Büt:

 

 Put, sanem. Divan edebiyatında sevgiliye istiâre yoluyla büt ve sanem denilir. Buradaki put, daha çok kilise duvarlarındaki mozaik işlemeli tasvirler yerine kullanılır ve sevgilinin o tasvirler kadar güzel olduğu anlatılmak istenir. Putun güzel kabul edilmesi, İslâm etkisi altında oluşturulduğu değerlendirilen bir edebiyat için (Osmanlı divan edebiyatı) ne kadar İslâmîdir, orası hiç gündeme gelmez. Sevgilinin beni ile kâkülü putperest olarak bilinir. Küfr kelimesinin siyah anlamı ve kâfir kelimesiyle olan ilişkisi böyle bir teşbihe sebep olur. Bu küfür karşısında yanak, aydınlık şekliyle imanı simgeler. Yine sevgilisinin güzelliği bir puthâne gibidir (Meselâ câminin değil; puthanenin de örnek güzelliği kabullenilir). Âşık, sevgilisinin güzelliği karşısında kendini bir puthânedeki kadar dinden imandan çıkmış olarak gösterir. Çünkü o güzellik aklını başından almış ve onu, ne yaptığını bilmez hale getirmiştir. Büt kelimesi, Çin ile birlikte kullanıldığında ortak yön resim olur. Çünkü resmin Çin’den çıktığı ve en güzel resimlerin orada yapıldığı görüşü yaygındır. Büt-i tersâ: Hıristiyan putu. “Demâdem cevrler çekdiğim bî-rahm bütlerden / Bu kâfirler esîri bir müselmân olmasın yâ Rab.” (Fuzûlî); “Ol büt-i tersâ sana ‘mey nûş eder misin?’ demiş / El aman ey dil, ne müşkilter suâl olmuş sana.” (Nedim) (O Hıristiyan güputu -güzel-, sana ‘şarap içer misin?’ demiş. Aman ey gönül, sana ne zor bir sual sormuş!)