57. ÜMMÜ'L-VELED (Efendisinden Çocuk Yapan
Cariye) KİTABI
167. Ümmü'l-Veled'in Haklan ve Görevleri
2. Cariyenin Ümmü" l-Veled Oluşu:
Ümmü'l-veled; efendisinden çocuk doğurmuş olan cariye demektir. Bu
baba dair konuşmamız, "Ümmü'l-veled olan cariye satılabilir mi, satılamaz mı? Şayet
satılamıyorsa, ne zaman ve ne ile Ümmü'l-veled olur da, efendisine karşı kendisinde kölelik hükmü
kalmaz? Ne zaman azad olur?" meseleleri
hakkındadır.[1]
Ashab-ı Kiram devrinden beri, Ümmü'l-veled olan cariyenin satılıp sa-tılamadığı konusu, ihtilaf edilegelen
bir konudur. Sabittir ki Hz. Ömer, «Ümmü'l-veled olan cariye
satılamaz ve efendisi öldüğü zaman efendisinin ana malından azatlanmış
olur» diye hükmederdi. Bunun gibi bir hüküm Hz.
Osman'dan da rivayet olunmuştur. Tabiînin çoğu ve fukahanın
cumhuru da bu görüştedirler. Hz. Ebû
Bekir, Hz. Ali, îbn Abbas, Ibn Zübeyir,
Câbir b. Abdullah ve Ebû
Said el-Hudrî ise, Ümmü'l-veled olan cariyenin satışım caiz görürlerdi. Fukahadan da Zahirîler bu görüştedirler. Câbir ile Ebû Said el-Hudrî, «Biz Ümmü'l-veled olan cariyelerimizi, Peygamber Efendimiz aramızda
olduğu halde satardık. Peygamber Efendimiz bunda sakınca görmezdi» [2]
demişlerdir. Bu görüşe sahip olanlar aynca Câbir'in «Ümmü'l-veled olan cariyeleri Peygamber Efendimizle Hz. Ebû Bekir'in devirlerinde ve Hz. Ömer'in devri başlangıcında satardık. Sonra Hz. Ömer bizi onları satmaktan menetti» [3]
mealindeki hadisi ile ihticac etmişlerdir.
Zahirîlerin bu meselede dayandıkları delillerden biri de, «İcma
halinin istishabı» diye adlandırılan istidlal
şeklidir. Zira Zahirîler «Ümmü'l-veled
olan cariye henüz efendisinden çocuk doğurmamışken efendisinin mülkü olduğunda icma' bulunduğuna göre, çocuk doğurduktan sonra da -aksini
gösteren bir delil bulunmadıkça- mülkü olması lazım gelir» derler. Usûl-ü
fıkıh kitaplarından da bunun kuvvetli bir delil olduğu anlaşılmaktadır. Ne var
ki bu delil kıyası kabul edenlere göre sahih değildir. Ancak kıyası inkâr
edenler, bu şekilde istidlal edebilirler.
Tahmin ederim ki
cumhur da, Zahirîlere buna benzer bir delil getirerek «Cariye hamile iken
satışının caiz olmadığında icma' bulunduğunu bilmiyor
musunuz? Şu halde doğum yaptıktan sonra da bu durumun devam etmesi lazım
gelmez mi?» demişlerdir. Ne var ki Zahirî ulemasından sonrakileri bu delile,
«Cariyenin hamile iken satışının caiz olmadığını kim söylemiştir?» diye itiraz
ederler.
Cumhurun bu konuda
dayandığı delillerden biri de, Peygamber Efendi-miz'in,
cariyesi Mâriye'nin, Peygamber Efendimizin oğlu ibrahim'i doğurduğu zaman hakkında buyurduğu rivayet
olunan,
«Çocuğu onu azatladı» [4]
hadisidir. Cumhurun delillerinden biri de, İbn Abbas 'in Peygamber Efendimizden buyurduğunu rivayet ettiği
«Hangi kadın
efendisinden çocuk doğurursa, o kadın efendisi Öldüğü zaman hürdür» [5]
hadisidir. Fakat bu her iki hadis de hadis ulemasınca sıhhati sabit hadislerden
değillerdir. Ebû Ömer b. Abdilberr
bunu söylemiştir. Ebû Ömer, de -Allah rahmet eylesin-
bu işin ehlidir.
