1)
Rasulullah (s.a.s.)'in peygamber olarak gönderilmesi. Sehl İbn Sa'd (r.a.)
anlatıyor:
Rasulullah (s.a.s.)
iki parmağını (şehadet parmağı ile orta parmağını) uzatıp işaret ederek:
"Kıyamet günü ile
ben, şu iki gibi ba's olundum (gönderildim).[1]
2) İlmin
kalkıp cehaletin artması, şarabın içilmesi ve zinanın açıktan yapılması.
Enes (r.a) şöyle
demiştir:
Ben size, Rasulullah
(s.a.s.)'den işittiğim öyle bir hadis söyleyeceğim ki, benden sonra onu size
hiçbir kimse söylemeyecektir.
Ben, Rasulullah
(s.a.s.)'den işittim, şöyle buyurdu:
"(Şunlar
olmadıkça) saat ayağa kalkmaz." Yahud da Rasulullah şöyle buyurdu:
"İlmin
kaldırılması, cahilliğin meydana çıkıp kökleşmesi, şarabın içilmesi, zinanın
aşikâre olup çoğalması, erkeklerin azalıp kadınların çoğalması, kıyamet
alâmet-lerindendir. Kadınlar, o kadar çoğalacak ki, elli kadın için bir kayyım
(yani işlerini görücü) olacaktır.[2]
3) İnsan
öldürme olayının artması ve zamanın bereketinin kaldırılması.
Ebu Hüreyre (r.a.)dan:
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"(Kıyametin
yaklaşması alâmetleri şunlardır): Zaman birimleri birbirine yakın olur (yıllar
ay, aylar gün, günler saat gibi hızla geçer.) Allah'a kulluk ve hayır amelleri
eksilir, kalblere şiddetli cimrilik atılıp yerleştirilir, bir çok fitneler
meydana gelir ve herc-u merc çoğalır."
Sahabîler:
Ya Rasulullah o here
nedir? diye sordular.
Rasulullah da, iki
kerre:
Öldürme,
öldürme!" buyurdu [3]
Enes b. Malik
(r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Zamanın bereketi
azalıp sene ay kadar, ay hafta kadar, hafta gün kadar, gün saat kadar ve saat
da, ateşte kuru ot(un yanması) kadar olmadan kıyamet kopmayacaktır.[4]
4) Yüksek
binaların yapılması. Emirü'l-Mü'minin
imam Ömer İbnü'l-Hattab (r.a.)'dan.
(Cibril):
O hâlde bana, onun
(kıyametin) alâmetlerinden haber ver bari, dedi.
Rasulullah (s.a.s.):
"Cariyenin kendi
sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina
yapmakta birbiriyle yarış ettiklerini görmendir" buyurdu.[5]
5) Dâvaları
bir olan iki orduun birbiriyle savaşması.
Ebu Hüreyre
(r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu;
"İki büyük ordu
birbiriyle harb etmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Bu iki camianın ikisi de, bir
iddiada oldukları halde aralarında büyük bir harb olacaktır.[6]
Huzeyfe b. el-Yemen
(r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Siz, imamınızı
(devlet başkanınızı) öldürmedikçe, kılıçlarınızla birbirinizle çarpışmadıkça
(yani aranızda iç savaş olmadıkça) ve dünyanıza (hükümdarlığınıza, mallarınıza)
şerr olanlarınız (zorla el koymakla) mirasçı olmadıkça kıyamet kopmayacaktır.[7]
Ebu Musa el-Eş'arî
(r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Sizin önümüzde
şübhesiz öyle günler vardır ki, cehalet o günlerde iner, ilim o günlerde
kaldırılır ve here o günlerde çoğalır." Sahabîler: -Ya Râsulullah, here
nedir? diye sordular. O (s.a.s.):
"Katildir (insan
öldürmektir)" buyurdu.[8]
6) Her biri,
kendisini Allah'ın peygamberi olduğunu söyleyen otuza yakın yalancı Deccal'ın
ortaya çıkması.
