53- Hadis[1]: Hakim Müstedrek'inde, Mehamilî İsbehanî'den yazdığı
Emali'sinde, Deylemî de aynı tarikle Enes'in şöyle dediğini rivayet
etmişlerdir: "Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Yer yüzünde
Allah Teala'nın Öyle melekleri vardır ki, kişinin hayırdan ve serden içinde
bulunduğu durumu insanoğlunun diliyle konuşurlar."
54-Sebep: Hakim, (Sağlam olduğunu söyleyerek) ve Beyhakî,
Enes'in şöyle dediğini rivayet ederler: "Hz, Peygamber ve ehl-i beytiyle
oturuyorduk. Bir cenaze geçti. Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Bu cenaze
kimdir?" Dediler ki: "Allah ve Rasulü'nü seven, Allah'a itaatla amel
eden ve taat yolunda koşan falan adamın cenazesidir. Rasulullah buyurdu ki:
" ('-ı.f?j'C'.'>j~c.'.*>j) vacib oldu, vacib oldu, vacib oldu."
Biraz sonra başka bir
cenaze daha geçti. Dediler ki: "Bu da Allah ve Rasulü'ne buğz eden,
Allah'a isyanla amel eden ve o isyan yolunda koşan falan adamın cenazesidir." Bunun
üzerine Hz. peygamber (yine üç kere), "vacib oldu, vacib oldu,
vacib oldu" diye buyurdu.
Dediler ki: "Ey
Allah'ın Rasulü! Hayırla yad edilen ilk cenaze hakkında da vacib oldu diye üç
defa söyledin; kötülüğü yad edilen ikinci cenaze hakkında da aynen üç defa
vacib oldu dedin. Bu nasıh olur?"
Buyurdu ki: "Evet
ey Ebubekr, Allah'ın yer yüzünde öyle melekleri vardır ki, kişinin hayırdan ve
serden, içinde bulunduğu durumu, insanoğlunun lisanıyla söylerler."
(Cennet ve cehennemlik olduğunu haber verirler.)"
55- Hadis[2]: Ebu Davud, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Ölünün kemiğini kırmak, diri iken
kemiğinin kırılması gibidir."
56-. Sebep: Bu hadis İbn Müni1 hadisinin bir kısmıdır. O, Mihriz
b. Avf tan, o da Kasım b. Muhammed'den, o da Abdullah b. Ukayl'dan, Cabir'in
şöyle dediğini rivayet eder: "Rasululah'la birlikte bir cenazeye gittik.
Kabir henüz açılmamıştı. Rasulullah (s.a.v.), kabrin kenarına oturdu. Biz de
O'nunla beraber oturduk. Kabir kazan, (kabiden) baldır veya pazu kemiği(ne
benzer bir kemik) çıkardı ve onu kırmaya başladı. Bunun üzerine Rasulullah
(s.a.v.) buyurdu ki: "Onu kırma! Senin, onun ölüsünü kırman, dirisin
kırman gibidir. Lakin sen onu kabrin bir köşesine saklayarak yerleştir."
57- Hadis[3]: Tirmizî ve İbn Mace, Ebu Katade'den,
Rasululİah(s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Sizden
biriniz, kardeşinin tekfin ve teçhiz işini üzerine alırsa, onun tekfin
(kefenleme) ve teçhiz işini güzel yapsın."
58-Sebep: Ahmed ve Müslim, Cabir'in Rasulullah'tan şöyle haber
verdiğini rivayet ederler: "Rasulullah (s.a.v.) bir gün hutbe' okudu ve bu
hutbesinde Ashab'ından bir adamın vefat ederek yetersiz bir kefene sarıldığını,
geceleyin kabre konulduğunu anlatmış ve bir kimsenin namazı kılınmadan
geceleyin kabre konulmasını yasaklamış, ancak insanın buna mecbur kalmasını
müstesna kılmış ve "Biriniz, din kardeşini kefenlediği zaman kefenini
güzel yapsın" diye buyurmuştur.
59- Hadis[4]: Ebu Davud, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mace, fbn Abbas'tan
rivayet ederek, Rasulullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu bildirmişlerdir:
"Lahd (usulü) bizedir. Şakk (usulü) başakâlannadır.