Cumhur,
-tahmin ederim ki- aklî yönden de, "Cariye efendisinden çocuk doğurunca
bir değer kazanmış olur. Zira çocıı^. kendisi ile
efendisi arasında kuvvetli bir bağdır» diye delil getirmiş ve Hz. Ömer'den de, Ümmü'l-veled olan cariyeyi satmanın caiz olmadığı görüşünde
bununla istidlal ederek, «Etlerimiz etlerine ve kanlarımız kanlarına
karışmıştır» dediğini rivayet etmiştir.[6]
Ulema müttefiktirler
ki, kişi cariyeye malik olduktan sonra eğer cariye ondan gebe kalırsa, onun Ümmü'l-veled'i olur. Fakat cariye
kendisinden gebe kaldıktan veyahut çocuk doğurduktan sonra, eğer cariyeye
malik olursa, ona Ümmü'l-veled
olur mu, olmaz mı diye ihtilaf etmişlerdir. İmam Ebû
Ha-nife «Böyle de olsa ona Ümmü'l-veled olur» demiştir. İmam Mâlik'ten ise bu hususta değişik
rivayetler gelmiştir. Bununla beraber kıyas, bütün hallerde ona Ümmü'l-veled olmasını
gerektirmektedir. Zira kişinin, çocuklarının annesini satması, fazilet ve
üstün ahlâk ile bağdaşabilecek bir davranış değildir. Oysa, Peygamber
Efendimiz,
«Ben
ancak ahlâk üstünlüklerini tamamlamak İçin gönderilmiş bulunuyorum» [7] buyurmuştur.[8]
imam
Mâlik «Çocuk olduğu bilinen herşey -ister et parçası,
ister kan pıhtısı halinde olsun- kadın onu düşürdüğü zaman, efendisinin
Ümmü'1-ve-led'i olur» demiştir. îmam Şâfıî ise «Kadının Ümmü'l-veled olabilmesi için, kendisinden düşen şeyin şekillenip
insan yaradılışına girmiş olması gerekir» demiştir. Bu ihtilaf, kadının bir et
parçası veyahut kan pıhtısını düşürdüğü zaman, buna doğum denilip denilmediği
hususundaki tereddüdle ilgilidir.[9]
Bütün ulema
müttefiktirler ki Ümmü'l-veled
olan cariye, şahitlikte, bir suç işlediği zaman kendisine lazım gelen cezada,
öldürüldüğü zaman sahibine verilmesi gereken kan bedelinde, bir kimse
tarafından yaralandığı zaman o kimseye lazım gelen diyette, tıpkı cariye
gibidir.
Ümmü'l-veled olan cariyenin
satışını caiz görmeyenlerin cumhuru, satışının hiçbir sebeble
tekrar caiz olamayacağı görüşündedirler. Ancak Hz.
Ömer'den «Ümmü'l-veled olan
cariye, eğer zina ederse köleliğe döner» dediği rivayet olunmuştur,
îmam Mâlik ile îmam
Şafiî, «Ümmü'l-veled olan
cariyenin efendisi onu kiraya verebilir mi, veremez mi? Ondan herhangi bir
gelir sağlayabilir mi, sağlayamaz mı?» diye ihtilaf etmişlerdir. îmam Mâlik
«Efendisi onu hiçbir zaman kiraya veremez ve hiçbir şekilde ondan gelir
sağlayamaz. Ancak onunla cinsî münasebette bulunabilir», imam Şafiî ise «Ümmü'l-veled olan cariye sadece
satılamaz. Diğer hususlarda ise diğer cariyeler gibidir» demiştir. İmam Mâlik
«Efendisi onu satamadığına göre kiraya da vermesinin caiz olmaması lazım gelir»
demiştir. Fakat îmam Mâlik, Ümmü'l-veled olan cariyenin çocuklarından gelir sağlamanın caiz
olduğu görüşündedir. Çünkü ona göre çocukların değeri anneleri kadar değildir.
îmam Şafiî de «Ümmü'l-veled
olan cariye ile cinsî münasebette bulunmanın cevazı hakkında icma' bulunduğuna göre, bu cariyede hâlâ cariyelik vasfı
mevcuttur. Şu halde onu kiraya vermek ve ondan kazanç sağlamak caizdir»
demiştir. Buna göre ihtilafın sebebi, Ümmü'l-veled olan cariyenin kiraya verilmesi hükmünün,
satışının
caiz olmasıyla beraber, kendisi ile cinsî münasebette bulunmanın caiz oluşu
asıllarından en çok hangisine kıyas edilmesi gerektiğinde ihtilaf etmeleridir.[10]
Bütün
ulema müttefiktirler ki Ümmü'l-veled
olan cariye, efendisinin öldüğü anda azad olur. Ancak
terikenin tamamından mı, yoksa üçtebirinden
mi azad oîur diye ihtilaf
edilip edilmediğini bilmiyorum. Şu anda bildiğime göre, hiçbir kimse «Terikenin üçtebirinden azad olur» dememiştir. Tedbir edilen kölenin terikenin üçtebirinden azatlandığı görüşünde olanlara göre, Ümmü'l-veled olan cariyeyi tedbir edilen köleye kıyas etmek de
zayıftır.[11]
[1] İbn Rüşd
Kadı Ebu'l-Velid Muhammed
b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd
El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları:
4/213.
[2] Abdürrczzak, 7/288, no:
13210; Ibn Mâce,M, 19/2,
no: 2517.
[3] Ebû Dâvûd,
Itk, 23/8, no: 3954.
[4] İbn Mâce./tf, 19/2, no: 2516.
[5] Ahmed, 1/317; İbn MÛce, /(*, 19/2, no: 2515.
[6] İbn Rüşd
Kadı Ebu'l-Velid Muhammed
b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd
El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan
Yayınları: 4/213-214.
[7] Mâlik, Hüsnü' l-Huîk, 47/1,
no: 8.
[8] İbn Rüşd
Kadı Ebu'l-Velid Muhammed
b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd
El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan
Yayınları: 4/214-215.
[9] İbn Rüşd
Kadı Ebu'l-Velid Muhammed
b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd
El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan
Yayınları: 4/215.
[10] İbn Rüşd
Kadı Ebu'l-Velid Muhammed
b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd
El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan
Yayınları: 4/215-216.
[11] İbn Rüşd
Kadı Ebu'l-Velid Muhammed
b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd
El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan
Yayınları: 4/216.