KİTAB HAKKINDA NAŞİRİN AÇIKLAMASI
Merhum Mehmed Vehbi
Hoca'mn «Hulâsat'ül Beyân Fî Tefsîr'il Kur'ân» isimli onbeş ciltlik bu büyük
eseri senelerdenberi Müslüman halkımız tarafından ısrarla aranıyordu. Son
yıllardaki dinî kültürümüzün kaydettiği gelişme bu eseri daha şiddetle ihtiyaç
hâline getirdi. Basılması bir zaruret oldu.
Büyük, temel îslâmî
eserlerin neşri gayesiyle) kurulmuş olan şirketimiz ilk iş olarak bu büyük
eserin neşrine başladı. Allahû Teâlâ'mn tevfik ve inayetiyle bunu takiben
kaynak kitapların neşrine devam edeceğiz...
«Hulâsat'ül Beyân»ın
en büyük hususiyeti İslâm âleminde yazılmış en muteber tefsirlerden hulâsalar
naklederek tefsir mevzuunda bütün nokta-i nazarları belirtmiş olmasıdır.
Kazî Eeyzâvi, Fahri
Bâzi, Hâzin, Medarîk, Ebussuût Efendi, Ni'metul-lah Efendi, İbni Ceriri Taberî,
Nisâburî, Sıddık Han gibi pek çok müfes-sirî'nin âyetleri tefsir edişteki
görüşleri nakledilmiştir.
İkinci hususiyeti,
Türkçe neşredilen tefsirler içinde en genişi olmasıdır. Onbeş cilt olan bu
tefsirde âyetler izah edilirken derinliklerine kadar inilmiş t iı.
Üçüncü hususiyeti,
âyetler toplu şekilde değil teker teker ele alınmış ve tefsiri yapılmıştır.
Dili çok sâdedir. Herkesin anlıyabileceği şekilde selis bir üslûpla
yazılmıştır.
Eserin basımında
yanlışsız ve aslına uygun olması için mümkün olan azâmi dikkat gösterilmiştir.
Buna rağmen gözümüzden kaçmış hususların okuyan din kardeşlerimiz tarafından
bildirilmesini rica ediyoruz.
Âyetlerin metinleri
merhum Hasan Kızanın hattıdır. Okuyanların daha iyi istifade edebilmeleri için
âyet numaralarını da koyduk.
Âyetlerin mealleri
tefsir kısmından siyah puntularla dizilerek ayrılmıştır. Böylece, yalnız âyet
mealine bakmak istiyenlere kolaylık sağlanmış oldu.
İzah edilen kelimeler
ve bunların izahları italik harflerle dizilmiş ve okuyucunun dikkati
çekilmiştir.
Her sayfanın üst
kısmına sûre ismi ve cüz numarası yazılmıştır. Böylece bir âyetin veya sûrenin
tefsirini okumak ıstiyenler kolayca bulabileceklerdir.
Kitabın bas tarafına
mevzu fihristi konmuştur. Bu sadece her cilde ait fihristtir. Bundan başka
inşaallah onbeşinci cildin sonuna çeşitli fihristler ilâve edilecektir.
Böylece eser tasnifsiz malûmat yığını olmaktan kurtarılacak, eserden azamî
istifade sağlanacaktır.
Ayrıca tefsirin bütün
ciltlerinin basımının tamamlanmasından sonra müstakil bir cilt halinde lügatçe çıkarılacaktır.
Bu cilt gençlerimizin ağır buldukları kelimeleri izah edecek, aynı zamanda dînî
tâbirleri açıklayan ansiklopedik lügat mahiyetinde olacaktır.
Din kardeşlerimizin
kitabı okuduklarında Allahın bu mübarek kelâmının sonsuz feyizlerinden nâsîbedâr
olmalarını niyaz ederiz.
Eserin merhum
müellifinin de ruhu şad, kabri ferah, mekânı Cennet olsun. 16.11.1966
Mümin ÇEVİK
Mehmet Vehbi (Çelebi)
İstiklâl mücadelesi sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin üçüncü
Şer'iyye ve Evkaf Vekilidir. Tarihe mal olmuş büyük şahsiyetlerden biridir. 15
ciltlik yazmış olduğu «Hülâ-satül Beyan Fî Tefsîril Kur'ân» nammdaki tefsiriyle
şöhret bulmuş değerli din âlimlerindendir.
