İKİNCİ KISIM:
TAHKİK BÖLÜMÜ TAHKİK MUKADDİMESİ
Kitabın
Nüshalarının Tanıtımı:
Sonuna da şu
ibare getirilmiştir:
Tahkik
Hususunda Takip Ettiğim Usûl:
Kaynakların
Teshilinde Takih Ettiğim Usul:
ESBAB-U VURUDİ'L-HADİS EVÎ'L-LEMU Fİ ESBABFL-HADÎS
Kitabın tahkikinde iki
nüshayı esas aldım.
Birincisi: Bunun,
Daru'l-Kütüb'de[1] 35 numaralı koleksiyonda
muhafaza edildiğini gördüm. Nüsha üzerinde şöyle yazılmıştır: "Suyutî'nin
talebesi, Muhammed b. Ali ed-Davudî (ö. h. 945)'nin
hattıyla-yazılmıştır.-Kitabın ismi " tir.[2]
"Müellif
(Rahimehullah)'in hattıyla ortaya çıkan son eserdir. Tasnifatının tamamını
yazmak azminde idi. Lakin ölüm buna fırsat vermedi.-Allah'ın güç ve kuvvetinin
üstünde güç ve kuvvet yoktur.-Kitap, talebesi Muhammed b. Ali ed-Davudî
(Rahimehullah)'nin hattıyla yazılmıştır.
Eser 38 sayfadır.
Sayfanın boyu 265, eni 18 cm. dir. Sayfadaki satır sayısı 27 olup, bir satırda
yaklaşık 18 kelime vardır. Yazmanın baş tarafında, kitaba daha önce sahip olan
zevatın isimleri yer alır. Bunlar, el-Hacc İbrahim Paşa Veliyyü'1-Kadı Muhammed
Nimetullah Lütfullah ve Cemal Berekât Abdulhafız'dır.
Bu ilk nüsha, daha
sağlam, yazısı daha seçkin, anlaşılması daha kolay ve müellifin asrına daha
yakın olduğu için, bunu asıl olarak aldım ve tahkikte (d) Kâf harfiyle işaretledim.
ikinci nüshaya
gelince; Bu Ezher Kütüphanesi'ndedir. Bir koleksiyonda ciltli olarak normal bir
yazı ile yazılmıştır. Kitapta silinme ve yırtılma izleri belirmiştir. Satırları
muhteliftir. Kitabın genişliği, 21cm. dir.
Tamamı 30 yapraktır. Kitap numarası 56, koleksiyon numarası ise 1115'tir.[3]
Üzerinde,
"Revakü'l-Etrak'a vakfedilmiştir"[4]
ibaresi yazılıdır. Aynı şekilde Ezher Kütüphanesi'nin mührü vardır. Nasihin
(Yazıcının) yaptığı yanlışı gidermek için, bazı sahifelere ilave yapılmıştır.
İkinci yaprakta bu görülebilir. Tahkikte bu nüshaya (î) elif harfiyle işaret
edilmiştir. Nasihinin bilinmemesinden, üzerinde yırtık ve çürüme izleri
görüldüğünden ve bazı sahifelere ilave yapıldığından bunu, birinciye tabi
kıldım.[5]
1-İki mukabil yazma arasında metinde farklılık varsa
(asıl nüshanın) metnini muhafazaya gayret ettim. Hadiste farklılık varsa ve
hadisin, lafzında fazlalık yahut hazf ve benzer şeyler gibi tağyiratı kabul
ettiğini kolay bulursam, bunu düzeltme yoluna gittim ve sayfanın altında buna
işaret ettim. Eğer düzeltme işi tahrifat veya bozukluğun çokluğundan dolayı
bana zor gelirse, o zaman da şeyhin rivayetinin mana yönünden olduğuna kanaat
getirirm ve nassı olduğu gibi bırakarak buna işaret ederim. Ve sahih metni,
sünnet kitapları ile hadis raviîerine dayanarak tesbit etmeye çalışırım.[6]
2- Kitapta
bulunan bütün hadisleri ve sebeplerini, imkanlar ölçüsünde inceleyerek geniş
bir şekilde -diğer hadis kitaplarından-çıkardım. Lafzında ittifak edilenlere
yahut lafzında ve manasında ihtilaf edilenlere de işaret ettim. Tariklerden
birinde bir fazlalık bulduğumda özel olarak onu da zikrettim.
