D- NASLARIN TEARUZU VE NESHİ
185- TEARUZ:
Aynı kuvvete iki nass birbiriyle tearuz ettiği zaman, mesala, iki ayet veya
bir ayetle bir mütevatir sünnet, yahut iki mütevatir sünnet veya ki meşhur sünnet,
yahud da had haberlerden iki haber birbiriyle tearuz ettiğinde birbiriyle
tearuz eden bu iki nassdan herbirinin geliş tarihi bilinirse sonra gelen önce
geleni neshetmiş olur.
Birbiriyle çelişki halinde buluan bu iki nassdan hangisinin daha önce varid
olduğunun tarihi bilinmezse ikisinden biri tercih metoduyla diğerine tercih
olunur. Tercih ya metin açısından olacaktır, yahut sened açısından olacaktır.
Metin açısından delaleti daha kuvvetli olan tercih edilir. Yani ibareyle
anlaşılan bir lafız işaretle anlaşılan bir lafza tercih edilir. Yukardaki
sıralama böylece sürdürülür. Keza muhkem lafız müfesser lafza tercih olunur. Bu
sıralama da yukarda belirttiğimiz şekilde devam eder. Amm lafız tahsis olunmuş
lafza tercih olunur. Sened bakımından ve ravileri bilgi ve eminlik vasfına haiz
olunan haberler diğerlerine tercih olunur.
Birbiriyle tearuz halinde bulunan iki nasdan biri tercih olunamadığı zaman
birleştirme ve telfik yollarında birisiyle bu iki nassın arası birleştirilir.
Birleştirme ve telfik yolu ya iki nassdan birini bir hale, diğerini de bir
başka hale tahsis ile olur, yahut iki nassdan birinin dünyevi hükmü açkılayıcı,
diğerinin ise uhrevi hükmü açıklayıcı olduğu belirlenerek yapılır veya iki
nassdan birinin tatbiki diğerinin mecazi olduğu kabul edilerek araları
birleştirilip uyuşturulmaya çalışır.
Birbiriyle tearuz halinde bulunan iki nassın varid olduğu tarih bilinmez,
birini diğerine tercih etmek için elde bir delil bulumazsa ve ikisinin arasını
birleştirip uyuşturmak imkanı olmazsa bu iki nassı ile istidlalden vazgeçilerek
onlardan mertebe bakımından daha geride bulunan nass ile istidlal yoluna
gidilir. Yani, çelişki iki mütevatir sünnet arasında ise mütevatir sünnetin
hükmünden vazgeçelirek ahad haberin hükmüne başvurulur.
Gerek tercih, gerek uyuşturma ve birleştirme durumlarında her zaman için
islam hukukunun umumi prensiplerinin ve teşri ruhunun dışına çıkmamaya dikkat
sarfedilir ve deliller arasındaki muvazene her zaman için şeriatı gönderen
şariin maksadına ve şeriatın umumi prensiplerine uygun olarak sağlanır.