Bu konuda Selmân-ı
Fârisi vö Abdullah bin Selam'm sözleri daha önce geçti. Bu meselenin delilleri
sayılmayacak kadar çoktur. Gerçek olan olaylar bunun en doğru delilidir.
Dirilerin ruhları birbiriyle görüştüğü gibi, ölüler ile dirilerin ruhları da
birbiriyle görüşür.
Cenâb-ı Hakk şöyle
buyuruyor:
«Allah Ölümde canları
alır. Ölmeyip rüyasında olan canlan da alır. Ölümle ona hükmettiğini tutar,
diğerini belli bir zamana kadar bırakır»[1]
Baki bin Muhalled ve
ibn-i Mende, «Ruh» kitabında ve Taberâni «Evsat»da Said bin Cübeyr tarikiyle
ibn-i Abbâs (Radıyallahû anh)'-dan şu âyet hakkında şöyle dediğini rivayet
etmişlerdir.
Bana ulaştı ki,
diriler ile ölülerin ruhları rüyada görüşür. Birbirinden durumlarını
öğrenirler, Allah Ölülerin ruhlarını tutar, diğerlerin ruhlarını belli bir
zamana kadar cesedlerine geri gönderir.
îbn-i Ebi Hâtem,
Süddi'den, yukardaki âyet-i kerime hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir.
«Allah uykuda ruhları
alır. Dirinin ruhu ile ölünün ruhu görüşür. Tanışıp sohbet ederler. Dirinin
ruhu dünyadaki cesedine gönderilir, belli bir zaman orda kalır. Ölünün ruhu da
cesedine dönmek İster. Fakat tutuklanır.»,
Cüveybir yukardaki
âyet hakkında ibn-i Abbâs (Radıyallahû anh) 'dan rivayet ettiğine göre şöyle
demiştir:
Doğu ile batı arası
kadar bir ip, yer ile gök arasında uzanmış ölülerin ruhları ile dirilerin
ruhları o ipe gelir. Ölü ile diri orada görüşür. Rızkını tamamlamak üzere
cesedine dönmek için diriye izin verildiği zaman ölü yakalanır.
Firdevs [2]
kitabında Ebû Derda (Radıyallahû ahhVın hadi-sinde şöyle denilmiştir;
İnsanın ruhu
cesedinden çıktığında bir ay evinin etrafında, bir sene de kabrinin etrafında
çevrilir. Sonra ruhların üzerinde görüştüğü o îpe yükselir
îbn-i Kayyim dedi ki,
ruhların görüştüğüne bir delil şudur:
Diri, ölüyü rüyasında
görür. Ondan gaybî haberler alır ve o haberler aynen çıkar.
Ben de derim1 ki,
ibn-i Sirîn'den senediyle şöyle rivayet edilmiştir:
Ölünün rüyada sana
haber verdiği haktır. Çünkü o hak bir âlemdedir.
îbn-i Ebi Dünya ve ibn
el-Cevzi, «Uyun el-Hikayât» kitabında senediyle Şehr bin Havşep'den rivayet
ettiklerine göre:
Sa'd bin Cüsâme ve Avf
bin Mâlik âhiret kardeşi olmuştular. Sa'b Avf'a dedi ki:
Kardeşim hangimiz daha
önce ölürse öbürüne görünsün. Avf:
— Bu da mı olur? dedi.
Sa'b:
— Evet, dedi.
Sonra Sa'b öldü. Avf
onu rüyasında gördü.
— Sana ne yapıldı, dedi.
— Sıkıntıdan sonra
mağfiret edildim, dedi.
— Nedir o sıkıntı
dedi. Sa'b:
— Bu, filan yahudiden
borç aldığım on dinardır, onları ok eğerine bırakmışıniL Git onları ona ver ve
bil ki, ailemin basma ne gelmişse haberim vardır. Hattâ, bir kaç gün önce ölen
kedimin de haberi bana geldi ve bil ki, falan kızım altı gün sonra ölecektir,
ona iyi davranın» dedi.
Sabahleyin, evine
gittim. Eğeri aradım, aşağıya indirdim, baktım, kese içinde on dinar var.
Yahudi'yi çağırdım. «Senin Sa'b'bdan kalan bir şeyin var mı?» dedim O
«Allah Sa'b'a rahmet
etsin. O Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) m sahabelerinin iyüerindendi.
Benden on dinar borç istedi. Ona verdim» dedi. Sonra on dinarını verdiğimde;
«Vallahi ona borç
verdiğim on dinarın aynısıdır» dedi.
Ben ailesine «Sa'b'm
vefatından sonra sizde bir olay oldu mu?» dedim. Onlar:
«Evet şöyle şöyle
olaylar oldu» dediler. Kedinin Ölümünü dahi zikrettiler.
