103- İSLAM HUKUKÇULARININ TAZİR SUÇUYLA İLGİLİ YAZILARINDAN BAZI PASAJLAR:
Söylediğimizin doğruluğunu islam hukukçularının tazir suçuyla ilgili
görüşlerini açıklamakla ispat edebiliriz. işte Hanefi mezhebine mensup bir hukukçu
şöyle diyor: “Tazir her günahda (suçta) olabilir. Tazirde önceden tayin edilmiş
birşey yoktur, aksine tazir insanların işlediklerini suçlara ve durumlarının
gereği olarak devlet reisinin isteğine bırakılmıştır.” 92
(92) Zeylai, C. 3, Sh. 208
Ve işte Şafii mezhebine mensup bir
hukukçunun görüşü: “Hakkına had veya kefaret bulunmayan bir günahı (suç) işleyen kimse hükümdarın görüşüne göre
tazir cezasıyla cezalandırılır.” 93
(93) El-Mühezzeb, C. 2, Sh. 306.
Ve işte Maliki mezhebine mensup bir hukukçu kısası, diyeti ve hadleri
gerektiren suçları saydıktan sonra şöyle diyor: “Geriye kalan suçlar ve cezası
devlet reisinin içtihadına bırakılmıştır. Devlet reisi Allaha isyan veya bir
insanın hakkına tecavüz edilmesi halinde tazir cezasını verir94.”
Ve işte bir Hanbeli mezhebine mensup hukukçu: “Tazir, tehdid demektir.
Hakkında had veya kefareti gerektirmeyen bir suç işlendiği zaman tazir cezası
vermek gerekir. Tazir suçunun en az miktarı tayin edilmemiştir. Bu devlet
reisinin hakimin içtihadına bırakılmıştır, suçlunun durumuna ve şartlarına
uygun ceza verilir95.”
(94) Mevahib’ül-Celil, C: 6, S: 306.
(95) El-ikna, C: 4, S: 268.
Tazirle ilgili
bu birkaç pasajla konuyu kavramak mümkün değildir. Zira tazir cezasının
kavrayabilmek için masiyet (suç: günah) mefhumunu anlamak gerekir. Haddin ne
manaya geldiğini, kefaretin ne anlam ifade ettğini, önceden takdir edilmiş
cezanın ne demek olduğunu, önceden takdir edilmemiş cezanın ne anlama geldiğini
bilip kavradıktan sonra ancak bu ifadelerin manası anlaşılabilir.
Biz daha önce günah kefaret deyimlerinin anlamını açıklalmıştık. Şimdi ise haddin ne anlama geldiğini izah edelim.
Had; şer’an takdir olunmuş ceza demektir. “Şer’an takdir edilmiş” demek şeriatı gönderen şari’o cezanın nevini tayin, miktarını tespit etmiş ve bizzat açıklamış demektir. Hakim için o cezanın nevi ve miktarı konusunda tayin veya takdir hakkı bırakılmamış ve ona cezayı artırmak veya eksiltmek, tatbikini durdurmak veya bir başkasıyla değiştirmek yetkisini tanımamış demektir. Binaenaleyh had cezası mutlaka yapılması gerekli olan bir cezadır. Bu ceza tayin ve takdir edilmiş olması, ve iki sınırı bulunmasına rağmen bir tek cezadır. Mesela bekar zaninin cezası önceden takdir olunmuştur ve yüz değnektir. Hakim bunda ne artırma, ne de eksiltme yapabilir. Bu durumda takdir olunmuş bulunan ceza hudud bakımından bir tek cezadır. İftira suçunun cezası seksen değnektir. Bu değnek sayısı ne artırılabilir, ne de eksiltilebilir. Çünkü bu önceden takdir olunmuş bir cezadır. Kısas cezasıda tabiatı itibarıyla önceden konulmuş cezadır, onun suçlunun hareketi artırmaz da eksilmez de... Diyet cezası da önceden takdir olunmuştur. Diyet miktarını tahdid ve tayini ile bir tek hududu olan cezadır. Hakim onu belirtilen şeklin dışında artırıp eksiltemez.
Önceden takdir olunmamış bulunan cezalara gelince bu müteaddid cezalardan birisini seçme hakkını hakime bırakan cezalardır. Eğer bir tek hududu yok ise tabiatı itibarı ile kemmiyetini takdir yetkisi de hakime bıraklımıştır. Ancak bu kemmiyet ölçüsünde en üstün hudud ile en alt hudud arasında kalmak en üst ve en alt haddi aşmamak gerekir.
Şimdi bu deyimlerin manasını anladıktan sonra islam hukukçulalrının yukarda anladığımız pasajlarda tazir hakkında söylediklerini anlayabiliriz. islam hukukçuları her günah (suç) için tazir cezası verilir derken bununla islam hukukunun yasakladığı her fiile kaşı tazir cezasının uygulanabileceğini belirtmektedirler. Tazir cezasında önceden takdir edilmiş birşey yok derken bununla taziri gerektiren suçlarda hükmü önceden belirtmiş bir ceza bulunmadığnı söylemektedirler. Haddi, kısası ve diyeti gerektiren suçlarda olduğu gibi suçlunun mutlaka çarptırılması gerekli önceden belitmiş bir ceza bulunmadığını ifade etmektedirler. Bu suç için, belirli cezalar konulmuştur ve hakim, mutlak surette bu cezalardan birisini uygulayıp diğerini bırakmak zorunda değildir. Bilakis belirtilen cezalardan bir tanesini veya daha fazlasını seçebilir. Hakim verilecek cezalardan birisini tercih eder ve cezanın iki hududuna, dilerse en üst hududuna hükmeder. Bu durumda taziri gerektiren suçların cezası hükümle tayin edilmiş demektir. Ancak bu hüküm taziri gerektiren suçların tümüne ait olan hükümlere istinad etmektedir. Çünkü tazir suçlarının bütün cezaları; cezanın belli bir hududunu tayin edecek şekilde önceden takdir edilmiş değildir.
İslam hukukçuları tazir cezası devlet reisinin veya hakimin içtihadına terkedilmiştir derken bununla hakimin (ki o devlet reisinin veya hükümdarın temsilcisi durumundadır) suçun işlenme durumuna, suçlunun şartlarına göre tazir cezalarından birisini veya birkaçını verme hakkı vardır, içtihadı muvacehesinde bu şartları değerlendirerek cezayı vermekte serbesttir, demek istemektedirler. İşte islam hukukçularının tazir suçuyla ilgili ifadeleri bunlar.