EL-MUVAFAKAT *ŞATİBİ*
MANİ / BİRİNCİ MESELE:
Maniler iki türlüdür:
a) (Aklen) taleple
birlikte bir arada bulunması kabilolmayan maniler.
b) Taleple birlikte bir
arada bulunması kabilolan maniler.
Bu ikinci türden olan
maniler de iki nev'idir:
ba) Talebin aslını kaldıran maniler.
bb) Talebin aslını kaldırmamakla birlikte, kesinlik
kazanmasını engelleyen maniler.
Bu da iki kısımdır:
1) Talebi kaldırması,
kudreti dahilinde bulunan mükellef için o şeyi
muhayyer hale getirmesi anlamında olur.
2) Talebe muhalefette
bulunan kimse üzerine bir günah terettüp etmez anlamında olur.
Böylece mani için dört
kısım ortaya çıkmaktadır:
1. KISIM:
Bunlar uyku, delilik vb.
gibi bir sebeble aklın zail olması gibi manilerdir.
Bu kısımdan olan maniler
talebin aslını tümden ortadan kaldırmaktadır. Zira hitabın taallukunun
(mükellefiyetin sabit olmasının) şartlarından birisi de, onun anlaşılması imkanıdır. Çünkü hitab, iltizam
(üstlenme) gerektiren bir ilzamdır (bağlayıcılıktır). Aklı olmayan kimsenin
ilzamı (yükümlü kılınması) ise mümkün değildir. Nitekim hayvan ve diğer
cansızların ilzamla yükümlü tutulmalan mümkün
olmamaktadır. (Aklı olmayanlarla ilgili gibi gözüken) bir masIahatın
celbini ya da bir mefsedetin defini gerektiren bir
talebin taalluku söz konusu ise, bu bir başkasına raci
olmaktadır. Tıpkı hayvanların eğitilmesi ve öğretilmesi gibi.
Bu konuyla ilgili yeterli açıklamalar usul kitaplarında bulunmaktadır.
2. KISIM:
Hayız ve nifas gibidir. Bu kısımdan olan maniler, talebin -her ne kadar
mani ile birlikte husulü mümkünse de- aslını kaldırmaktadır. Ancak bu kısımdan
olan maniler talebi, kesinlikle bir daha talep te
bulunulmayan namaz, mescide girmek, mushafa dokunmak
vb. gibi şeylere nisbetLe kaldırır. Mani'in kalkmasından sonra talebi söz konusu olan şeylere
gelince, bu konuda usulcüler arasındaki ihtilaf meşhurdur. Bizim burada onları
zikretmemize bir gerek yoktur.
Mani'in mevcudiyeti durumunda talebin bulunmadığının delilleri:
Eğer mani ile birlikte talep de bulunacak olsaydı, o takdirde iki zıddın bir
arada bulunması gibi bir netice gerekecektir. çünkü hayızlı bir kadının namaz kılması yasaklanmıştır. Nifas halindeki bir kadının durumu da aynıdır. Eğer bu
haldeyken bunlar namaz ile memur olsalardı, o takdirde aynı şeye nisbetle hem emredilmiş hem de yasaklanmış olacaklardı.
Böyle bir netice ise muhaldir.
Keza eğer bunlar
yapmakla memur olsalardı, öbür taraftan da yapmaktan yasaklanmışlardır; bu
durumda şer'an aynı anda bir şeyi hem yapmaları hem
de yapmamaları lazım gelecekti. Bu ise muhaldir.
Sonra mani'in
mevcudiyetiyle birlikte ne yapılması, ne de daha sonra kazası sahıh olmayan bir şeyi emretmenin bir manası yoktur; abesle
iştigalolur. Çünkü hayız ve nifas
halindeki kadınlar ittifakla namazın kazasıyla memur değillerdir.
3. KISIM:
Bunlar cum'a ve bayram namazlarına, cihada nisbetle
kölelik veya kadınlık gibi manilerdir. Çünkü köle ve kadınların, (kendileri
hakkında) ilinde tahsinı ve tezyini unsurlardan
sayılan bu tür ibadetlerin kendileri hakkında kesinlik kazanması için bir
manileri bulunmaktadır. Çünkü kadın ve köleler bu tür hitapla doğrudan muhatap
değillerdir. Bunlar ancak tabilik yoluyla hitaba dahil
bulunmaktadırlar. Eğer bunlar bu tür hitapların gereğine imkan
bulabilirlerse, o takdirde onlar da hitaba muhatap olan kimseler -ki hür
erkekler oluyor- gibi mütalaa edilebilirler. Kudret bulunması durumunda
muhayyer kılınmanın manası işte budur. Kudret bulamamaları durumunda ise
bunlarla ilgili hüküm de bundan önceki kısmın hükmüyle aynı olacaktır.
4. KISIM:
Bunlar da ruhsat sebebleri gibi manilerdir. Bunlar talebin aslını
kaldırmazlar; ancak ruhsat cihetine meylederek azimet tarafını terkeden kimse üzerine bir günah terettüp etmez anlamında
talebin kesinlik kazanmasını engellerler. Yolcunun namazını kısaltması, oruç tutmaması,
cuma namazını terketmesi vb. gibi.
Sonraki
sayfa için aşağıdaki link’e tıkla: