V. ORU­CUN ŞART­LA­RI

 

A- Oru­cun Farz Ol­ma­sı­nın Şart­la­rı:

 

   1- Müs­lü­man Ol­mak:

Oruç müs­lü­ma­na farz­dır. Gay­ri müs­lim­ler İslâm'a ait, emir ve ya­sak­lar­la yü­küm­lü bu­lun­maz­lar. Son­ra­dan İslâm'a gi­rin­ce geç­miş yıl­la­ra ait na­maz ve oruç gi­bi iba­det­le­ri ka­za et­me­le­ri de ge­rek­mez. Hanefîlere gö­re gay­ri müs­li­min âhiret aza­bı tek olup bu da te­mel­de­ki küf­rün ce­za­sı­dır. Di­ğer mez­hep imam­la­rı bu­na İslâmî yü­küm­lü­lük­le­ri ter­ket­me­nin ce­za­sı­nı da ilâve eder­ler.

   Ra­ma­zan'da İslâm'a gi­ren kim­se ge­ri­de ka­lan gün­le­ri oruç tu­tar. Geç­mi­şe ait gü­nah­la­rı ör­tü­lür. Al­lah Teâlâ şöy­le bu­yur­muş­tur: “Kâfir olan kim­se­le­re şöy­le de: Eğer kü­für­le­ri­ne son ve­rir­ler­se geç­miş gü­nah­la­rı ör­tü­lür.” 38

 

   2- Er­gin­lik Ça­ğın­da ve Akıl­lı Ol­mak:

Ço­cu­ğa, akıl has­ta­sı­na, bay­gın ki­şi­ye ve­ya sar­ho­şa oruç tut­mak farz de­ğil­dir. Bun­lar oru­ca ehil ol­ma­dık­la­rı için em­rin mu­ha­ta­bı ol­maz­lar. Hz. Pey­gam­ber ( s.a.s. ) şöy­le bu­yur­muş­tur: “Üç ki­şi­den ka­lem kal­dı­rıl­mış­tır: Er­gin­lik ça­ğı­na ula­şın­ca­ya ka­dar ço­cuk­tan, ak­lı ye­ri­ne ge­lin­ce­ye ka­dar akıl has­ta­sın­dan, uya­nın­ca­ya ka­dar uyu­yan­dan. ” 39

Hanefî, Şâfîî ve Han­be­li­le­re gö­re, ye­di ya­şı­na gir­miş olup oru­ca gü­cü ye­te­cek du­rum­da­ki mü­mey­yiz kız ve er­kek ço­cuk­la­rı­na ve­li­le­rin oru­cu em­retme­si ge­re­kir. Bun­la­rın tu­ta­cak­la­rı oruç, na­maz­da ol­du­ğu gi­bi sa­hih­tir. Bu­nun ama­cı ço­cuk­la­rı oru­ca alış­tır­mak­tır. An­cak oruç tut­mak zor bir iba­det ol­du­ğu için ço­cu­ğun bu­na güç ye­ti­re­cek du­rum­da bu­lun­ma­sı ge­re­kir. Mâlikilere gö­re ise, oruç na­maz­dan fark­lı­dır. Ço­cuk an­cak er­gin­lik ça­ğı­na ula­şın­ca bu iba­det­le yü­küm­lü tu­tu­lur. 

Akıl has­ta­lı­ğı ve bay­gın­lık kı­sa ara­lık­lar­la olur­sa oru­cun farz olu­şu­na ve ka­za edil­me­si­ne en­gel teş­kil et­mez. Fa­kat Ra­ma­zan ayı bo­yun­ca de­vam eden akıl has­ta­lı­ğı o yı­lın oruç bor­cu­nu dü­şü­rür ve ka­za ge­rek­mez. Bay­gın­lık ise iba­de­ti ve ka­za yü­küm­lü­lü­ğü­nü dü­şür­mez. Çün­kü ba­yıl­ma ha­li­nin uzun sü­re de­vam et­me­si nâdir olay­lar­dan­dır. Sar­hoş­luk da ba­yıl­ma gi­bi­dir.

