1- Sûrenin Anlamı ve Sûrelerin Sayısı
2- Sûrelerin Tertibi, Tasnifi ve İsimleri
3- Sûrelerin Mekkî ve Medenî Oluşundaki Ölçüler
4- Mekkî ve Medenî Sûrelerin Alâmet ve Özellikleri
Sûre kelimesi lügatte: yüksek makam, yüce derece, şan ve şeref, binanın kısım veya katlan anlamına gelir. Çoğulu "Suver"dir.[1]
Istılahta ise, Kur'ân-ı Kerîm'in biri diğerinden ayrılmış 114 bölümden oluşan parçalanna sûre denilir. Gerçekten her sûre Allah'ın kelâmını ihtiva etmekte, yüksek ve şerefli bir konumda bulunmaktadır. Âyetleri toplayan ve birbirinden ayrılan sûreler, önemli bir özellik ve güzelliği sergilemektedirler.
Kur'ân'da en uzun sûre Bakara'dir ve 286 âyettir. En kısa sûre de 3 âyetten oluşan Kevser süresidir. 114 olarak kabul edilen sûre sayısını bazıları Enfâl ile Tevbe'yi ya da Duhâ ile înşirâh'ı birleştirerek 113 sayarlar. Sûre sayısını 112 veya 115 kabul edenler de vardır.
Sûrelerin tertibiyle ilgili, îslâm âlimleri arasında üç görüş belirtilmiştir:
a) Sûrelerin tertibi Hz. Peygamber tarafından yapılmıştır, yani tevkifidir.
b) Sûrelerin tertibi Sahabelerin ictihâdiyle meydana gelmiştir.
c) Bu tertib kısmen Hz. Peygamber, kısmen de Sahabe ictihâdiyle gerçekleşmiştir.[2]
Sayılan bu görüşlerin münakaşa edilebilecek tarafı mevcut olmakla birlikte, akla ve olaylara uygun düşen durum, sûrelerin çoğunun tertibinin de Hz. Peygamber tarafından yapıldığı, dolayısiyle bir çok sûrenin tertibinin tevkifi olduğu noktasında yoğunlaşmaktadır. İmanı Mushaf m dışında bazı Sahabede tertibleri farklı nüshaların bulunuşu bu tür farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sûre tasnifleri uzunluklarına göre yapılmıştır.
Buna göre süreler:
1- Tıvâl 2- Miûn 3- Mesanî 4- Mufassal
çeşitlerine ayrılırlar.
1- Tival, uzun sûrelerdir. Bakara, Ali îmrân. Nisa, Maide, En'am, A'raf, Yunus ve Kehf ten oluşan yedi uzun sûre "Seb'u't-Tıvâl" adını almaktadır.
2- Miûn, âyetleri yüz dolayında veya fazla olan sûrelerdir ki bunlar Tevbe sûresinden sonra gelmektedirler.
3- Mesânî, âyetleri yüzden az olanlardır. Hâmim'ler, Elif lâm'lar ve Tâsîn'ler bu gruptandır.
4- Mufassal, âyetleri kısa ve Besmelelfr fasılaları çok olan sûrelerdir. Bunlar, Hucûrat'tan başlamakta ve Kur'ân'ın sonunda yer almaktadır. Kendi aralarında Tıvâl (Uzun), Evsat (Orta) ve Kısar (Kısa) olmak üzere bölünmektedir.
Sûrelerin İsimlerine gelince, sûreler çoğunlukla baştaki lâfzın ismini alırlar. Yasin, Tâsîn gibi. Bir kısmı ilk âyette geçen bir kelimenin ismini alır. Necin, Asr, Kevser gibi. Bazı sûreler de isimlerini içindeki mevzularından alırlar. Yusuf, İbrahim gibi. Çeşitli kavim ve kabilelerden söz eden sûreler, bunların isimlerini almıştır. Benî İsrail, Melâike, Münafıkûn gibi. Fakat mutlaka konulara göre isimlenme şartı da aranmamıştır.
Bazı sûrelere birden fazla isim verildiği gibi, iki veya ikiden fazla sûreler de tek isimle anılmıştır. Meselâ Fatiha sûresine yirmi kadar isim verilirken Felâk ve Nâs sûrelerine "Muavvİzeteyn" denilmiştir.
