Kur'an'ın Bir Defada Nazil Olduğunu Belirten Rivayetler
Kur
an'daki Sırası : 97
Nüzul
Sırası : 25
Ayet
Sayısı : 5
İndiği
Dönem : Mekke
Sûrede
Kadir Gecesi'ne dikkat çekilmiş, Kur'an'ın bu gecede
indirildiği anlatılmıştır. Bazı rivayetler sûrenin Medine dönemine ait
olduğunu söylemektedir, Ne var ki, rivayet edilen bütün sûre listeleri bu
sûreyi Mekki sûreler içerisine koymaktadır. Sûrenin
üslûbu Alak süresinden sonra mushafta
yer alması, onun Mekke dönemin ait olduğunu ve ilk dönemlerde indiğini
desteklemektedir. [1]
Rahman ve Rahim
Allah'ın Adıyia
1- Biz o (Kur'an'ı) Kadir[2]
Gecesi'nde indirdik.
2- Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen nereden
bilecek-sin[3].
3- Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
4- Melek ve RuM[4]', o
gece Rablerinin izniyle her iş için iner de iner.
5-
Esenliktir o, ta tan yeri ağarıncaya kadar.
Bu
ayetler Kur'an'ın Kadir gecesinde indirildiğini
hatırlatmakta, o gecede Allah'ın bereketi ve esenliği bulunması, meleklerin
inmesi ve Ruh'un (Cebrail) Allah'ın emir ve mesajlarını indirmesinden ötürü, bu
geceyi övmüş ve şan, şeref ve derecesini yükseltmiştir. Ayetler Kur'an kelimesini zikretmemiştir. Ne var ki, müfessirlerin
çoğu "Onu indirdik" kelimesindeki 'O' zamirinin Kur'an'a
döndüğü görüşündedirler. Ayetin ruhu da bunu doğrulamaktadır. Ayrıca Duhan süresindeki şu ayetler "O" zamirinin Kur'an'a döndüğü görüşünü desteklemektedir: "Mâ mim. Apaçık Kitab'a andohun ki, biz O'mı mübarek bir
gecede indirdik. Çünkü biz uyarıcıyız." (Duhan
44/1-3) [5]
Müfessirler bu sûrenin
tefsiri ile ilgili olarak Kur'an'ın bir defada dünya
semasına indiği, sonra da (Peygamberce) parça parça (müneccemen) indirildiği ve bu sûrenin de Kur'an'ın tamamının (indirilmesi) hakkında olduğuna dair
birtakım rivayet ve görüşlere yer vermişlerdir[6].
Bazılarının Şabî'dcn rivayet elliğine göre ise ayetin
mânası, "Biz Kur'an'i indirmeye Kadir
Gecesi'nden itibaren başladık" biçimindedir.[7]
İnsanın kalbi Şabi'nin bu sözüne ve bu Kadir Sûresinin biraz önce
zikrettiğimiz Duhan süresindeki ayetlerin ve Bakara
süresindeki ''Ramazan ayı ki insanlara yo} gösterici, hidayeti doğruyu ve
yanlışı birbirinden ayırdedip açıklayıcı olarak Kur'an o ayda indirilmiştir." (Bakara 185) ayetin, Kur'an'ın nüzulünün başlangıcını kastettiği; Kadir
sûresinin ise Kur'an'ın inmeye başlamasının büyük ve
yüce bir olay olduğu, Allah'ın şereflendirdiği bu gecenin övüldüğü görüşüne
meyletmektedir.
Kur'an'm tamamının bir defada dünya semasına indirildiği
görüşüne gelince buna ait ne Kur'an'dan ne de sahih
hadisten bir delil yoktur.
(Kur'an'ın bir defada nazil olmasının) herhangi bir hikmeti
görülmediği gibi, Kur'an bölümlerinin çoğunluğunun
ilkin Mekke sonra da Medine'de cereyan eden Peygamberin hayatına ait tablo ve
olayları ihtiva etmesi veya bu olaylardan dolayı inmesi itibariyle de bu
görüşün, hadisenin tabiaiına daha uygun olduğu
görülmekledir. [8]
Müfessirler Kadir
Gecesi'nin belirlenmesi hakkında birçok hadislere yer vcrmişlcr-dir[9].
Bazılarında, Ramazanın son on günü olduğu, bazılarında 27. gün olduğu zikredilmiştir.