Mâlikilerin meş­hur gö­rü­şü­ne gö­re akıl has­ta­lı­ğı pren­sip ola­rak ka­za­yı ge­rek­ti­rir. Da­yan­dık­la­rı de­lil; “İyi­le­şin­ce­ye ka­dar akıl has­ta­sın­dan ka­lem kaldırılmıştır ” ha­di­si­dir.

 

   3– Oruç tut­ma­ya gü­cü yet­mek ve mu­kim ol­mak:

Has­ta ve yol­cu­la­ra oruç tut­mak farz de­ğil­dir. An­cak oruç tu­tar­lar­sa, tut­tuk­la­rı oruç sa­hih­tir. Eğer oruç tut­maz­lar­sa tu­ta­ma­dık­la­rı gün­le­ri ka­za eder­ler. Kur'an-ı Ke­rim'de has­ta­lık ve yol­cu­luk­la il­gi­li şu hü­küm­ler yer alır : “Sa­yı­lı gün­ler­de oruç tu­tu­nuz. Siz­den her kim has­ta olur ve­ya se­fer­de bu­lu­nur­sa di­ğer gün­ler­den tu­ta­ma­dı­ğı gün­ler sa­yı­sın­ca oruç tut­sun. Oruç tut­ma­ya gü­cü yet­me­yen­le­rin bir yok­su­lu do­yu­ra­cak fid­ye ver­me­le­ri ge­re­kir. Kim gö­nül is­te­ği ile bir ha­yır ya­par­sa o ken­di­si için da­ha ha­yır­lı­dır. Eğer bi­lir­se­niz, oruç tut­ma­nız, si­zin için da­ha ha­yır­lı­dır.”  40

Yaş­lı­lık se­be­biy­le gü­cü yet­me­yen­le­re oruç tut­mak farz ol­ma­dı­ğı gi­bi ha­yız ve ni­fas ha­lin­de­ki ka­dın­la­ra, yi­ne ken­di­si ve­ya ço­cuk za­rar gö­re­cek du­rum­da­ki ge­be ve­ya em­zik­li ka­dın­la­ra da farz ol­maz. Yaş­lı­lar oruç ye­ri­ne fid­ye ve­rir, di­ğer­le­ri de ka­za eder­ler. Yol­cu­nun oruç tut­ma­ma­sı için gi­de­ce­ği me­sa­fe­nin 90 km'nin üs­tün­de ya­ni na­maz­la­rı kı­sa kıl­ma­sı­nı ge­rek­ti­re­cek bir uzak­lık­ta ol­ma­sı ge­re­kir. ”

Di­ğer yan­dan dâru'l-harp­te İslâm'a gi­ren kim­se­nin oru­cun farz ol­du­ğu­nu öğ­ren­miş ol­ma­sı ge­re­kir. Bu­ra­da bil­me­mek özür sa­yı­lır. 41

B- Oru­cun Sıh­ha­ti­nin Şart­la­rı:

Oru­cun sa­hih ol­ma­sı için üç şar­tın bu­lun­ma­sı ge­re­kir. Ha­yız ve ni­fas­lı bu­lun­ma­mak, ni­yet ve oru­cu bo­zan hal­ler­den uzak ol­mak.

 

   1- Ha­yız ve ni­fas­tan te­miz­len­mek:

Ha­yız ve­ya ni­fas ha­lin­de bu­lu­nan bir ka­dı­nın tu­ta­ca­ğı oruç ge­çer­li de­ğil­dir. Böy­le bir ka­dın Ra­ma­zan'da tu­ta­ma­dı­ğı oruç­la­rı da­ha son­ra ka­za eder.

