Hünsanm
Erkek Veya Kadın Sayılması:
Hünsanın
Namazı, Zineti Ve Sünneti:
Hansa; tahannüs kelimesinden türemiştir ki, bu da kırılıp parçalanma mânasındadır. Erseliğe 'hünsa' denmesinin sebebi; onun durumunun erkeklerin durumundan eksik, kadınların durumundan da fazla olmasıdır. Çünkü onda hem erkeklik, hem de kadınlık organı vardır.
Ömer Nesefî hünsayı şöyle tarif etmiştir; 'ya ne erkeklik, ne kadınlık organı bulunmayan, pisliği de, ya makadından veya göbeğinden çıkan kimsedir.'
Ebû Hanîfe ile Ebû Yûsuf un şöyle dedikleri El-Münteka'da yer almaktadır; 'idran göbeğinden akar da vagina veya zekeri yoksa; böyle birine ne denilir, bilmiyorum.'
Bir insanın erkek ve kadın, her iki cinsiyet organı da bulunursa; bunlardan idrarını hangisi ile yapıyorsa ona itibar edilir. Erkeklik organından idrar yaparsa erkek; kadınlık organından idrar yaparsa, kadın sayılır: Çünkü bu, idrarın kendisinden çıktığı organın asıl organ, diğerinin ise kusurlu organ olduğunun delilidir.[1]
Hünsaya nasıl mirasçı olunacağı kendisine sorulduğunda Hz. Peygamber (sas); "îdrarmı yaptığı yer nazar-ı itibara alınır, "cevabını vermiştir [2] Hz. Ali (ra) nin de böyle bir hüküm verdiği rivayet olunmuştur. Câhiiiyye devrinde de bu hüküm vardı. İslâm gelince bu hükmü benimsedi.
Organların ikisinden de yapıyorsa; idrar evvelâ hangisinden geliyorsa, ona göre hüküm verilir: Önce gelişi o organın aslî organ olduğunu ispatlayan bir delildir. Eğer aynı zamanda her iki organdan da idrar geliyorsa, böylelerine hünsa-i müşkil denilir. Burada çok idrar gelen organa göre hüküm verilmez (Ebû Yûsuf, İmam Muhammed): İmameyn dediler ki; çok idrar gelen organa göre hüküm verilir. Çünkü tamamın hükmü çok için de geçerlidir. İdrarın çok 'gelmesi o organın asıl ve kuvvetli olduğunun başka bir delilidir.
Ebû Hanîfe'ye göre bu delil sayılmaz. Çünkü idrarın çok gelmesi çıkış yerinin genişliğinden dolayıdır. Bu o organın asıl organ olduğunu ispatlamaz. Her iki organdan da aynı miktarda idrar akmakta ise, arada bir tercih yapılamadığından dolayı bu kişi ittifakla hünsa-i müşkildir.[3]
Hünsa olan çocuk buluğ çağına geldiği zaman kendisinde sakal bitmesi, kadınlarla cinsî münasebette bulunma, penisden ihtilam olma gibi erkeklik emmareleri görülürse, erkek sayılır: Çünkü bunlar erkeklere mahsus alâmetlerdir. Hayız görmek, gebe kalmak, göğüs irileşmesi, göğüslerine süt gelmesi, ferciyle cinsî münasebette bulunulması gibi kadınlık emmareleri görülürse, kadın sayılır: Çünkü bunlar kadınlara mahsus alâmetlerdir.
Erkeklik ve kadınlığa âit alâmetler görünmezse veya her ikisi de birden görünürse, bu kimse de hünsa-i müşkil adını alır: Tahavî İmam Muhammed'in şöyle dediğini nakletmiştir: 'Hünsa-i müşkillik buluğdan evveldir. Buluğa erildikten sonra hünsa-i müşkillik kalmaz. Nesefî dedi ki; buluğa erdiğinde mutlaka bu alâmetler kendisinde görülür.[4]
Bir kimsenin hünsa-i müşkil olduğuna hüküm verilince kendisinden din işlerinde en ihtiyatlı ve sağlam olanlar istenilir:
Sübûtunda şüphe bulunan şeylerle hüküm verilmez. Haram kılıcı olan, mubah kılıcı olana tercih edilir. Miras taksiminde iki hisseden en az olanını alır: Bununla alâkalı açıklama -inşâallah- Feraiz bahsinde gelecektir.[5]
Hünsa namaz kılarken erkek safları ile kadın safları arasında durur: Çünkü eğer erkekse, -namazı bozulmasın diye- kadınlar safında durması caiz olmaz. Eğer kadınsa, -namazlarını bozmamak için-erkeklerin safında durması caiz olmaz. Şu halde erkek safları ile kadın safları arasında durması gerekir.