3- Sebebi
zikredilip aslı unutulan yazıdaki vaki nosanlıkîan tamamlamaya çalıştım. Nitekim 6 ve 8 numaralı hadislerden bahsederken buna işaret geçmişti. Hadisin
metnini sünnet kitaplarında araştırıp, kesin karara vardıktan sonra alt sayfada
bunu belirttim.
4- Yazılan
hadisleri iki rakamla gösterdim. Birincisi umumî rakam, ikincisi hususî
rakamdır. Bunu da ihtiyaç anında kendisine (hadisin metnine) ulaşmak kolay
olsun iye yaptım.
5- 94 nolu
hadisin (£jj fî) ifadesinde olduğu gibi
bazı rivayetlerde vaki olan garip lafızları, lügat kitaplarına ve
garibü'l-hadis kitaplarına dayanarak açıkladım.
6- Hadisler yahut
sebepler arasında görünüşte zıddiyet varmış gibi zannedilen hususları, ya
ikisinin arasım cem ederek veya birini diğerine tercih ederek- gidermeye
çalıştım. Bu husus 78 numaralı hadiste görülebilir.
7- Hadis metninin tesbitinde ve zabtında, edindiğim
malumata dayanarak, mukaddimede geçen hadis metinlerini asıl kaynaklarına isnad
ettim.
8- Suyutî'nin
senediyle zikrettiği hadis veya sebebi, meşhur hadis kitaplarında değilse, onun
senedine baktım ve durumunu açıkladım.
9- Tarih ve rical kitaplarından bu risalede adları geçen
şahısları tanıttım. Ancak Sahabe'yi tanıtmayı bıraktım. Zira onların adalet ve
zabtı Allah ve Rasulü indinde şu ayetle sabittir:
"Muhacirlerden ve
Ensar'dan (İslam'a girmekte) ilk önce geçenler ile bunlara güzelce tabi
olanlar... Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da O'ndan razı olmuştur. (Allah)
onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler
hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur."[7]
10- Ensab ve Rical kitaplarına dayanarak kitapta geçen
isimlerin ve künyelerin zabtına çalıştım.[8]
Kaynak tesbitinde
Hadis ekolünün metodunu takib ettim. Bu da sadece kitabın zikriyle
yetinmemektir. Ben, kitabın tam ismini, bab numarası ile cilt ve sayfa
numarasını açıkladım. Mesela eğer hadisi Tirmizî rivayet etmişse, önce
Tirmizî'nin hadis hakkındaki sözünü ve hadisin hangi derece (sahih, hasen) ile
ilgili olduğunu tesbit ettim.
îşte bu, Hakk'a hizmet
için, Tirmizî'nin özelliklerinden biridir. E^er hadis, Hakim'e aitse, sadece
Hakim'in o hadis hakkındaki sözüyle yetindim. Birçok hadiste onu eleştiren
Zehebînin sözlerine de yer verdim.
Bilinen hususlardan
bir tanesi şudur ki, Muhaddisler nezdinde Hakim, sahih hadislerin şartında
geniş adımlı (rahat hareket eden), onunla hüküm vermede müsamahakar biridir.
Eğer buradaki
(hadisler) lafızda farklı iseler, şuna bakarım; ihtilaf, müdakkik bir
araştırıcının bakmasıyla anlaşılacak cinsten kolay bir ihtilaf ise, onu yakın
lafzıyla çıkarmaya hıikmetmişimdir. 35 numaralı hadis, bu şekildedir. Hadisin
metni şudur: Rasulullah şöyle buyurdu: "Benim bu mescidimdeki bir rekat
namaz, Mescıd~i Haram hariç, diğer mescidlerdeki bin rekat namazdan daha
efdaldir." Bu hadisin lafızda kendisine yakın olanı, tahric ettiğim şu
hadistir: "Benim bu mescidimdeki bir vakit namaz, Mescid-i Haram dışında
kılınan namazların bin katından daha hayırlıdır."
Eğer hadisin
lafzındaki farklılık, araştırma yapmaksızın ilk nazarda araştırıcıların gözüne
çarpacak çapta büyük .ise, muhtelif lafızları zikretmişimdir. Buna 32 numaralı
hadis misal verilebilir. Hadis Şu şekildedir:
'
yani "Ramazan
ayını, bir gün veya iki gün oruç tutmakla öne almayınız." Değişik lafızla
gelen hadis ise İbn Mace'den tahric ettiğim Şu
hadistir: yani, "Ramazan orucunu
bir gün veya iki gün öne almayınız. Ancak (önceden) oruç tutan adam (bu)
orucunu tutsun."
