A.
Hanefi Mezhebi İmamı : Ebu Hanife (80- 150 / 699 - 767)
A.
Ebû Yusuf (113-182 / 731-793)
B.
İmam Muhammed (132-189/749-804)
C
.Diğer Bazı Talebeleri Ve Talebelerin Talebeleri
Ebu
Hanîfe'nin Bazı Talebeleri Şunlardır:
D.
Hanefi Mezhebi'nin Fıkıh Kitapları:
Hanefî
Mezhebine Ait Bazı Fıkıh Kitapları:
A.
Mezhebin İmamı: Malik B. Enes (93-179/712-795)
B.
Mâliki Mezhebinin Tedvini Ve İmam Malikin Talebeleri
C.
Malikî Mezhebine Ait Bazı Fıkıh Kitapları:
A.
İmamı: İmâm Eş-Şâfii (Öl. 150 - 204 / 767 - 819),
Mezheb-i
Kadîmi ve Mezheb-i Cedidi:
B.
Şafii Fıkhının Tedvini Ve Talebeleri
C.
Şafiî Mezhebine Ait Bazı Fıkıh Kitaexarı:
A.
İmamı: Ahmed B. Hanbel (Öl. 164-241 / 781-855)
B.
Hanbeli Mezhebinin Tedvini Ve Talebeleri
C.
Hanbeli Mezhebine Ait Bazı Fıkıh Kitapları
A. Evzâi Mezhebi: Abdurrahman El-Evzâî (88-157 /
707-774).
B. Seyri Mezhebi: Süfyân Es-Sevrî (97-161 /
715-777)
C. Leys B. Sa'd Mezhebi (94-175 / 701-788)
D. Süfyân B. Üyeyne Mezhebi (Öl. 107-108 /
725-81*)
E. Zahirî Mezhebi: Davud E/Zahîrî (Öl. 202-270 /
817-883)
F,
Taberî Mezhebi: İbn Cerîr Et-Taberî (224-310 / 838-922)
Bugüne kadar arası
kesilmeden etbaı devam eden dört mezhep şunlardır: Hanefî, Şafiî, Hanbelî ve
Mâlikî mezhepleri. Bugün dört mezhep denilince anlayacağımız mezhepler
bunlardır.
Nabulusî (öl. 1143)
"Hulasatü't-Tahkîk" adh risalesinde dört mezheple ilgili şunları
kaydetmektedir:[1] "Zamanımızda dört
mezhepten başka bir mezhebi taklid etmek caiz değildir. Caiz olmaması diğer
mezheplerdeki noksanlıktan ve dört mezhebin onlardan üstün olmasından
kaynaklanmıyor. Çünkü onların arasında bütün ümmetin en üstünleri olan ilk
halifeler'vardı. Ancak onların mezheplerinin tedvin edilmemesi, şu anda o
mezheplerin şartlarını, kayıtlarını bile-meyişimiz ve bize tevatür yoluyla
ulaşamamaları sebebiyle taklid etmemiz caiz .değildir. Eğer bu şartlan taşıyan
herhangi bir şey bize ulaşsaydı, tıpkı ötekiler gibi bunu da taklid etmemiz
caiz olurdu. Fakat bu şekilde bize ulaşmadı.
"Münavî,
Süyûtî'nin "el-Câmhi's-Sağîr" adlı eserinin şerhinde der ki: "Sahabeyi
taklit etmek caiz değildir. Tâbiûnu taklid etmek de böyle. Nitekim
Imâmu'l-HarameynJin de dediği gibi dört mezhebden başka, mezhebi tedvin edilmeyen
(diğer müctehidleri) hüküm ve fetva vermede taklid etmek mümkün değildir.
Çünkü dört mezheb yayıldı ve onların hükümleri eserlere geçti. Öyle ki, bu
mezheplerde, mutlak olanların kayıtlan, genel hükümlerin Özel şartlan apaçık
gün yüzüne çıktı. Diğerlerinin ise etbaı kalmadığnıdan böyle bir şey söz konusu
değildir.
"îbn Nüceym,
el-Eşbâh ve'n-Nezâir adlı eserinde şöyle söylemektedir: "Îbnü'l-Hümâm,
et-Tahrîr'de açıkça ifade ettiğine göre, dört mezhebe muhalif bir mezheple amel
edilemeyeceğine icmâ akdedilmiştir. Çünkü bu mezhepler, sağlam bir şekilde
muhafaza altına alınmış, şöhret bulmuş ve bunların etbaı çoğalmıştır."
Hanefî mezhebi, Ebû
Hanîfe'ye nisbet edilmiştir. Ancak bu mezhebde Ebû Yûsuf ikinci imâm, İmam
Muhammed üçüncü imam olarak kabul edilmiştir. Ebû Hanîfe üstaddır, büyük
imamdır. Ebû Hanîfe ile Ebû Yûsuf şeyheyn, Ebû Yûsuf ile İmam Muhammed
sâhibeyn, imâmeyn, Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed tarafeyn olarak
vasıflandırılmıştır.
Adı Numân olan İmâm
A'zam Ebû Hanîfe, Horasan'dan geldiği kabul edilen Sabit b. Zûtâ'nm oğludur.
Ebû Hanîfe, Küfe şehrinde doğup büyüdü, tahsilini orada tamamladı. Küçük yaşta
iken Kur'ân-ı Kerim'i ezberledi. Kıraat âlimi İmâm Âsım'dan vücûh ve kıraat
ilmini öğrendi. Hicrî 150 yılında Bağdad'da vefat etti.[2]
Fıkh'a ait fetva ve
İctihâdlanyle meşhur olan Ebû Hanîfe, ilim tahsil ederken aşağıda
sıralayacağımız şahısların fıkıhlarını öğrenmeğe gayret ediyordu:
1. Maslahata dayanan Hz. Ömer'in fıkhını,
2. Şer'î
hakikatlere araştırıp ortaya koymak İçin rey taraftarlarının istinba-tına
dayanan fıkıhı,
3. Tahrîce dayanan Abdullah b. Mes'ûd'un
fıkhını,
4. Kur'ân ilmi olan Abdullah b. Abbas'm fıkhını [3]
Ebû Hanîfe, hocası
Hammâd b. Ebû Süleyman'dan fıkıh ilmini almıştır. Hammâd ise İbrahim en-Nehaî
ile Âmir b. Şürâhil eş-Şa'bî'den fıkıh tahsil etmiştir. Bu iki şahıs ise Kâdî
Şüreyh, Alkarna b. Kays, Mesrûk b. Ecdâ'dan fıkıhı öğrenmişlerdir. Bunlar da
Abdullah b. Mes'ûd ve Ali b. Ebî Tâlib'in talebeleri olmuştur. İşte Ebû Hanîfe,
Hammâd aracılığı ile sahabe ve Tâbiûn fıkhını öğrenmiştir. Ebû Hanîfe, 28 yıl Hammâd'ın
yanında ilim tahsil etmiştir. Hocası Hammad'm ölümü üzerine, Ebû Hanîfe ilim
kürsüsüne oturmuştur. Ebû Hanîfe, Hicrî 130'da Mekke'ye giderek beş altı sene
Beytü'l-Harâm'a komşu olarak ikamet etmiş, bu mücâvirliği esnasında Abdullah b
Abbas'm talebeleriyle karşılaşmış ve onlarla İlmî sohbetlefde bulunmuştur. Ebû
Hanîfe, Zeyd b. Ali, Ca'-fer b. Sâdık'dan da ders okumuştur.
Ebû Hanîfe, sabah
namazını kılıp günlük ev ihtiyaçlarını temin ettikten sonra talebelerine ders
vermeğe başlardı. Ebû Hanîfe'nin ders takrir şekli aktif idi. Dersine katılan
talebeler, hocaları Ebû Hanife ders kürsüsüne oturduktan sonra sorularım
sorarlardı. Soru faslı bittikten sonra da mes'eleler üzerinde tartışma ve
münakaşalar yapılırdı. Ebû Hanife büyük bir vakar ve ciddiyetle kendi görüşlerini
açıklar ve talebelerinin müşkillerini sonuçlandırırdı.