Cü­nüp­lük­ten te­miz­len­me­nin oru­cun sıh­ha­ti­nin şar­tı ol­ma­dı­ğı üze­rin­de fa­kih­le­rin gö­rüş bir­li­ği var­dır. Çün­kü cü­nüp­lü­ğün gi­de­ril­me­si müm­kün­dür. Ay­rı­ca cü­nüp­lük ge­nel ola­rak ge­ce ba­zen de gün­düz mey­da­na ge­le­bi­lir. Hz. Ai­şe ile Üm­mü Se­le­me (r. anhâ) dan rivâyet edil­di­ği­ne gö­re; “ Hz. Peygam­ber ( s.a.s. ), Ra­ma­zan­da ihtilâm ol­mak­sı­zın cin­sel te­kar­rüb se­be­biy­le cü­nüp ola­rak sa­bah­lar, son­ra oru­cu­na de­vam eder­di.” 42  Yi­ne Üm­mü Se­le­me ( r. an­ha )' dan şöy­le de­di­ği rivâyet edil­miş­tir: “Rasûlullah (s.a.s. ) ihtilâmdan do­la­yı de­ğil cin­sel te­kar­rüb se­be­biy­le cü­nüp ola­rak sa­bah­lar, son­ra oru­cu­nu boz­maz, ka­za­sı­nı da yap­maz­dı. ” 43 An­cak Al­lah el­çi­si­nin üm­me­ti­ne ko­lay­lık için bu şe­kil­de gus­lü ge­cik­tir­di­ği­ni unut­ma­mak ge­re­kir. İmkân olun­ca ak­şam­dan ve­ya sa­hur­dan ön­ce yı­kan­mak da­ha fa­zi­let­li­dir.

Cü­nüp ola­rak sa­bah­la­yıp te­miz­len­me­yen kim­se ve­ya sa­bah vak­tin­den ön­ce te­miz­le­nen ka­dın, sa­bah vak­ti gir­dik­ten son­ra yı­ka­nır­sa o gü­nün oru­cu sa­hih olur. 44

 

   2- Oru­ca Ni­yet:

Her­han­gi bir oru­ca kal­ben ni­yet ye­ter­li­dir. Bir kim­se ge­ce­den ya­rı­nın Ra­ma­zan ol­du­ğu­nu ve ken­di­si­nin bu ay­da oruç tu­ta­ca­ğı­nı kal­bin­den ge­çir­se ve­ya oruç için sa­hu­ra kalk­sa bu bir ni­yet sa­yı­lır. Fa­kat ni­ye­tin dil ile de ya­pıl­ma­sı men­dup­tur.

Oruç is­ter farz, is­ter na­fi­le ol­sun, bü­tün çe­şit­le­rin­de ni­yet şart­tır. Çün­kü oruç bir ibâdettir. İba­de­ti âdetten ayır­mak için na­maz­da ol­du­ğu gi­bi ni­yet gere­kir. Hz. Pey­gam­ber ( s.a.s.) ; “Amel­ler ni­yet­le­re gö­re­dir, her­kes ni­yet et­ti­ği şe­yi gö­re­cek­tir.” 45  buyurmuştur.

Bü­tün oruç­lar­da müm­kün olur­sa sa­bah vak­ti gir­me­den ön­ce ve­ya ge­ce­den ni­yet et­mek en fa­zi­let­li ola­nı­dır. Çün­kü bu, iba­de­tin baş­lan­gı­cı­na da­ha ya­kın­dır. İkin­ci fe­cir gir­dik­ten son­ra zim­met­te borç olan oruç­la­ra ni­yet ca­iz de­ğil­dir. Ka­za oru­cu gi­bi.

Ni­yet edi­le­cek za­man ba­kı­mın­dan oruç­lar iki­ye ay­rı­lır.

a- Ge­ce­den ni­yet edil­me­si ve be­lir­len­me­si şart olan oruç­lar: Bun­lar, zim­met­te borç olan oruç­lar­dır. Ra­ma­zan oru­cu­nun ka­za­sı,baş­la­nıl­mış bir na­fi­le oru­cun ka­za­sı, bü­tün çe­şit­le­ri ile kef­fa­ret oruç­la­rı ile mut­lak adak oruç­la­rı bu gru­ba gi­rer.