Eğer getirilen
hadisler lafızda bir değillerse onu manasıyla tahric etmişimdir. Buna misal
olarak, Rasulullah (s.a.v.)'ın yani,
"Kabirler üzerine oturmayınız" hadisini verebiliriz. İbn
Mace'den tahric ettiğim hadis ise (onun devamı olup) şöyledir:" yani,
"Sizden biriniz yakın bir ateş koru üzerine oturması, kendisi için kabir
üzerine oturmasından daha hayırlıdır."
Yaptığım bu
açıklamaların tümü hadisin tamamı veya bir kısmı zikredildiğine göredir.
Bütün gayretimi,
özellikle yazmalardan ve tarih kitaplarından, hadis tahricine sarfettim ve buna
çok önem verdim. Bu iki kaynağa dayanarak hadisleri çıkardım ve metinlerinde
tedbirli davrandım. Suyutî'nin, "İbn Asakir rivayet etmiştir veya Tarih-i
Bağdat'ta zikredilmiştir" gibi sözleriyle de yetinmeyerek bu iki kaynağı
gözden geçirdim ve özellikle bu iki risalede geçen hadisleri de aynen çıkardım.
Yazmalara gelince, bir
kısmını görüp tanıdım, bir kısmını görmedim. Bununla beraber nüshalarda
aşırı<,eksiklik vardı. " hadisini tahric etmek için Tarih-i Bağdat adlı
eserin ilk on cüzünü okumak zorunda kaldım. Nihayet Suyutî'nin, hadisin sebebi
için söylediğine ulaştım.[9]
Bulutları yürüten,
sebepleri yaratan Allah Teala'ya hamd olsun.
Efendimiz Hz. Muhammed
ve O'nun ailesine ve arkadaşlarına salât ve selâm olsun.[10]
Şüphesiz ki, Hadis
îlimleri'nin kısımlarından biri de, Kıır'an'ın nüzul sebeplerinde olduğu gibi,
onun vürud sebeplerini bilmektir.[11]
Kur'an'ın nüzul sebepleri konusunda, İmamlar birçok kitap yazmışlardır.[12]
Bunlardan Vahidî'nin yazdığı meşhurdur. Benim de konuyla alakalı olarak
" adında bir eserim vardır.
Hadis sebeplerine
gelince, mutekaddimîn ulemasından bir kısmı konuyla alakalı eser telif
etmişlerdir. Ancak bunlar, sadece hal tercümelerinde zikredilmiştir. Bunların
hiç birini görmüş değilim. Hafız Ebu'1-Fadl İbn Hacer de "Nuhbe"
şerhinde bunlardan bahsetmiştir.[13] Ben
de bu konuda, bir çok hadis "Cami' " [14]lerini
araştırarak bir kitap yazmayı düşündüm. Onlarda konu ile alakalı az şey buldum.
Bununla beraber bu kitabı yazdım. Doğruya ulaştıran (ve hidayet eden) [15]
Allah Teala'dır.[16]
Konuyla ilgili olarak
Şeyhu'l-İslam Sıracü'd-Din el-Bulkmî,[17]
"Mehasinü'l-Istılah"[18] adlı
kitabında şöyle demektedir: "69. bölüm hadisin sebeplerini
bilmektir."
İbn Dakik [19]
(el'ayd)[20] (rahimehullah)[21]
adıyla meşhur Ebu'1-Feth
el-Kuşeyrî,
"Şerhu'1-Umde"[22] adlı
eserinin (dokuzuncu bahsinde)[23]
hadisinden bahsederken şöyle
der:
"Müteahhirin
hadisçilerinden bir kısmı, Kur'an-ı Kerim'in nüzul sebeplerinde eserler yazdığı
gibi, hadisin sebepleri hakkında da eser yazmaya başlamışlardır. Ancak ben
bunlardan az bir kısmını görebildim.[24]-[25]
hadisi de bu gruba
dahil olup konuyu araştıran kimse için daha bir çok benzerî hadisleri buna
katabilir.