Ben:
«Kardeşimin kızı
nerde» diye sordum. «Dışarda oynuyor» dediler. Beni yanına götürdüler,
okşadım. Baktım harareti var, ona iyi davranın dedim. Altı gün sonra kız öldü.
îbn-eLMübarek
—«Zühd»de— Atiyye bin Kays'dan, o da Avf bin Malik el-Eşcaî'den rivayet
ettiğine göre:
O, Muhlim isminde bir
adamla âhiret kardeşiydi. Sonra, Muhlim sekerâta girdi. Avf ziyaretine gitti.
Ona dedi ki:
Şayet o âleme gidersen
dön başına, ne geldiğini bize halter ver.
Muhlim:
— Eğer böyle bir şey benim gibilere mümkün ise
yaparım, dedi. Sonra ruhunu teslim etti. Avf, bir sene sonra onu rüyasında
gördü.
— Yâ Muhlim, sana ne yapıldı, dedi.
O;
— Ücretimizi aldık,
dedi. Avf:
— Hepiniz aldınız mı?
diye sordu. O:
— Evet, hepimiz, dedi. Yalnız, parmakla
gösterilen ve Ölenlerin en sonunda kalan düşükler henüz amellerinin k
almamışlardır.
Vallahi ben bütün
ecrimi aldım, hattâ ölümümden bir ce kaybolan kediden dolayı da ecrimi aldım.
Sabahleyin, Avf onun
hanımına gitti. İçeri girdiği zaman «Merhaba ey Muhlim'den sonra Sa'b'ın
ziyaretçisi!» diye karşılık aldı. Avf onun hanımına Muhlimi ölümünden sonra
gördün mü?» diye sordu.
Hanım, «evet, dün
geceleyin onu gördüm. Şu kızımı beraberinde götürmek için benimle çekişti.
Avf, rüyasında Muhlim'den gördüklerini anlattı. Tâ kediden bahsedince, hanım,
ben kedinin nerde olduğunu bilmiyorum, hizmetçim daha iyi bilir. Hizmetçisini
çağırdı. Hizmetçi kedimiz Muhlim'in vefatından bir gece evvel kayboldu, dedi.
Muhlim, Sa'b'ın kardeşi Cüsâme'nin oğlu idi.
Ebuş' şeyh ibn-i
Hibban «Vasâya» kitabında, Hâkim «;Miisted-rek»de, Beyhaki «Delâil»de sened ile
Ebû Nuaym Ala el-Horasarlî'den rivayet ettiklerine göre şöyle demiştir
Sabit bin Kays bin
Şemmas'm (Radıyallâhû anh) kızı bana anlattı ki, Sabit Yemâme gününde öldü.
Üzerinde nefis bir zırh vardı. Müslümanlardan bir adam gitti, zırhı aldı. Ehl-i
imanın biri uyurken Sabit rüyasına girmiş, demiş ki:
«Sakın bu rüyadır,
diye ehemmiyet vermemezlik yapma. Sana ' gerçekten bir vasiyetim var:
«Ben dün akşam
öldürüldüm. Müslüman bir adam yanıma geldi, zırhımı aldı. Menzili, menzillerin
en sonundadır. Çadırının yanında, deprenen bir at var. Zırhın üzerine bir
kazan bırakmış, kazanın üzerinde semer var. Halid bin Velid'e git, ona söyle,
birisini gönderip zırhımı aldırsın. Medine'ye gittiğinde de Resûlullah*ın
halifesi Ebû Bekr es-Sıddik'a da git, şu kadar borçlu olduğumu falan ve falan
kölelerimi âzad ettiğimi söyle.
Adam Hâlid bin Velid'e
geldi, durumu ona anlattı. Halid (Ra-dıyallâhû anh) adamı gönderdi, zırhı
getirtti. Hz. Ebû Bekr'e de rüyayı anlattığın da vasiyetini yerine getirdi.
Râvi dedi ki, Sabit
bin Kays'dan başka ölümünden sonra yapılan vasiyeti yerine getirilen kimseyi
bilmiyoruz.
Hakim «Müstedrek»inde,
Beyhaki «Delail»de, Kesir bin Salt'dan
rivayet ettiklerine
göre, şöyle demiştir:
Hz. Osman,
öldürüleceği gün yattı. Uyanınca dedi ki:
Resûlullah (Sallallâhû
Aleyhi ve Sellem rüyamda gördüm. «Sen bu Cuma bize kavuşacaksın» diye buyurdu.
