İki Millet Ve İki Merkez

 

Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem, Allah Teâlâ'dan vahiy yo­luyla almış olduğu emirleri, yine emir gereği gizli gizli tebliğ ediyordu. Merkezi kendi evleri olmak üzere oluşturduğu "İlk Tevhid Cemaatr de bu tebliğ faaliyetlerine katılmışlardı. Ra­sulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem üç yıl boyunca, İslâm'a daveti giz­lice yaptı. Beytullah'a, yani Kabe'ye gider, orada namaz kılar ve Allah Teâlâ'ya ibadette bulunurdu. Bu arada fazla dikkat çek­memeye gayrete ederdi. Tarihlerin kaydettiğine göre, üç senelik gizli davet sırasında çeşitli kabile ve sınıflardan 133 kişi müs-lüman olmuştu.[1]

Rasulullah'a Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem, Risaletten sonra ilk em­redilen şey namazdı. O'na namazı Hz. Cebrail Aleyhisseism tarif et­mişti. O da, sabah ve akşam iki rekat olmak üzere namaz kılıyordu.[2] Ashab da (Allah onlardan razı olsun), Rasulullah Sai-laiiahu Aleyhi ve sellem  tabi olup namaza devam ediyorlardı. Ön­celeri gizli gizli namaz kılınıyordu. Evlerin ücra köşelerinde veya uzak ve tenha vadilerde dinin direği olan namaz eda edi­liyordu.

Bir gün Hz. Sa'd Bin Ebi Vakkas Radiyaiiahu Anh ve bazı sa­habeler, Mekke vadilerinden birisine gidip namaz kılmışlardı. Olayı gören müşrikler, onlarla alay etmiş ve aralarında kavga çıkmıştı. Hz. Sa'd Bin Ebi Vakkas Radiyaliahu Anh, eline geçirdiği bir deve kemiğini müşriklerden birinin başına vurarak yaralamış ve kanını akıtmıştı. [3]

Müslümanlar, bu olaydan sonra ibadetlerini daha da giz­lemek zorunda kaldılar.

Mekke Şirk Devleti'nin kararıyla, bu devlete bağlı işkenceci polisler, iman edenlere şiddetli davranıyor, olmadık zulüm ve işkenceler yapıyorlardı. Mekke Şirk Devleti'nin "Danı'n-Nedve" adlı parlamentosunda müslümanları yok etmek için çeşitli ka­rarlar alıyorlardı. "Daru'n-Nedve" Kabe'nin yanında bulunuyor­du. Burada şirk devletinin her türlü işi konuşulup, tartışılıp ka­rara bağlanıyordu. Savaşa, barışa, ticarete ve diğer sosyal me­selelere burada karar veriliyor, netice burada ilan ediliyordu. [4] Hatta hicretten önce Rasulullah Sailaiiahu Aleyhi veSeiiemi öldürmek planı da burada hazırlanmış ve karara bağlanmıştı. Yine burada iman edenlere olabildiğince işkence etmek için karar alınmıştı.

Karardan sonra müslümanlara daha şiddetli işkenceler ya­pılmaya başlandı. Artık müşrik reislerden, ayak takımına kadar herkes işkenceci polis olmuştu. Bilaller, Ammarlar, Habbablar, Yasirler ve Sümeyyeler, bu işkenceci müşrik polislerin elinde büyük zulümlere uğradılar.

Bu sırada davanın lideri ve önderi olan Rasulullah SaUallahu

Aleyhi ve Seitem'c de aynı işkenceler yapılıyordu. Hâşâ, yalancı, si­hirbaz, şair ve mecnun dedikleri yetmiyormuş gibi, Kabe'nin yanında ibadet ettiği sırada ve secdede iken ridasmı boğazına dolayıp öldürmek istediler. Yine secdede iken yeni kesilmiş bir hayvanın pisliğiyle döl yataklarını üzerine koydular. Geçtiği yollara dikenler serpiyor ve üzerine pislikler atıyorlardı. Daha neler, neler.[5]

Bütün bu olaylardan sonra Rasulullah Sanallahu Aleyhi ve Sellem, davetin merkezi olan yeri değiştirmek zorunda kaldı. Risalet'in ilk 2.5 yılı geçmişti. Davet gizli yapılıyor ve müslüman olanlar hallerini gizliyorlardı.

Rasulullah saiiaiiahu Ahyhi ve Setleri, kendisine ve Ashabına Ka­be'nin yanında namaz kılmalarım yasaklayan Mekke Şirk Dev-leti'nin kararından sonra sahabeden Hz. Erkanı bin Ebi Erkam Radıyaiiahu Anlım "Safa" tepesinde bulunan evini merkez edindi. Üç yıllık tebliğ döneminin son ayları bu evde geçtiği gibi, İslâmî tebliğin açıktan yapıldığı yıllarda da bu mübarek ev, da­vanın merkezi vazifesini devam ettirdi. Buraya "Daru'I-Erkam [6] denilirdi. Rasulullah SaUallahu Ahyhi ve seihm, İslâm'ı tebliğe bu­radan devam etmeye ve müşriklerden gizlenmeye başladı. Şirk parlamentosu olan "Daw'n-Nedve"nin aksi istikametinde ve Safa tepesinde bulunan "Daru'l-Erkam"da. müslümanlar, top­lanıyor, görüşüyor ve Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve seihm ile ce­maatle namaz kılıyorlardı. "Daru'l-Erkam" şehrin ne dışında, ne de merkezindeydi. Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve seihmin burayı merkez edişi gizli tutuluyordu.

Müslümanlar burada bir araya geliyor, Rasulullah Saiiailahu Ahyhi ve Sellem ile görüşüyor, eğitiliyor, yeni gelen vahiyden ha­berleri oluyor, emirleri yerine getirmeye çalışıyor ve nasıl ha­reket edeceklerine karar veriyorlardı.