Şeyhin görüşü budur.[26]
Bulkınî şöyle
demektedir: "Bazen hadisin içerisinde sebeb-i vurudu da nakledilir.
Nitekim, Cebrail'in İslam, İhsan ve diğer konulardan sorduğu hadis-i şerifte
durum böyledir.""[27]
"Rasulullah'tan
etrafında ehli ve yabanî hayvanların uğrağı olan çöldeki (yabandaki) suyun
durumundan sorulan"1[28]
Kulleteyn hadisi de bu cinstendir Şefaat hadisi olan, [29]
a) "Ben adem oğlunun efendisiyim. Övünme
yoktur", [30]
b)
"Necidli'nin suali"[31]
hadisi,
c) "Namaz kıl. Çünkü namaz kılmış
sayılmazsın."[32]
d) "Miske bulanmış bir yün parçası al."[33]
e) Elbiseye değen
hayız kanının giderilmesi hakkındaki soru hadisi.:[34] [35]
f)"Hangi amel daha hayırlıdır?"[36] diye
sorulan hadis.[37]
g) "Hangi günah daha büyüktür?" diye sorulan
hadis.[38]
Bu çeşit hadislerin
misallerini çoğaltmak mümkündür.
Bazen hadiste, hadisin
sebeb-i vurııdu zikredilmez yahut onun bazı varyantlarında zikredilebilir ki,
buna dikkat etmek gerekir.
"Farz namazlar
hariç kişinin evinde kıldığı namazın daha efdal" olduğunu bildiren hadis
de bu nevidendir.[39]
Hadisi, Buharî, Müslim ve ikisinin dışındakiler, Zeyd b. Sabit'ten rivayet
etmişlerdir. Bazı hadisler içerisinde sorulan suallere karşılık olarak hadisin
sebeb-i vurııdu ortaya çıkar. Tirmizî'nin Şemaili'nde ve İbn Mace'nin
Süneni'nde Abdullah b. Sa'd'dan rivayeten gelen hadis bu şekildedir.
O şöyle demiştir:
"Rasulullah (s.a.v.)'a sordum ki: "Evimdeki namaz mı mesciddeki namaz
mı daha efdaldir?" Buyurdu ki: "Evimin mescide ne kadar yakın
olduğunu görmüyor musun? Evimde kıldığım namaz, mescidde kıldığım namazdan bana
daha sevimli geliyor. Ancak farz namazı bundan istisnadır."[40]
Bıılkunî bundan ayrı
bir takım misaller daha zikrederek şöyle demiştir: "Bazen hadisle, sebeb-i
vurudunu Rasulullah (s.a.v.), aynı vakitte zikretmiş olur. Bu da hadiste
sebebin olduğu veya olmadığına (Töredir. Bazen de Rasulullah (s.a.v), vaktinden
önee bir takım meseleler hakkında konuşur ki, bunu arifler anlayabilir."
Ahkam, kısas ve diğer
konularda açıklamaları uzayıp giden esbaba dair hadisler vardır. Bu konuyu
öğrenmek isteyen kimse için Örnekler vardır. Meseleyi geniş boyutlarıyla
araştıranlar için de kaynaklar verdik.
Allah Teala'dan
umulan, keremi ve fazlıyla, bolca yardım
etmesidir.[41]
İbn Mülakkan [42]
"Umde Şerh"inde şöyle demiştir: "Bilmiş ol ki hadis ehlinden
müteahhirinin bir kısmı Esbabu'l-Hadis konusunda kitab tasnifine
başlamışlardır. Nitekim, Şeyh İzzuddin,[43] bu
işi müteahhirinin bazısına nisbet etmiştir. İbnü'l-Attar[44] da
"ŞerlV'inde bu işi İbnü'1-Cevzî'ye-[45]
nisbet etmiştir.
Şöyle diyen kimseden
işittim: Abdulğani[46] b.
Said el-Hafız, Umde ayarında bir kitap tasnif etmiştir. Hadisleri araştıran
kişi
onlardan bir takım
meseleler çıkarabilir. Allah dilerse biz de bunu yapmayı umuyoruz.[47]
[1] Bakınız: Fihristü'l-Mahtutat Mustaleh-i Hadis, 1/283,
Dâru'l-Kütübi'l-Mısriyye.
[2] Celalü'd-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi’l-Hadis Hadisler
ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 62.