1861 Yılında Konya
ilinin Hadim kazasında Kongul köyünde doğmuştur. Ulema mesleğinden Çelik
Hüseyin Efendi adında bir zatın oğludur.
İlk tahsiline köyün
mektebinde başlamış, Anbarlızade Mehmet Efendiden Kur'ân-ı Kerînı'i hatmetmiş,
tecvit vesair lüzumlu ilimleri de öğrenmiştir. 1876 Tarihinde Tomakzade Mehmet
efendiden de Emsile ve Binayı okumuş, bir yıl sonra da Hadim Medresesine
kaydolmuştur. Burada İstanbul mezunlarından Hafız Ahmet Efendiden Sarf ve
Arabi tahsil etmiştir. Hocasının Bardas köyüne Müderris olması üzerine
tahsilini ikmal etmek için onunla birlikte Bardas köyüne gitmiştir.
1879 Yılında tekrar
Hadim Medresesine dönmüş, bir yıl sonra da Konya'da Şirvaniye medresesine
girmiştir. Konya Müftüsü Hacı Hüseyin Efendiden Mollacami, Tavaslı Osman
Efendiden de Fıkıh ve Usul derslerini okumuştur.
1888 Yılından itibaren
ders okutmağa ve icazet vermeğe başlamıştır. Göstermiş olduğu liyakat üzerine
1899 yılında Konya Valisi Ferid Paşanın tamir etmiş olduğu Mahmudiye
medresesine müderris tayin edilmiş, 1901 yılında da Konya Hukuk Mahkemesine üye
olmuştur. Bu vazifede iki yıl kaldıktan sonra Konya'da yeni açılan Hukuk
Mektebine Vesaya Muallimi olmuştur.
1908 Yılında İkinci
Meşrutiyetin İlânı dolayısiyle Konya Mebusu olarak İstanbul Meclisi Mebusanına
katılmıştır.
Hiçbir partiye mensup
olmıyan üstad 1911 yılında Meclisin dağılması üzerine Konya'ya gelerek Türkçe
bir tefsir yazmaya ve tedrisle meşgul olmaya başlamıştır. Fakat bu,sırada
Birinci Cihan Savaşının çıkmasiyle tedrisle uğraşmaktan vaz geçmiş, bütün
vaktini tefsirin tamamlanmasına hasretmiştir. «Hülâsatül Beyan Fî Tefsîril
Kur'ân» adı altında 15 ciltlik muazzam eserini 1915 yılının sonunda bitirmiş
ise de malî durumu müsait olmadığından tab' ettirememiştir.
Birinci Dünya Savaşı
1918 yılında her iki tarafa mensup devletler birer muahede ile harpten
çekilmişlerdi. Osmanlı Devleti de Mondros mütarekesini imzalamıştı. Fakat
Yunanlılar 1919 yılında İzmir'e asker çıkarmasıyla memleket tehlikeli bir
duruma düşmüş, . işin vahametini idrak eden necip ve asil Türk Milletinin böyle
bir haksızlığı kabul edemiyeceği pek tabi'i idi. Bunun için memleketin muhtelif
yerlerinde «Kuvay-ı Milliye» teşekkül etmişti. Bilhassa Doğu Anadolu'da
Erzurum ve Sivas Kongreleri yapılmış, memleketin muhtelif yerlerinde çete
teşkilâtı kurulmuştu.
Böylece Vatanın
tehlikeli bir anında Konyalı Mehmet Vehbi, Milli Kuvvetler lehinde konuşmalar
yapmış ve bazı subaylarla temasa geçmişti. Fakat bu temaslarından ürken Konya
Valisi Cemal Bey, Hâdimli Hocayı göz hapsine almış ise de Üstad yılmamış,
Vatanın selâmeti hususunda ilgilileri uyandırmaktan geri durmamıştır.