Bu gece İslam'ın ilk dönemlerinden itibaren kesintisiz olarak Kadir Gecesi olarak
kutlanmaktadır. Buradaki iki rivayet arasında bir çelişki sözkonusu
değildir. Zira. İlkinde genel bir belirleme ikincisinde özel bir belirleme
vardır.
Bakara süresindeki
ayet Kur'an'ın Ramazan ayında ve Kadir Gecesi'nde
inmeye başladığını gösterirse, ilk Kur'an vahyinin
geliş olayının, Ramazan'sn son on günü içerisinde
bir gün veya özellikle 27. gün meydana geldiğini söylemek mümkündür.
Durum böyle olunce şüphesiz bu gece, Kur'an'ın
kıymetli övgülerine layıktır. Zira bu gece meydana gelen olay gerçekten de
İslam tarihindeki en büyük hadisedir. (İslam tarihind'eki)
her olay, her hatıra her türlü hayır ve bereket o (geceye) dönmektedir. Bu
tarih, bütün müslüman nesiller ve hatla büiün İnsanlık âleminde, her /aman ve mekanda övgü, tazim
ve kutsallık mertebesinde olmaya layıktı. Zira, onunla başlayan Hz. Muhammed'in peygamberliği cbcdiyyen
ve bütün insanlığın risaletidir.
Bu gecede Hz. Peygambcr'c indirilmeye
başlanılan Kur'an-ı Kerim, her zaman ve mekanda bütün
insanlık için, içerisinde rahmet, hidayet ve şifa bulunan din ve dünya işlerini
asıl mecrasına sokacak ve insanlık arasında evrensel kardeşliği gerçekleştirecek
yeterliliğe sahip olan ilkeleri ihtiva eden Allah'ın sonsuz kitabıdır.
(Herhangi) bir sosyal, siyasi ve ekonomik düzen, hak, adalet, hürriyet,
eşitlik ve saygı ilkeleri oturur. İslam tarihi, diğer pey gam herler ve
onların kitaplarının tarihi içerisinde eşsiz bir konuma sahiptir. Kur'an, Peygamber (s)'in tebliğ ettiği gibi , her türlü zan
ve iddianın üzerinde sağlam ve tam olarak, insanların elinde kaian yegane ilahi kitaptır. Muhammed (s), varlığı,
kişiliği ve hayatı etrafında, diğer İnsanlar hakkında ortaya çıkan şüphe ve
iddialardan uzak olan bir peygamberdir.
Bu gece içinde,
başlarında büyük melek (Cebrail) olmak üzere meleklerin Allah'ın emirlerini
indirmesi gecenin, esenlik ve ilahi tecellileri kuşatmasına işaret edilmesinde
ilkin O'nun şan ve şerefinin yüceliğinin açıklanması sonra da. önce meleklere
uyup, o gece de ilahi bereketi elde etmeye çaiışarak,
o gecenin içerdiği kutsal anıyı yad etmek suretiyle Kadir Gecesi'ni ihya etmeye
müslümanlara yönelik üslü kapalı bir davet vardır.
Kadir Gecesİ'nin fazileti ve bereketi, onu arama ve ihya etme
hakkında Peygamber (s)'den birçok hadis nakledilmiştir[10]. Hiç
kuşkusuz bu durum, o gecenin değerli hatira-siyla bağlantılıdır. Müslümanların bu hatırayı yad etmekten
gafil olmaları, onu maddi anlamlara ve hususi amaçlarla sınırlamaları garip bir
durumdur. Nitekim bu husus uzun asırlardan beri (çeşitli) İslami
çevrelerde hakim olmuştur.