Ebû Hanîfe, Şiî
olmadığı halde EmevilerİB hilâfet için herhangi bir hakları olmadığı kanaat
indeydi. Gerek Emeviler ve gerekse Abbasiler zamanında kendisine yapılan
kadılık tekliflerini kabul etmemesi, onun siyasi görüşünü ortaya koymağa
kâfidir.
Ebû Hanîfe, Kur'ân'ın
herhangi bir nassından hüküm çıkarırken bu nassın maksad, gaye ve illetini
bulma, bilme cihetine giderdi. Hadîs'in sahih ve zayıf oluşunu anlamak için
kendisine has kıstasları vardı. O, bir bakıma hadîs sarrafı idi.
Ebû Hanîfe fıkıhtaki
hüküm çıkarma ve ictihâd usulünü anlatırken "Ben Allah 'm kitabıyla hüküm
ve fetva veriyorum. Kitabda bulamazsam, ResûluIIüh 'in Sünnet'ine sarılıyorum.
Allah'ın kitabında ve Peygamberin Sünnetinde bir hüküm bulamadığım zaman
Sahabelerin sözlerine bakıyorum. Yalnız Sahabilerden istediğim kimselerin
fetvasını alıyor, istemediğim kimselerinkini almıyorum. Fakat iş, İbrahim
en-Nehâî, İbn Şîrîn, Ata b. EbîRebah, Sâid b, Müseyyeb'e gelince, onlar nasıl
ictihâd yapıyorlarsa ben de öyle ictihâd yapıyorum"[4]diyordu.
Bu ifadeden de anlaşılacağı gibi Ebû Hanife, meseleleri Kur'ân, Sünnet ve İcmâ
kaynakları çerçevesinde hükme bağlıyordu. Bu üç kaynak ile sonuçlandıramadığı
meseleleri kıyas ile çözüyordu. Kıyasla da halledemediği meseleleri istihsân
ile neticeye kavuşturuyordu. Bu arada halkın Örf ve teamülü onun için hüküm istinbatında
bir kaynak teşkil ediyordu. Böylece onun hüküm istinbatında kullandığı
kaynaklar şunlardan ibarettir:
1. Kur'ân, 2, Sünnet, 3. İcmâ, 4. Kıyâs, 5. İstihsân, 6. Örf ve âdet. Ebû Hanife, kıyâs deliline hüküm çıkarırken
çok başvurduğu için
zamanı-nm bazı hukukçuları tarafından tenkit edilmiştir. Halbuki o
ictihadlarını nassla-ra istinat ettiriyordu. Kendisini tenkit edenler bile onun
ictihadlarının nasslara dayandığını gördükten sonra ilk görüşlerinden sarfı
nazar etmişlerdir.[5] Onun ictihadlanmn hangi
nasslara istinad ettiğini gsötermek üzere kitaplar yazılmıştır. Zebîdî,
"Ukûbu Cevâhiri'l-Münîfe fî edilleti Mezhebi' 1-îmâm A'zam Ebî
Hanife" adlı eserinde İmam A'zam'm ictihadlanmn mesnedi olan nassları toplamıştır.
İmam A'zam'ın ictihadlarımn istinad ettikleri delilleri, Tahâvî'nin Şer-hû Meânî'1-âsâr
adlı eseriyle Zeyleî'nin Nasbur-Râye -adlı eserinde görmek
mümkündür. Aynı
şekilde talebeleri Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'in el-Âsâr adlı eserlerinde İmam
A'zam'ın rivayet ettiği hadisler yer almıştır.
Ebû Hanîfe, fıkıh
sahasında büyük bir merhale katetmesine karşılık, fıkha ait bir eser
yazmamıştır. Ancak fıkhın bab ve fasıllarını talebeleriyle birlikte gözden
geçirmiş ve talebeleri onun görüşlerini gösterdiği tedvîn şekli üzere kitaplarında
kaydetmişlerdir. Kaynaklar, İmam A'zam'ın fıkhı tedvin ederken onu muntazam
kitap ve bablara ayırarak sırasıyle taharet, namaz ve diğer ibadetler, muamelât
kısımlarını imlâ ettirdiğini nakletmişlerdir. Hatta kaynaklarda K.el-Ferâiz ve
K.eş-Şurût'u ilk vazeden zatın İmam Azam olduğu ifade edilmiştir.[6]
Kelâm ilmine dair
el-Fıkhu'l-Ekber adındaki kitabı yazmıştır. Onun diğer eserleri de şunlardır.[7]
1. el-ÂIim
ve el-Müteallim,k 2. er-Risâle, 3. Vasiyyet, 4. Kaside-i Nu'ma-niyye, 5.
Marife-i Mezahib, 6.
el-Fıkhu'1-Ebsat, 7. el-Müsned.
Ebû Hanîfe'nin tefsir
il.nine ait görüşlerini Ebû Bekir el-Cessâs'ın Ahkâmu'l-Kur'ân adlı eserinde
bulabiliriz.
îmâm A'zam'a ölümüne
kadar talebe yetiştirmiş, bunlardan 36'ı hakkında şöyle demiştir: "Onlar
36 kişidir. 28'i kadılık yapacak, 6'sı fetva verecek ve ikisi de yani Ebû Yusuf
ile Züfer Kadı ve müfti yetiştirecek seviyeye gelmiştir."[8]
Burada İmâm A'zam'ın
görüşlerini talebelerinden İmam Muhammed ve Ebû Yusuf'un tedvin ve tasnif etmiş
olduklarını ilâve edelim.
Hicri 113 yılında
Kûfe'de doğan Ebû Yusuf, 182 yılında Bağdat'ta vefat etmiştir. Ebû Yusuf
künyesiyle meşhur olan bu büyük imâmın asıl adı Yakubdur. Babasının adı ise
İbrahim'dir. Ebû Yusuf önce İbn Ebi Leylâ'nın sonra Ebû Ha-nife'nin derslerine
devam etti. Ayrıca Ebu Yusuf, İmam Malik'ten de ders okudu. Ebu Yusuf, hocası
Ebu Hanife'nin ölümü üzerine Kufe'de ilim kürsüsüne getirildi. Ebu Yusuf, bazı
meselelerde hocası İmam A'zam'a muhalefet etmekle birlikte, onun mezhebine
bağlı kaidı ve bu mezhebin yayılmasında büyük çapta katkısı oldu. Ebû Yusuf,
Abbasi Halifelerinden Mehdî, Hâdî ve Harun Reşid zamanlarında kadılık
görevlerinde bulundu. İslam Tarihinde kadilkudat unvanı ilk önce Ebu Yusuf'a
verildi. Ebû Yusuf'un telif ettiği eserler şunlardır:
1. Kitâbu'1-Âsâr:
Bu eseri, kendisinden oğlu, kendisi de Ebû Hanife'den rivayet etmiştir. Burada
rivayet senedlerİ, peygamber, sahabe ve tabiuna kadar çıkartılır veyahut Ebu
Hanife'nin ictihadları bahis konusu edilir.
2. İhtilâfu
îbn Ebî Hanife ve İbn Ebî Leylâ: Bu kitapta Ebu Hanife ile İbn Ebi Leyla'nın
ihtilaf ettikleri meseleleri toplamıştır.
3. er-Reddü
ala Siyeru'l-Evzâi: Devletler hukuku ile ilgili bir eserdir.Bu eserde Irak
ekolunun görüşleri serdedilerek, Evzât'nin görüşleri reddedilmiş ve böylece
Evzâî'ye ilmi cevaplar verilmiştir.
4. el-Emâlî: Bu eser, Ebû Yûsuf'un
ders^takrirleridir! Bu eseri, İmam Muhammed ders esnasında not halinde
tutmuştur.
5.
Kitâbu'l-Harâc: Halife Harun Reşid'in isteği üzerine yazılan bu eserde, devlet
maliyesinin esasları açıklanmıştır. Özellikle devletin gelir ve giderleri
söz-konusu edilmiştir. Bu eser, Dr. Ali Özek tarafından türkçeye çevrilmiştir.
Muhammed b. Hasan
eş-Şeybânî, hicri 132 yılında Vasıt şehrinde doğdu. 189 yılında Rey'de öldü. 14
yaşında Ebû Hanife'nin derslerine devam etti. Dört sene okuduktan sonra Ebû
Hanife vefat etti. Bunun üzerine Ebu Yusuf'un derslerine devam ederek
tahsilini ikmal etti. Bu arada el-Evzâî,Süfyân es-Sevrî, İbn Ümeyye, Malik b.
