Lât:

 

Kur’ân-ı Kerim’de isminden bahsedilen (53/Necm, 19) câhiliyye dönemi Arap tanrıçalarından birisidir. İslâmöncesinde Kâbe’de duran üç puttan biridir. Diğer ikisi Uzzâ ve Menât’tır. Allat kültünün Hicaz bölgesindeki uzantısıdır. Kült merkezi Tâif’te olan Lât, dört köşeli bir kaya parçasıyla temsil edilirdi. Lât kültü için yapılan ve Tâif Kâbesi diye adlandırılan bir kutsal bina da vardı. Araplar Teymullat (Lât âşığı) ve Zeydullât (Lât’ın yetiştirdiği) gibi şahıs isimleri de kullanırlardı. “Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı? Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât’ı. Demek erkek size, dişi O’na öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim! Bunlar (putlar) sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.” (53/Necm, 19-23) (Bak. Ellat)