[3] Fihrist-ü Mektebet-i Ezheri'ş-Şerif, 1/587, îlm-i
Hadis.
[4] Revaku'l-Etrak, Mısır'da Türk talebelerin kaldığı bir
medresedir
(Mütercim).
[5] Celalü'd-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi’l-Hadis Hadisler
ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 62-63.
[6] 72 numaralı hadiste olduğu gibi
[7] Tevbe-100.
[8] Celalü'd-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi’l-Hadis Hadisler
ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 63-64.
[9] Celalü'd-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi’l-Hadis Hadisler
ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 65-66.
[10] Birinci nüshadan alınmıştır.
[11] Birinci nüshadan alınmıştır.
[12] Birinci nüshadan alınmıştır
[13] Şeyhu'l-İslam
Şihabü'd-Din Ebu'1-Fadl Ahmed
b. Ali b. Muhammed b. Ali b. Mahmud b. Ahmed
el-Kinanî el-Askalanî, (h. 773/852), Tabakatu 1-Huffaz, s. 548
[14] Birinci nüshadan alınmıştır.
[15] Birinci nüshada bu yoktur.
[16] Celalü'd-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi’l-Hadis Hadisler
ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 67-68.
[17] Îmamü'i-Allame Şeyhu'l-îslanı Hafız, Fakih
Sıracü'd-Din Ebu Hafs Ömer b. Ruslan b. Salih b. Şihab Abdulhalik b. Muhanımed
b. Müsafir el-Kinanî eş-Şafiî, (h. 724/805).
[18] İleride açıklama yapılacaktır
[19] İmam, Fakih, Hafız, Muhaddis, Allame, Müctehid,
Şeyhu'l-İslam Takıyyuddin Ebu'1-Feth Muhammed İbn Ali b. Vehb b. Muti'
el-Kuşeyrî el-Menfelutî (h. 625/702), Tabakatü'l-Huffaz, s. 513.
[20] Birinci nüshada bu kelime yoktur.
[21] Her iki nüshada da bu kelime yok.
[22] Ahkamü'I-Ahkam Şerh-u Umdeti'l-Ahkam isimli esere
bakınız.
[23] Bu kelime her iki nüshada da yoktur
[24] Birinci nüshada
a kelimesi şeklindedir ki, bu
yanlıştır.
[25] Her iki nüshada metin başında geçen lafzı yoktur.
[26] Ahkamü'I-Ahkam, 1/10. Bazı tasarruflarla nakilde
bulunulmuştur.
[27] Müslim'deki Ömer b. Hattab'dan gelen hadisin bir kısmı
şöyledir: Ömer (r.a.) dedi ki:" Bir gün biz Rasıılullah'ın yanındayken
saçları
[28] siyah, elbiseleri beyaz bir adam çıkageldi..." Bu
hadisin sebebi-Allah daha iyi bilir ya- aynı hadisin sonundaki Rasululla'ın şu
ifadesidir: "O, size dininizi öğretmeye gelen Cebrail'di." Müslim,
Sahih, Kitabu'l-İman, 1/129.
[29] Ebu Davut, İbn Mace, Tirmizî ve Ahmed b. Hanbel ile
Danmî, Taharet bahsinde bu hadisi nakletmişlerdir
[30] Ahmed, Müsned, 1/281,
Tirmizî,
Ebvabü't-Tefsir, 4/370. Lafız, Tirmizî'ye aittir. Tirmizî Ebu Saidi'l-Hudrî'nin
şöyle dediğini anlatır: "Kıyamet gününde adem oğullarının efendisi,
övünmeksizin benim. Hamd sancağı, övünmeksizin benim elimdedir. Gerek Adem ve
gerekse başkası, her peygamber, o gün behemahal benim sancağımın altında
olacaktır. Toprağı yarılacak (mahşere kalkacak) olan ilk insan da övünmeksizin
benim."
Buyurdu
ki: "Sonra insanlar (mahşer halkı) üç büyük korku geçireceklerdir. Adem'e
gelerek, "Sen, bizim atamız Adem'sin. Rabbinin katında bize şefaat
et" derler. Adem:
"Ben
bir günah işledim ki onun yüzünden yer yezüne. indirildim; ama siz, Nuh'a
gidiniz" der. Nuh'a gelirler.. Nuh: "Ben, dünya halkına ağır bir
beddua ettim ve bu yüzden kırıldılar; ama siz İbrahim'e gidiniz" der.