Enes gibi hocalarla görüştü, onlarlailmi sohbetlerde bulundu. Ebû Yusuf'un
vefatından sonra ilim kürsüsüne oturdu veöğrenciler yetiştirdi. Abbasiler
zamanında Rakka şehrine kadı olarak tayin edildi. Harun Reşid, onu Rey şehrine
kadilkudat olarak tayin etti. İmâm Muhammed, hanefi mezhebinin kaynak
eserlerini yazdı. Hukuk tarihinde Devletler hukuku sahasında Siyer adıyla ilk
kitab yazma ona nasib oldu. Kaleme aldığı eserler şunlardır:
1. el-Asl (el-Mebsût) : Geniş bir fıkıh
kitabıdır.
2. el-Câmiu'1-Kebir: Bu eserde, rey ehlinin fıkhı
görüşleri anlatılır.
3. el-Camiu's-Sâğîr: Bu da bir fıkıh kitabıdır.
4 . es-Siyerü'I-Kebîr:
Bu da devletler umumî hukuku demektir.
5. es-Siyerü's-Sağîr: Bu da devletler umumî
hukuku demektir.
6. ez-Ziyâdât: Bu eser, yukarıdaki eserlerde
olmayan hususları ihtiva etmektedir.
Bu altı kitaba, İmam
Muhammed'den açıkça rivayet edildiği için zâhirü'r-rivâye adı verilir, el-Hâkim
eş-Şehîd (öl. 344), bu altı kitabın mükerrer konularını çıkararak bir kitap
meydana getirmiş ve ona el-Kâfi adım vermiştir. Serahsî (öl. 483)'de el-Kâfî'yi
el-Mebsût adıylya şerhetmiştir.[9]
İmam Muhammed'den açık
bir rivayetle gelmeyen eserlere de nevâdir adı verilir.' Bunlar da şunlardır: 1. Keysâniyyât, 2. Hâruniyyât, 3.
Cürcâniyyat, 4.
Rakkiyyat.
İmam Muhammed'in
K.el-Muvatta, K.el-Âsâr gibi hadis ağırlıklı kitapları
da vardır.
400
|
REY AĞIRLIK |
LI FIKIH |
|
|
HADİS ve ESER |
|
|
ESERLERİ !;| |
|
|
AĞIRLIKLI FI- |
||
|
|
|
KIH ESERLERİ |
|||
|
ZÂI |
lİRU'R-RİVÂYE |
NEVÂI |
)ÎR |
1. el-Muvatta' |
|
|
|
|
2. el-Âsâr |
|||
|
|
|
3. el-Hücec (el- |
|||
|
1. el-Asi (el-Mebsût), |
1. el-Keysâniyât |
Hücce Alâ |
|||
|
2. el-Câmiu's-Sağîr |
(el-Emâli) |
Ehli'l-Medîne) |
|||
|
3.
el-Câfniu'l-Kebîr, |
2. el-Cürcâniyat |
|
|||
|
4. es-Siyerü's-Sağîr |
3. er-Rakkiyât |
|
|||
|
5. es-Siyerü'1-Kebîr |
4.K. en-Nevâdir |
|
|||
|
6. ez-Ziyâdât ve |
5. K. el-Kesb |
|
|||
|
Ziyâdâtu'z-Ziyâdât. |
(Kitâbu |
I-İktisâb |
|
||
Fi’r-Rizkı'l-Müstetâb),
6. K.
Usulu'1-Fıkh
7. K. er-Rey
8.
K.el-îskihsân,
9. K. ef-Redd
Ala Ehl'il-Medîne.
10. K. el-Hısâl.
1 .Züfer b.
Hüzeyl(öl. 158).
2 .Hasan b.
Ziyâd el-Lü'Iüî (öl. 204).
3 .İsa b.
Ebân (öl. 220).
4. Muhammed b. Semâa (öl. 233).
5. Hilâl b. Yahya er-Rey (öl. 245).
6. Hassâf (öl. 261).
7. Ebû Cafer et-Tahavî (öl. 321).
8. İbrahim b. Rüstem(öl. 211).
9. Ebû Hafs el-Kebîr.
10. Bişr b. Veîid (öl. 237)
11. Ebû Süleyman el-Cüzcânî.
Hanefî uleması diyor
ki:
"Fıkh'ı,
Abdullah b. Mes'ûd
ekti
Alkame b. Kays suladı,
İbrahim en-Nehaî
biçti,
Hammâd b. Ebî Süleyman
sürdü, savurdu,
Ebû Hanife ilim
değirmeninde Öğüttü.
Ebû Yusuf hamurunu
tuttu,
İmam Muhammed ekmek
yaptı,"[10]
Fıkıh tarihi jmam
Muhammed'in Hanefî fıkhının müdevvini olduğuna ve diğer fıkhı mezheplerin iık
te'Iif kitaplarının onun kitaplarının ışığı altında yazıldığına şahittir.
Çünkü bu sahada ilk eser veren odur, ve zamanında te'Iif ve tedvin ettiği
kitaplar, fakihlerin ellerinde bulunuyordu.
Hanefi uleması
arasında meşhur bir söz vardır; derler ki: "Fıkhı, ashâbdan Abdullah b
Mes'ud ekmiş, Alkıma b. Kays sulamış, İbrahim en-Nehaî biçmiş, Hammad sürüp
savurmuş, Ebu Hanife ilim değirmeninde öğütmüş, Ebü Yusuf hamurunu tutmuş, İmam
Muhammed de bu hamurdan ekmek yapıp, bunu herkesin faydalanabileceği bir hale
getirmiştir."
Hanefî uleması bu
sözle şunu kastederler: Fıkıh meselelerinin istinbatı hakkında ilk konuşan
Abdullah b. Mes'ûd'dur. Onu bu hususta teyid eden Alkame b. Kays'dır. Dağınık
mes'eleleri bir araya toplayıp faydalanılacak bir hale getiren İbrahim
en-Nehhâî'dir. Fıkhı meselelerin tenkili ve izahına çalışan Hammad'-dır. Fıkhın
esaslarını çoğaltıp bu esaslardan fer'i meseleleri çıkaran ve çıkarma yollarını
açıklayan Ebu Hanife'dir. Ebu Hanife'nin vazettiği kaide ve asıllar üzerinde
çalışıp onlardan daha bir çok fer'i meselelerin istinbatını yapan ve fıkıh.
usulü hakkında eser meydana getiren Ebu Yusuf'tur. Fer'i meselelerin istinbatını
biraz daha çoğaltan, onları müdevven eserler halinde kaleme alan da İmamx
Muhammed'dir.
Hanefi fıkhının
tedvininde İmam Muhammed'in yerini belirtebilmek için İmam Muhammed'e kadar
olan deverede fıkhın durumu hakkında kısa bir bilgi vermek faydalı olacaktır.
Fıkhın esas kaynaklan,
Kur'an ve Sünnet olduğuna göre, İslam Hukuku Hz. Peygamberle başlamıştır.
Peygamber (s.a.s.) zamanında dini mahiyet taşıyan her mesele, onun tarafından
çözümleniyordu. Bu arada Peygamberimiz ashabını da ilmen yetiştirdi. Onlardan
130 küsuru müctehid derecesine ulaştı. Bu devrede fıkhi meseleler bir kitap
halinde tedvin edilememişti. Önce hafızalarda ve dağınık sa-hifelerde tesbit edilmiş
olan hadisler, fetvalar ve fıkhî meseleler yazıldı. Medine fukahası, İbn Ömer,
Hz. Aişe ve İbn Abbas'ın fetvaları ile onlardan sonraki devrede Medine'de
yetişen Tabiun'un fetvalarını toplamaya başladılar. Bir mesele ortaya
çıktığında, onlara bakarak hüküm veriyorlardı. Irak fukahası ise, îbn
Mes'-ud'un fetvalarını, Hz. Ali'nin hüküm ve fetvalarını, Kadi Şüreyh'in
hükümlerini topladılar. İbrahim en-Nehaî, fetvaları ve esasları bir mecuma
haline getirdi. Ebu Hanife'nin hocası Hammad'ın da bir mecmuasının bulunduğunu
biliyoruz. Ashab'dan bazıları da ara sıra bazı fıkhi meseleleri not ederlerdi.