Valinin kaçması
üzerine İngiliz ve İtalyan temsilcileri ve 1500 kadar silâhlı İtalyan askeri
Konya'yı almayı düşünmüşlerdi. Bu haberin kısa zamanda halk arasında yayılmış
olması ve Kuvayi Milliyenin o zaman Bey-şehirdeki kumandanı şehit Miralay Nazım
Beyin Konya M. Umumisi vasıtasıyla ordunun Vehbi hoca hakkındaki güven ve
arzusunu bildirmesi üzerine Konya memurin, ulema ve eşrafı toplanarak Mehmet
Vehbi Hocayı Vali Vekâletine seçmişlerdi. Bu sırada İstanbul Hükümeti Kuvayi
Milliyenin ileri gelenleriyle anlaşarak Suphi Bey isminde birini Konya'ya Vali
tayin etmişti. Vehbi Hoca da 1919 yılında tekrar İstanbul Mebusan Meclisine
Konya'dan mebus seçilmişti.
23 Nisan 1920 yılında
Vehbi Efendi Ankara'da açılan Büyük Millet Meclisine Konya Mebusu olarak
iştirak etmiş ve bir müddet Meclis Reisliğinde de bulunmuş, büâhere Şer'iye ve
Evkaf Vekili olmuştur.
Bazı sebebler
dolayısıyla Şer'iye Vekilliğinden çekilen Mehmet Vehbi bir müddet siyaseti de
bırakarak Ankara'da kalmıştır. Bu esnada Tet-kikat ve Te'lifatı islâmiyye
heyeti meyanmda bulunan Şemsettin (Günal-tay'm) cesaret vermesiyle hazırlamış
olduğu 15 ciltlik tefsirinin tab'ma karar vermişti. Eserin basılması hususunda
Konya'nın eşraf ve tacirlerinden Hacı Kaymakzade Hacı Mahmut ve oğlu Kasım
efendilerin maddî yardımıyla tefsirin tab'ma muvaffak olunmuştur.
Tefsir-i şerifin
musahhihi bulunan Evkâf-ı İslâmiye matbaası muhasebecisi Abdullah oğlu Hafız
M. Kâmil de eserin tashihinde «deruhte edilen vazifenin ehemmiyetinden
bahsetmekte ve Kadırgalı Mustafa Nazif Efendi tarafından yazılan kelâmullahtan
tatbik edilmiş olmakla onun resmi hattı kabul edilmiş olduğunu, tefsiri okumak
istiyenlere bir suhulet olmak babında konulan işaretler hakkında malûmat
verildiğini, terceme ve tefsir olan Kur'ân âyetleri kavislerin, âyetlerin
tercümeleri köşeli mu'-terizalar içerisinde ibare arasında geçen hadîs-i
şerifler de kavisler içine alındığını, bütün tefsir Ketuhta camii şerifi imamı
bulunan Hafız İbrahim Efendi tarafından tetkik edilmiş, mevcut hataların
savabları ayrıca bir cetvel halinde tefsir-i şerifin sonuna ilâve olunduğunu»
beyan etmiştir.
Merhum üstad, siyasî
hayatında partiye girip girmemek hususunda zamanın ileri gelenleri ile fikir
ihtilâfı halinde idi. Birinci T.B.M.M.'nin feshinden sonra Milletvekili
olmamasına rağmen tarassut altında bulundurulmuştur.
Basılmakta olan ve bir
taraftan da satışa çıkarılan tefsirin bine yakın nüshasını eski bir talebesi
olan Bahkesirde imamlık vazifesi yapan Nec-mettine götürmüş, sonra diğer
ciltlerini de tab işlerini kontrol etmek üzere İstanbul'a gelmişti. Birgün
köprüde eski Canik mebusu Nafiz Beye tesadüf etmiş ve Nafiz Bey ile birlikte
Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Beyin Karaköyde bulunan yazıhanesine gitmişti.
Orada nargilesini içerken İzmir suikastinin mürettipîerinden maslup Ziya
Hurşit de gelmişti. Merhum Vehbi Efendi Ziya Hurşid'in ilk Büyük Millet
Meclisinden eski bir mebus arkadaşı olması dolayısıyla onunla hasbıhalde
bulunmuştu. Bu sebepten Vehbi Hoca İzmir suikastinden dolayı 1927 de Konya'da
tevkif edilmiş, bir hafta kadar polis kısmı adli reisinin odasında nezarette
kaldıktan sonra bir emirle ilmiye kisvesinden tecrit edilmek suretiyle Ankara'ya
gönderilmiştir. Ongun kadar nezarette kaldıktan sunra yapılan tahkikat
neticesinde suikastla hiçbir alâkası olmadığı anlaşılmış ve İstiklâl
mahkemesine sevkedilmesine mahal kalmadan serbest bırakılmıştır.