"Lcylctu'1-Kadr" Kur'an'ın verdiği bir
isimdir. Bu ismin verilme amacı ise. o geceyi övme ve o gecede meydana gelen
olayın şanını yücelterek hatiriamakian İbarettir. Ya da bu gece, Kur'an'ın
nüzulünden ünce de bilinen bir gece idi ve biz de bu gece hakkında olumlu veya
olumsuzluğa leyid edecek sağlam bir söz bilmiyoruz,
biçiminde bir itiraz gelebilir. Şu kadar var ki, Buhari
ve Müslim'in Aişe'den naklen rivayet ettikleri, bizim
de Alak sûresi tefsirinde belirttiğimiz hadiste,
Peygamber (s)'iri Hira mağarasında yalnız kaldığı
zamanı belirtilmeyen sayılı gecelerde orada ibadet (tehannüs)
ettiği ve burada O'na vahiy indiği anlatılmakladır. Madem ki vahiy bu
günlerden birinde Peygam-ber'e
inmiştir, öyleyse burada geçen sayılı günlerin, Ramazan'm
son on gecesi veya bu geccicrin içerisinde bulunması
uygundur. Rivayetlerin belirttiğine göre"[11]
Rama/an ayı içerisinde ibadet (Tahanniis) Mekke'deki
dindar/mütedeyyin çevrelerde bilinen ve devam ettirilen bir alışkanlıktı ki,
bu durum, "sayılı gecelerdin bu çevrelerde bilinen işlerden olduğunu
söylemeyi de uygun kılmaktadır. Kadir Gecesi bizzat kendisiyle bir geceye özel
ad olmuş, bu adlandırmadaki anlamıyla birçok hadis varid
olmuştur. Duban süresindeki "Ha mim. Apaçık Kitab'a
andoîsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik.
Çünkü biz uyarıcıyız. Her hikmetli emir o gecede ayırd
edilir." (Dııhan 44/1-4) ayeti, Allah'ın önemli muhkem
Kadir Geccsi'nde yerine gelirmek
yönünde sünnetinin cereyan ettiğini ifade etmektedir. Bize öyle geliyor ki.
bütün bu anialılan şeyler de Kadir Gecesi isminin
verilmesinin, olağan, niteleyici ve sadece övücü bir adlandırma olayı olmayıp,
bu gecenin Mckkeli bazı çevrelerin zihinlerinde dini
nitelikli bir mahiyet arzeüi-ğinin
ipuçları vardır.
Anlaşılan o ki, Kadir Gecesİ'nin bin aydan daha hayırlı olmak ile
nitelendirilmesi, bu gece içerisindeki hayr ve
bereketin, bin ay içerisinde olabilecek hayır ve bereketin üstünde olduğunun
vurgulanması suretiyle geçmiştir. Bu övme ve yüceltme amacıyla Kur'an'da tekrar edilen bir üslûp özelliğidir.
Buradaki bin ayın,
azmış, hayır ve bereketten yoksun olmuş Emevi Dcvleti'nin hakimiyet müddetine işaret ettiği yönünde bazı
müfessirlerin rivayet ettiklerine gelince. bu, sûrenin hedeflerinin
taşıyamayacağı bîr zorlamadır. Bunlar, Emcvi
Devleti'nin düşmanları tarafından ve ilk İslami
asırlarda siyasi guruplar ve özellikle de Haşimilcr, Emevilcr ve onların taraftarları arasında şiddetlenen
gurupçu siyasi propaganda kabilinden, zamanın şartlan ile dini kalıba
dökülerek söylenmiş sözlerdir.
Aynı
şekilde, o zaman bir çoğunun ve özellikle de Şia'nın sapık kolunun (Gulâtu'ş-Şia) tutuşturduğu ne bir mantık ne de sağlam bir senede
dayanmayan, Kur'aırın batini mânaları şeklinde
adlandırdıkları ve Kura'n'i kutsal hedeflerinden
uzaklaştıran birtakım tevil ve çıkarımlardır ki, önceki alimlerden bîr çoğu
bunları çürütmüştür[12].[13]
Ruh kelimesi ilk kez geçtiğinden ötürü diyoruz ki, bu kelime Kur'an'da
birçok yerde hayatın kaynağı mânasında kullanılmıştır. Mesela, "Sana
ruhtan sorarlar. De ki: Ruh, Rahbimin emrindendir.
Size ilimden pek az bir şey verilmiştir." (Isra
17185)
Hicr süresindeki ayetlerde. Aliah'a
ait olarak Adem. Mesih ve diğer insanlara hayal bahsedildiği anlaîılmışiır.
"Bir zaman Rabbin
meleklere demişti ki, ben kupkuru çamurdan değişken balçıktan bir insan
yaratacağım."
"Onu düzenle(yip insan şekline koydu)ğum ve
ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın! (Hicr
15/28-29)
Ayrıca, şu ayetlerde
de aynı anlamı ihtiva eden ayetler vardır.