Bazı rivayetlerden Hz. Ali'nin bir kısım fıkhî hükümlerin yazılı bulunduğu bir
defteri oldu? ğunu öğreniyoruz. İşte sahabe devrinde fıkhi hükümlerin not
halinde deftere yazılma işi, Tâbiûn devrinde biraz daha ilerlemiş, notlar
mecmular halini almıştı. Ancak bu mecmualar halindeki mes'eleler sıraya
konmuş, bablara ayrılmış ve halk arasında yayılmış kitaplar halinde değildi.
Ebu Hanife, bir
asırdan fazla bir zaman içindeki, çalışmaların bir neticesi olarak meydana
gelen ve belirli bir inkişaf seviyesine yükselen fıkhî meselelerin biriktiği ve
mecmualar halinde geldiği bir zamanda ilmî faaliyetlere başladı. Artık uzun
bir tatbikat devri de geçiren İslam Hukuku'nun sistemleştirilmesi, mü-devven
bir ilim haline getirilmesi için gereken hukuki malzeme birikmiş, bu malzeme
üzerine bir çok çalışmalar yapılmış, dağınık mes'eleler bir araya getirilip
toplanmıştı. Şimdi fıkhın esaslarını tesbit edip çoğaltmak, bu asıllardan fer1
i meseleleri istinbat etmek ve en önemlisi, istinbat yollarım açıklamak,
meseleleri konularına göre kitaplar ve bablar halinde bir araya getirmek, tek
kelime ile fıkıh ilmini tedvin etmek, sistemli bir hale koymak zamanı
gelmişti. İşte bu büyük müctehid İmam Ebu Hanife bunu yaptı. Ebu Hanife önce
fıkhî mes'leleri, muntazam esaslar dahilinde kitaplara, kitapları bablara
ayırdı. Önce Kitabut'-Tahare'yi, sonra Kitabu's-Salat'ı, daha sonra da
ibadetlerle ilgili diğer kitapları tasnif etti. Bundan sonra Muamelat, ukubat
kitaplarını tamamladı, bu hukuk sistemini kitabu'l-feraiz ile bitirdi. Bu
işleri yaparken 40 kişilik bir çalışma gurubu teşkil etmişti. Bu fıkhı mesai,
derslerine devam eden ve çalışma grubunu teşkil eden öğrencileriyle
gerçekleştirdi. Mekkî, Menâkıb'ında Ebû Hanîfe'nin talebeleriyle birlikte
mes'eleleri nasıl incelediklerini şöyle anlatır: "Ebu Hanife, mezhebini
talebeleriyh istişare ederek vazetmiştir. Tek başına vazetmiş değildir.
Mes'eleleri, birer birer ortaya koyar, onları her cihetten inceler,
öğrencilerinin düşünce ve görüşlerini dinler, kendi görüşlerini söyler, onlarla
münazara eder, neticede bir görüş üzere karar kılar, sonra Ebu Yusuf bu karan,
usule göre tesbit ederdi. Bu suretle usul ve kaidelerin hepsi tesbk edilmiş
oldu." Ebu Abdillah diyor ki, Ebu Hanife'ye kendi kavillerini okurdum. Bu
verdiğimiz malumattan anlaşılıyor ki, Ebu Hanife'nin fıkhî görüşlerini,
öğrencileri not tutmak suretiyle tesbit etmişlerdir. Bu notlar kendisine
arzedilmiş, hatta hazan kendisi de öğrencilerine dikte (imla) ettirmiştir.
İmam A'zam'm
öğrencilerinden, münazaracı, geniş hukuk kültürüne sahip olan İmam Muhammed,
hanefi fıkhının müdevven ve muazzam eserler halinde yazılmasında en çok payı
olan büyük bir hukukçu olarak, İslam Hukuk tarihinde yer almıştır. Hiç bir
zaman kalem ve mürekkebi yanından eksik etmeyen, arap edebiyatına vakıf olan bu
hukukçu, bir taraftan talebelerine ders verirken, mahkemede icra-i kazada
bulunurken, diğer taraftan tedvin faaliyetlerini hızlandırmış, hanefi fıkhının
ilim abidelerini ortaya koymuştur.
İmam Muhammed'in
tedvin ve tasnif ettiği eserler karşısında hayranlık gös- "ne muazzam
mesai!" demek sönük ve yetersiz bir ifade olur. Hele onun zamanı,
Avrupa'daki, Asya'daki hukuk durumu nazarı itibare alınırsa, onun eserlerinin
ne kadar kıymetli bir eserler manzumesi olduğu ortaya çıkar. Gerçekten de 2.
asır fakihleri arasında en çok eseri olan İmam Muhammed'dir. İmam Muhammed'in
tedvin ettiği bü eserler, Hz. Peygamber devrinden kendi zamanına kadar geçen
devredeki hukuk kültürünü ihtiva etmesi, o zamana ait hukuk malzemelerini bize
kadar gelmesini sağlaması bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Bu eserler,
hanefi mezhebinin temel ve kaynak'ı olmuştur. Muahhar hanefi fıkıh kitapları
onun ışığı altında yazılmıştır. Hatta, bu eserlerden diğer mezhep fukahası da
faydalanmıştır. Biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, maliki fakihi Esed b. Furat
müdevvenesini, İmâm Şafiî, Ümm ve Hücce'sini, onun kitaplarının ışığı altında
yazmışlardır. İmam Ahmed b. Hanbel, onun kitaplarından istifade etmiştir.
İmam Muhammed, telif
ettiği kitaplarda hangi metodu uyguladığını kendi dilinden öğrenmekte fayda
vardır". Bir kimse için bizim
kitaplarımızdan bizden duyduğunun dışında bir rivayette bulunması doğru
değildir. Yahut bizden duymasa da bizim kadar ilim sahibi olmayan bir rivayette
bulunması caiz değildir.[11]
Bunun manası şudur: Ebu Hanife ve arkadaşlarının adeti, bir mesele hak-kıda iki
veya üç gün o mes'elenin hüccetlerini aralarında konuşurlar, müzakere ederler,
o meselenin hükmünü genellikle, delil ve hüccetini zikretmeden kaleme alırlar.
Ancak onların bu hükme varış metodunu bilmeyen bir insan, onların bu hükme
delile bakmadan vardıklarını zanneder. Halbuki, o hükmün delilini bilen bir
İnsandan okuduğu zaman, hükmün hangi delilden çıkarıldığını da söyler. Alim
olan bir kişi, mes'elelerin hükümlerinin delillerini bildiği için, onun o
mes'eleyi münhasıran bir hocadan okumasına ihtiyaç duyulmaz.
Burada Ebû Yusuf'un da
kaleme aldığı eserleriyle Hanefi fıkhına ait bazı görüşleri tesbit ettiğini
ilave edelim. Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'in öğrencileri de fıkıh sahasında
eser yazmak suretiyle Hanefi fıkhının tedvinine katkıda bulunmuşlardır.
Hanefi mezhebinin
görüşlerim ortaya koymak için yazılan eserler zâhirü'r-rivâye, nevâdir ve
vâkıât olmak üzere üç gurubda toplanmaktadır.
İmam Muhammed'in
yukarıda isimlerini zikrettiğimiz altı kitabı zahirurri-vaye olarak bilinir.
İmam Muhammed bu kitaplarda Ebû Hanife, Ebû Yusuf ile kendi görüşlerini
toplamıştır. Her ne kadar İmam Züfer ile Hasan b. Ziyad'-ın kavilleri de hanefi
fıkhına dahilse de, zahirü'1-mezheb, zahiri rivaye denince üç imamın yani Ebu
Hanife, Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'in kavilleri kas-dediler. Bu altı kitaba, hanefi
mezhebinin temelleri olması hasebiyle mesâil-i usuûl denmektedir. Hanefi
mezhebi hukukçuları, bu altı kitabı kaynak kitap olarak kullanmışlardır. Aynı
şekilde İmam Muhammed'in K.el-Âsâr, k. el-Hücce ala ehli'l-Medine adlı eserleri
ile İmam Ebû Yusuf'un K.el-Harâc'ı zahirürrivaye olarak kabul edilir.