Merhum, kuvvetli bir
irade sahibi idi. Bu hususta oğlu emekli hâkim sayın Asım Çelik şöyle bir
misalle anlatmıştır. «Ankara'da Şer'iye Vekili olarak bulunduğu sırada tefsirin
bastırılması için bazı ilgililerle istişare yaparken o zaman Şer'iye Vekâleti
(Tetkikat ve Te'lifat-ı İslâmiyye heyeti) azasından olan eski başvekillerden
Şemsettin Günaltay, peder merhumun el yazısıyla olan tefsirden bir formayı
İstanbul'a götürmüş, tab'ı hususunda Evkâf-ı İslâmiyye matbaası idarecileriyle
görüşmüştü. Matbaada eserin yalnız bir sayfasına yazılması lâzım geldiği,
sahife arkasına yazılmaması icap
ettiği söylenmişti. Eğer böyle olmazsa mürettipler tarafından kolaylıkla ve
yanlışsız olarak dizilmesine imkân olmadığı neticesine varılmıştı. Merhum
Şemsettin Günaltay gelip durumu peder merhuma anlatmış, peder merhum da
rahmetlik ağabeyim Fevzi Çelik'e ve bana birkaç .sayfa yazdırıp tetkik ettikten
sonra bu işin bizim tarafımızdan yazılmasını, uygun görmemiş olacak ki 7000
sayfalık eseri oturup yeni baştan bizzat yazmıştır.»
Şer'iye ve Evkaf
Vekili bulunduğu sırada Vekâletin resmî atlı arabasına birgün bile binmemiş,
mebusluğunda olduğu gibi vekilliğinde de evi ile Meclis arası üç kilometre
mesafe olmasına rağmen her gün yaya gidip gelmiştir. Vekilliği sırasında ne
sarığında ve ne de giydiği mest ve lâstiğinde en küçük bir değişiklik
yapmamıştır. Sıhhatli idi. Sohbetleri gayet tatlı ve nüktedandı. Sevdikleri île
şakalaşmaktan hoşlanırdı. 30 Yaşından sonra nargile içmeye alışmış ve
tiryakisi olmuştu. Tren seyahat-larmda ve diğer yolculuklarında nargilesini
beraberinde taşırdı. Tiryaki olmasına rağmen bazan iradesini kullanır, altı ay
nargileyi içmediği bile olurdu. Gene tekrar içmeye başlardı. Bİrgün bile hasta
olarak yatağında yattığı görülmemiştir.
Mehmet Vehbi Efendi 15
Nisan 1923 yılında vazifesinden ayrılmış ve sonra 1683 numaralı tekaüt
kanununun 25. maddesi mucibince kendisine emekli maaşı bağlanmıştır. 1949
yılında, Kasım ay mm 27 sinde 88 yaşında Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Kabri
Konya'da Ankara yolu üzerinde Musalla kabristamndadır. Mezar taşmtks şu
cümleler yazılıdır.
«El-Mağfur bütün
mevcudiyeti ile islâmlığa ve bütün varlığı ile vatanına hizmet eden Tefsîr-i
Kur'ân sahibi Şer'iye Vekili Konya'nın Öz evlâdı Hadimli Hoca Mehmet Vehbi
Çelik ruhuna fatiha.» Alt kısmında da Afyon Karalı isarlıl arın Hoca Vehbi
Efendi hakkında son bir Cemile ve hürmetleri nişanesi olmak üzre bizzat
kendileri yazıp mermer üzerine kazdırarak kabrine taliki için hediye ettikleri
şu kıt'a vardır :
Hüvelbâki
Eyledi Üstad-ı kül
Vehbi Efendi frtihal Bir eşi gelmez £erid-i asr idi bi iştibah Geldi bir hâüf
cseüe söyledi tarihim Son müfessiv Hadimi Vehbi Efendi göçtü ah.
Hülâsatül Beyân Fî
Tei'sîril Kur'ân'dan başka diğer basılmış ve basılmamış eserleri şunlardır :
1- Akaid-i
Hayriye (Arabça ve Türkçe)
2- Ahkâm-ı
Kur'âniye
3- Sahîh-i
Buhârî — Tecridi Sarih '
4- Siyasî
hatıraları (basilmamıştir).
Veli ERTAN Konya
Yüksek İslâm Enstitüsü Müdürü