Yine Hâkim, ibn-i Ömer
(Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiğine göre;
Osman bin Af fan
(Radıyallahû anh) sabahın birinde gelip dedi ki:
Resûîullah (Sallallâhû Aleyhi ve
SellemVi rüyamda gördüm.
— Yâ Osman yanımızda
iftarım açarsın, diye buyurdu. Hz. Osman oruç tutmuştu. O günde şehid edildi.
Hakim, Hüseyn bin
Hârice'den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir :
îlk fitne (sahabe iç
savaşı) olduğu zaman benim için bir tarafı tercih etmek müşkilleşti. Yâ Rabbi,
bana tutunacağım bir yol göster, dedim. Bir gece rüyamda dünya ve ahireti
gördüm. Aralarında uzun olmayan bir duvar vardı. Ben duvarın yanında idim.
Keşke bu duvardan tırmanıp ölüleri görebilseydim de uzanıp onlara
sorabil-seydim de bana durumu bildirsinler, dedim.
Dedi ki:
Sonra, ağaçlık bir
yere indim. Bir cemâat orda oturuyordu. Siz şehid ler misiniz? dedim.
«Hayır,» dediler.
«Şehidier nerde»
dedim, onlar Yukarı çık, dediler.
Ben öyle bir dereceye
çıktım ki, genişlik ve güzelliğini yalnız Allah bilir. Baktım Muhammed
(Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) ve yaşlı bir Adam İbrahim Peygamber
(Aleyhi's-selâm) ordaydüar. Hz. Muhammed ona «ümmetime mağfiret dile» diyordu.
İbrahim ise;
«Ümmetinin senden
sonra ne yaptıklarını görmüyormusun, kanlarını döktüler, halifelerini
Öldürdüler. Neden dostum Sa'd gibi tarafsız kalmadılar,» diyordu.
Ben uyandığımda, belki
de yararlı bir rüya gördüm, gideyim bakayım Sa'd ne yapıyor. Ben de onun gibi
yapayım. Sa'd (Radıyallahû anh)'e gittim, hikâyemi ona anlatınca çok sevindi
ve «Allah'ın dostu olan İbrahim'in ona dost olmadığı kişi kaybetmiştir» dedi.
Ben:
— Sen hangi tarafı tutuyorsun, dedim.
O:
— Ben hiç bir tarafı tutmuyorum, dedi.
Ben:
— Bana ne emrediyorsun, dedim.
O:
— Keçilerin var mı, dedi.'
Ben:
—Hayır, dedim.
O:
— Öyle ise bir kaç koyun al, fitne çekilinceye
kadar onlarla beraber (dağda) kal, dedi.
Hâkim ve Beyhaki,
Selman (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiklerine göre şöyle demiştir:
Ümmü Seleme (Radıyallahû anh) nın yanına girdim;
ağlıyordu.
— Neden ağlıyorsun, dedim. Dedi ki:
— Resûlullah
(Sallallâhû Aleyhi ve Sellem rüyada gördüm. «Neden ağlıyorsun» diye
sordum. Buyurdu ki:
«Şimdi,Hüseyin'in
öldürüldüğünü gördüm.»
Hâkim, Muammer'den rivayet
ettiğine göre; şöyle demiştir: Üs-tadlarımızdan birisi bize anlattı ki;
Bir Kadın Resûlullah
(Sallallâhû Aleyhi ve SellemVın bir hanımının yanma gelip elimin açılması için
Allah'a duâ et, demiştir.
«Ne var elinde?» diye
sorunca; demiş ki:
«Anam ve babamla
beraber yaşıyordum. Babam çok zengin ve cömert idi. Anam ise hiç öyle değildi.
Hiç bir sadaka verdiğini görmedim. Yalnız bir gün bir ineği kurban kesmiştik,
bir parça yağ ve bir hırkayı miskinin birine verdi. Sonra anam da öldü, babam
da öldü. Babamı bir nehir kenarında insanlara su verirken gördüm. Babacığım,
hiç anamı görmedin mi, dedim. O;
«Hayır» dedi. Ben
anamı aramaya koyuldum. Baktım bir kenarda çıplak olarak duruyor, üzerinde
yalnız o verdiği hırka, elinde de yalnız o iç yağı parçası var, yağ parçasını
öbür eline vurup sonra içini emiyordu. Ah ne kadar susadım, diye bağırıyordu.
«Anacığım sana su
vereyim mi» dedim.
«Evet» dedi.
Babamın yanma gittim,
bir kap su aldım, geldim ona içirdim. Yanında olan birisi bunun farkma vardi;
«Kim buna su verdi,
Allah elini kurutsun» dedi, uyandım baktım elim böyle felç geçirmiş.[3]
Dirinin ruhu rüyada
çıkar Allah'ın istedi.