Hakim eş-Şehîd,
el-Kâfî adlı eserinde zahirürrivayeyi toplamadığı halde K.el- Müntekâ'sında
nevadir rivayetler^ de yer vermiştir.
Hanefi fukahası, İmam
Muhammed'in el-asl (el-mebsût)'ı üzerinde çok durmuş ve onu şerhetmişlerdir.
Bu eseri şerh edenler arasında Şeyhu'l-İslam Hahar-zade (öl. 433),
Şemsü'l-eimme el-Halvânî (öl. 456), Şeyhülislam el-İsbicâbî (öl. 535),
Fahrulislam Ali Pezdevî (öl. 437) bulunmaktadır.
Serahsî, Kâfî adlı
eseri el-Mebsût adıyla şerhettiğini evvelce ifade etmiştik. Serahsi, bir usul
kitabı yazmıştır. Ayrıca İmam Muhammed'in es-Siyerü'l-Kebir adlı eserim
şerhetmiştir.
Ebû Abdillah Yusuf
el-Cürcânî, İmam Muhammed'in el-Câmiu's-sağir ve. el-Câmiu'1-Kebîr adlı
eserlerinden de İstifade ederek Hizânetül-Ekmel'i yazdı. Ku-dûrî de muhtasar
adlı eserini tmam Muhammed'in asl'ına uygun olarak te'lif etti.
Ebû Hanife, Ebu Yusuf
ve İmam Muhammed'in görüş ve kavillerini zâhirü'r-rivaye kitaplarından başka
kitaplarda da bulmak mümkündür. Bu üç imamın kavillerinin kat'î ye açık bir
surette rivayet edildiğini göstermeyen kitaplara da nevadir kitapları denir.
Bunlar İmam Muhammed'in Keysaniyyat, Hârûniyyât, Curciyyat, ve Rakkiyyat adlı
kitaplarıdır. Bunlardan başka Hasan b. Ziyâd'm Mücerred adlı eseri ile Ebû
Yusuf'un el-Emâlî'si nevâdir kitaplardan sayılır.
Hükümleri mezhebde
tasrih edilmeyip sonraları fukahâ tarafından ictihâd ve tahrîc yoluyla hüküm
verilen meselelere vâkıât denir. Olaylar vuku buldukça hükümleri çıkarılmıştır.
Bunlara fetva ve nevazil: Yeni olaylar da denir. Bu hususta ilk eseri
en-Nevâzil adıyla Ebû'1-Leys es-Semerkandî yazmıştır. Ebû'l-Abbâs en-Nâzimî'nin
Mecmuu'n-Nevâzil'i de böyle bir eserdir.
Eskİ eserlerde zahir-i
rivaye, nevadir ve vakıat, ayrı ayrı halde bulunuyordu. Sonra gelen hukukçular
bunları bir araya getirdiler. Bazıları bunları birbirine karıştırdı,
hangilerinin zahirürrivaye, nevadir veya vakıat olduğunu beyan etmedi.
Kâdîhân'ın Fetâvâ adlı eseri ile Hulâsatü'l-Fetâvâ adlı eseri bunlardandır.
Bazıları ise bu üç türlü meseleleri ayrı ayrı yazdı. Radiyuddin es-Serahsî'nin
Muhît adındaki eseri böyledir.
1. Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyî,
2. Mergînânî, el-Hidâye,
3. Debûsî, K. el-Esrâr,
4. Îbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadîr,
5. Dört Metin (Kenz, Muhtar, Mecma' ve
Vikaye),
6. ez-Zeyleî, Tebyînü'l-Hakâik,
7. îbn Nüceym, el-Bahru'r-Râik,
8. İbn Abidin, Reddü'l-Muhtâr.
Hicrî 93 yılında
Medine'de doğup 179 yılında aynı yerde ölen Mâlik b. Enes ehl-ihadıs taraftarı
bir imâm'dır. İmam Mâlik küçük yaşta iken Kur'ân-ı Ke-rim'i ezberledi, önce hadis
ve sahabilerin fetvalarını öğrenen Mâlik, rey taraftarı Rabîatü'r-rey'in
derslerine devam etti. Ayrıca üzerinde büyük etkisi bulunan Abdurrahman b.
Hürmüz'den ilim tahsil etti. Abdullah b. Ömer'in azatlısı olup Peygamber
(s.a.s.)'in rivayetlerini ve Hz. Ömer'in tatbikatını nakleden Nâfî'-den ders
aldı. Bunlardan başka İbn Şihâb ez-Zührî, Saîd b. Müseyyeb, Ebû'z-Zinâd, Yahya
b. Saîd el-Ensârî'den istifade etti.
İmam Mâlik, hadisleri
rivayet edeceği vakit abdest alır, temiz elbiselerini giyinir, güzel kokular
sürünür, vakar ve heybetle yerine oturur, hiç bir şeyle meşgul olmaksızın
hadisleri rivayete başlardı. İmam Mâlik, derslerini Ebû Hanîfe'nin ders veriş
şeklinin aksine pasif bir metodla takrir ederdi. İmam Mâlik derse başlayınca
talebeleri etrafım sarar, rivayet edeceği hadisleri, meseleleri zapta çalışırlardı.
Olmamış meselelerin sorulmasını istemez ve sorulunca da o olay olsun ondan
sonra cevap verelim derdi.
İmâm Mâlik, herhangi
bir meselenin hükmünü çıkarırken Kur'ân, sünnet, icmâ'a bakardı. Medine'ülerin
ameline büyük bir önem verirdi. İmam Mâlik, sahabilerin fetvalarını, amel
edilmesi vacib olarak telakki ederdi. O, ayrıca kıyas deliline müracaat
ederdi. Bu arada istihsan, örf ve âdet, mesalih-i mürsele ve sedd-i zerayi
delillerine de yeri geldikçe başvururdu. îmâm Mâlik'in hüküm istinbatında
başvurduğu delilleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Kitâb, 2. Sünnet, 3. İcmâ, 4. Kıyas, 5. Amelü Ehli'l-Medîne, 6. Sahâbî kavli, 7. İstihsan, 8.
Mesalih-i mürsele, 9. Sedde-i
zerâyi, 10. Örf ve âdet.
Mâlik b. Enes büyük
bir müfessir, Kur'an ve Sünnet'ten hükümler istinbat etmeğe muktedir büyük bir
müctehid idi. Hadis alimi olarak da şöhret yapan İmam Mâlik, Muvatta'ı ile 1000
kadar sahih hadisin muhafazasını sağladı. Bu eserinden başka şu eserleri de
bulunmaktadır: 1. K. el-Va'z, 2. Tefsîrü Garîbı'l-Kur'ân, 3. K.el-Mesâil, 4. K. en-Nücûm[13]
Mâliki mezhebinin
fıkhî iki yolla tedvin edilmiştir:
1. Mâlik b.
Enes, bizzat kendisi Muvatta' adlı eserinde fıkhî görüşlerini toplamıştır.
2. Talebeleri, yazdıkları fıkıh kitaplarında
İmam Mâlik'in görüşlerini toplamışlardır.
1. Muvatta:
İmam Mâlik, Muvatta'da Resulullah'a muttasıl veya mürsel senetle ulaşan
hadisleri, sahabe kavillerini, tabiilerin görüşlerini toplamıştır. Ayrıca
kendisi de görüş ye fetvalarını ilave etmiştir. Kırk yılda hazırladığı bu
eseri, fıkıh bablarına göre tertip etmiştir. Öğrencileri Muvatta'ı kendisinden
dinlemiş ve rivayet etmişlerdir. Harun er-Reşid, herkesin bu esere bağlı
kalmasını istemişse de İmam Mâlik, ilmî zihniyetine uymadığı için, halifenin
isteğine olumlu cevap vermemiştir.
2.
Müdevvene: Esed.b. Furât, İmam Mâlik'den Muvatta'ı dinlemiştir. Bu fakih,
ayrıca Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'den Irak'da fıkıh dersi almıştır. Esed b.
