini yapan kişinin de hür ve erkek olması şart değildir.(Kıyas)

 

 

5. TAHMİN İŞLEMİNİ YAPAN KİMSELERİN ANLAŞMAZLIGA DÜŞMESİ

 

Tahmin işlemini yapan iki kişi anlaşmazlığa düşseler; ikisinin veya ikisi dışında birinin yapacağı bir açıklama ile mikdar bilininceye kadar beklenir. Bu görüş Ziyadetü'r-Ravda'da Dariml'den nakledilmiş, daha sonra "zahir olan görüş" diye ifade edilmiştir.

 

 

D. TAHMİN İŞLEMİNİN HUKUKİ SONUCU

 

1. Tahmin işlemini yapacak olan görevli tahmini yaptığında [bunun hukukı sonucu ne olur? Bu konuda İmam Şafii (r.a.)'ye ait iki görüş bulunmaktadır:]

 

[Birinci görüş]

 

Daha güçlü görüşe göre fakirlerin meyvenin kendisi üzerindeki hakları ortadan kalkar. Bu hak, meyve sahibinin zimmetinde kuru hurma ve kuru üzüme dönüşür, o da yaş meyveler kuruyunca -kendisinin bir kusur ve ihmali bulunmaksızın zekatı ödeme imkanı bulmadan önce meyveler telef olmazsa- bunları verir. Çünkü tahmin işlemi -ileride geleceği üzere- meyve sahibinin meyvelerin bütünü üzerinde tasarrufta bulunmasını mübah kılmaktadır. Bu ise fakirlerin meyveler üzerinde haklarının kalmadığını gösterir.

 

[İkinci görüş]

 

Fakirlerin meyveler üzerindeki hakkı meyve sahibinin zimmetine intikal etmez, daha önce olduğu gibi meyveler üzerinde hak sahibi olmaya devam ederler; çünkü yapılan işlem bir zan ve tahmindir. Bu işlem, fakirlerin hakkının malın kendisinden meyve sahibinin zimmetine intikal etmesine etki etmez. Bu görüşe göre tahmin işleminin fonksiyonu zekat olarak ödenecek miktarın dışındaki meyvelerde meyve sahibinin tasarrufunu caiz kılmasıdır. Bu görüşe "ürünün miktarını dikkate alan görüş [kavlü'l-ibra] denir. ilk görüşe ise "tazmin görüşü" denir.

 

Meyve sahibi zekatı ödeme imkanı bulamadan önce bir afet veya -herhangi bir ihmal ve kusuru bulunmaksızın ağaçtan ürünün çalınması yahut kurumadan önce harmandan çalınması sebebiyle ödeme imkanı bulamazsa herhangi bir şey ödemesi gerekmez.

 

2. [Zekatta hak sahibi olan kimselerin meyveler üzerindeki hakkının sona erip bunun meyve sahibinin zimmetine intikal etmesi nasıl olur? Bu konuda iki görüş bulunmaktadır:]

 

[Birinci görüş]

 

Meyveler üzerinde hak sahiplerinin hakkının sona ermesi ve bu hakkın meyve sahibinin zimmetine yönelmesi için tahminde bulunan kimsenin veya onun yerine geçen şahsın "meyve sahibinin, zekatta hak sahibi olan kimselerin hakkını tazmin etmeyi üzerine aldığı"nı açıkça ifade etmesi gerekir. Bunu da mesela "zekatta hak sahibi olanların yaş hurma ve yaş üzümdeki şu kadar olan hakkını kuru hurma ve kuru üzümden şu kadar miktarla tazmin etmene hükmettim" diyerek bildirmesi gerekir. Mezhepte kabul edilen daha güçlü görüşe göre meyve sahibinin de bunu kabul etmesi gerekir. Çünkü bu işlemle hak malın kendisinden zimmete intikal etmektedir; bunun için -tıpkı alım satım işleminde alıcı ile satıcının karşılıklı rızası şart olduğu gibi her ikisinin de rızası şarttır. Şayet tahminde bulunan kişi bu şekilde tazmini meyve sahibine bildirmezse yahut meyve sahibi bunu kabul etmezse fakirlerin hakkı, tahmin işlemi öncesinde olduğu gibi varlığını korumaya devam eder. Tazmine hükmedebilecek olan kişi zekat memuru veya devlet başkanıdır.

 

Nevevl'nin "meyve sahibinin kabulü" ile sınırlaması veli vb. şahısları dışarıda bırakıyor gibi görünse de bununla o kastedilmemiştir.

 

[İkinci görüş]

 

[Zayıf] bir görüşe göre doğrudan tahmin işleminin yapılmasıyla fakirlerin meyveler üzerindeki hakkı ortadan kalkar. Çünkü hadiste "tahmin yapan kimsenin meyve sahibini tazminle yükümlü tutması" konusu yer almamaktadır.

 

Burada geçen tazmin gerçek anlamda bir tazmin değildir; çünkü burada meyvelerin bütünü semavı bir afet sebebiyle telef olsa veya meyve sahibinin bir ihmal ve kusuru olmaksızın ağaçtan yahut kurumadan önce harmandan çalınsa, zekatı ödeme imkanı ortadan kalktığı için meyve sahibinin herhangi bir şey ödemesi gerekmez. Bu konu ittifakla benimsenmiştir.

 

Meyvelerin bir kısmı telef olursa, geriye kalan kısım nisap miktarına ulaşıyorsa meyve sahibi zekatı öder. Şayet nisap miktarının altında kalırsa hüküm; "ödeme imkanının olması zekatın farz olmasının mı yoksa tazminin mi şartıdır?" konusundaki görüş ayrılığına göre belirlenir. Şayet birincisini kabul edersek kişinin bir şey ödemesi gerekmez, aksi takdirde kalanını oranına göre öder.

 

3. Meyvelerin sahibi tazmini kabul ederse, tahmine konu olan meyvelerin tümü üzerinde satım vb. tasarruflarda bulunması caiz olur. Çünkü fakirlerin meyvenin kendisi üzerindeki hakkı sona ermiştir.

 

4. Nevevi'nin sözünden "kişinin tazmin öncesinde tahminen belirlenen meyvenin bütünü üzerinde tasarrufunun yasak olduğu ancak bir kısmı üzerinde tasarrufunun yasak olmadığı" sonucu çıkmaktadır ki bu doğrudur. Kişinin ödenmesi farz olan miktarın dışındaki kısımda

tasarrufu şayi olarak geçerlidir; çünkü fakirlerin mal üzerindeki hakkı devam etmektedir. Kişinin meyvenin muayyen bir bölümü üzerindeki tasarrufu ise geçerli değildir; buna göre kişinin meyveden herhangi bir şekilde yemesi caiz değildir.

 

5. Hakim, meyvenin kuru olarak miktarını tahmin etmek üzere bir kimse göndermese veya bölgenin hakimi bulunmasa, kişi -hakkın meyveden zimmete intikal etmesi ve meyve üzerinde tasarrufun caiz olması için- tahmin konusunda uzman olan güvenilir iki kişiden meyvenin kurumuş olarak miktarını tahmin etmelerini ister.

 

Ezrai alimlerin "tazminden sonra meyve sahibi satım vb. yollarla meyve üzerinde tasarrufta bulunabilir" şeklindeki genel ifadelerinin şu meselede problem teşkil ettiğini söylemiştir: Meyve sahibi maddı sıkıntı içinde olup meyvenin tümünü borçlarını ödemek için vereceği yahut kurumadan önce ailesine yedireceği ve bu şekilde fakirlerin hakkını zayi edeceği biliniyorsa bu durumda hakkın meyveden onun borçla dolu olan zimmetine intikal etmesinin fakirlere bir yararı olmaz.