Ebu Hüreyre
(r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Otuza yakın
yalancı mel'un Decaller türemedikçe kıyamet kopmayacaktır. Bu Deccallerin
hepsi:
Ben, Allah'ın Rasulüyüm,
iddiasında bulunacaktır.[9]
7) Dünya
malının bollaşması.
Ebu Hüreyre
(r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
Aranızda mal çoğalıp
sel gibi akmadıkça, hatta mal o derece çoğalacak ki, mal sahibi malının
zekatını kim kabul eder diye endişelenecek, hatta mal sahibi bazı kişilere
zekat vermek isteyecek, fakat zekat arzettiği kimse:
Benim zekata ihtiyacım
yok, diyecektir.
İşte bunlar olmadıkça
kıyamet kopmayacaktır.[10]
8) Emanetin
zayi edilmesi.
Ebu Hüreyre (r.a)
anlatıyor:
Meclisin birinde,
Rasulullah (s.a.s.)'in huzurunda söz söylerken ansızın bir Bedevi gelip:
Kıyamet ne zamandır?
diye sordu.
Rasulullah (s.a.s.)
konuşmasına devam etti. Oradakilerden kimi:
Bedevinin ne dediğini
işitti, amma sualinden hoşlanmadı, dedi.
Kimi de:
Belki işitmedi, diye
hükmetti.
Nihayet Rasullah,
sözünü bitirince:
"O, kıyameti
soran nerede?" diye yani bunun gibi bir lafızla sual etti.
Bedevi:
İşte ben, ya Rasullah,
dedi.
Bunun üzerine
Rasulullah:
Emanet zayi edildiği
vakit, kıyameti bekle!" buyurdu.
Yine Bedevi:
Emaneti zayi etmek
nasıl olur? diye tekrar sorunca,
Rasulullah (s.a.s.):
İş, ehli olmayana
yöneltip dayandırıldığı zaman kıyameti beklem!" buyurdu.[11]
Huzeyfe (r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
bize, emanetin geri kaldırılmasını da haber verip şöyel buyurdu:
(Fıtrî ve kesbî
duyguların sahibi olun) bilgili kişi, bir uyku uyur. O, uyurken emanet,
kalbinden silinip alınır da
emanetin eseri (izi,
yeri), rengi uçuk bir nokta halinde yanık yeri gibi kalır. Sonar o bilgin kişi,
bir uyku daha uyurken, emanetin (geri kalan kısmı da) alınır. Bunun eseri ve
yeri de, başta sallayan bir işçinin avucundaki kabarcık gibi kalır (bir zaman
sonra o da söner gider.) Şu halde (o mübarek) emanet, senin ayağına düşürdüğün
bir ateş parçasının düştüğü yeri şişirip senin onu, bir kabarcık şeklinde
görmen gibidir. Halbuki bu kabarcıkta (bedenin hayatı üzerinde te'sirli) bir
şey yoktur (bir zaman sonra söner gider.)
Şu vaziyette, halk,
birbiriyle alış-veriş etmekte ve medenî münasebette bulunmak için (müşkil bir
günün) şahabına erişmiş bulunur. Hiç bir kimse, emaneti edâ etmek imkânını
bulamaz.
Şöyle ki:
Bazan:
Fulanoğlulları içinde
emin bir kimse vardır (emaneti ona verelim) denilir.
Bazan birisinin
lehine:
O, ne akıllıdır, ne
tedbirlidir, o ne zerafetli zattır, o ne kahramandır, diye şehadet olunur.
Halbuki hakkında
propaganda yapılan şahsın kalbinde hardal danesi kadar imandan bir eser yoktur.[12]
9)
Mü'minlerin Yahudilerle savaşı.
Ebu Hüreyre
(r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Müslümanlarla
yahudiler savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır.
Müslümanlar, onları öldürecekler.
Hatta
Yahudi, taşın ve
ağacın arkasına saklanacak.
