Sözlük anlamı; tapmak, kulluk yapmak, itaat etmek veya boyun eğmek demektir. İbâdet, niyete bağlı olarak yapılması sevap olan, özel bir şekilde yapılan itaat ve fiillerden meydana gelir. Insanı yaratan ve ona her türlü nimeti veren Allah’a karşı bir ta’zim (O’nu büyük görme)dir. İbâdet, kendini kul olarak kabul eden insanın Rabbine karşı teslim oluşu ve Rabbine itaat edişidir.
İbâdet, Yüce Yaratıcı karşısında kişinin benliğinin derinliğinden gelen bir saygı ile boyun eğmesidir. İbâdet, Allah’a karşı duyulan saygı ve azamet duygularının en yücesidir. Kul bu duyguyu, Allah’ın emirlerine uyarak, yasaklarından kaçınarak yerine getirir. Allah’ın râzı olduğu bütün ameller İbâdet kapsamına girer. Bir diğer deyişler sâlih (doğru ve güzel) kabul edilen bütün ameller (fiiller)in yapılması İbâdettir. Çünkü Allah, insanlardan güzel davranışlar ve kendi hükümlerine uyma istemektedir. Yani Allah’a itaat mânâsı taşıyan her hareket İbâdettir.
İbâdet, ‘abd’ kelimesinden türetilmiştir. Bu da; en yüce bilinen bir varlığa itiraz etmeksizin, karşı gelmeksizin itaat etmek, boyun eğmek demektir. Eskiden kölelere de ‘abd’ denirdi. Onlar, sahiplerine karşı gelmeksizin itaat ederlerdi. Çünkü onlar efendilerinin malı sayılırlardı. Insanın Allah karşısındaki durumu, kölenin efendisi karşısındaki durumu gibi değildir. Insanlar Allah’ın köleleri değildirler. Ancak insanlar mutlak itaatı, boyun eğmeği ve en yüksek tazimi Allah’a yapmak zorundadırlar. Bunun adı kulluktur, yani İbâdettir. İbâdetin Kur’an’daki Anlamları: Kur’ân-ı Kerim’de İbâdet bir kaç anlamda kullanılmaktadır:
1- Kulluk ve itaat anlamında; “Ey iman edenler, size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yeyin. Allah’a şükredin, eğer hakikaten O’na kulluk (İbâdet) ediyorsanız.” (2/Bakara, 72) Kulluğu yalnızca Allah’a yapan, helâl ve haram konusunda da yalnızca O’na itaat eder.
2- Itaat anlamında; “Ey Ademoğulları, şeytana itaat (İbâdet) etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.” (36/Yasin, 60) Insanlar şeytana ilâh diye inanmazlar ama onun sözünü dinlerler. Yani ona itaat ederler. Allah, şeytana itaat etmeyi yasaklıyor.
3- Kulluk anlamında; “Allah’ı bırakıp da kendisine kıyamete kadar sevap veremeyecek kişiye (şeye) tapmakta (İbâdet etmekte) olan kimseden daha sapık kimdir? Halbuki, (o taptıkları şeyler) bunların duâsından habersizdirler.” (46/Ahkaf, 5)“Onlar Allah’ı bırakıp kendilerine ne bir zarar, ne bir fayda vermeyecek olan şeylere İbâdet ederler. Bir de: ‘Biz bunlara ancak bizi Allah’ a daha fazla yaklaştırsınlar diye tapıyoruz’ derler.” (10/ Yunus, 18) “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize İbâdet edin. Umulur ki takvaya erersiniz (sakınırsınız).” (2/Bakara, 21)
Bunlara benzer daha bir çok âyette İbâdet, Allah’a ve O’nun dışında ilâh (tanrı) zannedilen şeylere yapılan itaat, kulluk ve tazim gibi şeyler anlamında kullanılmaktadır. Bizim üzerinde durmaya çalıştığımız da bu anlamdır. İbâdet, kişinin benliğini inkâr etmesi, kendini bir hiç yerine koyması değil, Allah’ın yüceliği yani azameti karşısında duyulan saygıdan dolayı bir ürperiş, bir teslimiyet, bir sığınma, bir söz dinlemedir.
Yaratanla yaratılan arasındaki diyaloğ, karşılıklı ilişki; Allah’tan insana vahy şeklinde, insandan Allah’a doğru ‘duâ ve İbâdet’ şeklinde gerçekleşir. İbâdet, aynı zamanda nimetleri veren makama karşı bir şükür işaretidir. Insana verilen en üstün nimet herhalde hayat nimetidir. Öyleyse İbâdet hayatı var eden, bütün yaratılmışların hayatını elinde tutan Allah’a yapılır.
İslâm’daki İbâdet anlayışı, bir takım batıl dinlerde olduğu gibi bir tapınma değil, Allah’a karşı olan sevginin, saygının, azametine teslim oluşun, O’nun Rabliğini tasdik edişin duâ, itaat ve belli hareketlerle ortaya konmasıdır.
İbâdetin amacı, Allah’ın rızâsına ulaşmak, bir anlamda takva sahibi olmak, bununla dünya hayatını düzene koymak, iyi bir insan olabilmek ve öldükten sonra da Cenneti kazanmaktır. İbâdet, yaratılıştan gelen bir ihtiyaçtır. Insanlar Yüce Allah’a İbâdet için yaratılmışlardır. (51/Zâriyâ, 56). Allah’ı unutanlar ise tarihte ve günümüzde İbâdet edecek ilâhlar bulmuşlardır. Işin doğrusu yeryüzünde İbâdetsiz insan olmaz. İbâdetin ilk basamağı inanmak ve imanın gereklerini yapmaktır. Bu mânâda İbâdet gizli olmaz. Insan hayatı gizli değildir ki, hayatı Allah rızâsı için yaşamak, yani İbâdet de gizli olsun.