Son Şahitler
4.Cild s. 493
ABDÜLKADİR
AKÇİÇEK
Onun
ardından
fani cesedi toprağa verdi. Kalblere aşıladığı iman kuvvetiye baş başa kaldı. İşte herşeyiyle devrini dolduran büyük insan.
geçti. Yılmadı, usanmadı. Tek başına dağlardan geçti. Her şeye sonsuz bir iştiyak duydu. Tabiatı gördü, onda tevhid mühürlerini okudu, manzarasına hayran oldu. Kuşları gördü, hal dili ile onlarla söyleşti. Yapraklara, ağaçlara baktı, onlarda Allah'ın binlerce hikmetini, sırrını sezdi. Yerdeki karıncalara baktı, yediği yemeğin tanesini onlara tahsis etti. Mağaralarda çileler çekti. Vatan ve milletin aşkıyla yandı, tutuştu. Cihan Harbinde gönüllü alay kumandanı olarak cephede bir kahraman gibi çarpıştı. Rus ordularına esir oldu, onlara boyun eğmedi. Türk gücünü, İslâm şehametini onlara gösterdi. En büyük kumandanların dahi önünden kalkmadı. Ve nihayet birkaç yıl sonra memleketine döndü. Memleketinde bulunduğu müddet içinde hapisler, sürgünler, zindanlarda hayat sürdü. Her gittiği hapisten çıktı. Her verildiği mahkemeden beraat etti. Bunların hiç biri onu yıldırmadı. İnandığı Allah ve Peygamber yolunda onu geri çevirmedi. 'Beşikten mezara kadar ilim öğrenin' diyen Allah Resulünün yolundan ayrılmadı. Gayesi, insanları, bilhassa gençliğin komünizm şerrinden kurtarmak, kalblerine iman aşılamak, Allah, Peygamber, ana, baba ve vatan sevgisini yerleştirmekti. Her güçlüğe rağmen, dâvâsını yılmadan gerçekleştirmek için o büyük insan böyle çalıştı.