Taş vçağaç da:
Ey müslüman, ey
Allah'ın kulu, şu arkamdaki Yahudidir. Hemen gel de onu öldür, diyecektir.
Yalnız Garkad
müstesna! Çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.[13]
10) Fırat
nehrinde altın dağ çıkması. Ebu Hüreyre (r.a.)'dan. Rasulullah (s.a.s.) şöyle
buyurdu:
"Fırat nehri,
altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar, onun için
savaşacak ve her yüz kişiden doksandokuzu öldürülecek.
Onlardan her adam:
Keşke kurtulan ben
olsaydım, diyecektir.[14]
Ebu Hüreyre
(r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Fırat (nehrinin
suyu çekilerek) kıymetli altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her
kim, o zaman orada hazır bulunursa, ondan bir şey almasın.[15]
11)
Belâlardan dolayı ölüm temenni etmek. Ebu Hüreyre (r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Hayattaki bir
kişi, kabirdeki bir adamın yanından geçerken:
Keşke şu Ölünün
yerinde ben olsaydım, diye temenni etmedikçe kıyamet kopmaz.[16]
12) İrtidad edilip
tekrar putlara tapmılması.
Ebu Hüreyre
(r.a.)'dan.
Rasuhıllah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Devs kabilesi
kadınlarının kıçları (tekrar) Zu'1-Halasa puthanesinin etrafında (tavaf ederek)
çalkalanmadıkça kıyamet kopmaz."
Zu'1-Halasa, Devs
kabilesinin cahiliyye devrinde ibadet edegeldikleri bir puttur.[17]
Ümmü'l-Mü'minin Aişe
(r.anha)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Lât ve Uzza'ya
tapılmadıkça, gece ile gündüz bitmeyecektir."
Bunun üzerine ben:
Ya Rasulullah, ben
zannederdim ki, Allah:
"Müşrikler
istemese de o dini (İslâmı) bütün dinlere üstün kılmak için Rasulünü hidayetle
ve hak dinle gönderen O'dur.[18]
ayetini indirdiği vakit bu iş, tamam olmuştur, dedim. (Rasulullah s.a.s.):
"Şübhesiz ki
bundan, Allah'ın dilediği olacaktır. Sonra Allah, güzel bir rüzgar gönderecek
ve kalbinde hardal tanesi kadar iman olan herkesi öldürecek, yalnız hayırsız
olanlar kalacaktır. Bunlar da, babalarının dinlerine döneceklerdir"
buyurdu.[19]
Sevban (r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Ümmetimden bazı
aşiretler, müşriklere iltihak edip putlara tapmadıkça kıyamet kopmayacaktır.
Aynı zamanda ümmetimde otuz yalancı belirecek ve her biri peygamber olduğunu
iddia edecektir. Oysa ben, peygamberlerin sonucusuyum, benden sonra peygamber
yoktur.[20]
Ebu Hüreyre
(r.a.)'dan.
Rasuîullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
"Karanlık
gecelerin parçalan gibi karışıklıklardan önce amellere koşunuz! Kişi, mü'min
olarak sabahlayıp kâfir olarak akşamlayacak ve mü'min olarak akşamlayıp kâfir
olarak sabahlayacaktır. Onlardan biri, dünyanın değersiz bir metal mukabilinde
dinini satacaktır.[21]
Hasan el-Basrî
(rh.a)'den rivayet edilmiştir:
Bu, "Kişi, mü'min
olarak sabahlayıp kâfir olarak akşamlar ve mü'min olarak akşamlayıp kâfir
olarak sabahlar" hadisi hakkında şöyle derdi:
Yani, kardeşinin
kanını, ırzını ve malını haram kılarak sabahlayıp mubah kılarak akşamlar ve
(din) kardeşinin kanını, malım ve ırzını haram kılarak akşamlayıp, mubah
kılarak sabahlar.[22]
Eres (r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)
şöyle buyurdu:
Yeryüzünde, 'Alİah
Alİah' deyilmeyinceye kadar kıyamet kopmayacaktır.[23]
Fitneler konusunda şu
iki hadisi de hatırlatmakta fayda vardır:
Ez-Zübeyr b. Adiyy
şöyle demiş:
Enes b. Malik (r.a.)'ın
yanma girdik ve Haccac ( zalim)den çektiklerimizden O'na yakındık. Bunun
üzerine şöyle dedi:
Hiç bir yıl yoktur ki,
kendisinden sonra gelen, ondan daha beter olmasın. Tâ Rabbinize kavuşuncaya kadar!"
