II
SARHOŞLUK
407-
İÇKİVESARHOŞLUK
İslam hukuku içkiyi
doğrudan doğruya yasaklamaktadır. İster sarhoş etsin ister etmesin... İçki
içmek haddi gerektiren bir suçtur ve failine seksen değnek vurulur.
Ebu Hanife ve
taraftarlarının dışında kalan İslam hukukçuları; adına ister “içki”, ister
başka bir şey densin, çoğu sarhoşluk veren şeyin azının da haram olduğu,
konusunda “icma”etmişlerdir. Yalnız İmam Azam Ebu Hanife, “içki’ ile diğer
sarhoşluk verici maddeler arasında fark gözetir. Ebu Hanife’ye göre, sarhoşluk
verici maddeler, ancak fiilen sarhoş edecek olurlarsa cezayı gerektirmektedir.
Ebu Hanife; rakıyı “çürümüş üzüm suyu” şeklinde açıklar144. Fazla
kaynatılır, sıkılır ve tortusu atılınca145 veya pişirilip üçte
ikisinden daha azı buharlaşınca meydana gelen usaredir. Hurma ve kuru üzüm de
pişirilmeden sıkılırsa ayne netice elde edilir. Kaynatılma neticesinde üçte
ikisi buharlaşan üzüm suyu ile bu oranı kaybetmeyen hurma ve kuru üzüm, buğday,
arpa ve diğer tahıl türlerinin kaynatılmış veya kaynatılmamış sularının hepsi
sarhoşluk verici maddelerdir.146 Bunları yalnız içmekle değil,
içtikten snora sarhoş olmakla faile ceza uygulanır.
(144)
Bedai’üs-Sanai C:5, S: 112.
(145)
İmam Muhammed ve Ebu Yusuf’a göre köpüğü ister atılsın ister atılmasın yaş
üzümün suyu rakıdır.
(146)
El-Muğni C: 10, S: 327.
Afyon ve benzeri uyuşturucu
maddeler;“sarhoşluk verici maddeler” hükmündedir. Ancak bunları kullananlara
had cezası verilemez. Çünkü bu ceza rakı ve sarhoşluk verici madeler konusunda
gelmiştir. Had aslında ağır bir ceza olduğundan kıyasla belirlenemez.
Uyuşturucu madde kullananlara “tazir”cezası verilmesinde ittifa vardır.
SARHOŞLUĞUN
TARİFİ
Sarhoşluk; rakı veya rakıya
benzeyen147 maddelerden birisini almakla aklın gücünü yitirmesidir. İnsan az
veya çok düşünemeyecek duruma geldiği, gökyüzünü yeryüzünden, erkeği kadından
ayırdedemediği zaman (ki bu, Ebu Hanife’nin görüşüdür)148 “sarhoş”
sayılır. İmam Muhammed ve Ebu Yusuf’a göre sarhoşluk: “konuşmanın hezeyan
halini alması”dır. Dayandıkları delil şu ayeti celiledir:
“Ey
iman edenler!Siz, ne dediğinizi bilinceye kadar sarhoşken namaza yaklaşmayın.”
(Nisa: 4/34)
O halde, sarhoş edici
maddeleri kullandıktan sonra ne dediğini bilmeyecek duruma gelen kişi “sarhoş”
tur. Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’in görüşü öteki mezheb büyüklerinin
fikirleriyle tamamen uyuşmaktadır.149
(147)
Bu tarihin içine Ebu Hanife’ye göre her türlü uyuşturucu maddeler ve sarhoşluk
verici nesneler girer.
(148)
Bedai’üs-Sanai C:5, S: 118.
(149)
El-Muğni C: 10, S: 235.
408-
SARHOŞLUK VE CEZAİ SORUMLULUK
Dört
mezheb tarafından150 kuvvetle benimsenen fikir; sarhoşluk veren
maddeyi zorla alanın veya niteliğini bilmeden kendi isteğiyle bunları içenin
veya ilaç zannıyla tedavi için kullananın, sarhoş olduğu takdirde işlediği
suçlardan dolayı cezalandıralamaycağı şekilndedir. Çünkü bu durumda, fail; bahis
konusu suçu akli melekeleri yerinde olmayarak işlemiştir. Bu durumda o, delinin,
uyuyanın veya benzeri durumda bulunanın hükmüne tabidir.
(150)
El-Muğni C: 9, S: 385 ve C: 10, S: 325 ve devamı Mevahib’ül-Celil C: 6, S: 317.
Tabsirat’ül-Hükkam C: 2, S: 227. Tuhfet’ül-Muhtaç C: 4, S: 118. El-Muhezzeb C:
2, S: 82 ve 185 El-Bahr’ür-Raik C: 5, S: 25 Serh’u Feth’ül-Kadir C: 4, S: 178.
Iztırap
hali de “ikrah” gibidir. Mesela içki olduğunu bile bile sıkıntısını gidermek
için içki içen kimse sarhoş olduktan sonra işlediği suçtan dolayı
cezalandırılamaz. Çünkü o zorla içmiştir. Ama sarhoşluk veren maddeyi hiç bir
özrü olmadan kendi isteğiyle içen veya gerekli olmadığı halde aldığı ilaç
yüzünden sarhoş olan kimse, işlediğ suçtan -ister kasıtlı, ister yanılarak
işlesin- sorumludur ve cezalandırılması gerekir.Çünkü kendi eliyle akli gücünü
yitirmiştir. Kaldı ki, bizatihi suç olan bir fiille şuurunu kaybettiği için
adeta bu fiilin gerektirdiği müeyyideye vesile olmaktadır.
Başka
bir görüşe göre, -ki benimsenmemiş, üstelik terkedilmiştir151, fakat
dört mezhebte de taraftarları vardır- sarhoş; ister kendi irade ve ihtiyarıyla,
ister ikrahla veya bilmeden sarhoş edici maddeyi almakla sarhoş olsun
hareketlerinden sorumlu tutulamaz. Çünkü sarhoş, sözkonusu fiili işlediği anda
idrak sahibi değildir. Halbuki cezai sorumluluğun esası idraktir. İdrak
olmayınca elbette ki sorumluluk da yoktur.
(151)
Yukardaki kaynakların aynısı.
İmam Şafii’nin de destekleyicilerinden olduğu bu fikrin kaynağı Hz. Osman (r.a.) dır. Az olmakla beraber öteki mezheb hukukçularından bazıları tarafından benimsenmiş fakat daha sonra terkedilmiştir.
409-
SARHOŞLUK VE MEDENİ HUKUK
BAKIMINDAN SORUMLULUK
Sarhoşluğu nedeniyle işlediği suçların cezası affedilse bile kişi, medeni hukuk
bakımından işlediği fiillerden sorumludur. Medeni sorumluluk, sarhoşluk
sebebiyle hiçbir şekilde ortadan kalkmaz. Çünkü İslam hukukunun genel prensibine
göre, kişilerin kan ve malları masundur. Yani dokunulmazlıkları vardır.
Meşru
özürler bu “masuniyet”i mubah kılmaz. Şu halde, şuursuzluk nedeniyle sarhoşun
cezasının kaldırılması başkasına verdiği zararları ödemesini gerektiren medeni
sorumluluğu önleyemez. Çünkü şuursuzluk cezanın ortadan kalkması için her ne
kadar yeterli bir sebeb ise de, kan ve malın hederini gerektirecek güçte
değildir.