zadu’l-mead

dÖrdÜncÜ kİtap

peygamber'İn (s.a.) cİhadi

 

ana sayfa      kur’an      hadis      sözlük      biyografi

 

f) hz. peygamber'İn (s.a.) taİf'e gİdİŞİ

 

1- taifliler o'nu dinlemiyor

2- taif'ten dönüşü

3- hz. peygamber*! (s.a.) cinlerin dinlemesi

4- peygamberimizin mekke'ye girişi

 

1- taifliler o'nu dinlemiyor:

 

sahife yırtılıp da boykot anlaşmasının sona ermesiyle ebu talib ve hz. hatice'nin az bir zaman aralığı ile ölmeleri bir araya rastlamış; kavminin sefihlerinin allah rasulü'ne (s.a.) yaptıkları işkence şiddetlenmiş, peygamberimize karşı cür'etkar bir tavırla eziyette bulunmaya koyulmuşlar ve bunun üzerine allah rasulü (s.a.) kendisini barındırırlar, kavmine karşı kendisine yardım ederler ve onlardan korurlar ümidiyle taife gitti.

 

taiflileri allah teala'ya davet etti. ne bir barındıran, ne bir yardımcı gördü. bununla kalmayıp o'na en şiddetli işkencelerde bulundular, kendi kavminin yapmadığını yaptılar.

 

yanında kölesi zeyd b. harise bulunuyordu. hz. peygamber (s.a.) taiflilerin arasında on gün kaldı. eşraftan gidip konuşmadığı hiç kimse kalmadı. "Şehrimizden çık!" dediler ve ayak takımını o'na karşı kışkırttılar. hz. peygamber'in (s.a.) geçtiği yolun iki kenarında dizilip o'nu taşlamaya başladılar. hz. peygamber'in (s.a.) ayakları kana bulandı. zeyd b. harise ise atılan taşlara kendi vücudunu siper edip peygamberimizi korumaya çalışıyordu. onun da başında yaralanmalar oldu.

 

 

2- taif'ten dönüşü:

 

hz. peygamber (s.a.) mahzun bir halde taif ten mekke'ye dönüş için yola koyuldu. İşte bu dönüşü esnasında "taif duası'* diye meşhur olan şu duayı yaptı:

 

"allah'ım! güçsüz ve çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü yalnız sana yakınıyorum. ey merhametlilerin en merhametlisi! sen ezilenlerin, hor görülenlerin rabbisin. sen benim rabbimsin. beni kime bıraktıni bana saldıran bir uzak insan eline mi, yoksa işimi kendisine teslim ettiğin bir düşmana mıi yeter ki, bir gazabın olmasın bana; aldırmam çektiklerime. ancak şuna inanıyorum ki, senin afiyetin daha geniştir, bana. gazabına uğramaktan yahut öfkeni haketmekten karanlıkları aydınlatan yüzünün nuruna sığınıyorum. hoşnut kalacağın kadar sana memnuniyetimi sunuyorum. güç de senin, kuvvet de senin."

 

bunun üzerine rabbi, "dağlar meleğini" kendisine gönderip şayet isterse mekke'yi ortalarına alan iki büyük dağı (ebu kubeys ve ahmer dağlarını) mekke halkı üzerine geçirmesini emretmiş, o ise: "hayır. onlara yumuşak davr anı İmasını, mühlet tanınmasını istiyorum. belki allah, onların sulblerinden kendisine ibadet edecek ve o'na hiçbir şeyi ortak koşmayacak kimseler çıkaracaktır." demiştir.

 

 

3- hz. peygamber*! (s.a.) cinlerin dinlemesi:

 

hz. peygamber (s.a.) taif ten dönüş yolu üzerinde nahle'de konakladığında gece namaz kılmaya kalktı. bir grup cin o'nun bulunduğu yere gönderildi. cinler hz. peygamberin (s.a.) okuduğu kuran-ı kerim'i dinlediler. Şu ayetler ininceye kadar allah rasulü (s.a.) onların farkına varmadı:

 

"hani biz, cinlerden bir topluluğu kuran dinlesinler diye sana doğru çevirmiştik de, huzuruna geldiklerinde birbirlerine: 'susun, dinleyin' demişler; okunması bitirilince de uyarıda bulunmak üzere kavimlerine dönmüşler ve: 'ey kavmimiz! biz, musa'dan sonra indirilmiş olan, kendinden öncekileri doğrulayan, hakkı ve doğru yolu gösteren bir kitap dinledik. ey kavmimiz! allah'a çağırana icabet edin ve o'na inanın ki, sizin gunahlarınızın bir kısmını alsın, bağışlasın, sizi çok elem verici bir azaptan korusun', demişlerdi. allah'a çağırana uymayan kimse bilsin ki, allah'ı yeryüzünde aciz bırakamaz; onlara o'ndan başka dost da bulunmaz ve işte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler."

 

hz. peygamber (s.a.) nahle'de birkaç gün kaldı. zeyd o'na, kureyş'i kastederek: "seni mekke'den çıkarmışlarken onların içine nasıl girebileceksini" diye sordu. peygamberimiz: "ey zeyd! görürsün, allah ummadığın yerden bir kapı açar, bir çıkış yolu gösterir. kuşkusuz allah, dininin yardımcısı ve peygamberinin destekçisidir." buyurdu.

 

 

4- peygamberimizin mekke'ye girişi:

 

mekke'ye vardıklarında hz. peygamber (s.a.) huzaa kabilesinden bir adamı mut'im b. adiy'e gönderip, "himayene girebilir miyimi" diye sordurttu. mut'im "evet" cevabını verdi; oğullarını ve kavmini çağırıp: "silah kuşanın, kabe'nin rükünleri yanında olun. ben, muhammed'i himayeme aldım." dedi.

 

bunun üzerine allah rasulü (s.a.) yanında zeyd b. harise olduğu halde şehre girdi, mescid-i haram'a kadar vardı. mut'im b. adiy, devesi üzerinde doğruldu ve: "ey kureyş topluluğu! ben, muhammed'i himayeme aldım. hiç biriniz ona saldırmasın." diye bağırdı.

 

allah rasulü (s.a.) rükn'e (hacer-i esved'e) vardı, onu selamladı ve iki rekat namaz kılıp evine döndü. mut'im ve oğulları, peygamberimiz evine girinceye kadar silahlı bir vaziyette o'nun etrafını çevirip koruma altına aldılar.

 

sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

g) hz. peygamber'İn (s.a.) mİraca ÇikiŞi