Bunu, Peygamberiniz
(s.a.s.)'den işittim. [24]
Muaviye (r.a.)'dan.
Belâ ve fitneden başka
dünyanın hiç bir şeyi kalmadı.[25]
[1] Sahih-i Buhârî, Kitabu'r-Rikak, B.39, Hds. 90-92.
Kitabu't-Tefsir, 79-ve'n-Naziat Sûresi, Hds.457. Sahih-i Müslim,
Kitabu'l-Fiten, B.27. Hds. 132-135. Kitabu'i-Cuma, B.13, Hds. 43-45. Sünen-İ
İbn Mace, Mukaddime, B.7, Hds.45. Kitabu'l-Fiten, B.25, Hds.4040.
Sünen-i Neseî, Kitabu Salati'l-lydeyn, B.22, Hds. 1578. Sünen-i Tirmizî,
Kitabu'l-Fiten, B.32, Hds.2310-2311. Sünen-i Dârimî, Kitabu'r-Rikak, B.46,
Hds.2762. Ahmed İbn Hanbel, Kitabu'z-Zühd, el, sh.47, Hds. 135. Abdullah
İbnü'l-Mübarek, Kitabu'z-Zühd, sh.341, Hds. 1592. İmam-ı Suyutî, Mütevatir
Hadisler, sh. 182-183, Hds. 113.
[2] Sahih-i Buharı, Kitabu'l-Muharribîn, B.5. Hds.7.
Kitabu'l-İlm, B.22, Hds.22-23.
Sahih-i Müslim. Kitabu'l-İlm, B.5, Hds.9. Sünen-i Tirmizî,
Kitabu'l-Fiten, B.30, Hds. 2301. Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l-Fiten, B.25,
Hds.4045.
[3] Sahih-i Buhâri, Kitabu'l-Fiten, B.5, Hds. 12-15.
Kitabu'l-İlm, B.25, Hds.27.
Sahih-i Müslim, Kitabul-İlm, B.5, Hds. 10-11. Sünen-i Tirmizî,
Kitabu'l-Fiten, B.28, Hds.2296. Sünen-i İbn Mace, Kitabul-Fiten, B.25,
Hds.4047-4052. Sünen-i Ebu Dauud, Kitabu'l-Fiten, B.l, Hds.4255.
[4] Sünen-i Tirmizî, Kitabu'z-Zühd, B.17, Hds.2434.
[5] Sahih-i Müslim, Kitabu'İ-İman, B.l, Hds.l. Sahih-i
Buhâri, Kitabu'1-İman, B.37, Hds.43. Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l-Fiten, B.25,
Hds.4044.
[6] Sahih-İ buharî, Kitabu'l-Fiten, B.26, Hds.65. Kitabu
İstitabet'i-1 Murtedin, B.7, Hds.17. Kitabu'l-Menakıb, B.25, Hds.112-113.
Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Fiten, B.4, Hds.17.
[7] Sünen-i ibn Mace, Kitabul-Fiten, B.25, Hds.4043.
Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Fiten, B.9, Hds.2261.
[8] Sünen-i İbn MaceTKİtabu'l-Fiten, B.27, Hds. 4051.
B.10,
Hds-3959.
Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Fiten, B.28, Hds.2296.
[9] Sahih-i Buhârî, Kitabu'l-Fiten, B.26, Hds.65.