 

 

E. KURUDUĞUNDA NE KADAR GELECEĞİ TAHMİN YOLUYLA BELİRLENEN ÜRÜNÜN YAŞ İKEN TELEF OLDUĞUNA DAİR İDDİALAR

 

1. Meyvelerin sahibi, yaş iken kuruyunca ne kadar geleceği tahminen belirlenen meyvelerin tümünün veya bir kısmının;

 

[a] - Hırsızlık gibi gizli bir yolla telef olduğunu -veya Rafii'nin alimlerin görüşlerinden anlayarak belirttiği üzere mutlak bir şekilde telef olduğunu- söylese,

 

[b] - Yahut meydana geldiği insanlar tarafından bilinmekle birlikte genel nitelikli olduğu bilinmeyen bir yangın, dolu, yağmalama gibi bir durum sebebiyle meyvenin telef olduğunu söylese,

 

[c] - Yahut da genel nitelikli olduğu bilinmekle birlikte kişinin meyvesinin bu durum sebebiyle telef olduğuna dair sözünde bir töhmet söz konusu ise,

 

Belirtilen durum sebebiyle malının telef olduğunu iddia eden kişiye yemin ettirilerek sözü kabul edilir. Meyvenin telef olmasına sebep olan durumun genelolduğu bilinir de kişi [yalan söylemekle] itham edilmezse onun sözü yeminsiz olarak kabul edilir.

 

Not:  Burada ve bu konuya ilişkin ileride gelecek bazı meselelerde, mal sahibine yemin ettirilmesi -daha doğru olan görüşe göremüstehaptır.

 

Nevevi'nin hırsızığı malın telef olma sebeplerine örnek olarak zikretmesi yaygın olan durum dikkate alınarak söylenmiştir; çünkü çalınan mal telef olmamış olabilir. Nevevi "telef olma" yerine "zayi olma" deseydi daha iyi olurdu.

 

2. Şayet [meyve sahibi malının telef olduğuna dair başka insanlar tarafından da bilinecek açık bir sebep zikretmekle birlikte] bu sebep diğer insanlar tarafından dile getirilmese [ne yapılması gerekir? Bu konuda mezhep içinde iki görüş vardır?]

 

[Birinci görüş]

 

Doğru görüşe göre buna dair şahit getirmek kolayolduğundan kişiden şahit getirmesi istenir. Şahit getirdikten sonra, malının o durum sebebiyle telef olduğuna dair yemin ettirildikten sonra sözü kabul edilir. Çünkü özelolarak onun malının bu durumdan kurtulmuş olma ihtimali de bulunmaktadır.

 

[İkinci görüş]

 

Şahit getirmesine gerek olmaksızın meyve sahibinin sözü kabul edilir; çünkü şer'! açıdan o "sözüne güvenilmesi gereken" kişidir.

 

3. Meyve sahibi, [ürün kurutulmak üzere harmana serildiğinde] harmanda iken yangın sebebiyle telef olduğunu iddia etse ve biz de harmanda bir yangının çıkmadığını bilsek meyve sahibinin sözü dikkate alınmaz.

 

4. Meyve sahibi;

 

[a] - Tahmin işlemini yapan kişinin tahminde haksızlık yaptığını yani elinde bulunan üründen kasten -az veya çok miktarda- daha fazla tahminde bulunduğunu belirtse,

 

[b] - Yahut tahmin işlemi yapanların normalolarak yanılmayacağı -dörtte bir vb.- bir miktarda bir yanılmanın söz konusu olduğunu iddia etse, delil [şahit] bulunmadığı sürece onun sözü kabul edilmez.

 

ilk durumda bunun kabul edilmemesinin sebebi bu meselenin "hakimin haksızlık yaptığı" veya "şahidin yalan söylediği" şeklindeki iddianın kabul edilmemesi meselesine kıyaslanmasıdır.(kıyas)

 

ikinci meselede kabul edilmemesinin sebebi ise normal şartlarda bu iddianın geçersiz olmasıdır. Ancak yanılma payının muhtemelolduğu miktarda indirim yapılır ki bu miktar da "tahmineiye nispet ettiğinde hukuken kabul edilecek yanılma miktarı" kadardır.

 

[c] - Meyve sahibi tahmin yapan kişinin yanıldığını iddia etmemekle birlikte "bu kadardan fazla ürün çıkmadı" dese sözü kabul edilir; çünkü burada malın telef olmuş olması ihtimali bulunduğundan bu sözde herhangi bir kimseyi yalanlama yoktur. Bunu Maverdi ve başkaları belirtmiştir.