60- Sebep: Ahmed b. Hanbel, Cerir b. Abdullah'ın şöyle dediğini
rivayet eder: "Rasuhıllah'lâ birlikte yola koyulduk. Medine dışına çıkınca
binek üzerindeki bir adamın bize doğru geldiğini gördük. Bunun üzerine
Rasulullah, "sanki bu adam size doğru geliyor" diye buyurdu. Adam
bize ulaşınca selam verdi. Biz de selamını aldık. Sonra Rasulullah ona,
"nereden geliyorsun?" diye sordu. O da "ailemin, çocuklarımın ve
kabilemin yanından geliyorum" dedi.
Hz. Peygamber buyurdu
ki: "Ne istiyorsun?" O da "Allah Rasulü'nü" diye cevap
verdi. Rasulullah (s.a.v.), "iyi isabet ettin" buyurdu.
Adam (Rasulullah'a
rastladığını anlayınca), "Ey Allah'ın Rasulü, imanın ne olduğunu bana
öğret" dedi. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:
"îman, Allah'tan
başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmekle beraber,
namaz kılman, zekat vermen, Ramazan orucunu tutman ve Beyt'i
haccetmendir."
Adam, "(tamam),
bunları kabul ettim" dedi. Sonra adamın devesinin ayağı fare ağına takıldı
ve düştü. Deve düşünce adam da düştü ve vefat etti. Rasulullah (s.a.v.) buyurdu
ki:
"Adamı bana
getirin." Bunun üzerine Ammar b. Yasir ve Huzeyfe, adama doğru atıldılar
ve onu oturttular. Dediler ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Adam vefat
etmiş."
RasuluUah (s.$.v.) o
ikisinden yüzünü çevirdi. Sonra onlara buyurdu ki: "Sizden yüz çevirmemin
sebebini söyler misiniz? Ben, (ölen adamın) ağzına cennet meyvelerini koyan iki
melek gördüm ve anladım ki, adam aç olarak vefat etmiştir.
Bu adamın durumu,
Allah Teala'nın şu ayetine muhatap olan kimselerin durumu gibidir:
"İnananlar ve imanlarım bir haksızlıkla bulaştırmayanlar... İşte güven
onlarındır ve hidayeti bulan da onlardır." (Enam-82) Sonra buyurdu ki:
"Kardeşinize sahip çıkın." Biz de onu suyun yanına kadar taşıdık,
yıkadık, kefenledik ve kabre kadar taşıdık. Sonra Rasulullah geldi, kabrin
kenarına oturdu ve buyurdu ki: "Lahd yapınız, şakk yapmayınız. Lahd bizim,
şakk başkalarımndır."
61-Hadis:[5] Ahmed b.
Hanbel, Ömer b. Hazm'ın, Rasulullah (s.a.v.)'tan şunu
işittiğini rivayet eder: "Kabirler üzerine oturmayınız."
62- Sebep[6]: Ahmed b.
Hanbel, Ömer b. Hazm'dan, Rasulullah (s.a.v.)'ın şöyle
buyurduğunu rivayet eder: Dedi ki: "Rasulullah benîm bir kabir üzerinde
oturduğumu gördü ve buyurdu ki: "Kabir sahibine eziyet etme."
63- Hadis[7]: Müslim, Enes'ten şöyle rivayet etmiştir: 'Rasulullah
(s.a.v.) buyurdu ki: "Eğer
defnetmemeniz endişesi (olmasaydı, size kabir azabından bir şeyler işittirmesi
için Allah'a dua ederdim."
64-Sebep[8]: Ahrried b. Hanbel, Enes'ten şöyle rivayet eder: )edi
ki: "Rasulullah (s.a.v.), Medine'de Neccar Oğulları'na ait duvarla -evrili
bahçelerden bir bahçeye girdi. O sırada kabirden gelen bir ses İşitti ve
buyurdu ki:
"Bu adam ne zaman
defnedildi?" Onlar da cahiliyye devrinde lefnedildiğini söylediler.
Rasulullah buna taaccub etti ve buyurdu ki: |'Eğer defnetmemeniz endişesi
olmasaydı Allah'a size kabir azabını İşittirmesi için dua ederdim."
