ana sayfa

 

bekri’l-ammî

 

ebu muhammed: gelelim bekriyye fırkasının kurucusu "bekr"e. o, kelamcıların takva hususunda hali en güzel olanıdır. biz onun: "birisi bir hardal tohumu çalsa, sonra da bundan tevbe etmeksizin ölse, o kimse cehennemde yahudi ve hristiyanlarla beraberdir" dediğini görüyoruz. halbuki allah, dostunun haberi yok iken, onun malından yemesi için muslümana genişlik tanımıştır. yine bahçeye giren birisinin -alıp götürmemek şartıyla- o bahçenin meyvasından yemesine de musaade etmiştir. bir yolcu, karnı aç iken bir koyuna rastlasa, onun sütünden istifade etmesini de allah mubah kılmıştır.

 

o halde nasıl olur da, hiçbir kıymeti olmayan bir hardal tohumunu alan bir adama azab olunur ve nasıl olur da o tohum adamın cehennemde ebediyyen kalmasına sebep oluri

 

bir hardal tohumunu almanın gunahı ne ki, ondan tevbe etmek icab etsini veya bu taneyi aldığından dolayı ne gibi bir zarar mevzuubahs olabiliri

 

bazan bir adam, muslüman bir kardeşinin odunlarından, dişlerini karıştıracak kadar küçük bir parça, veyahut çamurundan biraz çamur alabilir. onun havuzundan su içebilir. halbuki bunlar bir hardal tohumundan daha büyüktür.

 

keza bekr, "Çocuklar acı hissetmez" derdi. kendisine: "peki çocuk çimdiklenince veya kendisine acı verecek birşey olunca niçin ağlar." diye sorulduğunda, "bu, ancak onun ebeveynine eziyettir. Çünkü allah, gunahsız bir çocuğa elem ve acı vermeyecek kadar adaletlidir" derdi. "günahı olmadığı halde hayvanların acı çekmesine ne dersini" denildiğinde, "allah onu ancak adem oğlunun faydası için demlendirir. hayvanın acı çekmesi, adem oğlunun ihtiyaç anında onları gütmesine, durdurup koşturmasına yarar" derdi.

 

bir başkasının menfaati için allah'ın hayvana acı çektirmesi, ona göre adalet idi. belki bu dediğinin aksini söylemiştir de, ondan rivayette bulunanlar karıştırmışlardır.

 

(bekr) "tulumdaki sert nebiz (üzüm ve hurma suyundan yapılan bir nevi ickijden içmek sünettendir, keza oğlak yemek, mestlere meshetmek de sünnettendir" derdi.

 

halbuki sünnet yiyecek ve içecek şeylerde değil, ancak dini hususlarda mevzuubahs olur. eğer bir adam ömrü boyunca, rasulullah yediği halde, karpuzu hurma ile yemese, veya rasulullah kabak sevdiği halde kabak yemese, bu adam için "sünneti terketti" denemez.

 

bİr sonrakİ İÇİn tikla:

 

hişam bin el-hakem