 

5. Meyve sahibi tahmine tabi tutulan ürününün telef olmasından sonra, tahmineinin yanılması muhtemel bir miktarı belirterek tahmineinin o kadar yanıldığını iddia etse ve bu miktarı açıklasa, bu miktar da normal şartlarda iki keyli mal arasında olan fark kadar olsa yani yüzde bir vesk kadar olsa [sözü kabul edilir mi? Bu konuda mezhep içinde iki görüş vardır:]

 

[Birinci görüş]

 

Daha doğru olan görüşe göre sözü kabul edilir; iddia ettiği miktar oranında onun zekatında indirim yapılır. Çünkü o "sözüne güvenilmesi gereken" kişi durumundadır. Bu yüzden ürünün miktarını ölçme sırasında ürünün tahminden daha az olma sebebine dair bir iddiada bulunduğunda onun sözü esas alınır. Çünkü ürünün ölçülmesi [miktarın] kesin olarak bilinmesini sağlar, tahmin ise yalnızca bir zandır; bu durumda kesin olanın esas alınması daha iyidir.

 

[İkinci görüş]

 

Zekatta indirim yapılmaz; çünkü ürün sahibi ölçüm sırasında eksik yapmış olabilir. İkinci defa ürünün miktarını ölçtüğündeölçüm tam çıkabilir. Şayet tahmine tabi ürün mevcut ise yeniden ölçüm yapılır.

 

Şayet iki ölçü arasında gerçekleşmesi muhtemel bir fazlalık kadar -yani mesela yüz veskte beş vesk kadar- bir fazlalık söz konusu olursa -Bendenici altmışta yedi kadar bir fark belirtmiştir- ürün sahibinin sözü kabul edilir. Bu kadarlık miktarın zekattan indirileceği konusunda görüş ayrılığı yoktur.

 

Ürün sahibi yukarıda ileri sürdüğü iddia hakkında [doğru söylemediğine dair] ith am edilirse kendisine yemin ettirilir.

 

6. Ürün sahibi tahmin işlemini yapan şahsın yanıldığını belirtmekle birlikte ne kadarlık bir yanılgısının olduğunu söylemese onun sözü dinlenmez.

 

Bitkilerin Zekatma Dair Son Hükümler:

 

Maverdi şöyle demiştir: Fakirlere de yedirebilmek için ürün toplama işleminin gündüz yapılması müstehaptır. Toplanan üründe zekat farz olsun ya da olmasın ürün toplama işleminin gece yapılmasının yasaklandığına dair rivayet bulunmaktadır.

 

Kişi meyvelerinin ve ekinlerinin zekatını verdikten sonra ve ürünler kendisinin yanında yıllarca kalsa tekrar herhangi bir zekat ödemesi gerekmez. Bitkiler bu konuda hayvanlar, altın ve gümüşten ayrılır. Çünkü Allah bitkilerde zekatı ürünün hasat edilmesine bağlamıştır. Toplanan bir üründe hasat işlemi tekrarlanmadığından zekatın farz olması da tekrarlanmaz. Çünkü zekat ancak gelişen [nami olan] mallarda gerekli olur. Halbuki [toplandıktan sonra] bu ürünün gelişmesi sona ermiş, bozulmaya maruz kalmış olur.

 

Arazi haraç arazisi bile olsa oradan çıkan ürünün onda biri zekat [öşür] olarak alınır. Haksız yere alınmış olan haraç, öşür yerine geçmez. Devlet başkanı öşür yerine geçmek üzere haraç alsa bu, idihad yoluyla ürünün kendisini değil kıymetini almak gibidir; daha doğru görüşe göre bununla zekat farzı yerine gelmiş olur.

 

Haraç toplanan ve durumu bilinmeyen arazilerden haraç almaya devam edilir. Çünkü bu topraklarda Hz. Ömer'in Irak arazisinde yaptığı gibi haraç uygulaması başlatılmış olabilir.

 

BİR SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN

 

ALTIN VE GÜMÜŞÜN ZEKATI GİRİŞ