Bu çe­şit oruç­la­ra ni­ye­tin ge­ce­le­yin ve­ya en geç ikin­ci fec­rin baş­lan­gı­cın­da ya­pıl­ma­sı şart­tır. Ay­rı­ca bun­la­rı ni­yet­le ta­yin et­mek de ge­rek­li­dir. Bu yüz­den bun­lar­dan her­han­gi bi­ri için ikin­ci fe­cir­den son­ra ni­yet edil­se ve­ya oru­cun çe­şi­di kal­ben de ol­sa ta­yin edil­me­se tu­tul­ma­la­rı sa­hih ol­maz. Çün­kü bu oruç­lar için İslâm'ın ön­ce­den be­lir­le­di­ği bir gün yok­tur. Bu yüz­den bu­nu oruç yü­küm­lü­sü­nün ni­ye­tiy­le be­lir­le­me­si ge­re­kir.

Di­ğer yan­dan, ak­şam­dan böy­le bir oru­ca ka­rar ve­ril­miş ol­ma­sı ve bunun için sa­hu­ra kal­kıl­mış ol­ma­sı da ni­yet ye­ri­ne ge­çer. An­cak ikin­ci fe­cir­den son­ra böy­le bir oru­ca ka­rar ve­rip tut­mak ca­iz ol­maz.

b- Ge­ce­den ni­yet­len­mek ve be­lir­le­mek şart ol­ma­yan oruç­lar: Bu oruç­lar, Ra­ma­zan oru­cu, za­ma­nı be­lir­len­miş adak oru­cu, müs­te­hap ve mek­ruh­la­rı ile bü­tün nâfile oruç­lar gi­bi bel­li bir za­ma­na bağ­lı olan oruç­lar­dır. Bu gi­bi oruç­la­ra ak­şam gü­ne­şin ba­tı­şın­dan, er­te­si gün, gün­dü­zün ya­rı­sın­dan ön­ce­si­ne ka­dar ni­yet edi­le­bi­lir. Fa­kat gü­ne­şin bat­ma­sın­dan ön­ce ve­ya tam istivâ za­ma­nın­da ya­hut bun­dan son­ra ak­şa­ma ka­dar hiç bir oru­ca ni­yet edi­le­mez. Bu ko­nu­da mu­kim ile yol­cu ve­ya has­ta ile sağ­lam kim­se ara­sın­da bir fark yok­tur. 46

An­cak bu gi­bi oruç­la­ra öğ­le­den ön­ce­ye ka­dar ni­yet edi­le­bil­me­si, ikin­ci fe­cir­den iti­ba­ren yi­yip iç­mek gi­bi oru­ca en­gel bir şe­yin bu­lun­ma­ma­sı­na bağ­lı­dır. Böy­le bir­şey bi­le­rek ve­ya bil­me­ye­rek vu­ku bul­muş olun­ca ar­tık oru­ca ni­yet ca­iz ol­maz.

Ze­val­den ön­ce nâfile oru­ca ni­yet edi­le­bi­le­ce­ği­ni gös­te­ren ha­dis-i şe­rif­ler var­dır: “Hz. Pey­gam­ber bir gün Hz. Ai­şe'ye şöy­le bu­yur­du: “Ya­nı­nız­da öğ­le ye­me­ği var mı­dır?” Hz. Ai­şe: “Ha­yır” de­di. Bu­nun üze­ri­ne Hz. Pey­gam­ber  (s.a.s.) : “ O hal­de ben oruç tu­tu­yo­rum” bu­yur­du. 47