İbrahim'e gelirler. İbrahim şöyle der:
"Ben
üç yalan bunun üzerine, Rasulullah (s.a.v.), "bunlardan hiçbir yalan
yoktur ki İbrahim onunla Allah'ın Dini'ni savunmamış olsun" buyurdu-
söyledim. Ama siz Musa'ya gidiniz," Sonra Musa'ya gelirler. Musa:
"Ben bir adam öldürdüm; ama İsa'ya gidebilirsiniz" der. Sonra İsa'ya
gelirler ve İsa da:
"Allah'tan
başka, bana ibadet edildi; ama siz, Muhammed (s.a.v.)'e gidiniz" der.
Rasul-i Ekrem buyurdu ki: "Bunun üzerine bana gelecekler ve ben onlarla
beraber kalkıp gideceğim." Tirmizî, bu hadis için "hasendir"
dedi
[31] İkinci nüshada "Necid" kelimesi yerine
"Tecid" yazılmıştır. Birinci nüshada ise "nun" yerine
"ta", "cim" yerine "ha" yazılarak
"Tahaddî" şeklindedir. Hadisi, Buharî, Kitabu'l-Hiyel, Babu'z-Zekat
ve Kitabu'l-Iman, Babu'z-Zekat'ta, Müslim de Kitabu'l-İman'da, Ebu Davut,
[32] Buharî, Kitabu'1-Ezan, Bab-u İltifat-i fi's-Salah,
1/192.
[33] Her iki nüshada da İ^^J yerine 3_^jj şeklinde
"kaf'la yazılmıştır.
Hadisin
bulunduğu kaynaklar: Buharî, Kitabu'1-Hayz, Bab-u Gusli'l-Mehid, 1/86, Müslim,
60, Hayz, 1/628, Hz. Aişe'den rivayet edildiğine göre Ensar'dan bir kadın Hz.
Peygamber'e: "Hayızdan nasıl yıkanayım?" diye sordu. Peygamber de:
"Miske bulanmış bir yün veya pamuk parçası al da uzuvlarını üçer defa
yıkayarak temizlen" buyurdu. Ondan sonra Peygamber utandı da yüzünü
çevirdi.
Yahut
da Peygamber: "Bu parça ile temizlen" buyurdu. Bunun üzerine ben o
kadını tutup, kendime doğru çektim de Peygamber'in anlatmak istediği şeyi ona
haber verdim.
(el-Fırsatü),
"fa" harfinin kesresi ile okunur. Yünden veya pamuktan bir parça bez
parçasıdır. Daha geniş malumat için İbnü'l-Esir'in en-Nihaye fi Garibi'l-Hadis,
3/193'e bakılabilir.
[34] Buharî, Hayz-u Bab-ı Gasl-ı demi'l-Mehid, 1/84.
Esma
binti Ebibekr'den haber verilmiştir: "Bir kadın Rasulullah (s.a.v.)'tan
sorup; "Ey Allah'ın Rasulü, birimiz elbisesine hayızdan kan isabet ederse
nasıl yapsın, buyurursun?" dedi. Rasulullah (s.a.v.): "Birinizin
elbisesine hayızdan bir kan bulaşırsa, onu parmaklarıyla yahut tırnaklarıyla
kazısın, sonra azar azar üzerine su döküp yıkasın, ondan sonra o elbise içinde
namaz kılsın" buyurdu
[35] Kitabu's-Salat'ta tahric etmiştir. Hadis mealen
şöyledir: "Talha b. Ubeydullah'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
"Necidliler'den,
saçları dağınık bir adam Rasulullah'a geldi. Sesinin fısıltısı duyuluyor, fakat
iyice yaklaşmadıkça dediği anlaşılmıyordu. Yaklaşınca bir de ne görelim;
Rasulullah'a fslam'ın farzlarından soruyor. Rasulullah (s.a.v.): "Gece ve
gündüz beş vakit namaz sana farzdır" buyurdu.