65- Ahmed,
,Cabir b. Abdullah'tan şöyle rivayet eder:
Rasulullah bir gün Benî Neccar'a ait bir hurma bahçesine girdi ve cahiîiyye devrinde ölmüş Neccar Oğullan'ndan bir takım kimselerin seslerini işitti. Bunlar kabirlerinde azab görüyorlardı. Rasulullah (s.a.v.) korkarak çıktı ve Ashabı'na kabir azabından korunmalarını emir buyurdu." [9]
[1] Hakim, Müstedrek, 1/377. Sebeb-21: Hakim, Müstedrek,
1/377. Beyhakî, es-Siinenü'1-Kübra, 4/75. Ayrıca şu kaynaklara bakılabilir:
Buharî,
Kitabu'I-Cenaiz, Bab-u Senai'n-Nasi ale'î-Meyyiti kısmında rivayet etmiştir.
Diğer kaynaklar ise, Müslim, Kitabu'I-Cenaiz, 2/641, îbn Mace, Kitabu'I-Cenaiz,
1/478, Tirmizî, Ebvabu'l-Cenaiz, 2/261, Nesâî, Kitabu'I-Cenaiz, 4/42 (yakın
lafızlarla).
[2] Ebu Davud, Kitabu'l-Cenaiz,Ahmed Müsned, 5/58,îbn
Mace, Kitabu'l-Cenaiz, 1/516.
[3] Tirmizî, Ebvabu't-Cenaiz, 2/232,ibn Mace
Kitabu'l-Cenaiz, 1/473,Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/372.Ahmed, Müsned,
3/295,Müslim, Kitabu'l-Cenaiz, 2/607,Ebu Davud, Kitabu'l-Cenaiz, 2/176,Nesâî,
Kitabu'l-Cenaiz, 4/28,Hafeim, Müstedrek, 1/369.
[4] Hadisin kaynaklan:Ebu Davud, Kitabu'l-Cenaiz,
2/190,Tirmizî, Kitabu'l-Cenaiz, 2/254,Nesâî, Kitabu'l-Cenaiz, 4/66,İbn Mace,
Cenaiz, 1/496,Ahmed, Müsned, 4/463.
1
Şakk, kahirin kıble ve arka tarafında 30-40 cm. duvar yaparak, ölüyü onun
arasına koyup üstünü örtmek şeklindedir. Geniş malumat için, bkz. İbn Mace
tere. c. 4 s. 257 (Müt. Haydar HATİBOGLU)
[5] HadiS'25; gu hadisi Suyutî, Ahmed b. Hanbel'den alarak
buraya kaydettiğini söylemişse de hadis, Ahmed b. Hanbel'den bu tarikle
gelmemiştir Bu rivayet Nesâî'nin, Kitabu'l-Cenaiz bölümündedir, (4/78). Ayrıca
başka tariklerle Ahmed b. Hanbeî de rivayet etmiştir. Bakınız, Müsned, 2/311, 389,
444, 528,
Müslim,
Kitabu'l-Cenaiz, 2/632, Ebu Davud, Kitabu'l-Cenaiz, 2/194, îbn Mace,
Kitabu'l-Cenaiz,, 1/499.
[6] Ebu Hureyre'den gelen bir hadis-i şerifte
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Kim bir kabir üzerine oturur,__büyük ve
küçük abdestini yaparsa, sanki ateş parçası üzerine oturmuş gibi olur. Ibn
Hacer, Fethuî-Barî'de bu hadisin sahih olduğunu söylemiştir, 3/177.
Normal
olarak kabir üzerine oturmak ise mekruhtur.
Bu
konu ile ilgili geniş malumat için bakınız:
Malik,
Muvatta, Kitabu'l-Cenaiz,
İbn
Mace, Kitabu'l-Cenaiz, 1/499
Tahavî,
Meani'I-Asar, 1/515,
İbn
Teymiye, el-Münteka, 2/104, Buharı, Sahih, 3/126, Kitabu'l-Cenaiz, 3/178
[7] Müslim, Kitabu'l-Cennet, 5/721,
Ahmed,
Müsned, 3/176, 273.
[8] tek hadisin kaynaklan:Ahmed, 3/103,Müslim, yakın
lafızlarla bu hadisi rivayet eder.
Ahmed,
Müsned, 3/111, 114, 153, 175, 201, 284,Nesâî, Kitabu'l-Cenaiz, 4/83, İkinci
hadis, lafız Ahmed b. Hanbel'e aittir, 3/295.
[9] Celalü'd-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi’l-Hadis Hadisler
ve Sebepleri, İhtar Yayıncılı:: 109-113.