Mâlikilere gö­re, ni­ye­tin ge­çer­li ol­ma­sı için gü­ne­şin bat­ma­sın­dan iti­ba­ren ge­ce­nin son kıs­mı­na ka­dar ve­ya fec­rin doğ­ma­sı ile bir­lik­te ya­pıl­ma­sı gere­kir. Oruç na­fi­le bi­le ol­sa ze­val­den ön­ce­ye ka­dar ni­yet edi­le­mez. Çün­kü sa­bah­le­yin ni­yet edil­me­yin­ce o gün oruç tut­ma­mak üze­re be­lir­li ha­le gel­miş olur. Çün­kü bir gü­nün hem oru­ca hem de if­ta­ra ih­ti­ma­li bu­lun­maz. 48

Şâfîîlere gö­re Ra­ma­zan­da farz oruç için ve­ya di­ğer za­man­lar­da ka­za ve adak gi­bi oruç­lar için ge­ce­den ni­yet­len­mek şart­tır. An­cak nâfile oru­ca ze­val­den ön­ce­ye ka­dar ni­yet­len­mek de ca­iz olur. 49

 

   Oruca Ni­yet Şek­li:

Ra­ma­zan, be­lir­li adak ve­ya her­han­gi bir nâfile oruç için mut­lak ni­yet ye­ter­li­dir. Meselâ; “Ya­rın oruç tut­ma­ya; ve­ya: Ya­rın­ki gü­nün oru­cu­nu tut­ma­ya; Ya­hut: Ya­rın nâfile oruç tutmaya ” di­ye ni­yet edi­le­bi­lir. Bu­nun­la bir­lik­te bun­lar için ge­ce­le­yin ni­yet edil­me­si ve bu oruç­la­rın ta­yin edil­me­si, meselâ; “ Ya­rın­ki Ra­ma­zan oru­cu­nu tut­ma­ya ni­yet et­tim.” de­nil­me­si da­ha fa­zi­let­li­dir.

Fa­kih­le­rin ço­ğun­lu­ğu­na gö­re Ra­ma­zan'ın her gü­nü için ay­rı ay­rı ni­yet et­mek şart­tır. Çün­kü her bir gü­nün oru­cu ken­di ba­şı­na bir iba­det­tir, baş­ka bir gü­ne bağ­lı de­ğil­dir. Da­yan­dık­la­rı de­lil, bir gü­nün oru­cu­nu bo­zan şe­yin di­ğer gün­le­rin oru­cu­nu boz­ma­ma­sı­dır.

Mâlikilere gö­re ise, Ra­ma­zan ayın­da bir tek ni­yet ile oruç tut­mak ye­ter­li­dir. Ra­ma­zan oru­cu­nun keffâreti, adam öl­dür­me­nin keffâreti ve­ya zı­har keffâreti gi­bi peş­pe­şe tu­tu­lan oruç­lar­da da tek bir ni­yet ye­ter­li­dir. An­cak bu oruç­lar yol­cu­luk, has­ta­lık, ha­yız ve­ya ni­fas gi­bi zo­run­lu se­beb­ler­le ke­si­lir­se, en­gel kalk­tık­tan son­ra ye­ni­den ni­yet ge­rek­li­dir. Tek bir ni­ye­tin ye­ter­li ol­du­ğu oruç­lar­da her ge­ce ni­yet­len­mek ise men­dup­tur. Da­yan­dık­la­rı de­lil; “Siz­den her kim Ra­ma­zan ayı­na ye­ti­şir­se oruç tutsun ” âyetidir. Ay, tek bir za­ma­na ve­ri­len isim­dir. Bu yüz­den ay sü­re­sin­ce oruç tut­mak tek bir iba­det­tir. Bu ise na­maz ve hac­ca ben­zer, tek bir ni­yet ile eda edi­le­bi­lir. 50

Bir ka­za oru­cu­na ikin­ci fec­rin doğ­ma­sın­dan son­ra ni­yet edil­se, bu­nun­la ka­za ge­çer­li ol­ma­ya­ca­ğı için, oruç nâfileye dö­nü­şür. Eğer bu oruç bo­zu­la­cak ol­sa ka­za­sı ge­re­kir. Çün­kü baş­la­nıl­mış olan bir iba­de­ti ya­rı­da bı­rak­mak ca­iz de­ğil­dir.