Adam:
"Bana onlardan başkası yok mu?" diye sordu. Rasulullah(s.a.v.):
"Hayır, ama nafile kılarsan müstesna" cevabını verdi. Hz. Peygamber,
Ramazan Ayı'nin orucunu söyledi. Adam yine, "bundan başkası yok mu?"
diye sordu. Rasulullah (s.a.v.): "Nafile tutmandan başka yok"
buyurdu. Hz. Peygamber bundan sonra zekatı zikretti. Adam: "Bana ondan
başkası yok mu?" diye sordu. Hz. Peygamber: "Hayır, fakat sadaka
vermen müstesna" buyurdu.Bunun üzerine bu adam: "Vallahi ne bunu
artırırım ne eksiltirim" diyerek dönüp gitti. Rasulullah (s.a.v.)
arkasından: "Eğer doğru söylüyorsa kurtuldu" buyurdu.
[36] Müslim, İman, Babu'dua, -1/168, Ebu Hureyre'den
rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v.)'a, "amellerin hangisi daha
faziletlidir?" diye soruldu. O da buyurdu ki,
"Allah'a
imandır." "Sonra hangisi?" diye soruldu. "Allah yolunda cihad
etmektir" diye buyurdu. "Ondan sonra hangisidir?" diye soruldu.
"Kabul edilmiş haccdır" diye buyurdu
[37] Müslim, İman, Babu'dua, -1/168, Ebu Hureyre'den
rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v.)'a, "amellerin hangisi daha
faziletlidir?" diye soruldu. O da buyurdu ki,
"Allah'a
imandır." "Sonra hangisi?" diye soruldu. "Allah yolunda
cihad etmektir" diye buyurdu. "Ondan sonra hangisidir?" diye
soruldu. "Kabul edilmiş haccdır" diye buyurdu
[38] Müslim,
îman Babu'l-Kebair. Amr b.
Şurahbil'den rivayet edildiğine
göre bir adam Rasulullah'a sordu ki, "Allah indinde en büyük günah
hangisidir?" O da cevaben buyurdu ki: "Seni yarattığı halde Allah'a
ortak koşmandir." "Sonra hangi günah büyüktür?" diye sordu. Rasulullah
buyurdu ki: "Senden
yemek yer korkusuyla çocuğunu
öldürmendir." "Sonra hangisidir" diye sordu. Rasulullah cevaben:
"Komşunun hanımıyla zina etmendir' diye buyurdu.
[39] Hadisin kaynağı, tahkik bahsinde gösterilecektir.
[40] Mehasinü'l-Istılah, s. 632-633.
[41] Mehasinü'l-Istılah, s. 648. Bu kitapta birçok hadis ve
sebebini bulmak mümkündür.
[42] Ömer b. Ali b. Ahmed b. Muhammed b. Abdullah es-Sırac
el-Ensarî el-Mısrî eş-Şafiî, (h. 723/804), eş-Şevkanî, el-Bedrii't-Talî, 1/510.
[43] Abdulaziz b. Abdusselam b. el-Kasım b. Muhammed .....
ed-
Dimeşkî
(h. 578/660), İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, 13/235, Sübkî,
Tabakatü'ş-Şafiiyyetü11-Kübra, 8/209.
[44] Ali b. Davud b. Attar ed-Dımeşkî Alau'd-Din
Ebu'l-Hasan b. Attar. Nevevî'nin talebesidir, (h. 654/724), İbn Hacer,
ed-Dürerü'l-Kamine, 3/74, Tabakatü'ş-Şafiiyye, 10/130, el-Bidaye ve'n-Nihaye,
14/117.
[45] Abdurrahman b. Ali" b. Muhammed b. Ali b.
Abdullah b. Hammadî b. Ahmed b. Muhammed b. Cafer el-Cevzî b. Abdullah b. Kasım
b. Nadr b. Kasım b. Muhammed b. Abdullah b. Abdurrahman İbnü'J-Kasim b.
Muhammed b. Ebibekr es-Sıddık, (h. 510/597), el-Bidaye ve'n-Nihaye^ 3 3/28,
Münzirî, ve't-Tekmile li Vefatayi'n-Nakle, 2/291.
[46] Abdü'1-Ğanî b. Said b. Ali b. Bişr b. Mervan b.
Abdulaziz el-Mısrî. Kendisi Hadis ve fenlerinde alim ve Hafız'dır. Birçok
eserleri vardır, (h. 332/409), Tabakatü'l-Huffaz, s. 43 1,
el-Bidaye ve'n-Nihaye, 12/7-8.
[47] Celalü'd-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi’l-Hadis Hadisler
ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 69-74.