Furât, İmam Mâlik'in vefatından sonra Mısır'a gitmiş ve orada İmam Mâlik'in
talebeleri Abdullah b. Vehb, Abdurahman b. Kasım'la görüşmüştür. Özellikle
Abdurrahman b. Kasım'dan İmam Mâlik'in görüşlerini Öğrenmiştir. Esed b. Furât
Mısır'da el-Esediyye adlı eserini yazıp bir nüshasını orada bıraktıktan sonra
Kayravan'a gitmiştir, Sehnûn, Kayravan'da el-Esediyye'yi bizzat müellifinden
okumuş ve daha sonra Mısır'a gelerek İbnu'l-Kâsım'a arzetmiştir. Îbnu'l-Kâsım
da el-Esediyye'deh bazı çıkarmalarda ve ona bazı ilavelerde bulunmuştur.
Sehnûn, İbnu'l-Kâsım'm bu tasarruflarından sonra, ondan öğrendiklerini de
katmak suretiyle Müdevene'yi tasnif etmiştir. Müdevvene, fıkıh bablarına göre tertib
edilmiş, kırk bin mesele, dört bin hadis otuzaltı bin sahabe ve tabiun
fetvasını muhtevidir. Daha sonra gelen alimler, bu eseri şerh ve ihtisar
etmişlerdir.
Mâlik b. Enes
Medine'den hiç ayrılmamış bir hukukçudur. Ona İslam ülkelerinden öğrenciler
gelerek ders okumuşlardır. İmam Muhammed ile İmam Şafiî bunlar arasında
bulunmaktadır. Onun mezhebini neşreden en önemli talebeleri şunlardır:
1. Abdullah
b. Vehb (öl. 199): İbn Vehb, Mâlik ile birlikte yirmi yıl kalmıştır. Mâliki
mezhebini Mısır ve Fas'ta yaymıştır.
2. Abdurrahman b. el-Kâsım el-Mısrî (öl. 191):
İbnu'I-Kâsım, hocası Mâlik'den yirmi yıl ders okumuştur. Mâliki mezhebinin
tedvininde en çok hizmeti geçen bir hukukçudur. Ebû Hanîfe mezhebine nisbetle
İmam Muhammed ne ise, maliki mezhebine nisbetle İbnü'l-Kâsım odur. Muvatta'ı
Mâlik'den dinlemiş ve
rivayet etmiştir.
3. Eşheb b. Abdilaziz el-Kaysî (öl. 204):
İbnü'l-Kâsım'dan sonra Mısır'da
fıkıh reisliği ona
intikal etmiştir.
4.
Ebû'l-Haseni'l-Kurtubî (öl. 193): Muvatta'ı Mâlik'den dinlemiştir. Mâliki
mezhebini Endülüs'de yaymıştır.
5. Abdulhakem el-Mısrî (öl. 214): Eşheb'den
sonra Mısır'da fıkıh reisliği
ona intikal etmiştir.
6. Asbağ b, el-Ferec (öl. 226): Bu zat,
İbnü'l-Kâsım, İbn Vehb ve Eşheb'den malikî fıkhım öğrenmiştir.
7. İbn'ül -Mevvâz (öl. 269): el-Mevvâziyye
eserinin müellifidir. Bu eser en
geniş malikî fıkıh
kitaplarından biridir.
8. Esed b. Furat (öl. 213): İmam Malik'ten sema
yoluyla Muvatta'ı öğrenmiş, Irak'ta İmam Muhammed ve Ebû Yusuf'tan rey fıkhım
Öğrenmiştir. el-Esediyye adlı fıkıh kitabını yazmış ve Kuzey Afrika'da maliki
mezhebini yaymıştır.
9. Yahya b. Yahya el-Leysî (öl, 234): İmam
Mâlik'in Muvatta'ını rivayet etmiş ve maliki mezhebini Endülüs'de yaymıştır.
10. Sehnûn
b. Abdisselâm (öl. 240): Müdevvene'yi te'lif etmiş ve Kuzey Afrika ve
Endülüs'de maliki mezhebini yaymıştır.
11. İbnü'l-Mâcişûn: (öl. 212): Zamanında Medine
Müftisi idi.
1. el-Bacî, K. el-Müntekâ,
2. îbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid ve
Nihâyetü'l-muktesid.
3. el-Karâfî, el-Furûk,
4. Huraşî, eş-Şerhu ala Muhtasarı,Seydî Halîl.
5. Dûsûkî, Haşiye ala's-Serhul'l-Kebir,
6. Derdır, eş-Şerhul-Kebîr,
7. el-Hattâb, Mevâhibu'l-Celil,
8. el-Mevvâk, et-Tâc ve'1-İklil.
Hicrî 150 yılında
Şam'ın Gazze kasabasında dünyaya gelip 204 yılında Mısır'da vefat eden
Kureyş.asıllı Ebû Abdillah Muhammed b. îdris eş-Şafiî, dokuz yaşında iken
fcur'ân-ı Kerim'i ezberledi. Genç yaşta iken Mekke müftisi Ebû Hâlid Müslim b.
Hâlid ez-Zencî'den fıkıh, dersi aldı. Bir müddet sonra Medine'ye giderek İmam
Malik'e mülaki oldu, ondan Muvatta'i dinledi ve onun fıkhı görüşlerini
öğrendi. Bir müddet sonra Yemen'e giderek el-Evzâî'nin talebesi Ömer b. Ebî
Seleme ile görüştü, onunla ilmî sohbetlerde bulundu. Üç ayrı defa Bağdad'a
gelen Şafiî, burada Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî'den fıkıh dersi aldı. Bir müddet
sonra Mekke'ye dönen Şafiî orada talebe yetiştirmeğe başladı. Hayatının son yıllarını
Mısır'da geçiren Şafiî, orada el-Leys b. Sa'd'ın talebesi Yahya b. Has-sân'la
görüştü, hocasının görüşlerini ondan aldı.
İmam Şafiî, İmam
Mâlik, İmam Muhammed ve başka imamlardan fıkıh tasil etmesi ile, hem rey, hem
de hadis taraftarlarının ilmini kendisinde birleştirdi. Böylece iki mektup
arasında köprü vazifesi görmüş oldu.
imam Şafii,
Bağdat'daki icühadlanm K. el-Hücce adlı eserinde topladı. Bu kitabı Mezheb-i
Kadim'ini ihtiva ediyordu. Hicri 199 yılında Mısırca hicret etmesinden sonra
muhitin Örf ve adetleri, onun ictihadlarına tesir etti. Böylece önceden
Bağdat'da sahip olduğu ictihadlardan bazılarını değiştirdi ve Mezheb-i Cedidini
kurdu. Buradaki icühadlanm K. el-Ümm adıyla yazdığı kitabında topladı..
İmam Şafii, hüküm
istinbatında önce Kur'ân'a, sonra Sünnet'e bakardı. Onlarda hükmünü bulamadığı
meseleler için İcmâ'a müracaat ederdi. Bu arada as-hâb'ın ittifak ettiği
kavilleri hükmüne mesned ederdi. Ashab içinde Hulefa-i Râşidinin kavillerini
diğerlerinkine tercih ederdi. Mürsel hadislerle amel ederken bazı şartları
vardı. Râvisi güvenilir bir haber-i vahid'i kıyasa tercih ederdi. En sonunda
kıyas'a başvururdu. Örf ve âdet de onun için bir hüküm kaynağı idi. Mesalih-i
Mürselenin fıkhî hükümler için rrresned olamayacağı kanaatinde idi. İstihsân
deliline karşı idi. Onun kullandığı delilleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Kur'ân, 2. Sünnet, 3. İcmâ, 4. Sahabe
kavilleri, 5. Kıyas, 6. Örf ve adet.
Eserleri:
Hadis taraftan olan
İmam Şafiî, fıkıh usulüne dair ilk eser yazan bir hukukçudur. Kitab'm ismi
er-Rİsâle'dir. Bu konuda Ebu Yusuf'un bir kitap yazdığı rivayet edilirse de
onun kitabı bize kadar gelmemiştir.
İmam Şafiî Bağdad'da
bulunduğu zaman el-Hücce kitabını yazdı, fıkhî görüşlerini onda topladı.
Mısır'da ise K. el-Ümm yazarak yeni kavillerini bu kitap-da topladı. Şafiî,
ayrıca Ahkâmu'l-Kur'ân ve İhtilâfü'l-Hadis adında iki kitap te'lif etti.