Sahih-i Müslim,
Kitabu'l-Fiten, B.18, Hds.84,
Sünen-iTirmizî,
Kitabu'i-Fiten, B.36, Hds.2315.
Sünen-i Ebu Davud,
Kitabu'l-Melahim, B.16, Hds.4333-4334.
Kitabu'l-Fiten, B.l,
Hds.4252.
İmam-ı Azam Ebu Hanife, Müsned, sh.289, Hds.496/2.
[10] Sahih-i Buhârî, Kitabu'l-Fiten, B.26, Hds.65.
Kitabu'l-Zekat, B.9,
Hds.16-17.
Sahihi Müslim, Kitabu'z-Zekat, B.18, Hds.6Ö-61.
[11] Sahih-i Buhârî, Kitabu'1-İlm, B.2, Hds.l. Kitabu'r-Rikak,
B.35, Hds.83. Ayrıca bkz. Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.2,sh.361.
[12] Sahih-i Buharı, Kitab'r-Rikak, B.35, Hds.84.
Sahih-i Müslim, Kitabu'I-İman, B.64, Hds.230. Sünen-i İbn Mace,
Kitabu'l-Fiten, B.27, Hds.4053. Sünen-i Tirmbff, Kitabu'l-Rten, B.15, Hds.22İ5.
[13] Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Fiten, B.18, Hds.82,
Sahih-i Buhârî,
Kitabul-Cihad ve's-Sîyer,B.93,Hds. 136-137
Kitabu'l-Menakıb, B.25,
Hds.98.
Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Fiten, B.45, Hds.2337.
[14] Sahih-i Müslim, Kitabu't-Fiten, B.8, Hds.29 ve 32.
Sünen-i ibn Mace, Kitabu'l-Fiten, B.25, Hds.4046.
[15] Sahih-i Buhâri, Kitabu'l-Fiten. B.25, Hds.63. Sahih-i
Müslim, Kitabu'l-Fiten, B.8, Hds.30-31.
Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'l-Melahim, B.13,Hds.4313-4314 Sünen-i Tirmizî,
Kitabu Sıfatu'İ-Cenne,B.24, Hds.2694-2695.
[16] Sahih-i Buharı, Kitabu'l-Fiten, B.23, Hds.59. Sahih-i
Müslim, Kitabu'l-Fiten, B.18, Hds.53.
Not: imam Müslim
(rh.a.)in kaydettiği 54. Hadis'te şu ziyade vardır: "Halbuki bu sözü ona
söyleten din değil, ancak belâ olacaktır."
Sünen-i İbn Mace
Kitabu'l-Fiten, B.24, Hds.4037.
İmam Malik, Muvatta
Kitabu'l-Cenaiz, Hds.53.
İmam-ı Azam Ebu Hanife, Müsned, sh.291, Hds.497/3.
[17] Sahih-i Buhârî, Kitabu'l-Fiten, B.24, Hds.60. Sahih-i
Müslim, Kitabu'l-Fiten, B.17, Hds.51.
[18] Tevbe, 9/33. Saff, 61/9
[19] Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Fiten, B.17, Hds.52.
[20] Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Fiten, B.36, Hds.2316. İmam
Tirmizî (rh.a.): Bu Hadis, sahih'tir, demiştir.
[21] Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Fiten, B.27 Hds. 2291 ve
2293. Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'l-Fiten, B.2, Hds.4259. Sünen-i İbn Mace,
Kitabu'l-Fiten, B.9, Hds. 3954.
[22] Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Fiten, B.27, Hbr.2294.
[23] Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Fiten, B.30, Hds.2303.
[24] Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l-Fiten, B.30, Hds.2302. İmam
Tirmizî (rh.a.):
Bu hadis, hasen-sahih'tir, demiştir.
[25] Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l-Fiten, B.24, Hds.4035. Not:
"Mecmau'z-Zevaid" de şöyle denilmiştir: "Bunun senedi sahih
olup, ravîleri güvenilir zatlardır.