Sûrelerin Mekkî ve Medenî oluşu şu üç görüş esas alınarak taksim edilmiştir:
a) Vahyin nazil olduğu mekân dikkate alınmıştır. Buna göre sadece Mekke'de nazil olanlar Mekkî, Medine'de nazil olanlar Mede-nî'dir. îki şehrin civarında inenler, yakın olduğu şehrin ismini alarak Mekkî veya Medenî kabul edilebilirse de Seferde inen vahyler bu taksimin kapsamına girmemektedir.
b) Muhataplar dikkate alınmıştır. Bu görüşe göre Mekkelilere hitab eden âyetler Mekkî, Medinelilere hitab eden âyetler ise Medenîdir. Başka bir ifade ile "Yâ eyyuhe'Ilezîne Âmenû" hitabıyla başlayan âyetler Medenî, "Yâ eyyuhennâs" hitabıyla başlayan âyetler ise Mekkîdir. Fakat bu hitabların sürekli biçimde Medine ve Mekke'de inmedikleri tesbit edildiğine göre bu taksim de şümullü görülmemiştir.
c) Hicret esas alınmıştır. Buna göre, hicretten önce nazil olan vahyler Mekkî, hicretten sonrakiler de Medenî sayılmıştır. Meşhur ve kapsamlı olan görüş de budur.[3]
îşte belirtilen görüşler ve taksimin ışığında sûrelerin Mekkî veya Medenî olduğu belirlenmiş olmaktadır. Bu belirlenişin çeşitli faydalan vardır. Meselâ Nâsih-Mensûhun bilmişi, teşri' tarihinin ortaya çıkışı, Kur’an’ın tahrif ve tağyirden korunması gibi faydalar bu cümledendir.
Bu arada Mekkî ve Medenî sûrelerin sayısı üzerinde de ittifak edilmemiştir. Suyûü ve Ubey b. Kaş'ın farklı görüşlerinin yanısıra son olarak Mısır kiralı Fuat'ın bastırdığı Kur'ân'da Mekkî sûre 86, Medenî sûre 28 olarak kabul edilmiştir. Bu arada sûrelerin tamamı Mekkî veya Medenî olduğu gibi Mekkî sûre içinde Medenî âyetler ya da Medenî sûre içinde Mekkî âyetler bulunabilmektedir.[4]
Sahabe ve Tâbiîn'den gelen haberler ve Kur'ân araştırmalarıyla ortaya çıkan bilgilere göre Mekkî ve Medenî sûrelerin bir takım alâmet ve özellikleri vardır.
a) Önce alâmetlerini görelim:
Mekkî sûrelerin alâmetleri:
1- Kur'ân'da "Kellâ " lâfzının geçtiği sûreler Mekkîdir. Bu lâfız 15 sûrede 33 defa geçmiştir.
2- İçinde Secde âyeti bulunan her sûre Mekkîdir.
3- Bakara ve Ali İmran'ın dışında başında hecâ harfi (Hurûfu Mukatta'a) bulunan her sûre Mekkîdir.
4- Bakara sûresi hariç içinde Peygamberlerin, geçmiş milletlerin, Adem ve İblis'in kıssasını ihtiva eden her sûre Mekkîdir.
5- İstisnasına rağmen çoğunlukla "Yâ eyyuhennâs" ibaresi bulunan her sûre Mekkîdir.
Medenî sûrelerin alâmetleri ise şunlardır:
1- Şer'î cezalar (Hudûd) ve miras paylarını (Ferâiz) ihtiva eden sûreler,
2- Cihad ve hükümlerini ihtiva eden sûreler,
3- Ankebut hariç münafıklardan bahseden her sûre Medenîdir.[5]
b) Özelliklerine gelince:
Mekkî Sûreler:
1- Kısa ve vecizdirler.
2- Şirk ve putperestliğe karşı ve kesin tavır alınmıştır.
3- Allah'ın birliği başta olmak üzere, itikad ve âhiretle ilgili iman esasları işlenmiştir.
Medenî sûreler ise:
1- Şeriatın konulması ve uygulanmasına İlişkin esasları,
2- îbadetler, Muameleler ve Cemiyet ilişkilierini,
3- Yahudi ve Hıristiyanların durumlarını açıklamıştır.
4- Meseleler ve durumlar uzun âyetlerle belirtilmiştir.[6]
[1] Sûre kelimesinin çeşitli anlamları için bkz. Sıhah
el-Cevheri, 2/690 ; Lisânu'l-Arab, 4/386 ; Menâhil, 1/343.
[2] Sûrelerin tertibîylle ilgili görüşler ve münakaşalar
için bkz. Menâhil, 1 /346-351.
[3] Mekkî ve medenî oluş ölçüyle İlgili taksim İçin bkz.
el-Burhân., 1 /187 ; el-İtikan, İ/8-9; Menahil, 1/185-188.
[4] Sûrelerin Mekkî ve Medenî ayırımları için bkz.
el-Burhân, 1/193-196 ; el-İtkân, 1/10-12 Menâhil, 1/191-194.
[5] Mekkî ve Medenî sûrelerin alâmetleri hakkında fazla
bilgi için bkz. Menâhû, 1/189-191.
[6] bkz. Menâhâ, 1/195-197.