133- Bunun üzerine biz de, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan,(95) çekirge, buğday güvesi,(96) kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkâr bir kavim oldular.
134- Başlarına iğrenç bir azab çöküverince, dediler ki: "Ey Musa, Rabbine -sana verdiği ahid adına- bizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip-gideriverirsen, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz."
135- Ne zaman ki, onların erişebilecekleri bir süreye kadar, o iğrenç azabı çekip-gideriverdik, onlar yine andlarını bozdular.
AÇIKLAMA
95. Her ne kadar bu herhangi bir şekilde de olabileceği gibi, büyük bir ihtimalle, dolu taneleri ile karışık yağmur fırtınası halinde vuku bulmuştu. İncil'in bundan, yağmur fırtınası olarak değil de sadece "şiddetli dolu tanelerinin inmesi" şeklinde bahsetmesine rağmen yaygın olan fırtına kelimesi tercih edilmektedir.
96. Arapça "" kelimesi esas olarak, bit, sinek, sivrisinek, küçük çekirgeler, buğday biti ve benzeri gibi küçük haşerat mânâsına gelir. Mümkündür ki, geniş anlamları olan bu kelime bit ve sivrisineklerin insanlara ekin böceklerinin de tahıla aynı anda musallat olmuş olmaları nedeniyle kullanılmaktadır. (Mukayese için bkz. Kitab-ı Mukaddes, 7-12 bölümler ve Zuhruf an: 43)