111 - TEBBET   SÛRESİ

 

Mekke'de nazil olmuştur, 5 âyettir.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle[1]

 

1, 2, 3, 4, 5 (Ebû Leheb'in iki eli kurusun! Kendisi de ku­rudu, gitti (helak oldu). Ona ne malı ve ne kazancı yaramadı. O da gerdanında thurma lifinden) bükülmüş bir ip olduğu hâl­de odun hamalı olarak karısı da, alevli bir ateşe atılacaklar.) Sûre-i celüeye «Ebû Leheb», «Leheb», «Mesed» sûresi de denilir.

Vaktâ ki: «Pek yakında akrabanı înzâr et!» (Şuarâ Sûresi; âyet 214) nazmı kerimi nazil oldu, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sel­lem Efendimiz, en yakın akrabasını topladı:

«Allah, bana eri yakın akrabamı inzâr eylememi emretti. En yakınlarım da sizlersiniz. La ilahe illallah demedikçe, ben size ne dünyâdan bir hazza ve ne Âhiretten bir nasibe mâlik değilim. Onu derseniz, Rabbinizin indinde onunla lehinize şehâdet ederim.» bu­yurdu.

Fakat amcası Ebû Leheb kızdı:

«Hay kuruyası, bizi bunun için mi çağırdın?» dedi ve Resûl-ü Ekrem'in hatırını kuracak sözler söyledi. Ve Aleyhissalâtü vesselam:

«Allah Teâlâ'ya îmân ve emirlerine itaat ederek nefislerinizi O'nun azabından kurtarın, yoksa bana yakınlığınız bir fayda sağ­lamaz.» buyurduğu zaman da: «Dediği doğru çıkarsa ben, mal ve evlâdımı feda eder, söylediği azâbtan kurtulurum.» dedi. îşte sûre-i celîle, bunun üzerine nâzü oldu.

Ebû Leheb'in karısı Ebû Süfyân ibn-i Harb'in hemşiresi  Ümm-ü Cemîl de, kocası gibi, Resûl-ü Ekrem'e eliyle ve diliyle, ezâ ederdi. Dikenler toplar, geceleyin Resûl-ü Ekrem'in geçeceği yollar üzerine  saçardı.

Filvaki hepsi cezasını buldu. Helak oldu. Oğlunu Şam yolunda bir arslan paraladı. Karısı boğuldu. Rivayete göre diken demetim bir duvar üzerine koyarak ipini güzelce göğsüne bağlamış. O an­da Cebrail Aleyhisselâm duvarın arkasına gelip ipi çekmiş. Ve kadın boğulmuş. Kendisi de Adese denilen bir hastalığa tutuldu. Ve Bedir'den yedi gün sonra öldü. Kureyş, adeseden tâûn gibi sa­kındıkları için, sirayet korkusiyle ailesinden bile kimse yanma yak­laşmadı. Ölüsü üç gün meydanda kaldı ve taaffün etti. Nihayet cesedini bir çukura sürüklediler ve çukuru, içine taş atmak su­retiyle kapattılar.[2]



[1] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/489.

[2] Ahmed Davudoğlu, Kur’an-ı Kerim Meâli Ve Tefsiri Tibyân Tefsîri, Akpınar Yayınları: 4/489-490.