Kadın saflarında kılarsa, erkek olmasına binâen namazını iade eder. Erkekler safında namaz kılarsa, kadın olması ihtimaline binâen sağındaki, solundaki ve tam arkasındaki namazlarını yeniden kılarlar. Kadın olacağı ihtimaline binâen hünsa-i müşkil baş Örtüsü ile namaz kılar ve kadın oturuşu ile oturur.
İpek elbise giyemez ve zinetler takamaz: Bu yasak onun erkek olması ihtimaline binâendir. Mahremlerinden başka ne bir erkek ve ne de bir kadın onunla baş başa kalamaz. Yanında bir mahremi bulunmadan yolculuğa çıkamaz: Bu yasak ihtiyata binâendir.
Hünsa-i müşkili sünnet etmek için ona bir cariye satın alınır:
Zira açıkladığımız sebepden dolayı onu ne bir erkeğin ne de bir kadının sünnet etmesi caizdir. Ancak hünsa-i müşkil erkek de olsa, kadın da olsa; cariyesinin onun cinsiyet organına bakması caizdir. Sünnet edince; artık ona ihtiyacı kalmadığı için o cariye satılır. Eğer malı yoksa, cariye beytü'1-mal parasıyla satın alınır: Çünkü bu müslümanların faydasınadır. Hünsa şehveti celbetmeyecek derecede yaşı küçükse, onu erkeklerin de, kadınların da sünnet etmeleri caiz olur.[6]
Ebû Hanîfe'nin görüşüne göre, hünsa bir kadınla evlenir. Eğer erkekse nikâh sahih olur ve karısının da kendisinin cinsiyet organına bakması helâl olur. Eğer kendisi kadınsa, nikahlan yok hükmündedir. Ancak zaruret durumunda bir kadının başka bir kadının cinsiyet organına bakması caizdir.
Kadın alamaz.
olmasına binâen hünsa, babasının kölesini miras olarak Bir kimse; 'falan kadının karnındaki çocuk erkekse ona bin dirhem, kız ise ona beş yüz dirhem verilmesini vasiyyet ediyorum' şeklinde bir vasiyyette bulunursa; doğan çocuk hünsa ise, ihtiyaten ona beş yüz dirhem verilir. Meğer ki bundan başka bir durum ortaya çıksın.
Bir kimse hünsayı hatâen öldürür ve onun kadın olduğunu söylerse; fazlalığı inkâr ettiği için sözü doğru kabul edilir. Hünsanm organlarını telef eden kimseye kısas tatbik edilmez.
Hünsa dinden çıkarsa öldürülmez. Kasâmeye dâhil olmaz. Yani faili meçhul cinayetlerde mahallenin erkeklerine yemin ettirilirken, kendisine yemin ettirilmez. Kâfir olsa bile cizye hükmü onun üzerinde yerleşmez. Esir alındığında kadm olması ihtimaline binâen öldürülmez. Kendisine zina iftirasında bulunana hadd tatbik edilmez. Zira o eğer erkekse, buruk gibidir. Kadınsa, vaginası tıkalı kadın gibidir. Buruk erkeğe, vaginası tıkalı kadına zina iftirasında bulunan kimseye hadd tatbik edilmez. Çünkü bunların zina ile itham edilmeleri söz konusu değildir. Bunlar cinsî münasebette bulunamazlar.
Bir kimse karısına; 'ilk doğuracağın çocuk erkek olursa, sen boşsun1 veya 'kölem azad olsun1 der de karısı hünsa bir çocuk doğurursa; erkek olduğu açığa çıkmadıkça ne karısı boşanır, ne de kölesi azad olur. Bir kimse; 'bütün kölelerim hürdür' veya 'bütün cariyelerim hürdür' derse, onun mülkiyetinde bulunan hünsa -durumu açıklık kazanmadıkça-azad olmaz. İki durumdan biri, yani erkek veya kadın olduğu açığa çıkarsa, -iş kat'iyyet kazandığı için- azad olur.
Erkek veya kadın olduğu anlaşılmadan ölürse, yıkanmayıp teyemmüm edilir, sonra kefenlenir: Zira ihtiyaten onu ne erkeklerin ne de kadınların yıkamaları caizdir. Yıkanması imkânsız olduğu için teyemmüm edilir. Bir kaç cenaze bir araya getirildiğinde -sağlığında namaz kılması bahsinde geçtiği gibi- hünsanın cenazesi erkek cenazeleriyle kadın cenazeleri arasına orta yere konulur ve ihtiyaten kadınmış gibi defnedilir.[7]
[1] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar
Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları: 2/385.
[2] Bu hadîsi Dârimî rivayet etmiştir
[3] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar
Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları: 2/385-386.
[4] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar
Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları: 2/386-387.
[5] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar
Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları: 2/387.
[6] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar
Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları: 2/387-388.
[7] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar
Li-Ta'lîlî'l-Muhtar, Ümit Yayınları: 2/388-389.