"O ırzını korumuş
olan (Meryem)i de an, ona ruhumuzdan bir çocuk liflemiş kendisini ve oğlunu
âlemlere bir ibret yapmıştık. (Enbiya 21191)
"O'dur ki, yarattığı
her şeyi güze! yaptı ve insanı yaratmağa çamurdan başladı." "Sonra
onun neslini bir özden, hakir bir su(yun özü)nden
yaptı."
"Sonra ona hiçim
verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar)
, gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz." (Secde 32/7-9)
Bundan başka bu kelime
Allah'ın vahyi ve emirleri, Peygamber (s)'e "vahiy getiren melek"
anlamında gelmiştir.
"Melekleri,
kullarından dilediğine, emrinden olan ruh (vahiy) ile indirir, (insanları):
'Benden başka tanrı yoktur, benden korkun! diye uyarın!'(de)" (Hicr 16/2)
"(O) dereceleri
yükselten, Arş'm sahibi (Allah), buluşma gününe karşı
uyarmak için emrinden olan Ruh'u, kullarından dilediğine indirir." (Mü'min 40/15)
Nahİ 102, Bakara 97, Şuara
193-195 ayetlerde de aynı mânayı içermektedir, daha Önce, Abese sûresinin
tefsiri içerisinde zikretmiştik. Kadir sûresinde ''Ruh" ile Allah'ın
meleğine işaret edildiği anlaşılmaktadır. Müfessirler daha önce zikrettiğimiz
bazı hadislere istinaden onun isminin meleklerin büyüğü olan Cebrail olduğunu
tasrih etmişlerdir.
Kelime, İsa-Mesih'i
desteklemekle ilgili olarak birçok kez "Kuds"
kelimesine muzaf olarak gelmiştir.
"Andoisun, Musa'ya kitabı verdik, arkasından peygamberler
gönderdik. Meryem oğlu Isa ya da açık deliller verdik
ve onu Ruh-ül Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Ne zaman
ki, bir peygamber, size canınızın istemediği bir şey getirdiyse büyüklük
taslamadınız mı ? Kimini yalanladınız, kimini de öldürüyordunuz." (Bakara
2/87)
Daha önce söylediğimiz
gibi, melekler konusu imani-gaybi
meselelerden olup, Kur'an'da insanların sıfat, fiil
ve azalarına benzeyen ve Allah'a nispet edilen sıfat, aza ve fiillerin,
Allah'ın mahiyetini künhünü açıklama gayesini taşımamaktadır. Şûra 42/11 ve En'am 103 deki ayetler de bunu gerektirmektedir. "O'na
benzer hiç bir şev yoktur. O, işitendir, görendir." (Şûra 42111)
"Gözler
O'nu görmez, O gözleri görür, O latif, her şeyi haber alandır." (En'am 6/103)Buna göre gerekli olan Kur'an'daki
bu türden verilere iman etmek, bir tahmin ve ilaveye gitmeden onun sınırında
durmaktır[14].[15]
[1] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/261.
[2] El-Kadru Şan ve şeref
demektir. En'am süresindeki "vema
kaderullahe hakkc
kadrili" ayetin de (kafirler) Allah'ı yüce mertebesine uygun bir biçimde
tayin edemediler anlamındadır.
[3] Ve mâ edrâke
Belirtilen olayın önemine dikkat çekilen bir cümledir. Önemli olaylara dikkat
çekmek amacıyla bu cümle çok defa tekrar edilmiştir.
[4] er-Rûh Müfessİrlerin
çoğunluğuna göre bu kelime, büyük meleklerden birisi veya onların büyüğü olan
Cebrail'e ait bir isimdir.
[5] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/262.
[6] Bkz- Tefsiri için Taberi, Nisaburi, İbn Kesir. Begavi. Tabresi ve Zemahşeri
[7] Bkz. yine: Zemahşeri, Tabresi, "Bakara
süresindeki ayetin tefsiri hakkında, Menar Tefsiri, Suyuti Itkan
1/42 Bkz. el-Kur'anül Mecid kitabımız s.281 vd.
[8] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/263.
[9] Bkz. Taberi,
İbn Kesir, Tabresi, Suyuti'nin el-itkan'ı II/42
[10] Bkz. Taban, fbn Kesir, Begavi ve Tabresi Tefsirleri
[11] Bkz.Taberi
Tarihi, H/48.
[12] Bkz. daha önce ismi geçen
tefsirler.
[13] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/159.
[14] Bkz. ei-Kur'anü'l Mecid, kitabımız s.197 vd.
[15] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/159.