Câhiliyye kavramının anlam yönüyle bir değil; birkaç zıddı vardır. Bu, diğer kavramlarda pek görülmez. Câhiliyye kelimesinin zıtlarından yola çıkarak câhiliyyenin ne anlama geldiğini rahatlıkla değerlendirmek mümkündür. Şöyle ki:
Câhiliyye; Zıddı Hılm. Hılm, insanın duygularını frenlemesi, kör ihtiraslarını yenmesi demektir. Hılm, akıl gücü ve kontrolü demek olduğundan, buna göre; Câhiliyye: Barbarlık, vahşet, bağnazlık, zulüm demektir
Câhiliyye; Zıddı İslâm. İslâm, Allah’a şirk koşmadan iman edip O’nun hükümlerine teslim olmak, yalnız O’na ibâdet edip kulluk yapmak demek olduğundan, buna göre Câhiliyye: Hakkı örtmek, inkâr, Allah hakkında kötü zan, yani her çeşit şirk demektir.
Câhiliyye; Zıddı Saâdet (Asr-ı Saâdet). Bilindiği gibi, ilk câhiliyye asrı, İslâm’ın hâkimiyetiyle sona ermiş, Medine İslâm Devletiyle birlikte asr-ı saâdet (mutluluk çağı) başlamıştır. İslâm hâkimiyetinin olmadığı yer, câhiliyyenin hükmünün geçtiği yerdir. Bu yerlerdeki câhiliyye siyâseti, uygulama ve değer yargıları, hangi zaman diliminde olursa olsun, o ülkenin câhiliyye asrını yaşadığını gösterir. Buna göre Câhiliyye: Gayr-ı İslâmî düzen olduğu gibi; aynı zamanda saâdetin, huzur ve mutluluğun zıddı olan huzursuzluk, fitne, kargaşa, fesat, sıkıntı, stres ve bunalım demektir.
Câhiliyye; Zıddı ilme/vahye mensûbiyet. Câhiliyye, vahye dayanmayan, akıl ve ilim gibi araçları uygun biçimde kullanmayan insanların oluşturduğu uydurmalara, arzulara dayanan bir dünya görüşüdür. Buna göre Câhiliyye: Bilgisizlik, özü ve lâzım olanı bilmemektir, bilinçsizlik, zanna ve hevâya, kalabalığa (asabiyeye, kabileye, topluma, ırka, atalara) dayanmaktır. Bilinmesi gerekeni, bilinmesi gerektiği gibi bilip kabul etmemektir, câhilliktir câhiliyye.
Câhiliyye; düzendir, düzensizlik/nizamsızlıktır, hükümdür, dindir/şirktir, ahlâk(sızlık)tır, çıplaklıktır, ırkçılıktır, bağnazlıktır, saplantıdır, bâtıldır, uydurmadır, hevâdır, zandır, bilgisizliktir.
Modern çağda ilericilik adıyla sergilenen câhiliyye hükmü, ahlâk(sızlığ)ı, dünya görüşü ve değer yargıları, her çeşit müşriğin çok ilkel olduğunu, on dört asır öncesinin câhiliyye hayatına dönmek isteyen gericilik olduğunu göstermektedir. Müslümanlara gerici diyerek akılları sıra hakaret edenler, eski câhiliyyeyi hortlatmak isteyen kimselerdir. Bilindiği gibi, her dönemdeki İslâm dışı değer yargıları demek olan câhiliyyenin kendine göre inanç sistemi, yaşayış biçimi, ahlâk anlayışı ve düzen/yönetim şekli vardır. Câhiliyyenin itikadı/inanç sistemi, cehâlete dayanan, Allah hakkında câhiliyye zannı ve inancı ile şirke giden bir bâtıl inançtır (Bak. 3/Âl-i İmrân, 154). Câhiliyyenin kendine göre ilimden/vahiyden kaynaklanmayan, hevâya dayanan ahlâk anlayışı vardır. Özellikle kadınların toplumu ifsad edecek şekilde açılıp saçılması şeklinde kendini gösteren, kadınları orta malı olarak değer(siz)lendiren, kadınları hor gördükleri için kız çocuklarını küçükken toprağa diri diri gömmekten çekinmeyen bir yaklaşım sergileyebilirler (Bk. 33/Ahzâb, 33; 16/Nahl, 58-59; 81/Tekvîr, 8-9, 14).
Câhiliyyenin temel özelliklerinden biri de yönetim şekli, düzen konusundadır. Her dönem câhiliyyesi, Allah’ın indirdikleriyle değil, kendi hevâlarından kaynaklanan câhiliyye yönetimini isterler, böyle bir yönetimin en iyi idâre sistemi olduğunu iddiâ ederek insanları onunla yönetip zulmetmekten vazgeçmezler (5/Mâide, 44, 45, 47, 50). Câhiliyyenin bir diğer temel özelliği gayr-ı İslâmî (câhilî) yaşayış biçimidir, değer yargıları ve dünya görüşüdür. Bu, daha çok câhiliyye taassubu, barbarlığı, ataların yolunu körü körüne sürdürmek isteyen taklitçik şeklinde ortaya çıkar (Bak. 48/Fetih, 26). Her dönem câhiliyyesi ilme/vahye dayanmadığı, câhilliğe, zanna dayandığı için toplum, esas bilinmesi gerekeni bilmeyen, esas inanması gerekene gerektiği gibi inanmayan, özden ve özünden kopan, bilgi kirliliği içinde kaybolup Haktan uzaklaşan insanât bahçesidir. Onun için câhiliyyede putlara tapma, sömürü, fâizcilik, ırkçılık, kan dâvâsı, câhilliğin temel görüntüsü olan Kitapsızlık, Kitapsız toplum, zulüm, şiddet ve zorbalık, (fallar, burçlar, astroloji, yıldızların kader belirlediği anlayışı gibi) bâtıl inanç ve hurâfeler, tahrifatçı din anlayışı, geleneğin din yerine geçmesi gibi hususlar sözkonusudur.
Seyyid Kutub’un dediği gibi; şimdi tam bir yol ayrımındayız. Kişi seçimini yapmak zorundadır. Seçimini yapmışsa artık tartışmanın gereği yoktur. Ya İslâm, ya câhiliyye! Ya iman, ya küfür. Ya Allah'ın hükmü ya câhiliyye düzeni.
Câhiliyyenin açtığı ve kıyâmete kadar sürdüreceği savaşın bilincinde olup her çeşit câhiliyyeyi terk eden, safını Allah’tan yana seçip İslâm’a teslim olan ve toplumu yeniden Saâdet Asrı’na dönüştürüp saâdeti/İslâm’ı asra taşımaya çalışanlara selâm olsun!