Bir kim­se da­ha gü­neş bat­ma­dan “ Ya­rın oruç tu­ta­yım ” di­ye ni­yet et­se, er­te­si ze­val vak­tin­den ön­ce­ye ka­dar bu­nu te­yit et­me­dik­çe oruç tut­muş olmaz. An­cak gü­neş bat­tık­tan son­ra ya­pı­la­cak böy­le bir ni­yet ye­ter­li olur.

Bir kim­se ge­ce­le­yin her­han­gi bir oru­ca ni­yet­len­dik­ten son­ra, ikin­ci fec­rin do­ğu­şun­dan ön­ce bu ni­ye­tin­den dön­se bu dön­me­si ge­çer­li olur. Oru­cu­nu boz­ma­ya ni­yet et­ti­ği hal­de boz­maz­sa, mü­cer­ret bu ni­yet­le oru­cu bo­zul­muş ol­maz.

Bir kim­se Ra­ma­zan ayı­nın gir­di­ği­ni bil­di­ği hal­de ne oruç tut­ma­ya ne de tut­ma­ma­ya ni­yet et­me­miş bu­lun­sa - açık olan rivâyete gö­re - oruç­lu bu­lun­muş ol­maz.

Ni­ye­tin te­red­düt­lü ve şart­lı ol­ma­ma­sı ge­re­kir. Meselâ; “ Ya­rın da­ve­te çağ­rı­lır­sam if­tar et­me­ye, çağ­rıl­maz­sam oruç tut­ma­ya ni­yet et­tim. ” di­ye ya­pı­la­cak bir ni­yet ge­çer­li de­ğil­dir. Böy­le­ce te­red­düt­lü bir ni­yet­le oruç tu­tul­muş ol­maz. An­cak “ İnşâallah ya­rın tut­ma­ya ni­yet et­tim. ” di­ye ya­pı­lan bir ni­yet ge­çer­li­dir.

İs­ti­va za­ma­nı­na ka­dar ni­yet edil­me­si ca­iz olan oruç­lar­da, gün­düz ni­yet edil­di­ği tak­tir­de, ni­ye­tin o gü­nün baş­lan­gı­cın­dan iti­ba­ren oruç­lu bu­lun­ma­yı kap­sa­ma­sı ge­re­kir. Yok­sa ni­yet edil­di­ği an­dan iti­ba­ren oruç tut­ma­ya ni­yet edi­le­cek ol­sa bu­nun­la oruç tu­tul­muş ol­maz.

Ra­ma­zan ge­ce­sin­de ve­ya gün­dü­zün­de ba­yı­lan ve­ya akıl has­ta­lı­ğı­na ya­ka­la­nan kim­se, is­ti­va za­ma­nın­dan ön­ce ayı­lıp, oru­ca ni­yet et­se oruç­lu bulun­muş olur.

Bir kim­se Ra­ma­zan­da baş­ka bir va­cib oru­ca ni­yet ede­cek ol­sa bu, Ra­ma­zan oru­cu­na ni­yet et­miş sa­yı­lır. Ebû Yu­suf ile İmam Mu­ham­med'e gö­re bu ko­nu­da mu­kim ile yol­cu ara­sın­da fark yok­tur. Ebû Ha­ni­fe'ye gö­re ise bu du­rum­da yol­cu ni­yet et­ti­ği vâcip oruç için oruç­lu bu­lun­muş olur. Çün­kü onun Ra­ma­zan oru­cu­nu tut­ma zo­run­lu­lu­ğu yok­tur.

Nâfileye ni­yet edi­le­cek ol­sa, da­ha sağ­lam gö­rü­şe gö­re, Ra­ma­zan oru­cu­na ni­yet edil­miş olur. Has­ta­nın bu şe­kil­de­ki ni­yet­le­ri de - sağ­lam gö­rü­şe gö­re- Ra­ma­zan adı­na ya­pıl­mış olur.