Şafiî mezhebi fıkhı
iki yolla tedvin edilmiştir:
1. İmam Şafiî, bizzat kendisinin yazdığı veya
yazdırdığı eserlerde fıkhî görüşlerini toplamıştır. Biraz önce de ifade
tdildiği gibi K. el-Ümm ve K. el-Hücce onun fıkıh kitaplarıdır. er-Risale ise
onun fıkıh usulü sahasında yazdığı bir kitaptır. İmam Şafiî K. el-Ümm'de kendi
delilleriyle diğer hukukçuların görüşlerini, münakaşalarını toplamıştır. Bu
eseri, talebesi er-Rebî b. Süleyman el-Murâdî rivayet etmiştir.
2. Talebeleri, Şafiî fıkhını eserlerinde
toplamışlardır. Iraklı ve Mısır'lı bir çok talebesi vardır. Irak'h talebeleri
onun mezheb-i kadimini Mısır'lı öğrencileri ise Mezheb-i Cedidini yazmışlardır.
Irak'ı öğrencilerinin en meşhurları şunlardır:
a. Hasan b. Muhammed ez-Za'ferânî (öl. 260),
b. Ebû Ali el-Hüseyn b. Ali el-Kerâbisî (öl.
245),
c. Ebu'l-Abbâs Ahmed b. Süreye (öl. 306)
Mısırlı
öğrencilerinden en meşhurları şunlardır:
a. İsmail b. Yahya el-Müzenî (öl. 264).
b. Yusuf b. Yahya el-Büveytî (öl. 231).
c. Rebî b. Süleyman el-Muradî (öl. 246).
d. Harmele b. Yahya (öl. 243).
1. Müzenî, Muhtasar,
2. Büveytî, Muhtasaru'l-Kebîr,
3. Ebu Zekeriya Yahya b. Şeref Nevevî, Minhâc,
4. Remli, Nihâyetü'I-Muhtâc,
5. Şirbinî, Muğnî'I-Muhtâc.
6. İbn Hacer, Tuhfetü'l-Muhtâc.
7. Gazzalî, el-Vecîz fî fıkhı'ş-Şâfiî-.
8. Şirazî, el-Mühezzeb,
9. Ebu
Zekeriya Muhyiddin b. Şeref en-Nevevî, el-Mecmû Şerhu'l-Mühezzeb.
Hicrî 164 yılında
Bağdad'da doğup yine orada vefat eden Ahmed b. Han-bel, ehl-i-hadis taraftan
bir fakih ve muhaddistir. İbn Hanbel, küçük yaşta iken Kur'an-ı Kerim'i
ezberledi. Fıkıh derslerini İmam Muhammed ile İmam Şafiî'den okudu. İslam
ülkesinin çeşitli yerlerinde bulunan muhaddislerden faydalanmak üzere Küfe,
Şâm, Mısır, Basra, Hicaz ve Yemen bölgelerini adım adım dolaştı. San'a şehrinde
bulunan meşhur rnuhaddis Abdurrezzak b. Hemmâm'-dan hadis dersi aldı, onları
rivayet etti.
Me'mûn'un ortaya
attığı, Mu'tasım'm devam ettirdiği "Kur'ân mahlûktur" görüşünü kabul
etmeyen Ahmed b. Hanbel, bu yüzden eza-cefâ gördü, hapse atıldı.
Ahmed b. Hanbel, hüküm
istinbat ederken Kur'an ve Sünnet'e bakıyordu. Bunlarda hükmünü bulamadığı
meseleler için İcmâ ve Sahabe kavline müracaat ediyordu. Bu arada kıyas ve
istishab delilini de hüküm istinbatında bir esas olarak kabul ediyordu.
Tabiilerin fetvaları da onun için bir hüküm kaynağı idi.
Takdiri fıkha y
önelmedi, meydana gelmemiş olaylar hakkında bir hükümde bulunmadı. Böyle
sorulara cevap vermedi.
Ahmed b. Hanbel,
Müsned adlı hadis kitabında kırkbinden fazla hadisi topladı. K.el-İlel adlı
eseri de kaleme aldı.
Ahmed b. Hanbel,
bizzat kendisi mezhebini tedvin etmedi. Onun öğrencileri, mezhebin görüşlerini
kitaplarında topladılar. Onun mezhebini tedvin eden öğrencilerden en
meşhurları şunlardır:
1. Ahmed b.
Muhammed el-Esrem (öl. 273): Horasan ve Bağdad'h bir mu-haddis ve fakihtir.
Eserinin adı, el-Câmi'dir.
2. Ahmed b. Muhammed el-Haccâc (öl. 275).
3.
Ebû'l-Kasım Ömer b. Ebî Ali el-Hüseyn el-Hırakî (öl. 334):
Eserinin adı, Muhtasar'dır.
Bu mezhebin tedvin ve
yayılmasında Ibn Teymiyye ile İbn Kayyım'ın rolleri büyük olrr-'ştur.
1. tbn Kudâme, el-Muğnî,
2. Mansur b. İdris Buhûtî, Keşşâfu'1-Kinâ.
3. Hırakî, Muhtasar,
4. îbn Teymiyye, Fetâvâ.
5. Merdâvî, K. el-İnsâf.
Ehl-i hadis taraftan
olan Abdurrahman b. Muhammed el-Evzâî, Şam'da doğdu» Beyrut'ta Öldü. Müstakil
bir müctehid olan el-Evzâi, Ata b. Ebî Rabah, Zührîve Mekhûl'dan ilim tahsil
etti. Kitab-ve Sünnet'e sıkı bir şekilde bağlı idi. Reye iltifat etmezdi. Bir
müddet bumezheb Endülüs ve Şam'da tatbik edildi. el-Evzâî'nin görüş ve fetvalarını,
Şafiî'nin K. el-Ümm adlı eseri ile İbn Kudâ-me'nin Muğnî adlı eserinde bulmak
mümkündür.
Kûfe'de doğup Basra'da
vefat eden Sevrî, ehl-i hadis taraftan bir fakih ve muhaddistir. K.
el-Câmiu'1-Kebîr, K. el-Ferâiz ve Risale adlı eserleri vardır. Sevrî mezhebi*
Horasan'da Hicri 600 senesine kadar yaşadı.
Mısır'da doğup orada
ölen Leys b. Sa'd, muhaddis ve fakihti. İmam Malik ile ilmî yazışmalarda
bulundu. Mezhebi vefatından kısa bir zaman sonra kayboldu.
Küfe'de doğup Mekke'de
vefat eden Süfyân b. Üyeyne, Zührî ve Şa'bî'den hadis okudu. Müsned ve Tefsir,
adında iki eseri vardır.
Kûfe'de doğup
Bağdad'da ölen Ebû Süleyman Davud b. Ali el-Isfehânî, Kitap ve Sünnet'in
zahirine sarıldığı için kendisine Zahirî unvanı verildi. Kitap, Sünnet ve İcma
delillerini kabul eden, Davud ez-Zâhİrî, kıyas ve reyi şiddetle reddetti. Ancak
kaza konularında aciz kalınca delîl adi-altında kıyas delilini kullandı.
îbn Hazm (öl. 450) bu
mezhebi canlandırmak için canla başla savundu, bu mezhebin prensip ve
hükümlerini el-Muhallâ ve el-lhkâm adındaki eserlerinde kaydetti.
