İmam
Mâlik'e göre iman, ne yalnız itikad, ne de yalnız kavildir. Gerçek iman:
İtikad, kavil ve ameldir. O şöyle derdi: İman, kavil ve ameldir. Ona göre
taatlar da imandandır. Namazı kılmak imandan sayılır. Buna delil gösterir.
Namaz Kudüs'e doğru kılınırdı. Sonra Kabe kıble oldu. Beytullah'a doğru
kılınmaya başlandı. Bazı Müslümanlar, Kudüs'e doğru kılınan namazların zayi
olmasından endişe ettiler. Allah Teala bu hususta şöyle buyurdu: «Allah sizin
imanınızı zayi1 edecek değildir» (Bakara Suresi). Bu ayette namaza açıkça iman
denildi. Namaz bir fiildir, ameldir. Öyleyse iman; kavil ve ameldir. Böylece o
kelimenin zahirini alıyor, bunun Ötesinde, kitabın beyanı olan sünnetin beyanı
olmaksızın başka birşey aramak için kendini zorlamıyor. İman kavil ve âmel olunca,
amelin artmasıyla o da artar. Onun için imanın
. arttığı ondan rivayet olunmaktadır. Bunu ayetlerde açıkça göstermektedir.
Ameli, imandan saymanın mantıki neticesi budur. Ancak böyle kabul etmeyenleri,
kafir olmuş saymaktan da nehyederdi.
Züheyr
b. Abbad ona Şam'da iki grubun iman hakkında ihtilaf ettiklerini söyledi. Bir
kısmı iman artar ve eksilir diyor. Bir kısmı da iman birdir, yer ve gök ehlinin
imanı birdir, diyor. Bunların doğru olarak nasıl demesi gerekir, diye sordu.
Mâlik şu cevabı verdi: «Onlar, biz Mü'miniz, demeli ve bundan başka birşey
demekten çekinmeli.» Zira Hz. Peygamber Aleyhisselam şöyle buyurmuştur: «Ben,
insanlar Lâ ilahe illallah deyinceye kadar onlarla savaşmakla emir olundum.
Bunu dediler mi, onların canları ve malları kurtulur, dokunulmaz.» Allah
Teala'da şöyle buyurur: «Size selam veren kimseye: Sen rnü'min değilsin demeyin.»
Züheyr: O iki grup birbiriyle düşman oldular, deyince de Allah'a sığındı.
İmam
Mâiik'e göre iman artar da, eksilir de. Çünki artan şey eksilir. Fakat baktı
ki, Kur'an-ı Kerim'in ayetleri imanın artmasını söylüyor, eksilmeden söz yok.
Medârik şöyle der: «Bir çokları İmam Mâlik'i şöyle derken işitmiştir: İman,
kavil ve ameldir. Artar ve eksilir, bazı iman diğerinden daha üstündür. Ebû
Kasım demiştir ki: Mâlik iman artar, der eksilmeden söz etmezdi. Çünki Allah
Teâla bir çok yerde imanın artmasını zikretti, eksilmeden bahsetmedi.[1]
İntikâ şunu kaydeder: «Mâlik İbni Enes'e iman soruldu. O da: Kavil ve ameldir,
dedi. Artar ve eksilir mi, denildi. Allah Teâlâ Kur'an'da bir çok ayetlerde
iman artar, buyurdu, dedi. Ona: Eksilir mi, denildi: Eksilmeden sözü bırak ve
sus, dedi. Bazı iman diğerinden üstün müdür? denildi. Evet, dedi.»[2]
Bütün
bunlardan görüyoruz ki, o imanın hakikati, artıp eksilmesi hususunu incelerken
nakillere dayanıyor, orada durup kalıyor, bu konuda aklın ardısıra konuşmuyor.
Ona göre ilim, kitap ve sünnettir, din ve amel içindir.