Yol­cu ile has­ta­nın mut­lak ola­rak ya­pa­cak­la­rı ni­yet­ler de Ra­ma­zan oru­cu için ya­pıl­mış olur.

Be­lir­li bir adak oru­cu gü­nün­de keffâret ve­ya Ra­ma­zan oru­cu­nu ka­za gi­bi baş­ka bir vâcibe ni­yet edi­le­rek oruç tu­tul­muş ol­sa, bu oruç -sağ­lam gö­rü­şe gö­re - o vâcip için sa­yı­lır, be­lir­li adak oru­cu­nun ise ka­za­sı ge­re­kir.

Bir oruç ile hem keffârete hem de nâfileye ni­yet edil­se keffâret ola­rak ca­iz olur. Fa­kat bir oruç ile hem ka­za­ya hem de ye­min keffâretine ni­yet edil­se hiç bi­ri­si ge­çer­li ol­maz. Çün­kü bu iki oruç ara­sın­da te­a­ruz yok­tur. Böy­le bir oruç nâfileye dö­nü­şür.

Bir ve­ya da­ha çok Ra­ma­zan'lar­dan ka­lan oruç­la­rı ka­za eder­ken; “ üze­ri­ne ka­za­sı ilk ge­rek­li olan oru­ca ” di­ye ni­yet edil­me­si da­ha uy­gun­dur. Bu­nun­la bir­lik­te, ta­yin et­mek­si­zin yal­nız ka­za­ya ni­yet edil­me­si de ye­ter­li­dir.

Bir ka­dın he­nüz âdet ha­lin­de iken ge­ce­le­yin oru­ca ni­yet et­se, ikin­ci fe­cir­den ön­ce te­miz­len­miş olur­sa oru­cu sa­hih olur.

Esir olan ve­ya ha­pis­te bu­lu­nan kim­se­ler, Ra­ma­zan ayı­nın gi­rip gir­me­di­ği hu­su­sun­da şüp­he­ye düş­se­ler araş­tı­rıp ic­ti­hat ede­rek bir ay oruç tu­tar­lar. Bu, kıb­le ve na­maz vak­ti­ni araş­tır­ma­ya ben­zer. Tu­tu­lan bu oruç­lar Ra­ma­zan'a rast­la­mış olur ve­ya Ra­ma­zan'dan ya­hut oruç tu­tu­la­ma­yan bay­ram gün­le­rin­den son­ra ge­ce­le­yin ni­yet ede­rek tu­tul­muş bu­lu­nur­sa Ra­ma­zan adı­na ca­iz olur. Ra­ma­zan gün­le­rin­den ek­sik tu­tul­muş­sa, ek­sik ka­lan gün­ler ka­za edi­lir. Fa­kat Ra­ma­zan'dan ön­ce­ye rast­la­mış olur­sa ca­iz ol­maz, yal­nız na­fi­le oruç tu­tul­muş olur.

Oru­ca gü­neş bat­tık­tan son­ra ni­yet edil­me­si ha­lin­de, ikin­ci fec­re ka­dar ye­me iç­me ve cin­sel iliş­ki­de bu­lun­ma oru­ca za­rar ver­mez. Çün­kü ge­ce­den ya­pı­lan ni­yet ikin­ci fe­cir­den iti­ba­ren baş­la­ya­cak olan oruç iba­de­ti için ya­pılmış olur. Ni­te­kim, ikin­ci fe­cir­den ön­ce­ye ka­dar bu ni­yet­ten dö­nül­me­si de müm­kün­dür. 51

Oru­cun sa­hih ol­ma­sı­nın şart­la­rın­dan olan, oru­cu bo­zan hal­ler­den uzak ol­ma­yı aşa­ğı­da açık­la­ya­ca­ğız.