Put heykelleri ve heva-u heveslerini ilah edinen tağutlarm hakim olduğu "Daru'ş-Şirk" olan Mekke'de, müşriklerin "Daru'n-Nedve" adlı parlamentolarına karşılık, iman eden müs-lümanların "Daru'l-Erkâm"ı vardı.

":Daru'n-Nedve'''de put heykellerin ilkeleri ve müşriklerin he-valarmdan kaynaklanan kanunlar gündeme gelip, kararlaştırılıp pratik hayata uygulanırken; "Daru'I-Erkam"da. Allah Celh Ce-laiuhıînun ayetleri, hükümleri ve Rasulullah Saiiaiiahu Ahyhi ve Sel-fem'in Sünnet'i gündeme geliyor ve pratik hayata uygulanıyordu. Ashab, "Daru'l-Erkamy'da eğitiliyor, teşkilatlandırılıyor, va­zifelendiriliyor ve birbirine kenetlenmiş sapasağlam bir iman kalesi olmaları sağlanıyordu.

"Daru'l'Brkanf'daki iman ehli olanlar, vahiyle eğitilip yön­lendirilirken, "Daru'n-Nedve"de put heykellere ve tağutlara tapan müşrik kafirler, putların ilkeleriyle yönlendiriliyorlardı.

"Daru'l-Erkani'da, Allah Teâlâ'dan başka hiçbir ilahın ol­madığı, tağutları reddetmek gerektiği, putların hiçbir şeye güç­lerinin yetmediği, onların inkâr edilmesinin şart olduğu inancı gönüllere yerleştirilirken; "Daru'n-Nedve  Hübel, Lât, Menat ve Uzza putları yüceltiliyor, onlara tapılıyor ve bu put hey­kellerin ilkelerine sıkı sıkı bağlanmanın en büyük fazilet olduğu insanlara kabul ettirilmeye çalışılıyordu.

"Daru'l-Erkam" imanın ve Tevhid'in merkezi ve ka­rargâhıydı. "Daru'n-Nedve" ise küfrün ve şirkin merkezi du­rumundaydı. Birbirine zıt olan bu iki merkez ve karargâh, aynı ülkede, aynı bölgede ve aynı şehirdeydi; yani Mekke'deydi. İn­sanlık tarihi boyunca birbirine zıt ve düşman olan "İki Milîef'in birer merkeziydi bu iki yer. Bunlardan "Daru'î-Erkam", "İslâm MffietFmn merkezi ve karargâhıydı. "Daru'n-Nedve" ise, "Küfür Milletinin, "Şirk merkeziydi. Biri Hakk'ın, dîğerisiyse batılın karargâhı idi. Bu olay, küçük bir şehirde, amma şehirlerin anası olan Mekke'de oluyordu.

O şehirde ve onun komşu şehri olan Medine'de miladi 7. asrın ilk yarısında yaşanan olaylar, Kıyamet'e kadar tüm in­sanlık âlemine birer örnektir. Bu iki şehirde geçen olaylar, her ne kadar küçük birer olaysa da, bir örnek teşkil ettiği için çok önemli ve büyüktür. Görmez misiniz ki, birkaç asırlık ömürleri olan çınar ağaçlarının, o heybetli ve görkemli yüce çınarın te­melinde bir iki gramlık bir çekirdek vardır. O çınarın, tüm hey­beti ve azaları, o küçücük çekirdeğin içinde mevcuttur. Bu ne­denle bu iki mübarek şehirde son Peygamber Resulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem ve güzide sahabesinin yaşadıkları hayat hepimiz için örnektir.

Mekke Şirk Devleti'nin parlamentosu ve kararlarının icra sa­hasına konulduğu "Daru'n-Nedve"nin karşısında, pasif bir eylem dahi olsa kumlan "Daru'l-Erkam", Kıyamet'e kadar nıüs-lümanlar için bir örnek durumundadır. "Şirk Mti/et/"nden, küfür toplumundan etkilenmemek ve onları etkileyecek gerçek müslümanlan yetiştirmek için "Daru'l-ErkairTû şiddetle ihtiyaç duyulduğundan, Rasulullah sailaüahu Aleyhi ve Seitem böyle bir ha­reketi gerçekleştirmiştir!

 



[1] Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı, Çev. Dr. Ahmet Asrar, İst. 1985, c.2, sh. 147-154

[2] Siret-i İbn Hişam Tercemesi, Çev Hasan Ege, İst. 1985, C.1, sh. 323. Mevdudî, A.g.e. c.2., sh. 133

[3] Siret-i İbn Hişam Tercemsi c.l. sh. 350

[4] Muhammed Hamiduliah İslâm Müesseselerine Giriş, Çev. Dç. Dr. İ. Süreyya Sırma, İst. 1984, Sh. 51. M. Hamiduliah, İslâm Peygamberi, Çev. Salih Tuğ, İst. 1980, c.l, sh. 106

[5] Geniş Bilgi için Bakz. M. Asım Koksal islâm Tarihi-Mekke Devri, İst. 1987, c. 4, Sh. 71 vd

[6] Sirel-i İbn HİşamcI, sh. 336-Mevdudî a.g.e. c.2, sh. 146

Not: Hz. Ömer Bin Hattab Radiyallahıı Anh müslüman olunca, "artık korkmadan Kabe'ye gidip iopluca namaz kılınsın" teklifi kabul edilip,- topluca "Daru'l-Erkanı"d3n harekeı edilerek Kabe'ye varıp, namaz kılınmıştı. Hz. Ömer Radıyallahu Anh, kıimcı elinde, müslümanlarm rahat namaz kılması için nöbet tutmuştu.