Ikadar gezer,
lan ve başka şeyleri
görür.
Hakim Müstedrek»de, Taberani «Evsat»da ve Ukayli,
ibn-i (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiklerine göre şöyle demiştir;
Babam Ömer Ali ile
karşılaştı.
Yâ Ebe'l-Hasan kişi
rüya görür, bâzısı doğru çıkar, bâzısı yalan çıkar, dedi. Ali:
— Evet Resûlullah
(Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) 'den işittim, diyordu :
«Her Allah kulunun
yattığında, uykuya dalınca, ruhu Arşa çıkar, ruhu Arşa vardıktan sonra uyanan
kişinin rüyası doğrudur. Ruhu Arşa varmadan uyanan kişinin rüyası ise
yalandır.»
Beyhaki «Şuab-ı
İman»da Abdullah bin Amr bin As (Radıyallahû anh) 'dan şöyle dediğini rivayet
etmiştir:
«Ruhlar, rüyada göğe
çıkartılır. Arş önünde secde etmekle emredilirler. Temiz olanlar Arşa yakın
bir yerde secde eder. Temiz olmayanlar, Arştan uzakta secde eder...»
lbn-1 Mübarek «Zühd»de
Ebû Derda (Radıyallahû anh)'dan şöyle dediğini rivayet etmiştir:
İnsan uyuduğunda, ruhu
Arşa çıkarhluıcaya kadar yükseltilir. Eğer temiz ise secde etmeye izin verilir.
Eğer cenâbetli ise izin verilmez.
Hakim-i Tirmizi
«Nevadir'ül-Usûl»de zayıf bir sened ile Ubâde bin Sâmit (Radıyallahû anh)'dan
rivayet ettiğine göre, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Müminin rüyası, kulun
Rabbiyle uykuda konuştuğu bir sözdür.»
Nesai Hüzeyme
(Radıyallahû anh) 'dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: ,
Rüyamda, sanki,
peygamber (Aîeyhi's-selâm)'in alnının üzerine secde ettiğini gördüm. Bunu ona
anlattığımda «Ruh ruhla görüşür»
diye buyurdu.
Üstad îzzeddin bin
Abdüsselâm, ruhun uyanıklığı hakkında şöyle demiştir:
Uyanıklık bir adettir,
ki ruh cesedde bulunduğu müddetçe insan uyanık olur. Ruh cesedden ayrıldığı
zaman insan uyur, ruh rüyalar görür. Eğer göğe varıp öyle rüya görürse o rüya
doğrudur. Çünkü şeytanlar göğe çıkamazlar. Eğer göğe varmadan rüya görürse, o
şeytanın ilkaatındandır. Sonra ruh cesede döndüğünde insan uyanır, eski hâline
döner.
İkrime ve Mücâhid
dediler ki:
İnsan uyuduğunda,
ruhun aslı vücutta kalmakla beraber, bir bağla dışarı çıkar, gezer. Gittiği
müddetçe insan uykudadır. Döndüğünde insan uyanır; tıpkı güneş şualarının aslı
güneşte olmakla beraber, her tarafta aktığı gibi...
îbn-i Mende, bâzı
âlimlerden rivayet ettiğine göre;
! Ruh, aslı insanın
bedeninde olmakla beraber, burnundan uzanır, gider. Tamamiyle çıkarsa insan
ölür, lamba ışığı tamamiyle fitilden ayrılsa lamba söndüğü gibi... İşte,
ışığın merkezi fitil olmakla beraber, aydınlık her tarafa gittiği m
Ebu'ş-Şeyh «Azamet»
kitabında, İkrime'den rivayet ettiğine göre;
Ondan «kişinin, sanki,
Horasanda, Şam'da ve ayak basılmamış yerlerde gezer gördüğü» sorulmuş, cevaben
demiş ki:
— Gezen ve gören
ruhtur. Ruh nefis ile bağlıdır. Uyandığında nefis ruhu çeker.
Yine Ebû Şeyh başka
bir tarikle İkrime'den, rivayet ettiğine
göre;
«O Allah ki, geceleyin
sizi vefat ettirir ve gündüzleyin ne yaptığınızı bilir» [4] mealindeki
âyet hakkında, «Her gece Allah bütün ruhları alır ve gündüzleyin yaptıklarını
sorar, sonra ölüm meleğine tayin ettiği ruhları almak için emir verir» diye
tefsir etmiştir.[5]
[1] Zümer, 46
[2] Fakat onun oğlu bunu senediyle zikretmem iştir
[3] İmam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi, Kahraman
Yayınları: 438-445.
[4] En'am, 70
[5] İmam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi, Kahraman
Yayınları: 445-447.