Taberistanh olan İbn
Cerîr, Hanefî, Şafiî ve Maliki fıkhım öğrendi. Bununla beraber herhangi bir
mezhebi taklid etmedi. Müstakil bir müctehid olarak hareket etti, fıkıh,
tefsir ve tarih sahalarında eserler yazdı/En meşhur eserleri şunlardır:
1. Câmiü'l-Beyân an-Te'vili âyi'l-Kur'ân,
2. Târîhü'1-Ümem ve'1-Mülûk,
3. K. İhtlâfi'l-fukahâ.
Tâbiûn devrinde
havâric fırkası ortaya çıktı. Bu fırkanın nüvesini halife Hz. Osman'a karşı
ayaklananlar teşkil etti. isyancılar, halifenin idareciliğinin yetersizliğini
ve bazı tasarruflarının yersizliğini iddia ederek önce isyan etmeyi, sonra da
onu öldürmeyi mubah saydılar. Aynı grup, Hz. Osman'ın şehid edilmesinden sonra
Hz. Ali'ye biat etti. Hz. Ali ile Muaviye arasıdaki siyasi gerginlik şiddetlendi
ve nihayet sıffin savaşı oldu. Hz. Muaviye ve taraftarları bir hakem
vasıta-siyle ihtilafın giderilmesini teklif edince, hariciler önce buna rıza
gösterdiler, sonra hakemlik meselesinin aleyhinde bulunarak bunun küfür
olduğunu, "hüküm ancak Allah'a aittir" ayetince hükmün Allah'a ait
olduğunu söylemeğe başladılar. Bu sebeple onlara muhakkime adı verildi. Bu
konuda Hz. Ali "bu söz doğrudur, ancak onu batılda kullandılar"
dedi.
Hz. Ali ve
taraftarları arasında bir takım müessif olaylar cereyan etti ve binlerce
kişinin ölümüne yol açan harbler oldu. Bu harblerde Hz. Ali bir hayli sarsıldı
ve Hz. Muaviye'ye karşı zayıf duruma düştü. Haricilerin fedailerinden İbn
Mülcem, Hz. Ali'yi şehid etti. işte o tarihten itibaren havaric denilen ve bir
takım görüşleri bulunan fırka ortaya çıktı.
Görüşleri:
1. Hilafet hakkında: Hariciler, Hz. Ebu Bekir ve
Hz. Ömer'in halifeliğini kabul ederler. Bazıları Hz. Osman, Hz. Ali ve Hz.
Muaviye'den nefret ederlerdi. Bunlara göre hilafet bir kabileye yani kureyş
kabilesine mahsus değildir. Ku-reyş kabilesinden olmayan ve fakat Kur'ân ve
Sünnet'i bilen, onları tatbik edebilen bir şahıs da hilafet makamına
getirilebilir. Müslümanların seçtiği halifeye biat etmek vaciptir, hak'dan
ayrılan halife'yi müslümanların azletmesi gerekir.
2. Büyük
Günah konusundaki görüşleri: Bunlara göre büyük günah işleyen kimse kâfir olur.
3. Hüküm Kaynaklan: Müfrit hariciler, sadece
Kur'ân'ı hüccet olarak kabul ederler. Müfrit olmayanlar ise Kur'an ve Sünnet'i
hüccet olarak kabul ederler. Ancak Sünnet'den sadece kendi imamlarının Hz. Ebu
Bekir ve Hz. Ömer'den rivayet ettikleri hadisleri bir hüccet olarak
benimserler.
3. Mezheplerine muhalif olan ehli kıbleyi mümin
saymazlar.
4. Yalan ve gıybet abdesti bozar.
5. Bazılarına göre amel imandan bir cüz'dür.
6. Kur'an'da
zikredilmediği için recm cezasını kabul etmezler. Bu konuda rivayet edilen
hadislere itibar etmezler.
7. Onlara
göre bir kişi, karısı ile onun teyzesi veya halasım bir nikâh altında
bulundurabilir.
8. Bunlara göre varise vasiyyet caizdir.
Bugün havâric'den
İbâdiye kolu bulunmaktadır. İbadüer, Omân, Ceziretü'l-arab, Cezair ve garbda
Zengibarda yaşamaktadırlar.
Hz. Ali'nin taraftarı
olan fırkaya Şîa denir. Bunlar hilafeti Hz. Ali ve onun sülalesine hasrederler.
Bu fırka nassları kendi arzularına göre tefsir etmişler ve bazı hadisler
uydurmuşlardır. Şia'nın kolları arasında İmamiyye ve Zeydiyye bulunmaktadır.
Bunları kısaca izah edelim.
Şîa kollarından biri
olan İmamiyye mezhebine göre hilafet, Hz. Ali ve Hz. Fatıma'nın soyundan
gelenlere mahsustur. Bu mezhebde oniki imam meşhurdur. Bunların inanışlarına
göre son imam esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur ve Mehdî ünvaniyle
tekrar yeryüzüne inecektir. Bu mezhebe bağlı olanlar, İran, Irak, Pakistan,
Suriye ve Afganistan'da yaşamaktadırlar.
Bunlara imamet
meselesine çok önem verdiklerinden dolayı İmamiyye, İmam Cafer'e mensup
olduklarından dolayı, Caferiyye, oniki imama bağlı olduklarından dolayı
isnaaşeriyye denir. İmamiyye mezhebi Kitap ve Sünneti delil olarak kabul eder.
Ancak imamlarının tefsiri, onlar için geçerlidir. Başkalarının tefsirlerine
itibar etmezler. Kendi imamları kanalıyla gelen hadislerle amel ederler. Ekserisi
icma ve kıyası kabul etmezler. Onlara göre imam masumdur. Ehl-i sünnete uygun
olmayan görüşlerinden bazıları şunlardır:
1. Mut'a nikâhını caiz görürler.
2. İmamiyye mezhebine göre müslüman olan bir
kişi, yahudi ve hıristiyan
kadınlarla evlenemez.
3. Kadınlar sadece menkul mallara mirasçı
olabilirler.
4. Bunlara göre talak'ın nikâh da olduğu gibi
iki şahid huzurunda olması
şarttır.
5. Ana baba
bir amcağının oğlunu, baba bir amcadan mirasda ileri kabul ederler. Bundan
maksat hilafetin Abbas'ın değil Hz. Ali'nin hakkı olduğunu kabul etmektir^,
Bu mezheb, Zeyd b.
Ali'ye nisbet edilir. Bu mezhep mutedildir. Bazı yönden ehl-i sünnete
yakındırlar. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer'in hilafetim kabul ederler. Ancak
hilafeti Hz. Ali'ye daha layık görürler. Bunlar Kur'ân ve Sünnet'i hüccet
olarak kabul ederler. Ancak imamları Zeyd ve onun dedelerinden rivayet edilen
hadisleri onlar için geçerlidir. Kıyas ve içtihadı kabul ederler. Ehl-i beytin
icma'ından başka bir icma tanımazlar. Bu mezhep Yemen'e yaygındır. Fıkhı görüşleri
hanefilerinkine yakındır. Bazı görüşleri şunlardır:
1. Mut'a nikâhı caiz değildir.
2. Hilafet irsi değildir, seçimle olmalıdır.
3. Gayr-i müslimin kestiğini haram sayarlar.
4. Müslüman bir erkek, ehl-i kitap ile
evlenemez.
5. Mesht üzerine mesh caiz değildir.
Zeyd b. Ali (öl. 122)
Mecmu adında bir fıkıh kitabı yazmıştu. Bu kitabı er-Ravdu'n-nadir adıyla
Şerefüddin el-Haymî şerhetmiştir.
[1] Abdutganî Nabulusî, ''HulâsatüH-Tahkîk'^ trc. Şükrü
Özen, Mezheplerin Doğuşu ve İçtihat Tartışması, s. 125-126.
[2] Ebû Zehra, Fıkhı Mezhepler Tarihi, trc. A. Şener, II,
123 ve dev.; Esat Kıhçer, İslam Fıkhın da Rey Taraftarları, s. 48-49.
[3] Ebû Zehra, a.g.e., II, 132.
[4] Zebîdî, s. 1 ve dev.
[5] Zebîdî, aynı yer.
[6] İbn Âbidİn, Reddülmuhtar, I, 50; Bilmen, I, 320.
[7] Ebû Zehra, a.g.e., II, 1S4; Keskioğlu, a.g.e., s. 93.
[8] Ebû Zehra, a.g.e., II, U8 (İbnü'i-Bezzâzî, Menâkibi
Ebî Hanife II, 15'den naklen).
[9] İbn Âbidin, Reddü'l-muhtâr, I, 47.
[10] İbn Âbidin, Reddü'l-muhtâr, I, 49-50; Ter. A.
Davudoğlu, I, 53.
[11] Zâhidü'l-Kevserî, Bulûğu' 1-Emânî, s. 56-57.
[12] İbn Âbidin, a.g.e., aynı yer.
[13] Zirikli, A'lâm, VI, 128.